ANKARA 3.İDARE MAHKEMESİ, TURKISHBANK A.Ş.’NİN AVUKATLARINI ŞİKAYET DAVASI VE CEVAP DİLEKÇESİ.

TURKISHBANK A.Ş. VEKİLLERİ AVUKAT DUYGUN YARSUVAT, AVUKAT NURCAN ÇÖL, AVUKAT GÜNAY YILMAZ VE AVUKAT YALIM ŞENTÜRK’ÜN, TCK 207 VE TCK 277  İLE ANILAN SUÇLARDAN CEZALANDIRILMALARI İSTEMİ İLE İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI ÖZEL SORUŞTURMA BÜROSUNA YAPMIŞ OLDUĞUM ŞİKAYETLE İLGİLİ OLARAK AÇILMIŞ OLAN 2013/20727 C.M. NUMARALI DOSYA İLE İLGİLİ OLARAK, ANKARA 3. İDARE MAHKEMESİ’NİN 11.02.2016 TARİHLİ ARA KARARI KONUSU OLAN VE ŞİKAYET EDİLMİŞ AVUKATLARDAN GÜNAY YILMAZ’IN ADALET BAKANLIĞI YANINDA DAVAYA KATILMA TALEBİNE, 07.02.2016 TARİHİNDE AŞAĞIDAKİ CEVAP DİLEKÇESİ GÖNDERİLMİŞTİR.

ANKARA 3.İDARE MAHKEMESİ TARAFINDAN GÖNDERİLMİŞ OLAN ARA KARARIN EKLERİ OLAN VE CEZA İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NÜN 10.02.2016 TARİHLİ YAZISI İLE  ADALET BAKANLIĞI PERSONEL GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NÜN 11.02.2016 TARİHLİ SAVUNMA YAZISI VE DEVAMINDA DA AYNI GÜN OLAN 11.02.2016 TARİHİNDE MAHKEME TARAFINDAN ALINMIŞ OLAN “ARA KARARI” VE BÜTÜN BU İŞLEMLERİN 2 GÜN İÇİNDE TAMAMLANMIŞ OLMASI,  ARALARINDA GALATASARAY’IN GEÇMİŞ DÖNEM BAŞKANI AVUKAT DUYGUN YARSUVAT’IN DA BULUNDUĞU  TURKISHBANK A.Ş. AVUKATLARI HAKKINDA DEVAM ETMEKTE OLAN SORUŞTURMA İLE İLGİLİ BÜYÜK SIKINTILARI DA BERABERİNDE  GÜNDEME GETİRMİŞTİR.

BİLİNDİĞİ GİBİ, AVUKATLAR DUYGUN YARSUVAT, GÜNAY YILMAZ, YALIM ŞENTÜRK VE NURCAN ÇÖL HAKKINDA İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI ÖZEL SORUŞTURMA BÜROSU TARAFINDAN YÜRÜTÜLMÜŞ OLAN CEZA SORUŞTURMASI SONUCUNDA DOSYA, ‘DAVA AÇILMASI’  TALEBİ İLE ADALET BAKANLIĞI’NA GÖNDERİLMİŞ, FAKAT ADALET BAKANLIĞI BU SORUŞTURMANIN AÇILMASINA MÜSAADE ETMEMİŞTİR.

ADALET BAKANLIĞI’NIN BU KARARI ÜZERİNE, VERİLMİŞ OLAN KARAR’A İTİRAZ EDİLEREK SORUŞTURMA DOSYASI ANKARA 3.İDARE MAHKEMESİNE GÖNDERİLMİŞTİR.

 

 

HAKSIZLIK ÖNÜNDE EĞİLMEYİNİZ, O ZAMAN HAKKINIZLA BİRLİKTE ŞEREFİNİZİ DE KAYBEDERSİNİZ.

 

 ANKARA 3.İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA

GÖNDERİLMEK ÜZERE

İSTANBUL İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA                                   07.03.2016                        

Dosya No                      : 2015/2343 Esas

Davacılar                       : 1. Adil Altay GÜNEY ( T.C. 49021106766 )

                                         Ataköy 11.Kısım Zambak Blok A/8                   Bakırköy/İSTANBUL

  1.      Güney Konut Organize Yapılar ve İnşaat Ltd. Şti.

                                         Ataköy 11. Kısım Zambak Blok A/8                   Bakırköy/İSTANBUL

Davalı                             : ADALET BAKANLIĞI

                                          Vekaletler Cad. Kızılay 06659,                                           ANKARA

Konu                        :  Sayın Mahkemenizin, 2015/2343 Esas numaralı dosyası ile ilgili 11.02.2016 tarihli Ara Karar doğrultusunda görüşlerimiz. 

 

AÇIKLAMALAR                                                                                                       :

Huzurdaki şikayetimizle ilgili olarak ADALET BAKANLIĞI Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 10.02.2016 tarihli yazısının gereğinin, Personel Genel Müdürlüğü tarafından hemen ertesi günü olan 11.02.2016 tarihinde yerine getirilerek hazırlanmış olan savunmanın, aynı gün olan 11.02.2016 tarihinde Ankara 3.İdare Mahkemesi’ne gönderilmesi ve sayın mahkemenizce de aynı gün olan 11.02.2016 alınmış olan ARA KARARI ve aynı daireden aylardır hayatımın en önemli kararını beklerken,  içlerinde avukat Duygun Yarsuvat’ın da bulunduğu şikayet etmiş olduğum Turkishbank A.Ş.’nin  avukatları hakkında devam etmekte olan soruşturma ile ilgili evrak akışındaki birden bire oluşan bu olağan üstü hız konusundaki endişelerimi, özellikle ve öncelikle büyük üzüntü ile ifade etmek isterim.

 Bu konu ile ilgili olarak Sayın Mahkeme heyetiniz tarafından da gerekli araştırma ve inceleme yapılacağına gönülden inanıyoruz.      

Sayın Mahkemenizin 11.02.2016 tarihli ARA KARARI gereğince, şikayetçi olduğumuz avukatlardan Günay Yılmaz’ın, davalı idare yanında davaya katılma dilekçesi hakkındaki görüşlerimiz, ek olarak göndermiş olduğunuz,

A. ADALET BAKANLIĞI Personel Genel Müdürlüğü’nün 11.02.2016 tarihli Savunması,

B. Şikayetçi olduğumuz avukatlardan Günay Yılmaz’ın müdahale talepli tarihsiz dilekçesi,

C. Netice ve talebimiz,

Olarak 3 ana bölüm halinde bilgilerinize sunulmuştur.

 A. ADALET BAKANLIĞI Personel Genel Müdürlüğü’nün 11.02.2016 tarihli Savunması

ADALET BAKANLIĞI Personel Genel Müdürlüğü’nün 71372891 / 2016/133 – 1597/6391 Sayılı ve 11.02.2016 tarihli Savunması, 2.sayfanın 3.paragrafı ile belirtilmiş hususlar üzerinde şekillenmiştir. Bu savunmada öne sürülmüş olan hususlar, cümlelerin sırası ile ele alınarak aşağıda değerlendirilmiştir.

A.1. “…Adı geçen avukatların, bahsi geçen soruşturma dosyasında müvekkillerinin üzerlerine atılı suçları işlemediklerine dair beyanda bulundukları,…”

Turkıshbank A.Ş.’nin şikayet etmiş olduğum avukatlarından olan Günay Yılmaz ve Yalım Şentürk’ün, 7.yılına girilmiş olan hukuk sürecinin başından beri Mahkemelere ve Savcılık Makamları’na vermiş oldukları dilekçe ve ifadelerindeki yalanlarını, belgeleri ile ortaya çıkararak, TEHDİT ve HAKARET suçu ile yargılanmakta oldukları İstanbul 7.Ağır Ceza Mahkemesi’ne vermiş olduğum dilekçenin ardından, 11.06.2014 tarihinde yapılmış olan duruşmada, sanık olarak yargılanan avukatların vekili olan Arslan Taylan Erimer’in, Mahkeme Heyetinize yapmış olduğu talep beyan,  sanık avukatların soruşturma makamları ve mahkemelere devamlı olarak yalan söylemiş olduklarının açık olarak itirafı olmuştur.

‘’…Mahkeme her iki müvekkilim hakkında ifadelerinin sanık sıfatı ile almıştır, ancak sanıklar her şeyi söylemek ve doğru söylemek zorunda değildir, fakat tanıkların doğru söyleme mecburiyeti vardır, dolayısı ile her iki müvekkilim ile ilgili iddialar doğrultusunda, diğer müvekkilimin tanık olarak dinlenmesini talep ediyoruz.’’ (Ek.1)

Hukuk’a belki uygun gözükebilen fakat,  sanıkların özellikle bir Banka’nın avukatları olmasına rağmen, akıllara durgunluk verecek kadar ETİK ve AHLAK değerlerinden yoksun olduğunu kabul eden bu talep,  sanıklar hakkındaki iddialarımızı doğruladığı ve şikayetçi olduğumuz  avukatların hiçbir beyanına itibar edilmemesi gerektiği açık olarak ortaya çıkarmıştır.

A.2. “…Konuya ilişkin delilleri ibraz ettikleri, bahsi geçen delillerin gerçeğe aykırı düzenlendiğine veya şikayet edilen avukatların bu durumu bildiklerine dair delil bulunmadığı…”

‘’Arz ettiğimiz bu kuralların, bilirkişi incelemeleri ile bertaraf edilerek tersine çevrilmesi, müvekkillerimin ve bankamızın telafi edilemeyecek derecede büyük ve çok ağır bir mağduriyetine sebebiyet verecek vahamettedir.’’ (Turkıshbank A.Ş. Avukat Sümer Altay, 09.05. 2011)

Yukarıdaki olağan dışı ve dosyanın bilirkişi incelemesine gönderilmemesi için üstü örtülü olarak Savcılık Makamının tehdit edildiği beyan; Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, şikayetimizin doğrultusunda ve  Turkıshbank A.Ş. ile ilgili şikayet dosyasının ‘’ Bilirkişi tarafından incelenmesi’’ kararına karşı olarak, 09.05.2011 tarihinde,  2010/488802 sayılı Soruşturma dosyasına verilmiş olan dilekçeden alınmıştır.

Şikayetimizin başındaki, belgelerin üzerlerindeki yazıların, yaşları da dahil olmak üzere Kriminal incelemelerinin A.B.D’ de yapılması talebimize karşı ise, şikayetçi olduğumuz avukatlardan Günay Yılmaz,

Şikayet eden borçlunun bu beyanlarından sonra kriminolojik incelemenin ABD’de yapılması talebine hiçbir şekilde muvafakat vermiyoruz.’’

Beyanı ile karşı çıkmıştır. Fakat,  Atalar sözüdür,’’Yarası olan gocunur.’’ ve yine Atalar sözüdür  ‘’Gerçeğin en kötü tarafı, eninde sonunda ve bir gün ortaya çıkmasıdır.’’

Savcılık makamına yapılmış olan bu açık örtülü tehdide rağmen,  dosya bilirkişiye gönderilmiş ve bilirkişi tarafından hazırlanmış olan 16.05.2011 tarihli raporla, suç senedinin bankanın ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiş ve ayrıca, Güney Konut Organize Yapılar ve İnş.Ltd. ile Turkishbank A.Ş. arasında, 26.4.2007 tarihli 2.000.000.00TL, 19.07.2007 tarihli 600.000.00TL ve 21.09.2007 tarihli 500.000.00TL olmak üzere, 3 adet ve  toplam 3.100.000.00TL tutarlı Genel Kredi Sözleşmesinin imzalanmış olduğu tespit edilmiştir. (Avukatlar hakkında şikayet dilekçesi ek delil listesi.)

Turkishbank A.Ş.’nin İcra işlemlerinde kullanmış olduğu senedin bankanın kayıtlarında bulunmaması nedeni ile 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 156.Maddesi olan, ‘’İşlemlerin  kayıt dışı bırakılması ve gerçeğe aykırı muhasebeleştirme.’’ suçu ve BDDK’nın da müdahil olması ile banka aleyhine İstanbul   8. Ağır Ceza Mahkemesinde CEZA DAVASI açılmış ve  merkez şube müdürü Semra Oktayoğlu hakkında, şikayet konusu senedin bankanın resmi defterlerine kayıt yapılmaması suretiyle 5411 sayılı Bankacılık Kanunu 156.maddesine  muhalefet suçundan, 30.12.2013 tarih ve 2012/30 E. Sayılı karar ile 10 AY HAPİS kararı verilmiştir.

Fakat şikayetimizin esas unsurları olan senet ve sözleşmelerin kimin tarafından yazılarak hazırlandığı ve yapılmış olan tahrifat ve sahteciliklerin tespit edilebilmesi için gerekli olan  Genel Kredi Sözleşmelerinin asılları,  2.5 yıl boyunca ve Turkishbank A.Ş.’ye gönderilmiş olan sayısız Tekit yazısına rağmen, Savcılık Makamına teslim edilmemiştir. Sözleşme asılları yıllar boyunca teslim edilmediği için de, suç senedinin aslı ile birlikte Kriminal incelemeye gönderilerek diğer iddialarımızı doğrulayan kesin rapor alınamamıştır.

Genel Kredi Sözleşmelerin asıllarının, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından ve ancak Şişli Cumhuriyet Başsavcılığına yapmış olduğumuz suç duyurusundan 2.5 yıl sonra olan 18.01.2013 tarihinde res’en alınması ile,  Güney Konut Organize Yapılar ve İnş.Ltd. ile Turkishbank A.Ş. arasında  ve  Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yaptırılmış olan ‘’Mali Bilirkişi raporu’’ ile sayılarının 3 adet ve toplam tutarlarının 3.100.000.00TL olduğu tespit edilmiş olan Genel Kredi Sözleşmelerinin sayısının, 26.4.2007 tarihli 2.600.00.00TL, 19.07.2007 tarihli 500.000.00, 21.09.2007 tarihli 2.100.000.00TL ve 28.04.2008 tarihli 2.000.000.00TL olarak 4’e ve toplam tutarlarının ise 5.200.000.00TL’ye çıkartılmış olduğu tespit edilmiştir. (Avukatlar hakkında şikayet dilekçesi ek delil listesi.)

Ve, Genel Kredi Sözleşmelerinin asılları, ancak bu tespitlerden sonra ve  ancak 21.03.2013 tarihinde, suç senedinin aslı ile birlikte,  kriminal inceleme yapılması  için gönderilebilmiştir.

Ve, İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarları Müdürlüğü’nün hazırlamış olduğu 21.03.2013 tarihli ‘’UZMANLIK RAPORU’’ ile,

‘’Arz ettiğimiz bu kuralların, bilirkişi incelemeleri ile bertaraf edilerek tersine çevrilmesi, müvekkillerimin ve bankamızın telafi edilemeyecek derecede büyük ve çok ağır bir mağduriyetine sebebiyet verecek vahamettedir.’’

Diyerek dilekçe veren  Avukat Sümer Altay’ın korkusu gerçekleşmiş ve yıllardır iddia etmiş olduğumuz gibi, banka yetkili ve avukatlarının Cumhuriyet Başsavcılıklarına ve Mahkemelere vermiş oldukları ifade ve beyanların yalan olduğu, suç senedinin, Genel Kredi Sözleşmelerini hazırlayan banka yetkilisi tarafından düzenlenmiş olduğu,

 Ve,

Genel Kredi Sözleşmelerinin tamamının, silinip yeniden yazılmak sureti ile sayı ve toplam tutarlarının arttırılarak üzerlerinde tahrifat yapılmış olduğu tespit edilmiştir.

Ayrıca, Uzman Bilirkişi İsmail Özkan’ın 24.07.2013 tarihli ‘’MÜTALAA BEYANI’’ ile de,  4 adet Genel Kredi Sözleşmesinin 3’ünde Sevil Güney adına atfen atılmış olan imzaların Sevil Güney’in eli ürünü olmayıp takliden atılmış olduğu ve kredi miktarının arttırılmasına ait Sözleşmede, banka yetkilisi ve müdür olarak Ali Baba Şanlı adına atfen atılmış olan imzanın da,  Ali Baba Şanlı’nın Savcılık makamına vermiş olduğu beyan dilekçesinde de açık olarak belirtmiş etmiş olduğu gibi, kendi el ürünü olmayıp, takliden atılmış olduğu,  kriminal raporlarla kesin olarak tespit edilmiştir.

Bu nedenle, yukarıda ve belgeleri ile – ki bu belgeler ancak bu cevap dilekçesi için seçilerek özet olarak ele alınmıştır– haklarında Ceza Soruşturması yürütülen Turkıshbank A.Ş. avukatları tarafından şikayete ve soruşturmaya esas belgeler hakkında, nitelikli bir Kriminal inceleme yapılmasına devamlı olarak karşı çıkılmış olması, bu belgelerin incelenmesi ile çıkacak olan neticeyi çok iyi bildikleri ve  bu konularda bilgi sahibi olmadıklarını savunmalarının da doğru olmadığının son derece açık bir göstergesidir.

A.3. “…Kaldı ki, soruşturma dosyasına sunulan delilleri takdir ve değerlendirme yetkisinin ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı’na ait olduğu…”

İstanbul Cumhuriyet Savcısı Ercan Devrim ve devamında Bakırköy 7.Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararı, ”Kanun yararına bozma”  talebi ile ADALET BAKANLIĞI’ na gönderilmiş ve ADALET BAKANLIĞI Ceza İşleri Genel  Müdürlüğü, 01.09.2014 tarih ve 94660652-105-34-6696-2014-16713/56641 Sayılı Kararla, Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesinin kararının bozulmasının istenmesi talebi ile dosyayı YARGITAY Cumhuriyet Başsavcılığı’na göndermiştir.

Dosya üzerinde inceleme yapan YARGITAY 21.Ceza Dairesi, 16.06.2015 tarihinde 2015/2060 Karar numaralı YARGITAY İLAMI ile, “Kanun yararına bozma” talebinin esasını oluşturan suçlara ilave olarak “Nitelikli dolandırıcılık” suçunun da ilave edilmesinin sorulması amacı ile ADALET BAKANLIĞI Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’ne gönderilmiş ve dosya 2014/6696 Dosya numarası ile incelemeye alınmıştır. (Ek.2)

Sayın Cumhuriyet savcısı Ercan Devrim hakkında da HSYK’ya suç duyurusunda bulunulmuştur. (Ek.3)

A.4. “…Bu sebeple iddianın doğrulanmadığı…” “…Evrak kapsamı ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın bildiriminden anlaşılmıştır…” görüşü ise doğru değildir.

Çünkü, soruşturmayı yürütmüş olan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu’nun, “SORUŞTURMA AÇILMASINA MÜSAADE EDİLMESİ” talebi ile gönderilmiş olan dosya dikkatlerden kaçırılmaya çalışılarak, savcılık makamının yapmış olduğu soruşturmanın göz ardı edilmiş olduğunu düşündüren bir karar ortaya çıkarılmıştır.

 B.Şikayetçi olduğum avukatlardan GünayYılmaz’ın müdahale talepli ‘tarihsiz’ dilekçesi

 

B.1. “…Davacı şirket yetkilisi şikayet müessesesini bir alışkanlık haline getirmiştir…”

Gerek Turkishbank A.Ş.yetkililerinin ve gerekse avukatları tarafından  herkesi şikayet ettiğim konusu ile ilgili olarak  yapılması gereken, şikayet değil, gerek maddi ve gerekse avukat kadrosu olarak sınırsız imkanları ile, detaylı ve açıklamalı olarak hazırlamış olduğum şikayetlerimin ve  dilekçelerimdeki iddialarımın incelenmelerinin sağlanması olmalıdır.

Şikayet ettiğim avukatlardan biri olan Günay Yılmaz’ın, savunmasını bu konuya dayandırma gayreti, kanunlarımızın bankalara tanımış olduğu ayrıcalıkların arkasına sığınarak yapmış oldukları zülüm ve haksızlığın sonucunda şikayetçi olma hakkımın dahi elimden alınmaya çalışılmasının yanında,  bu haksızlığın ve zulmün uygulanmasında bilerek veya bilmiyerek kendilerine yardımcı olanların da ayrıca ortaya çıkarılarak cezalandırılmasının önlenmesi çabalarıdır.

Bu şikayetlerimle ilgili olarak yapılması gereken tek şey,  şikayetimle ilgili olarak, şikayet ederek bu şikayetin arkasına saklanarak incelemelerden kaçınmak  değil,   kriminal incelemelerle  gerçeklerin ortaya çıkarılmasının sağlanmasıdır.

Avukat Günay Yılmaz’ın 9 madde halinde belirtmiş olduğu şikayetlerim ve son derece açık ve detaylı olarak hazırlamış olduğum şikayet ve suç duyurularım ile ilgili olarak yapılacak ve yapılması gereken karşı hukuk yolları ise açık olarak ortadadır.

B.2. “…Davacı şirket yetkilisi hakkında yapılan şikayet İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2012/56863 Soruşturma sayılı dosyasından devam etmektedir…”

Ve devamında da ısrarla,

“…2013 / 56863 soruşturma sayılı dosyasında Adil Altay Güney hakkında soruşturma devam etmektedir. Soruşturması devam eden bir olayda sanık konumundaki davacının bu meyanda şikayetçi olması tüm usul ve yasa hükümlerine açıkça aykırıdır…”

Şikayetçi olduğum avukatlardan Günay Yılmaz, sanık nitelendirmesini -avukat olmasına- rağmen bilerek ve kavram kargaşası yaratabilmek için yanlış olarak kullanmış ve yine burada da, yukarıda ve A.1. maddesi içinde açıklamaya çalıştığım yalan beyanlarına devam edebilmiştir.

Kurum olarak müvekkilleri olan Turkıshbank A.Ş.’nin bir banka olması ve yine bir banka olması nedeni de Hukuk Sistemimizde kanunlarında öngörmüş olduğu gibi GÜVENİLİR olması gerektiği konusunda oluşmuş önyargılarla korunmaya alınması  ve  bu nedenle araştırma ve soruşturmaların gerektiği gibi yapılmaması veya yapılmasına müsaade edilmemesi, banka yetkilileri ve banka çalışanı olan sanıkların son derece rahatlıkla YALAN söyleyebilmelerine imkan tanınmaktadır.

Avukat Günay Yılmaz tarafından, davacı şirket yetkilisi olarak benim hakkımda yapılmış olan şikayet ile devam etmekte olduğu belirtilen ve -bankanın avukatı olarak- başından beri kendisinin de içinde olduğu 2012 / 56863 numaralı soruşturma, benim aleyhime değil ve tam tersine, Turkıshbank A.Ş. hakkında yapmış olduğum suç duyurularının esasını teşkil eden ve 28.08.2010 tarihinde Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapmış olduğum suç duyurusu ile başlamış olan ve Turkishbank A.Ş.‘nin Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Börteçene,  eski Genel Müdür Abdullah Akbulak, eski Genel Müdür Yardımcısı Taner Biçer ve Merkez şube eski Müdürü Semra Oktayoğlu hakkındaki,  5411 sayılı Bankacılık Kanununa aykırılık, Bedelsiz kalan senedi kullanma, Hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma ve Özel belgede sahtecilik,   suçlarını kapsayan  ve yine yukarıda  A.3. maddesi ile belirtilmiş olan ve müştekisi olduğumuz ve ‘Kanun yararına bozma’ talebinin esası olan dosyadır.

Sayın Mahkemenize verilmiş olan dilekçenin 3.sayfasının 1.paragrafındaki iddialarla ilgili olarak, avukat Duygun Yarsuvat, avukat Günay Yılmaz, avukat Yalım Şentürk ve avukat Nurcan Çöl tarafından aleyhimde başlatılmış olan soruşturma hakkında ise, 03.04.2015 tarihinde soruşturma makamına vermiş olduğum dilekçeden sonra  (Ek.4), 14.04.2015 tarihinde, KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DAİR KARAR verilmiştir. (Ek.5)

C.NETİCE VE TALEBİMİZ                                                                                   :

Şikayetçi olduğumuz avukatlardan Günay Yılmaz, Turkishbank A.Ş.’in uygulamış olduğu hak ve hukuk dışı yaptırımları nedeni ile içinde bulunduğumuz hukuk mücadelesinin, Turkishbank A.Ş.’nin hukuk işleri sorumlusu olarak yıllardan beri başında ve içinde olan bir avukattır.

Turkishbank A.Ş. ile ilgili olarak, YENİ ŞAFAK gazetesinde 21.Nisan.2013 Pazar günü ‘’TURKISH VURGUN’’ adı ile manşetten haber yapılmış ve takip eden 22.Nisan.2013 ve 24.Nisan.2013 tarihlerinde de Günay Yılmaz ve Yalım Şentürk’ün hakaret ve ölümle tehditleri nedeni ile soruşturma açılması talebine, ADALET BAKANLIĞI tarafından OLUR verilmesi haberleri ile devam edilmiştir.

23.Nisan.2013 tarihinde ise, Veyis Ateş’in ‘TV NET TELEVİZYONU – HABERE BAKIŞ’’ programından sonra ise, avukat Günay Yılmaz’ın, bankanın genel müdür ve genel müdür yardımcıları ile birlikte işlerine son verilmiştir.

Bu tarihten sonra, banka adına duruşmalara bir süre girememiş olan Günay Yılmaz, daha sonra dosyalara girmiş olan avukatların her halde dosyaların gerçek durumunu gördükten sonra dosyalardan çekilmeleri üzerine, dosyaları dışarıdan ve Turkishbank A.Ş. vekili olarak yeniden takip etmeye başlamıştır.

Şikayetçi olduğumuz avukat Günay Yılmaz’ın bu dava ve soruşturmalardaki engelleme ve önleme çabaları devam etmiş ve nihayetinde İstanbul 2.Asliye Ticaret Mahkemesi, yıllardan beri devam etmekte olan 2012/186 Esas numaralı “Kredi Hesabının Kötü niyetle kat edilmiş olduğu” dava  ile ilgili olarak  kendisinden talep edilmiş olan belge ve evrakları teslim etmediği için, bu güne kadar her halde benzeri görülmemiş bir uygulama ile banka vekili avukat olarak kendisi dururken, bu belgeler doğrudan Turkishbank A.Ş. Genel Müdürlüğünden talep edilmiştir. (Ek.6)

Mahkemenin vermiş olduğu teslim süresi geçmiş olmasına rağmen, istenmiş olan belge ve evraklar halen teslim edilmemiştir.       

Yukarda ve belgelere dayanarak açık olarak ifade etmeye çalıştığımız ve azıyla da, ancak bu dilekçeye sığdırabildiğimiz nedenlerle, yeni bir suç duyurum ile  İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosunda ayrıca 2015/23967 C.M. ile açılmış olan “Nitelikli zimmet” soruşturması da devam etmekte olan

 

  1. Avukat Günay Yılmaz’ın davaya katılma talebinin reddine,
  2. Davanın kabulünü ve yargılama sonunda Adalet  Bakanlığı  Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 68215580-101-05-34-1325-2013/6972/14473 Sayılı ve 24.02.2015 tarihli kararının iptali ile, şikayet edilen avukatlar hakkında soruşturma izni verilmesine

Karar verilmesini, arz ve talep ederim.

SAYGILARIMIZLA.

ADİL ALTAY GÜNEY, YÜKSEK MÜHENDİS MİMAR

GÜNEY KONUT ORGANİZE YAPILAR VE İNŞ.LTD.ŞTİ,

Ekleri:

  1. İstanbul 7.Ağır Ceza Mahkemesi celse tutanağı.
  2. YARGITAY 21.Ceza Dairesi YARGITAY İLAMI.
  3. Savcı Ercan Devrim hakkında suç duyurusu.
  4. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı dilekçesi.
  5. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı TAKİPSİZLİK kararı.
  6. İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesi Celse tutanağı.

GOOGLE, ‘’WORDPRESS GÜNEY KONUT’’ ADİL ALTAY GÜNEY’İN HAK VE HUKUK MÜCADELESİ

www.güneykonut.com.tr

www.kemerormanevleri.com

altaygüney@güneykonut.com.tr

cep telefonu: 0532 212 70 62 – 0533 668 23 77

ATAKÖY 11. KISIM ZAMBAK BLOK A/8                                                               B

 

Reklamlar

HÜRRİYET GAZETESİ, VAHAP MUNYAR VE TURKISHBANK A.Ş. (2)

TURKISHBANK A.Ş. İLE HUKUK MÜCADELEM

 

HAKSIZLIK ÖNÜNDE EĞİLMEYİNİZ, O ZAMAN HAKKINIZLA BİRLİKTE ŞEREFİNİZİ DE KAYBEDERSİNİZ.

ANKARA’DA DA HAKİM’LER VARDIR.

Turkishbank A.Ş. ile yapmakta olduğumuz Hukuk mücadelesini oluşturan Yargı sürecinde,  bankanın yetkili ve avukatlarının, Soruşturma Makamları ve Mahkemelere vermiş oldukları beyan ve ifadelerde,  bankacılık şemsiyesi altına gizlenerek  uyguladıkları, yalan, aldatma ve konuyu saptırmaya çalışmanın yanında, soruşturma veya davalarla ile ilgili belgelerin asıllarının yetkili makamlara teslim edilmemesi neticesinde banka lehine gecikerek,  7. senesine girmekte olduğumuz Hak ve Hukuk Mücadelesi, Turkishbank A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Börteçene’nin, ‘’Eğer dediklerimizi yapmazsan, hayatı sana zehir ederiz.’’  açık tehdidi ile başlamış olan çok yönlü ve birbirlerine bağlı bir Hukuk mücadelesidir.

Turkishbank A.Ş.’nin uygulamış olduğu bütün Hukuk ve Etik dışı yaptırımlar incelendiğinde, bankanın bütün bu Hukuk dışı işlemleri, birbirlerine bağlı olarak ve çok önceden düşünüp planlayarak uyguladığı açık olarak ortaya çıkarılmıştır.

Bu nedenle, yapmakta olduğumuz Hukuk mücadelesi içinde, açılmış olan dava ve soruşturmalarla ilgili olarak ve bu dava ve soruşturmaların esasını oluşturan bütün konular, aslında bir zincirin parçası olarak ve esası doğrudan ilgilendiren bilgi ve belgelerden ayrı olarak değerlendirilemez.

AÇIKLAMALAR                                                                                        :

Turkıshbank A,Ş.’nin, elinde kullanmış olduğum kredinin 4 katı değerinde gayrimenkul ipoteği varken ve küresel kriz bahanesi ile ilave ipotek dahi aldığı ve bu krediye ait zamanında ödenmemiş tek bir devre faizi de olmadığı halde, hiç bir bildirimde bulunmadan ve Genel Kredi Sözleşmelerinin imzalanması sırasında zorla almış oldukları   boş senedi, kullanılmış kredinin çok üzerinde bir değerde doldurarak uygulamış oldukları infaz gibi icra ve haciz işlemlerine karşı, 80 aydır sürdürdüğüm HAK ve HUKUK mücadelesi ile ilgili ve belgelere dayanan bilgiler aşağıdadır.

7 yıla ulaşan bir zaman dilimi içinde, Turkıshbank A.Ş.’nin; Genel Kredi Sözleşmelerinin imzalanması sırasında ve sözde usul gereği nedeni ile  zorla almış oldukları boş senet; kullanılmış olan kredinin 4 katı tutarında gayrimenkul ipoteği de verilmiş olduğu ve bu kredi ile ilgili ödenmemiş hiçbir devre faizi de olmadığı halde,  banka tarafından  ve  bilgi verilmeden, kullanılmış kredinin çok üzerinde bir tutar olan 3.700.000.TL borç tutarı ile ve senedin üzerine sözde 04.12.2008 düzenleme tarihi yazılarak ve yine  senedin sözde düzenleme tarihinden sadece 21 gün sonra olan 25.12.2008 tarihinde de ödeme tarihi olmak üzere doldurulduktan sonra ve kendi düzenlemiş oldukları bu senetle ilgili olarak kanun gereği hiçbir ihtar yapılmadan ve   bilgimiz dışında olduğu için de ödenememesi bahane edilerek, 31.12.2008 tarihinde kredi hesabımız kat edilmiştir.

Kredi hesabının kat edildiği sırada, miktarı dava sürecinde olan fakat bankanın kendi kayıtlarına göre kullanılmış olan   2.941.545.00 TL  krediye karşılık  1.329.455.00 TL kredi  geri ödemesi yapılmış ve bu süre içinde toplam  696.485.76 TL dönem faizi ödenmiştir.

 Ve, yine bu süre içinde  krediler ile ilgili olarak ödenmemiş hiçbir devre faizi yoktur.

Kredi hesabının kat edilmesinden sonra ve kendi düzenlemiş oldukları SUÇ SENEDİ ile uygulamış oldukları icra işlemlerinden sonra ise, ilk 6 ay’da bankaya nakit olarak 1.558.695.00TL daha ödenmiştir. Bu ödeme ile beraber kullanılmış olduğu iddia edilen 2.941.545.00 TL krediye karşılık bankaya yapılmış olan nakit ödemelerin toplamı 3.584.635.76TL’ye ulaşmıştır.

 Buna rağmen, faiz haricinde  kalmış olan 1.328.850.00TL borca karşılık,  toplam değerleri 9.000.000.00TL’yi aşan gayrimenkuller, infaz gibi İcra işlemleri ile eritilerek, İcra satışları ile   gasp edilmiştir.

 Turkishbank A.Ş.’nin, kendi düzenlemiş oldukları bu senedi kullanarak uygulamış olduğu infaz gibi icra işlemlerine karşı sürdürmekte olduğumuz Hak ve Hukuk mücadelesinin; 25.08.2010 tarihinde, Şişli Cumhuriyet Başsavcılığına yapmış olduğumuz şikayet ile başlayan  Hukuk süreci ve  banka tarafından düzenlenmiş suç senedi ile suç senedini düzenlemiş  olan banka yetkilisinin hazırlamış olduğu ve tahrifat yapılarak üretilmiş olan Genel Kredi Sözleşmeleri ile yapılan HUKUK dışı işlemler, bölümler halinde ve kısaltılarak aşağıda bilgilerinize sunulmuştur.

‘’Arz ettiğimiz bu kuralların, bilirkişi incelemeleri ile bertaraf edilerek tersine çevrilmesi, müvekkillerimin ve bankamızın telafi edilemeyecek derecede büyük ve çok ağır bir mağduriyetine sebebiyet verecek vahamettedir.’’ (Turkıshbank A.Ş. Avukat Sümer Altay, 2011)

Yukarıdaki olağan dışı ve dosyanın bilirkişi incelemesine gönderilmemesi için üstü örtülü olarak Savcılık Makamının tehdit edildiği beyan; Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, şikayetimizin doğrultusunda ve  Turkıshbank A.Ş. ile ilgili şikayet dosyasının ‘’ Bilirkişi tarafından incelenmesi’’ kararına karşı olarak, 09.05.2011 tarihinde,  2010/488802 sayılı Soruşturma dosyasına verilmiş olan dilekçeden alınmıştır.

Şikayetimizin başındaki, belgelerin üzerlerindeki yazıların, yaşları da dahil olmak üzere Kriminal incelemelerinin A.B.D’ de yapılması talebimize karşı ise, yine Turkishbank A.Ş.’nin avukatları,

‘’ Şikayet eden borçlunun bu beyanlarından sonra kriminolojik incelemenin ABD’de yapılması talebine hiçbir şekilde muvafakat vermiyoruz.’’

Beyanı ile karşı çıkmışlardır. Fakat,  Atalar sözüdür, ’’Yarası olan gocunur.’’ ve yine Atalar sözüdür  ‘’Gerçeğin en kötü tarafı, eninde sonunda ve bir gün ortaya çıkmasıdır.’’

Savcılık makamına yapılmış olan bu açık örtülü tehdide rağmen,  dosya bilirkişiye gönderilmiş ve bilirkişi tarafından hazırlanmış olan 16.05.2011 tarihli raporla, suç senedinin bankanın ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiş ve ayrıca, Güney Konut Organize Yapılar ve İnş.Ltd. ile Turkishbank A.Ş. arasında, 26.4.2007 tarihli 2.000.000.00TL, 19.07.2007 tarihli 600.000.00TL ve 21.09.2007 tarihli 500.000.00TL olmak üzere, 3 adet ve  toplam 3.100.000.00TL tutarlı Genel Kredi Sözleşmesinin imzalanmış olduğu tespit edilmiştir.

Turkishbank A.Ş.’nin İcra işlemlerinde kullanmış olduğu senedin bankanın kayıtlarında bulunmaması nedeni ile 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 156.Maddesi olan, ‘’İşlemlerin  kayıt dışı bırakılması ve gerçeğe aykırı muhasebeleştirme.’’ suçu ve BDDK’nın da müdahil olması ile banka aleyhine İstanbul   8. Ağır Ceza Mahkemesinde CEZA DAVASI açılmış ve  merkez şube müdürü Semra Oktayoğlu hakkında, şikayet konusu senedin bankanın resmi defterlerine kayıt yapılmaması suretiyle 5411 sayılı Bankacılık Kanunu 156.maddesine  muhalefet suçundan, 30.12.2013 tarih ve 2012/30 E. Sayılı karar ile 10 AY HAPİS kararı verilmiştir.

 Fakat şikayetimizin esas unsurları olan senet ve sözleşmelerin kimin tarafından yazılarak hazırlandığı ve yapılmış olan tahrifat ve sahteciliklerin tespit edilebilmesi için gerekli olan  Genel Kredi Sözleşmelerinin asılları,  2.5 yıl boyunca ve Turkishbank A.Ş.’ye gönderilmiş olan sayısız Tekit yazısına rağmen, Savcılık Makamına teslim edilmemiştir.

Sözleşme asılları teslim edilmediği için de, suç senedinin aslı ile birlikte Kriminal incelemeye gönderilerek diğer iddialarımızı doğrulayan kesin rapor alınamamıştır.

Genel Kredi Sözleşmelerin asıllarının, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından ve ancak 25.08.2010 tarihinde, Şişli Cumhuriyet Başsavcılığına yapmış olduğumuz suç duyurusundan yıllar sonra olan 18.01.2013 tarihinde res’en alınması ile,  Güney Konut Organize Yapılar ve İnş.Ltd. ile Turkishbank A.Ş. arasında  ve  Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yaptırılmış olan ‘’Mali Bilirkişi raporu’’ ile sayılarının 3 adet ve toplam tutarlarının 3.100.000.00TL olduğu tespit edilmiş olan Genel Kredi Sözleşmelerinin sayısının, 26.4.2007 tarihli 2.600.00.00TL, 19.07.2007 tarihli 500.000.00, 21.09.2007 tarihli 2.100.000.00TL ve 28.04.2008 tarihli 2.000.000.00TL olarak 4’e ve toplam tutarlarının ise 5.200.000.00TL’ye çıkartılmış olduğu tespit edilmiştir.

Ve, bu tespitlerden sonra ve  ancak 21.03.2013 tarihinde, sözleşmeler suç senedinin aslı ile birlikte,  kriminal inceleme yapılması  için gönderilebilmiştir.

İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarları Müdürlüğü’nün hazırlamış olduğu 21.03.2013 tarihli ‘’UZMANLIK RAPORU’’ ile,

‘’Arz ettiğimiz bu kuralların, bilirkişi incelemeleri ile bertaraf edilerek tersine çevrilmesi, müvekkillerimin ve bankamızın telafi edilemeyecek derecede büyük ve çok ağır bir mağduriyetine sebebiyet verecek vahamettedir.’’

 Diyerek dilekçe veren  Avukat Sümer Altay’ın korkusu gerçekleşmiş ve yıllardır iddia etmiş olduğumuz gibi, banka yetkili ve avukatlarının Cumhuriyet Başsavcılıklarına ve Mahkemelere vermiş oldukları ifade ve beyanların yalan olduğu, suç senedinin, Genel Kredi Sözleşmelerini hazırlayan banka yetkilisi tarafından düzenlenmiş olduğu ve,

Genel Kredi Sözleşmelerinin tamamının, silinip yeniden yazılarak üzerlerinde tahrifat yapılmış olduğu tespit edilmiştir.

 Ayrıca, Uzman Bilirkişi İsmail Özkan’ın 24.07.2013 tarihli ‘’MÜTALAA BEYANI’’ ile de,  4 adet Genel Kredi Sözleşmesinin 3’ünde Sevil Güney adına atfen atılmış olan imzaların Sevil Güney’in eli ürünü olmayıp takliden atılmış olduğu ve kredi miktarının arttırılmasına ait Sözleşmede, banka yetkilisi ve müdür olarak Ali Baba Şanlı adına atfen atılmış olan imzanın da,  Ali Baba Şanlı’nın Savcılık makamına vermiş olduğu beyan dilekçesinde de açık olarak belirtmiş etmiş olduğu gibi, kendi el ürünü olmayıp, takliden atılmış olduğu,  kriminal raporlarla kesin olarak tespit edilmiştir.

 Soruşturmaya esas iddialarımızla ilgili yeni delilerin kesin olarak ve kriminal raporlarla tespit edilerek dosyaya kazandırılmış  olmasına rağmen, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından; KAMU DAVASI açılması için yasanın öngördüğü anlamda sunulmuş olan ‘’YENİ DELİLLER’’ ile, 5271 Sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 173/6 Maddesi uyarınca, Bakırköy 8.Ağır Ceza  Mahkemesinden karar verilmesi talep edilmiştir.

Bakırköy 8.Ağır Ceza Mahkemesinin ‘’Talebin reddine’’  kararını vermesi üzerine de, Turkishbank A.Ş.nin Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Börteçene,  eski Genel Müdür Abdullah Akbulak, eski Genel Müdür Yardımcısı Taner Biçer ve Merkez şube eski Müdürü Semra Oktayoğlu hakkındaki,  5411 sayılı Bankacılık Kanununa aykırılık, Bedelsiz kalan senedi kullanma, Hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma ve Özel belgede sahtecilik,   suçlarını kapsayan 2012/56863  sayılı Ceza soruşturması ile ilgili Bakırköy 8.Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilmiş olan RED kararı,  ”Kanun yararına bozma”  talebi ile ADALET BAKANLIĞI’ na gönderilmiştir.

 Ve,

 ADALET BAKANLIĞI Ceza İşleri Genel  Müdürlüğü, 01.09.2014 tarih ve 94660652-105-34-6696-2014-16713/56641 Sayılı Kararla, Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesinin kararının bozulmasının istenmesi talebi ile dosyayı YARGITAY Cumhuriyet Başsavcılığı’na göndermiştir.

Dosya, 02.10.2010 tarihinde, YARGITAY 11.CEZA DAİRESİ’ ne gönderilmiş ve 2014 /18696 Numara ile arşivde iken iç yapılanma ve görev değişikliği ile YARGITAY 21.CEZA DAİRESİ’ne devir edilmiştir.

Dosya üzerinde inceleme yapan YARGITAY 21.Ceza Dairesi, 16.06.2015 tarihinde 2015/2060 Karar numaralı YARGITAY İLAMI ile, “Kanun yararına bozma” talebinin esasını oluşturan suçlara ilave olarak “Nitelikli dolandırıcılık” suçunun da ilave edilmesinin sorulması amacı ile ADALET BAKANLIĞI Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’ne gönderilmiş ve dosya 2014/6696 Dosya numarası ile incelemeye alınmıştır. 

 

 

KAMU OYUNA DUYURULUR.

SAYGILARIMIZLA.

ADİL ALTAY GÜNEY, YÜKSEK MÜHENDİS MİMAR

GÜNEY KONUT ORGANİZE YAPILAR VE İNŞAATLAR LTD.ŞTİ.

FİTEM (FİNANSAL TETİKÇİLİK VE YOLSUZLUKLA MÜCADELE PLATFORMU)

BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU, İSTANBUL 34.ASLİYE CEZA MAHKEMESİ’NİN ATILIM FAKTORİNG A.Ş. İLE İLGİLİ MÜZEKKERESİNE CEVAP VERDİ.

BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU TARAFINDAN, İSTANBUL 34.ASLİYE CEZA MAHKEMESİ’NİN 13.11.2015 TARİHİNDE GÖNDERMİŞ OLDUĞU VE KURUMUN FAKTORİNG FİRMALARINI DENETLEME UYGULAMALARI VE ATILIM FAKTORİNG A.Ş. İLE İLGİLİ MÜZEKKERESİNE, HUKUK İŞLERİ DAİRE BAŞKANLIĞI DAİRE BAŞKANI MUHAMMET ERİŞEN İMZASI İLE 04.01.2016 TARİHİNDE CEVAP VERİLMİŞTİR.

İSTANBUL 34.ASLİYE CEZA MAHKEMESİ TARAFINDAN, BDDK MURAKIPLARI ABDULLAH GÖKPINAR VE ASIM ALPAY PARLAK TARAFINDAN HAZIRLANMIŞ  OLAN,  “ADİL ALTAY GÜNEY İSİMLİ ŞAHSIN ATILIM FAKTORİNG A.Ş. HAKKINDAKİ 16.07.2013 TARİHLİ ŞİKAYET DİLEKÇESİ” İNCELEME KONULU VE   23.07.2014 TARİHLİ RAPOR İLE İLGİLİ BELİRSİZLİKLERİN AÇIKLANMASI İÇİN GÖNDERİLMİŞ OLAN MÜZEKKERE VE BDDK HUKUK İŞLERİ DAİRE BAŞKANLIĞI’NIN CEVABI, MAHKEME’YE BDDK’NIN CEVABI İLE İLGİLİ BİLGİ VE YORUM DİLEKÇESİ VERİLDİKTEN SONRA, BİR KAÇ GÜN İÇİNDE BU SÜTUNLARDA YAYINLANACAKTIR.

ADİL ALTAY GÜNEY, YÜKSEK MÜHENDİS MİMAR

 

TURKISH FAKTORİNG A.Ş.’NİN FAALİYET İZNİ İPTAL EDİLDİ.

BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU TARAFINDAN;   TURKISHBANK A.Ş.’NİN KURULUŞU OLAN VE HAKKINDA İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNMUŞ OLDUĞUM TURKISH FAKTORİNG A.Ş.’NİN FAALİYET İZNİNİN, BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURULU KARARI İLE VE  23.07.2015 TARİHİNDE İPTAL EDİLDİĞİ ÖĞRENİLMİŞTİR.

İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI VE BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU’NA YENİDEN BAŞVURU YAPILARAK,  GELİŞMELER HAKKINDA ALINAN BİLGİ KAMU OYUNA DUYURULACAKTIR.

ADİL ALTAY GÜNEY, YÜKSEK MÜHENDİS MİMAR,

FİTEM  (FİNANSAL TETİKÇİLİK VE YOLSUZLUKLA MÜCADELE PLATFORMU)

TURKISHBANK A.Ş.’NİN GENEL MÜDÜRLERİNDEN ERHAN ÖZÇELİK HAKKINDA, BİR BAŞKA BANKADAKİ GÖREVİ İLGİLİ OLARAK YAPILMAKTA OLAN SORUŞTURMANIN TAMAMLANDIĞI VE İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NIN, ”İDDİANAME” HAZIRLADIĞI ÖĞRENİLMİŞTİR.

YENİ ŞAFAK GAZETESİNİN ”TURKISH VURGUN” MANŞETİNDEN VE VEİS ATEŞ’İN TV NET PROĞRAMINDAN SONRA GÖREVİNDEN AYRILMIŞ OLAN  TURKISHBANK A.Ş.’NİN GEÇMİŞ DÖNEM GENEL MÜDÜRÜ ERHAN ÖZÇELİK’İN İSMİNİN, YİNE GÖREV YAPMIŞ OLDUĞU BİR BAŞKA BANKA  HAKKINDA İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA YAPILMIŞ OLAN SUÇ DUYURUSU NETİCESİNDE AÇILMIŞ OLAN SORUŞTURMANIN DA İÇİNDE BULUNDUĞU ÖĞRENİLMİŞTİR.

07.06.2015 tarihinde VATAN gazetesinde Elif Altın  tarafından yayınlanan habere göre,  Fatih Terim, eşi Fulya Terim, Petek Dinçöz, Can Tanrıyar ve Hıncal Uluç gibi ünlü isimlerle, işadamları İlham Gamgam, Mehmet Tahir Demirpence, Ümit Nalbantoğlu, Angelo Della Valle, Fabio Pierotti Cei’nin de bulunduğu 61 kişinin,  2012 yılında bir bankanın Levent özel bankacılık şubesinde usulsüzlük yapılarak 17,5 milyon dolar zarara uğratıldıklarının ortaya çıkarılmasından sonra, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Bürosu tarafından yürütülen soruşturmanın tamamlandığı ve  Bankanın genel müdür yardımcısı, şube müdürü, bölge müdürlerinin de aralarında bulunduğu 20 şüpheli hakkında “zimmet, güveni kötüye kullanma, özel belgede sahtecilik“ suçlarından 30 yıldan 170 yıla kadar değişen hapis cezaları ile cezalandırılmalarının istenmiş olduğu ve İDDİANAME’nin İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildiği  ve ayrıca BDDK’ya da suç duyurusunda bulunulacağı öğrenilmiştir.

Usulsüz işlemlerin o dönemde Özel Bankacılık ve Varlık Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Erhan Özçelik’in onayı ve şikayet edilen diğer ilgililerin sözlü talimatıyla başlatıldığı belirtillmiş olan İDDİANAME’nin  kabul edilmesi halinde ilgililerin yargılanmalarının başlayacağı öğrenilmiştir.

‘TURKİSH VURGUN” ve ”Turkıshbank’ta sahte belge skandalı” olarak gazetelerde manşet olan Turkishbank A.Ş. ile 7.senesine girdiğim Hak ve Hukuk mücadelesinin bir parçası olarak,  bankanın yönetim kurulu başkanı Hakan Börtecene, Erhan Özçelik’ten önceki Genel Müdürü Abdullah Akbulak, geçmiş dönem genel müdür yardımcısı Taner Biçer ile İstanbul 8.Ağır Ceza Mahkemesi tarafından hapis ile cezalandırılmış olan geçmiş dönem Merkez şube müdürü Semra Oktayoğlu hakkında ”Resmi belgede sahtecilik, açığa imzanın kötüye kullanılması ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununa muhalefet” suçlarından devam etmekte olan Ceza Soruşturması ile ilgili KANUN YARARINA bozma talebimiz ADALET BAKANLIĞI tarafından kabul edilmiş olup, dosya YARGITAY 21.Ceza Dairesi tarafından incelemeye alınmıştır.

7.senesine girmiş olduğum Hak ve Hukuk mücadelem sırasında, bütün şikayetlerime ve ısrarlı takiplerime rağmen, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK)’nın, en azından benim şikayetlerimle ilgili olarak gerek Turkishbank A.Ş. ve gerekse Atılım Faktoring A.Ş. ile ilgili denetim ve yaptırımlarının eksik veya yetersiz olduğu,  şikayetlerimin ise kağıt üzerinde ve dosyalarda kalabildiği, son derece açık olarak ve üzüntü ile tespit edildiği için, yukarıdaki gazete haberi ve soruşturma ile ilgili olarak, BDDK’nın ne yapacağı ise,  özellikle çok önemlidir.

Bu nedenle, değişen Başkanı ile BDDK’nın,  Banka ve finans kurumlarının yapmış olduğu Hukuk dışı yaptırım ve uygulamalara ve daha doğrusu ise işlenmiş olan suçlara karşı nasıl bir tavır alacağı ve yaptırım uygulayabileceği veya diğer bir deyişle bankaların lehine olarak faiz lobisinin baskısına dayanıp dayanamayacağı önümüzdeki günlerin cevap bekleyen en önemli sorusudur.

ADİL ALTAY GÜNEY, YÜKSEK MÜHENDİS MİMAR, FİTEM

FİNANSAL TETİKÇİLİK VE YOLSUZLUKLA MÜCADELE PLATFORMU OLARAK, 22.KASIM.2014 CUMARTESİ GECESİ SAAT 21.00’DE, BURSA TV’DE KONUK OLUYORUZ.

FİNANSAL TETİKÇİLİK VE YOLSUZLUKLA MÜCADELE PLATFORMU  FİTEM  OLARAK,  SAYIN ABDURRAHMAN DİLİPAK VE SAYIN DEMİR İNAL İLE BİRLİKTE,   22.KASIM.2014   CUMARTESİ GECESİ SAAT 21.00′ DE,   BURSA TV‘ DE,  GÜNÜMÜZDEKİ BANKACILIK SORUNLARI VE UYGULAMALARI,   FİNANSAL TETİKÇİLİK VE BANKA MAĞDURLARI  KONULARINI MASAYA YATIRIYORUZ.

ADİL ALTAY GÜNEY, FİTEM

BDDK BAŞKANI MUKİM ÖZTEKİN GÖREVİNDEN AYRILDI

Geçen hafta yayınlamış olduğumuz ve Finansal Tetikçilik ve Yolsuzlukla Mücadele Platformu (FİTEM)  olarak Mart ayında yapmış olduğumuz toplantıda söylemiş olduğu, ”Türk Hukukunun halini biliyorsunuz. Bankalardan Hukuk yolu ile hiçbir şey elde edemezsiniz. İsterseniz, ben araya girerek aranızı bulabilirim.”  şeklindeki açıklamaları ile olay olan BDDK Başkanı Mukim Öztekin görevinden ayrıldı.

Mukim Öztekin‘in, BAŞBAKANLIK Başdanışmanlığı‘na getirildiği öğrenildi.

Görev değişikliğinin ayrıntıları açıklandığında, yapılmış olan toplantının tam metni ve konu ile ilgili değerlendirmelerimiz ayrıca yapılacaktır. 

ADİL ALTAY GÜNEY, FİTEM

FİNANSAL TETİKÇİLİK VE YOLSUZLUKLA MÜCADELE PLATFORMU 29.10.2014 TARİHİNDE BASIN BÜLTENİ YAYINLADI.

COŞKU İLE KUTLAMAKTA OLDUĞUMUZ CUMHURİYET BAYRAMIMIZIN 91.YILDÖNÜMÜNDE, FİNANSAL TETİKÇİLİK VE YOLSUZLUKLA  MÜCADELE PLATFORMU’NUN,  KURULUŞ AMACI İLE İLGİLİ  OLARAK YAYINLAMIŞ OLDUĞU,  1 NUMARALI BÜLTEN  AŞAĞIDADIR.

 

FİTEM  BASIN BÜLTENİ                                                                                     

29.Ekim 2014                                                                                                                 Sayı:  1

www.fitem.info                                                                                                                                                         

 

                    FİNANSAL TETİKÇİLİK ve YOLSUZLUKLA MÜCADELE PLATFORMU (FİTEM) sözcüsü Adil Altay Güney tarafından, bugün basına, platformun kuruluşu ile ilgili olarak aşağıdaki yazılı açıklama yapılmıştır.

                    Cumhuriyetin ilanının 91. Yılında;  daha güçlü bir TÜRKİYE’nin ihyası ve inşası ve iktisadi kalkınma ve bağımsızlığımızın yaygın bir şekilde güçlendirilmesi umudu ile, bugün “Def-i Mazarrat” için bir araya gelerek,  piyasayı ve parayı istismar eden yerli ve yabancı, global finansal tetikçilik örgütlerine ve yolsuzluklara karşı birlikte hareket edilmesi  kararı  alınmıştır.

                    Memleketimizde, yasalarımıza göre, Bankalar, Faktoring firmaları ve her türlü finans kuruluşları, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK)  ile Sermaye Piyasası Kurulu (SPK)  tarafından denetlenmektedir.  Artık bu denetime,  duyarlı yurttaşlar ve tüketiciler olarak bizler de katılıyoruz.  Mali politikalar, ekonomik kararlar, borsa ve  finansal ilişkiler, ülkemizin kalkınması için hayati öneme sahiptir.  Bunun bilincinde olarak, bu alanda faaliyet gösteren tüm kurumları, meşru uluslararası sözleşmeler ve iç hukuktaki kurallara uymaları şartı ile destekliyoruz.

                    Bir yandan global finans çeteleri, LİBOR, FOREX ve BORSA maniplasyonları gibi konuları takip ederken, öte yandan bankalar, faktoring firmaları, sigorta şirketleri, ve finans kuruluşlarından kredi kullanıp borçlanarak ödeme güçlüğüne giren ve bu nedenle de  varlıklarının bir kısmını veya tamamını kaybeden vatandaşların,  hak arayışlarına destek vermek ve kendilerine hukuki yardımda bulunmak için FİNANSAL TETİKÇİLİK ve YOLSUZLUKLA MÜCADELE PLATFORMU (FİTEM) oluşturulmuştur.

                    Gelişen ekonomi ile birlikte, toplumun refah seviyesinin ve ihtiyaçlarının genişlemesi ile  vatandaşların kredi kuruluşlarından olan kredi taleplerinin artması, banka ve finans kuruluşlarını, ekonomik ve sosyal hayatın temelini oluşturan kurumlardan biri haline getirmiştir. DEVLET ise, ekonomik ilişkilerin düzenli olarak yürütülebilmesi için,  koymuş olduğu yasalar ve almış olduğu tedbirlerle, kişi ve kurumların birbirlerine karşı oluşmuş olan hak ve alacakları için  ADALET’e  garantör olmuştur.  Buna rağmen, Adalet ve Hukuk Sistemimizdeki   uygulamalar ile BDDK’ nın bu kuruluşlar ile ilgili denetimleri, ümit edilen ve beklenen Adaletin sağlanmasında yetersiz kalmıştır. Bir anlamda,  borçlar kanunu ve Bankalar kanunu ile güçlendirilmiş olan banka ve finans kurumlarının, hukuk dışı uygulama ve yaptırımları önlenememiştir.  Ayrıca da, bu hukuk dışı işlemlerin doğurduğu bir İCRA SEKTÖR’ ü ortaya çıkmıştır. Banka ve finans kuruluşlarından kredi alarak ödeme sıkıntısına girenlerin mal varlıkları,  bu sektörden beslenen insanlara olağan üstü rantların elde edilmesine imkan sağlayan alanlar haline gelmiştir.

                        Kurmuş olduğumuz Platformun amacı; uygulama ve yaptırımlarında “ADALET” ve ‘’GÜVEN’’ unsurunun esas alınması gerektiği kanunlarla kayıt altına alınmış olan bankalar ve finans kuruluşlarının işlemiş olduğu suçların ortaya çıkarılarak Adaletin sağlanması yanında, KAMUOYU ’nun da  bilgilendirilmesi sağlanarak oluşturulan güç birliği ile, yasalardaki ihtiyaç duyulan yeni düzenlemelerin yapılmasının sağlanmasıdır.

                         Oluşturmuş olduğumuz Platformun dayanağı ve güvencesi  HAK ve ADALETTİR.

 

www.fitem.info      fitemplatformu@gmail.com #FinansalTetikçilik #YolsuzluklaMücadele @FiTEMinfo

www.twitter.com/fitemp            www.facebook.com/fitemplatformu

Adil Altay GÜNEY, 0532 212 70 62                Âdem ÇEVİK, 0532 203 32 74

ABDURRAHMAN DİLİPAK, YENİ AKİT GAZETESİNDEKİ KÖŞE YAZISINDA, TURKISHBANK A.Ş. İLE YAPMAKTA OLDUĞUM HAK VE HUKUK MÜCADELESİNİ YENİDEN GÜNDEME GETİRDİ.

SAYIN ABDURRAHMAN DİLİPAK,   21.07.2014 TARİHLİ YENİ AKİT GAZETESİNDEKİ KÖŞE YAZISINDA,  TURKISHBANK A.Ş. ‘NİN  YAPMIŞ OLDUĞU HAK VE HUKUK DIŞI UYGULAMA VE YAPTIRIMLARA KARŞI 5.5 YILDIR SÜRDÜRMEKTE  OLDUĞUM HAK VE HUKUK MÜCADELESİNİ YENİDEN GÜNDEME GETİREREK,  DİKKATLERİN YENİDEN BANKACILIK SEKTÖRÜNÜN ÜZERİNDE TOPLANMASINI SAĞLAMIŞ OLDU.

AYRICA VE ÖZELLİKLE DE,  BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU, YANİ BDDK’ NIN BU SORUNLARIN NERESİNDE OLDUĞUNUN ARAŞTIRILMASI GEREKMEKTEDİR.

SAYIN ABDURRAHMAN DİLİPAK’ A,    KARŞILAŞMIŞ OLDUĞUMUZ   SORUN VE HAKSIZLIKLARA KARŞI DUYARLILIĞI  VE   GAZETECİ OLARAK  DA VERMİŞ OLDUĞU KATKILARI  VE DESTEKLERİ İÇİN,  ” FİNANSAL TETİKÇİLİKLE MÜCADELE PLATFORMU ” ADINA,  TEŞEKKÜR EDİYORUZ.

 

 

 

 

Yeni bir dünya mümkün

21.07.2014 08:58
Abdurrahman Dilipak

Abdurrahman Dilipak / Yeni Akit

Geçtiğimiz günlerde bazı Asya ülkeleri yeni bir derecelendirme şirketi kurmak için harekete geçmişlerdi.

Şimdi yeni bir haber daha geldi. Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika’dan oluşan BRICS ülkeleri, küresel finans sisteminde daha etkin rol oynamak için bir uluslararası para fonu, bir de yardım fonu kurma kararı aldı. Yakında yeni bir sanal para çıkarsa şaşmamak gerek. Pekala olmayan bir para, bölgede uluslararası ticarette ölçü olarak kullanılabilir..

Zaten yeni kuşak bitcoinler yakında piyasaya çıkar..

İş bu noktaya gelince, uluslararası faiz ve dolar paritesini belirlemek için yeni bir oluşum da kapıda demektir. LIBOR güvenilmez bir kurum. Bir sürü hileli işlemleri var.. Size şimdiden haber veriyorum. Yakında Finansal Tetikçilikle Mücadele Platformu çalışmalarına başlayacak.. İstanbul’dan, İzmit’ten, Bursa’dan, Mersin’den katılımcılar var..

Bir takım finansal yolsuzluklar yargıya taşınmış durumda.. İş Bankası hakkında, Osmanlı Terakki bankasının varisleri de davacı, Afyon Terakki Bankası’nın varisleri de.. Ve Hilafet fonundan İş Bankası’na aktarılan paraların Diyanet’e aktarılması talebi ile açılan bir dava da var. Sadece bu kadarla kalsa iyi, Mersin’li, CHP’li bir iş adamı da, babasına ait hesapların içinin boşaltıldığı iddiası ile açtığı dava devam ediyor..

Kemer Country’ nin müteahhidi Mimar Adil Altay Güney’in Turkishbank aleyhine açtığı dava devam ediyor..

Bankacılık sistemi Türkiye’de de bankada da berbat durumda.. Borsa da öyle.. Finans piyasasının yeniden tepeden tırnağa elden geçirilmesi gerek..

Bankacılık piyasasında dönen dolaplar hakkında eski bir bankacı olan, bu işleri bilen bir dostum var.. Demir İnal, hem global finans piyasası, hem de Türkiye’deki düzeni anlatır bazan.. Dünyada bu işler nasıl oluyor anlamak için “Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları – John Perkins”i okumak gerek.. Bir takım uluslararası örgütte bu işin birer parçası.. BM, IMF, NATO, adaletin, barışın, özgürlüklerin koruyucusu değil, kanlı bir düzenin oyuncuları bunlar.. Google ya da Yandex’e,  Adil Altay Güney   yazın,  zaten ilk sırada onun sitesi geliyor..

Riba zaten haksız kazançtır.. Bankacı tefeciliğe başlamışsa, VIP bir soyguncuya dönüşür.. Para ile herşeyi yapacaklarını zanneder bu adamlar..

Çin ve Rusya’nın başlattıkları bu hamleyi desteklemek gerek. Bu kapı açılmalı ve bu yoldan İslam ülkeleri de yürümeli.

Zaten birilerinin asıl korkusu da bu değil mi? Türkiye İslam dünyasına öncülük ederse, ya onlar mali, iktisadi, kültürel, ortaklıklar kurmaya kalkarlarsa..

Mesela, Abdullah Gül, Başbakan ve Cumhurbaşkanı olacağına, tecrübesi ile, çevresi ile bir mekik diplomasisi başlatsa, Erdoğan-AK Parti de destek verse.. Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve Dışişleri Bakanlığı yapmış bir zattan söz ediyoruz.. Erdoğan fevkalade büyükelçi ünvanı ile Cumhurbaşkanını, aynı zamanda yerine göre Başbakan ve Dışişleri Bakanını temsil ederek Müslüman ülkeler ve halklarla temas kursa..

Çok acil bir barış gücüne ihtiyacımız var.. İlk başta bütün İslam ülkelerinin katılması gerekmiyor.. D-8 benzeri bir başlangıçta olur.. Olmuyorsa, bu işin önünde kimler niçin engel oluyor, onu görmüş oluruz.. İslam dünyası kan gölü iken, ve biz hala bir barış gücü oluşturamıyorsak, bunu konuşamıyorsak bile asıl bu halimize yanmalıyız..

Yarın savunma işbirliği anlaşması imzalarız..

Neden İslam ülkeleri kendi aralarında bir adalet divanı oluşturmasın. Hakemlik/arabuluculuk yapar, AİHM mahkemesi, BM İnsan Hakları Komiserliği gibi davalara bakabilir..

Niye din hizmetleri ve dini vakıflar  evrensel şurasını toplamıyoruz..

İslam konferansı Suudi vasayatından kurtarılmalı.. Bir eş genel sekreterlik düşünülmeli.. Ya da 6 ayda bir dönemsel dönüşüm sistemine geçilebilir. İslam ülkeleri nafus ve ekonomik büyüklüklerine göre kategorik olarak yönetimde yer alabilir.. Bunun için şimdiden lobi çalışmaları başlatılabilir.. İslam Konferansının, merkezi vesayat altındaki bir ülkede olmamalı.. Suudi Arabistan kamil bir devlet değil..

Varolan bir takım örgütler yeteri kadar aktif değil. Ya da daha aktif hale getirilebilir..

Yavaş yavaş Mekke, Medine, Kudüs gibi kutsal mekanların statüsü ve yönetimi tartışmaya açılmalı.. Sadece İslam ülkeleri ve Müslüman haklar için değil, Alemlere rahmet olarak gönderilen bir peygamberin ümmeti olarak, insanlık için, dünyamız için, adaletten, barıştan, özgürlükten yana yeni bir dünya düzeni kurulması için daha fazla bir şeyler yapabiliriz.

İslam dünyasının diğer ülkeler ve halklarla her alanda ilişkilerini, geliştirmemiz gerekiyor. Bunlar tek başına hükümetlerin altından kalkacağı işler değil. Gül bu göreve talip olursa, yapılacak çok iş var. Gerekirse Kamu hakemliği onursal başkanlığı gibi bir ünvan da verilebilir kendine..

Sanırım iç politikayı gözümüze çok yaklaştırıyoruz ve arkasındaki ormanı görmüyoruz bazan.

Kuşkusuz güçlü bir Türkiye olmadan bu hayalleri gerçeğe dönüştürmek pek mümkün olmasa da, bu alanda çalışan birileri olmazsa da güçlü Türkiye bir yere kadar. Sonra bir yere gelir tıkanırız. Şimdiden bu konuların da konuşulmaya başlanması gerekir.

Yeni bir dünya mümkün. Bizler kendi aramızda müttehit, dünya mazlumları ve erdemli insanları ile müttefik, değer üreten herkesle nimet ve külfet dengesine dayalı bir şekilde itilaf üzre olmalıyız..

Selam ve dua ile..

Aşağıdaki, 26.Mart. 2014 tarihli AKŞAM Gazetesi ve TV360’ın haberine konu olan banka, Abdulrahman AL-BAHAR’ın yönetim kurulu başkanı olduğu National Bank of Kuwait’in de büyük hissedarlarından biri olduğu, İNGİLTERE (ENGLAND) ve KIBRIS (CYPRUS)’da da bankacılık konusunda faaliyetlerde bulunan Turkıshbank A.Ş. ;  üst düzey yönetici (H.B) yönetim kurulu başkanı Hakan Börteçene,  eski genel müdür (A.B) Abdullah Akbulak,  eski genel müdür yardımcısı (T.B) Taner Biçer ve  şube müdürü (S.O)  İSTANBUL 8.AĞIR CEZA MAHKEMESİ tarafından hapis ile cezalandırılmış olan Levent şubesi müdürü Semra Oktayoğlu’dur.

Adil Altay Güney rgb