TURKISHBANK A.Ş.’NİN AVUKATLARI OLAN GÜNAY YILMAZ VE YALIM ŞENTÜRK’ÜN YARGILANMAKTA OLDUKLARI İSTANBUL 7.AĞIR CEZA MAHKEMESİ’NE 06.02.2014 TARİHİNDE VERİLMİŞ OLAN DİLEKÇE.

    HAKSIZLIK ÖNÜNDE EĞİLMEYİNİZ, O ZAMAN HAKKINIZLA BİRLİKTE ŞEREFİNİZİ DE KAYBEDERSİNİZ.

                     MESLEK ETİĞİ İLE BAĞDAŞMAYAN İŞLER YAPAN  VEYA AVUKAT ÜNVANININ GEREKTİRDİĞİ

                     GİBİ DAVRANMAYAN AVUKATLARIN, BARO TARAFINDAN CEZALANDIRILMASI SÖZ KONUSU

                     DUR. ANCAK MESLEK ETİĞİNİN NE OLDUĞU VEYA  ÜNVANININ GEREKTİRDİĞİ DAVANIŞLAR

                     AÇIK DEĞİLDİR.                                                  (İSTANBUL BAROSU BÜLTENİ, ESRA GÜLTEKİNLER)       

 

                                                                                      

5411 sayılı Bankalar kanununun 155. Maddesindeki ‘’Gerçeğe aykırı beyanda bulunma’’ suçuyla korunan hukuksal yarar, bankacılık düzenidir. Bunun yanı sıra kamu güvenine karşı işlenen suçlardan belgede sahtecilik suçlarının özel bir türü olan bu suçla, bankacılık alanında önemli bir unsur olan ‘’GÜVEN’’ adlı hukuksal değer korunmaktadır. Zira, bankacılık düzenini sağlamakla yükümlü kişi ve kuruluşlar ile bankacılık alanındaki hukuka aykırılıkları cezalandırmakla görevli kurumların, üstlendikleri fonksiyonları etkin bir biçimde yerine getirebilmeleri, aynı şekilde bankalardan elde edilecek güvenilir bilgi ve belgelere ve bankaların gerçeğe uygun kayıtlarına dayanmaktadır. (MUSTAFA AKIN, BANKACILIK CEZA HUKUKU)

İSTANBUL 7. AĞIR CEZA  MAHKEMESİ

BAŞKANLIĞINA                                                                                                                             29.01.2014

Dosya no: 2013/345 Esas

 ‘’Arz ettiğimiz bu kuralların, bilirkişi incelemeleri ile bertaraf edilerek tersine çevrilmesi, müvekkillerimin ve bankamızın telafi edilemeyecek derecede büyük ve çok ağır bir mağduriyetine sebebiyet verecek vahamettedir.’’ (Turkıshbank A.Ş. Avukat Sümer Altay, 2011)

 Yukarıdaki ifade, Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Turkıshbank A.Ş. ile ilgili olarak ‘’Dosyanın Bilirkişi tarafından incelenmesi’’ kararına karşı olarak, 09.05.2011 tarihinde,  2010/488802 sayılı Soruşturma dosyasına verilmiş olan dilekçeden alınmıştır. Bilirkişi tarafından, suç senedinin bankanın ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiş ve Banka aleyhine İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinde CEZA DAVASI açılmıştır. Fakat Genel Kredi Sözleşmelerinin asılları 2.5 yıl boyunca, Savcılık Makamına teslim edilmediği için, suç senedinin aslı ile birlikte Kriminal incelemeye gönderilerek diğer iddialarımızı doğrulayan kesin rapor alınamamıştır. Sözleşme asıllarının, Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından, yıllar sonra res’en alınmasından sonra, ancak 21.03.2013 tarihinde sözleşmeler suç senedinin aslı ile birlikte  , kriminal inceleme yapılması  için gönderilebilmiştir. Kriminal Polis Laboratuvarları Müdürlüğü’nün hazırlamış olduğu 21.03.2013 tarihli ‘’UZMANLIK RAPORU’’ ile Avukat Sümer Altay’ın korkuları gerçekleşmiş ve yıllardır iddia etmiş olduğumuz gibi, banka yetkili ve avukatlarının Cumhuriyet Başsavcılıklarına ve Mahkemelere vermiş oldukları ifade ve beyanların yalan olduğu, suç senedinin, Genel Kredi Sözleşmelerini hazırlayan banka yetkilisi tarafından düzenlenmiş olduğu, Genel Kredi Sözleşmelerinin tamamında silinti ve tahrifat yapılmış olduğu, Uzman Bilirkişi İsmail Özkan’ın 24.07.2013 tarihli ‘’MÜTALAA BEYANI’’ ile de, 4 adet Genel Kredi Sözleşmesinin 3’ünde Sevil Güney adına atfen atılmış olan imzaların Sevil Güney’in eli ürünü olmayıp takliden atılmış olduğu ve kredi miktarının arttırılmasına ait Sözleşmede, banka yetkilisi ve müdür olarak Ali Baba Şanlı adına atfen atılmış olan imzanın da, Ali Baba Şanlı’nın Savcılık makamına vermiş olduğu beyan dilekçesinde de açık olarak belirtmiş etmiş olduğu gibi, kendi el ürünü olmayıp, takliden atılmış olduğu,  kriminal raporlarla kesin olarak tespit edilmiştir.

Aşağıdaki ifadeler de Turkıshbank A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı dahil olmak üzere en üst yetkili ve avukatlarının kayıtlara geçmiş sözleridir.

 1.‘’Eğer dediklerimizi yapmazsan, hayatı sana zehir ederiz.’’

(Hakan Börtecene, Yönetim Kurulu Başkanı, Aralık 2008)

2.’’Neden? Çünkü benim elimde yasal haklarım var ve benim elimde teminatı olduğu sürece bu yasal hakları sonuna kadar alırım.’’

                       (Taner Biçer, Turkıshbank A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı, Toplantı CD’ si 2010)

3.’’Siz bittiniz, her şeyinizi donunuza kadar alacağız’’

        (Günay Yılmaz, Avukat  Turkıshbank A.Ş. İstanbul 11.İcra Hukuk Mahkemesi önü 2010)

4.’’Bakın yasa yönetmiyor bankayı, insanlar yönetiyor.’’

                        (Taner Biçer, Turkıshbank A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı, Toplantı CD’si 2010)

5.‘’Ben zaten icradan alacağımı söyledim. Sizden almak yerine icradan alırım.’’

                                                (Yalım Şentürk, Avukat Turkıshbank A.Ş. Toplantı CD.’si 2010)

 6.‘’Biz Adil Altay Güney ile yaptığımız toplantıları zaten tek başına yapmadık. Ortak alınan bir karar doğrultusunda toplantıda ben, adını hatırlamadığım banka görevlileri ki bunlar üst yönetimden olan kişilerdir. Adlarını şu an itibarı ile hatırlayamıyorum.’’

(Semra Oktayoğlu’nun suçlu bulunarak hapis ile cezalandırıldığı İstanbul 8.Ağır Ceza Mahkemesi Duruşma tutanaklarından, 2012.)

 Yukarıda açık olarak ifade edilmiş olan ve dilekçemizin ekindeki toplantı tutanağı niteliğindeki CD (Ek.1) ve özetinde (Ek.2) de görüleceği gibi, Turkıshbank A.Ş. ve yöneticilerinin; Yüce Mahkemenizde yargılanmakta olan sanık avukatların yargılanmalarına neden olan AÇIK TEHDİT ve HAKARET eylemlerine gelinceye kadar ki söylemleri; müvekkili oldukları bankanın yanı Turkıshbank A.Ş.’nın,  Güney  Konut Organize Yapılar ve İnşaatlar Ltd.Şti ve dolayısı Adil Altay Güney ile ilgili plan ve düşüncelerinin, kurumsal bir kimliğe sahip olması gereken bir bankanın, etik kurallar ve çok daha önemlisi ise kanunlarla belirlenmiş olan, düşünce ve eylem yapısı içindeki banka-müşteri ilişkisi ile ilgisi yoktur.

Bu husus, yukarıda da ifade etmiş olduğumuz gibi,  bankanın  % 40 hissesinin sahibi olan Nathinal Bank of Kuwait’in yönetim Kurulu Başkanı Abdurrahman Al-Bahar’a 20.04.2011 tarih ve ayrıca kendileri tarafından geniş bir açıklama istendiği için de ilave olarak 27.04.2011 tarihinde göndermiş olduğumuz şikayet dilekçelerinin ardından, Genel Müdür Abdullah Akbulak ile birlikte görevinden alınmış olan kredilerden sorumlu genel müdür yardımcısı Taner Biçer’in söyleminde açık olarak ifade edilmiştir.

’’Bakın yasa yönetmiyor bankayı, insanlar yönetiyor.’’

 Bu gerçek, Yasaların yönetmediği ve daha doğrusu ise yönetenlerin Yasa tanımadığı bir bankanın, bütün yetkililerinin ve özellikle de avukatlarının bütün yaptırım, söylem ve ifadelerinde yerini bulmuştur. Ve yine genel müdür yardımcısı Taner Biçer’ in,

‘’Neden, çünkü benim elimde Yasal haklarım var. Ve benim elimde teminatı olduğu sürece bu yasal hakları sonuna kadar alırım… bir müşterinin elinde teminatı varsa, bankanın yeterince hakları da ne ise, belirli bir temerrüt faizini uygular, sonuna kadar alacağını alır.’’

 Söylemleri doğrultusunda ve sözde Hukuk şemsiyesi altında,  sırf amaçlarına ulaşabilmek için ki, buradaki amaçları bütün mal varlığımızın icra işlemleri ile ele geçirilmesidir,  Savcılık Makamı ve Mahkemeleri, yalan  beyan ve ifadelerle etkilemeye çalışmaya devam edebilmişlerdir. Aşağıda olduğu gibi,

‘’ Şikayete konu senet borçlu tarafından bir ödeme belgesi olarak verildiği için ve vadesinin yakın olması nedeni ile kayda alınmadığı öğrenilmiştir.’’ (Avukat Günay Yılmaz, Avukat Yalım Şentürk 09.06.2011 2010/48802 Soruşturma dosyası)

 ‘’Senedi aldığımız ay Aralık ayı olduğu için, yoğun bir dönemdi. Biz gerek bu yoğunluktan gerekse iyi niyetine güvendiğimiz için senedi banka muhasebe kayıtlarına almadık. (Semra Oktayoğlu’nun suçlu bulunarak hapis ile cezalandırıldığı İstanbul 8.Ağır Ceza Mahkemesi’nin 11.10.2012 Duruşma tutanağı.

Yine bu doğrultuda, sanık  avukatlar Günay Yılmaz ve Yalım Şentürk’ün, İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesine vermiş oldukları ve gerçekleri gizleyerek saptırmada sınır tanımayan  dilekçelerine karşı, 10.12.2012 tarihinde vermiş olduğum dilekçe ektedir. (Ek.3)

Turkıshbank A.Ş.’nin avukatları olan Günay Yılmaz ve Yalım Şentürk’ün hakaret ve tehditleri, kendi başına münferit bir eylem değil; alışılmışın dışında olarak, yıllardır banka ile yapmakta olduğumuz Hak ve Hukuk mücadelesinin, Banka üst yönetici ve yetkililerine vermiş olduğu rahatsızlığın neticesidir. Aslında, en üst yöneticilerinden birinin ifadesi ile, Yasaların değil insanların yönettiği bir bankanın, doğal olarak, Hukuk ve etik dışı yaptırımlarını  yöneten ve yapan  Avukatları olan sanıklar Günay Yılmaz ve Yalım Şentürk’ün, uzun yıllar boyunca vermiş oldukları dilekçelere ve beyanlara  bakıldığında, yapılan bu sözde hukuki işlemlerin dışında, beni ve ailemi yok edilmesi gereken bir hasım olarak gördükleri açık olarak ortaya çıkarılacaktır.

Dilekçelerin tamamı, elde edilmesi gereken sözde bir hukuki hakkın elde edilmesi şeklinin dışında, ayrıca çirkin bir saldırı niteliğindedir.   

Bu nedenle de, Sayın Mahkemenizde görülmekte olan bu dava; yaklaşık 60 aydır sürdürmeye çalıştığımız Hak ve Hukuk mücadelemizin, Hukuk Mahkemelerinde devam etmekte olan davalarımızın yanında ve  aslında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu’nun, Bankanın Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Börteçene, Genel Müdür Abdullah Akbulak, Genel Müdür Yardımcısı Taner Biçer ve Merkez Şube Müdürü Semra Oktayoğlu hakkında yürütmekte olduğu, 2012/56863 numaralı Ceza Soruşturmasının ayrılmaz bir  parçasıdır.

Mağduriyetimizin geniş Halk kitlelerine ve KAMUYA mal olması neticesinde, Turkıshbank A.Ş.’de; bankanın 0.40 hissesinin sahibi olan Kuwait National Bank’ın Yönetim Kurulu Başkanı Mohammed Abdulrahman Al-Bahar’a yazmış olduğumuz şikayet mektubu üzerine görevinden alınmış olan Genel Müdür Abdullah Akbulak ve Genel Müdür Yardımcısı Taner Biçer’ in yerine atanmış olan, Genel Müdür Erhan Özçelik ile birlikte, yeni Genel Müdür Yardımcıları İsmet Şenalp ile Selçuk Canbaş’ın ve Hukuk işleri sorumlusu Sanık Avukat  Günay Yılmaz’ın işlerine son verilmiştir.

Turkıshbank A.Ş.’nin avukatları olan sanıkların, 31.12.2008 tarihinden itibaren, Hukuk Mahkemelerine ve Cumhuriyet Başsavcılıklarına verdikleri dilekçeler ile bu dilekçelerdeki beyanlarını, Sayın Mahkemenize, diğer delillerimizle beraber tarih sırasına göre verilmeye çalışarak, Turkıshbank A.Ş. ve avukatları olan sanıkların, bu güne kadar ki Hukuk süreci içinde yapmış oldukları Hukuk ve  Etik dışı davranışlarla, sanıkların bu sürecin devamında işlemiş oldukları ve  yargılamanın konusu olan TEHDİT ve HAKARET suçunun çirkin fikir ve eylem alt yapısını oluşturan  dilekçeleri  gözler önüne sermeye çalışacağım.

Banka yetkili ve avukatlarının bu süreç içinde devamlı olarak kullandıkları, gerçekleri gizleme, konuları saptırma, yalan beyan ve ifadeleri, çok geniş olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılıkları ve Mahkemelerdeki dosyalardan alınarak incelenebilir.

Bu konular ile ilgili olarak  resmi makamlara vermiş olduğum bütün dilekçelerimin de yayınlandığı haber sitesi olan

GOOGLE, ‘’wordpress güney konut’’, Adil Altay Güney’in hak ve hukuk mücadelesi

içinde bulunduğum ve artık KAMU’ya mal olmuş olan hak ve hukuk mücadelemin yine KAMU’ya açık penceresidir.

61. ayının içinde olduğumuz hak ve hukuk mücadelemizin bütün safhalarında dayanmakta olduğumuz gücümüz   DOĞRULUK, güvencimiz ise  ADALETTİR.

Ve bugüne kadar gerek Soruşturma dosyalarına  ve gerekse Mahkeme dosyalarına vermiş olduğumuz bütün dilekçelerdeki iddia ve ifadelerimizin doğru olduğu, Turkıshbank A.Ş.’den alınabilmiş olan belgelerle ilgili bilirkişi raporları ile ortaya çıkarılmış ve çıkarılmaya da devam etmektedir.

Turkıshbank A.Ş. tarafından, banka yetkililerinin kredi işlemleri sırasında almış oldukları gayrimenkul ipoteklerine ek olarak ve sözde de teminat olarak almış oldukları ve sadece imzaları atılmış boş senedin, aylar sonra, yine banka yetkililerince doldurularak, haberimiz ve bilgimiz olmadığı için de sözde ödenmediği bahane edilerek  31.12.2008 tarihinde ve  kredinin ödenebilmesi için tek bir gün dahi süre verilmeden kredi hesabının kat edilmesi ve yine aynı gün mesai saatinin bitmesi dahi beklenilmeden 31.12.2008 tarihinde İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesinden İHTİYATİ HACİZ kararı alınması ile başlatılmış olan infaz gibi icra işlemlerinden sonra, içine düşürülmüş olduğumuz maddi ve manevi yıkımın bütün safhaları ile birlikte; bütün bu infaz gibi işlemleri uygulamış olan sanık avukatlar Günay Yılmaz ve Yalım Şentürk’ün şikayeti üzerine, 5411 Sayılı Kanuna aykırılık suçu isnat ettirilerek açılmış olan Ceza Cavası ile ilgili olarak, İstanbul 43. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 29.05.2012 tarihinde vermiş olduğu BERAAT kararından (Ek.4) sadece 5 gün sonra, gayrimenkullerimin satışları sırasında yapmış oldukları ÖLÜM TEHDİDİ VE HAKARET’ e kadar geçen süreci adım adım açıklamaya çalışacağım.

Turkıshbank A.Ş.’nin beyan etmiş olduğu ve sözde kullanmış olduğumuz ve dava konusu olan 2.941.000.00TL tutarındaki kredi borcumuzun teminatı olarak verilmiş olan ve sadece  tek Gayrimenkulümün bütün kredi borcunu karşıladığı ve kredinin yaklaşık 4 katı tutarındaki 12 adet Gayrimenkul ipoteği varken ve bu krediler ile ilgili ödenmemiş tek bir devre faizi bulunmazken, kredi sözleşmeleri sırasında teminat olarak almış oldukları ve sadece imzaları atılmış boş senedin, bilgimiz dışında ve Genel Kredi Sözleşmelerini doldurmuş olan banka yetkilisi tarafından doldurulmak sureti ile yapılmış olan icra işlemleri ile ilgili olarak Sanık Günay Yılmaz’ın, 31.Aralık 2008 tarihindeki talebi ile yine 31.Aralık.2008 tarihinde verilmiş olan İHTİYATİ HACİZ  kararının özeti aşağıdadır.

İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesi

Talep tarihi                                          : 31.12.2008

Karar tarihi                                          : 31.12.2008

Esas no                                                : 2008/2470 D.İş.

Karar no                                               : 2008/2470

Alacak miktarı                                      : 3.700.000. YTL

Haciz olunacak şeyler : Borçlunun ve Borçluların taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları.

 Bu sırada, Bankanın kullanılmış olduğunu ileri sürdüğü kredi tutarı 2.941.000.00TL olup,   kredinin teminatı olarak  bankaya ipotek edilmiş olan gayrimenkullerin toplam değeri ise, banka kayıtlarına göre 10.100.000.00 TL, piyasa değerlerine göre ise 12.000.000.00TL ‘dir.

Durum böyle olduğu halde, banka ve sanık avukatlar, sözleşmelere aykırı ve usulsüz olarak talep etmiş oldukları kredi alacaklarını,  ipotek işlemleri ile değil,  baskın şeklinde ve en kısa zamanda tahsil edebilmek için,  kendi düzenlemiş oldukları suç senedi ile uygulamış oldukları İcra işlemlerini kullanmışlardır. Çok daha önemli olarak  ise,  eğer varsa,  ipotek edilmemiş başka gayrimenkullerin üzerine de haciz işlemi yapılmaya  çalışılarak  bütün mal varlığımızın elde edilmesine  çalışmışlardır. Bu da zaten aşağıda ifade edeceğimiz irtifak tapulu olan tek gayrimenkuldür.

 BU İŞLEMLER BİR İNFAZ’ DIR.    

 Sanıklar, Turkıshbank A.Ş. adına almış oldukları bu İHTİYATİ TEDBİR kararı ile; zaten tamamı bankaya ipotek edilmiş olan ve kullanılmış olan kredinin 4 katı tutarındaki değerde olan bütün gayrimenkullerin, suç senedi ile oluşturulmuş İcra işlemleri ile satışa çıkarılarak, İcra satışlarında, değerlerinin yarı fiyatının altında elde edilmesinin ve daha sonra bunların ayrıca haricen satılarak sözde kanunlara uygun görünen karlarının çok daha üzerinde olan ve vergisi de olmayan kanun dışı bir kazancın alt yapısını oluşturmuşlardır.

Sayın Mahkemenizi teknik olarak ne kadar ilgilendirdiğini bilmediğim bu sarmal, Hukuk sistemimizin görülmesi istenmeyen bir ayıbıdır ve bu sarmal milyonlarca iş adamı ve ailenin haksız olarak yok edilmesine neden olmaktadır. Ama geniş bir açıdan bakıldığında, amaç ve olaylar değerlendirildiğinde, alışmış oldukları hedeflerine kolaylıkla her zaman olduğu gibi sorunsuz olarak ulaşabileceklerini sanan Banka yönetiminin ve uygulamaları yapmış olan sanık avukatlarının, karşılaşmış oldukları engeller,  sanıkları açık olarak tehdit aşamasına getirmiştir.

‘’Kredili firma ile kefillerinin gönderilen hesap kat ihtarnamesine rağmen verilen 8 günlük süre içersinde ihbarname içeriğinde talep edilen 3.567.236.48 TL ödenmediğinden…’’ (Avukat Günay Yılmaz, Avukat Yalım Şentürk.  Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı  Soruşturma dosyası 07.07.2011)

Turkıshbank A.Ş. Merkez şubesi’nin, Beyoğlu 17.Noterliği’nin 32706 yevmiye numaralı 31.12.2008 tarihli ihtarnamesi ile ihtarnamenin değil teslim edilmesi, daha mesai ve gün bitmeden, sanık avukatların nasıl olup da aynı gün olan 31.12.2008 tarihinde İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesine  müracaat ederek, yine aynı gün İHTİYATİ HACİZ kararı alabildiklerini, ki bu işlemin bir örneği daha yoktur,  Sayın Mahkemenizin değerlendirmesi gerekir.

Bu nedenle, Sayın Mahkemenizin bilgisine sunmak amacı ile, sanık avukatların, bir bankanın avukatları olarak kamu görevi yapmaları gerekirken, banka tarafından teminat olarak alınmış boş senedin, sözde 04.12.2008 tarih ve sadece 21 gün sonra olan 25.12.2008 tarihli olarak, kullanılmış olan kredinin çok üzerinde bir tutarla doldurarak ve ödenmediği bahane edilerek 31.12.2008 tarihinde  kredi hesabının kat edilmesi ile aynı tarihteki, yani 31.12.2008 tarihindeki İHTİYATİ HACİZ  işlemlerinden bu güne kadar, dosyalara koymuş oldukları dilekçelerden alınmış olan önemli bölümler ve söylemler, tarih sırasına göre aşağıda verilmiştir.

1.Eğer dediklerimizi yapmazsan, hayatı sana zehir ederiz. (Hakan Börteçene, Yönetim Kurulu Başkanı, Aralık 2008

 2. ‘’Alacaklı vekili geldi. Borçlu Güney Konut’un 3.şahıs olan S.S.Saklıbahçe Konut Yapı Kooperatifinden alacakları ve haklarının haczi için elden takipli olarak alınan haciz müzekkeresi 3.şahıs S.S.Saklıbahçe Konut Yapı Kooperatifinin Ticaret sicilinde kayıtlı adresini terk etmesi nedeni ile tebliğ edilememiştir. Bu nedenle tespit ettiğimiz adreslerine tebliğini talep ederim dedi. (09.01.2009 , Alacaklı vekili Yalım Şentürk)

 3.1  Tapu Sicil Müdürlüğüne, GİRESUN (Doğum yerim)

Borçlular adına kayıtlı olduğu tespit edilecek gayrimenkullerin tespiti halinde tapu           kayıtlarına ihtiyati haciz konulmasına, daha önce borçlular adına kayıtlı olup devredilmiş   taşınmaz varsa devir tarihi, sebebi ve devir alanın kayıtlarınızdaki adreslerinin bildirilmesine karar verilmiştir.’’ (İstanbul 14.İcra Dairesi, 2009/448, Av. Günay Yılmaz – Av. Yalım Şentürk)

3.2.  Tapu Sicil Müdürlüğüne Çorlu

Borçlular adına kayıtlı olması halinde, Tekirdağ ili Çorlu İlçesi, Veli Meşe Köyü, Hacı Şeramet Mevkii, 1 Pafta, 4698 Parsel de kayıtlı tarla vasıflı gayrimenkul, ile borçlular adına kayıtlı bulunan diğer gayrimenkullerin tespiti halinde tapu kayıtlarına ihtiyati haciz konulmasını,…’’  (İstanbul 14.İcra Dairesi, 2009/448, Av. Günay Yılmaz – Av. Yalım Şentürk)

Bu gayrimenkul 2008 Kasım ayının sonunda sözde BDDK’nın talebi nedeni ile ek teminat ipoteği olarak verilmiştir. Bu ipotekten sadece birkaç gün sonraki düzenleme tarihi ile haberimiz olmayan ve bilgimiz dışındaki Suç senedi düzenlenmiştir. Yani İhtiyati Haciz işlemi uygulanmış olan bu gayrimenkul, zaten banka’ya ipoteklidir. İpotekli olmasına rağmen de banka kayıtlarında mevcut değildir.

3.3.  2.Bölge Tapu sicil Müdürlüğüne Bakırköy,

Borçlular adına kayıtlı olması halinde,

1.İstanbul ili, Bakırköy ilçesi, Kartaltepe Mahallesi, 51/8 Pafta, 1195 Ada, 1 Parsel üzerinde kayıtlı 4.kat C5 Blok 60 No’lu bağımsız bölüm,

2. İstanbul ili, Bakırköy ilçesi, Kartaltepe Mahallesi, 23 Pafta, 451 Ada,27 Parsel üzerinde kayıtlı 4.kat B Blok 16 No’lu bağımsız bölüm,

3. İstanbul ili, Bakırköy ilçesi, Kartaltepe Mahallesi, Ataköy 9-10,51/7-8 Pafta, 1091 Ada,4 Parsel üzerinde kayıtlı F1 Blok 3.kat 17 no’lu bağımsız bölüm,

4. İstanbul ili, Bakırköy ilçesi, Kartaltepe Mahallesi, Ataköy 9-10, 51/6-7 Pafta,1091 Ada, 1 Parsel üzerinde kayıtlıu 4. Kat A/16 Blok 96 No’lu bağımsız bölüm,

5. İstanbul ili, Bakırköy ilçesi, Kartaltepe Mahallesi, Ataköy 11, 51/8 Pafta, 1202 Ada, 1 Parsel üzerine kayıtlı 4.kat Zambak blok 8 no’lu bağımsız bölüm.

İle borçlular adına kayıtlı bulunan diğer gayrimenkullerin tespiti halinde tapu kayıtlarına ihtiyati haciz konulmasına, daha önce borçlular adına kayıtlı olup da devredilmiş taşınmaz varsa devir tarihi sebebi ve devir alanın kayıtlarınızdaki adreslerinin bildirilmesine karar verilmiştir.’’(İstanbul 14.İcra Dairesi, 2009/448, Av. Günay Yılmaz – Av. Yalım Şentürk)

Yukarıdaki ayrıca İhtiyati haciz işlemi uygulanmış olan bütün gayrimenkuller, kullanılmış olan kredinin teminatı olarak zaten bankaya ipoteklidir.

3.4.  1.Bölge Tapu sicil Müdürlüğüne Bakırköy,

Borçlular adına kayıtlı olması halinde,

1.İstanbul ili, Bakırköy ilçesi, Kartaltepe Mahallesi, 51/8 Pafta, 1195 Ada, 1 Parsel üzerinde kayıtlı 4.kat C5 Blok 60 No’lu bağımsız bölüm,

2. İstanbul ili, Bakırköy ilçesi, Kartaltepe Mahallesi, 23 Pafta, 451 Ada,27 Parsel üzerinde kayıtlı 4.kat B Blok 16 No’lu bağımsız bölüm,

3. İstanbul ili, Bakırköy ilçesi, Kartaltepe Mahallesi, Ataköy 9-10,51/7-8 Pafta, 1091 Ada,4 Parsel üzerinde kayıtlı F1 Blok 3.kat 17 no’lu bağımsız bölüm,

4. İstanbul ili, Bakırköy ilçesi, Kartaltepe Mahallesi, Ataköy 9-10, 51/6-7 Pafta,1091 Ada, 1 Parsel üzerinde kayıtlıu 4. Kat A/16 Blok 96 No’lu bağımsız bölüm,

5. İstanbul ili, Bakırköy ilçesi, Kartaltepe Mahallesi, Ataköy 11, 51/8 Pafta, 1202 Ada, 1 Parsel üzerine kayıtlı 4.kat Zambak blok 8 no’lu bağımsız bölüm.

İle borçlular adına kayıtlı bulunan diğer gayrimenkullerin tespiti halinde tapu kayıtlarına ihtiyati haciz konulmasına, daha önce borçlular adına kayıtlı olup da devredilmiş taşınmaz varsa devir tarihi sebebi ve devir alanın kayıtlarınızdaki adreslerinin bildirilmesine karar verilmiştir.’’ ( İstanbul 14.İcra Dairesi, 2009/448, Av. Günay Yılmaz – Av. Yalım Şentürk)

Yukarıdaki ayrıca İhtiyati haciz işlemi uygulanmış olan bütün gayrimenkuller, kullanılmış olan kredinin teminatı olarak zaten bankaya ipoteklidir.

3.5.  Tapu sicil Müdürlüğü’ne Eyüp

Borçlular adına kayıtlı olması halinde,

1.İstanbul İli, eyüp İlçesi, Göktürk köyü, 1722 no’lu Parsel, 7 Pafta, zemin kat A1 Blokta bulunan 4 no’lu bağımsız bölüm,

2. İstanbul İli, eyüp İlçesi, Göktürk köyü, 1722 no’lu Parsel, 7 Pafta, 1.kat, A1 Blokta bulunan 6 no’lu bağımsız bölüm,

3. İstanbul İli, eyüp İlçesi, Göktürk köyü, 1722 no’lu Parsel, 7 Pafta, zemin kat, A7 Blokta bulunan 4 no’lu bağımsız bölüm,

4. İstanbul İli, eyüp İlçesi, Göktürk köyü, 1722 no’lu Parsel, 7 Pafta, bodrum kat, A6 Blokta bulunan 2 no’lu bağımsız bölüm,

5. İstanbul İli, eyüp İlçesi, Göktürk köyü, 1722 no’lu Parsel, 7 Pafta, 2.kat, A1 Blokta bulunan 8 no’lu bağımsız bölüm,

6. İstanbul İli, eyüp İlçesi, Göktürk köyü, Uzunkemer Sokak, 251 Pafta, 436 Parsel de kayıtlı 17 No’lu meskene ayrılan 218 / 10.000 arsa payı.

İle borçlular adına kayıtlı bulunan diğer gayrimenkullerin tespiti halinde tapu kayıtlarına ihtiyati haciz konulmasına, daha önce borçlular adına kayıtlı olup da devredilmiş taşınmaz varsa devir tarihi, sebebi ve devir alanın kayıtlarınızdaki adreslerinin bildirilmesine karar verilmiştir.’’ (İstanbul 14.İcra Dairesi, 2009/448, Av. Günay Yılmaz – Av. Yalım Şentürk)

Yukarıdaki ayrıca İhtiyati haciz işlemi uygulanmış olan bütün gayrimenkuller, kullanılmış olan kredinin teminatı olarak zaten bankaya ipoteklidir.

3.6.  Kemer Yapı ve Turizm A.Ş.

Borçlular ile şirketiniz arasında aktedilen sözleşmeler gereğince, borçlular lehine doğmuş ve doğacak her türlü hak ve alacakları ile, intifadan doğan her türlü ve her miktardaki kullanım haklarının ihtiyaten haczine karar verilmiştir. Karar gereğince, talimatımızın infazı ile neticesinden bilgi verilmesi rica olunur. 06.01.2009 (İstanbul 14.İcra Dairesi, 2009/448, Av. Günay Yılmaz – Av. Yalım Şentürk)

İrtifak Tapulu olduğu için, Bankaya ipotek olarak verilemeyen tek gayrimenkul üzerine, bankanın elinde kullanılmış olan kredinin 4 katı gayrimenkul ipoteği olduğu halde, 31.Aralık. 2008’de kredinin kat edilmesinden ve yine 31.12.2008 tarihinde alınmış olan İhtiyati Haciz kararından sadece 4 gün sonra haciz konularak satışa çıkarılmış, İstanbul 11.İcra Hukuk Mahkemesi, ihaleden  1 gün önce,  2010/667 Esas ve 2010/1593 sayılı kararla, borç miktarı kadar taşınmaz hacizli ve ipotekli iken ve ipotekli taşınmazlar dahi satılmazken bu satışın talep edilmesinde hukuki bir yarar bulunmadığından, intifa hakkına konulan haczin kaldırılmasına karar vermiştir. (Ek.5)

Suç senedi ile yapılmış olan İcra işleminden tam 20 AY SONRA; yukarıda ifade etmiş olduğumuz İstanbul 11.İcra Hukuk Mahkemesi tarafından intifa hakkına konulmuş olan hacizin iptal edilmesinden sadece birkaç gün sonra, bu gayrimenkulü yeniden elde edebilmek için,  12.08.2010 tarihinde,  aynı borç için 2. İcra işlemini başlatılmıştır.

Bu gayrimenkule konmuş olan haciz ve satış işlemleri, Turkıshbank A.Ş. ve avukatlarının bütün varlığımıza el koyarak yok etme niyetlerinin en açık bir göstergesidir. Sanık avukat Günay Yılmaz, ’’Siz bittiniz, her şeyinizi donunuza kadar alacağız’’ sözünü, Mahkemenin kapısında ve duruşma beklerken ağlamakta olan eşim Sevil Güney’in yanında söylemiştir.

 3.7.  Yazı ekinde sureti gönderilen Kemer Yapı ve Turizm A.Ş. nezdinde Adil Altay Güney adına tahsisli bulunan Orman arazisi üzerine kurulu 006-1 no’lu Bungolow’a ait intifa senedinin kıymet takdirinin yapılması.’’ (Nöbetçi İcra Müdürlüğü’ne Eyüp,  Av. Günay Yılmaz – Av. Yalım Şentürk)

4.   İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanlığı’na 15.10.2010

 ‘’…kredi borcunun 25.12.2008 tarihinde ödeneceği beyan edilmiş ve bu tarihli bir bono tanzim edilerek müvekkil bankaya kredi borcunun ödenmesi amacı ile verilmiştir. Ancak bu bononun ödenmemesinden sonra Beyoğlu 17.Noterliği’nin 31.12.2008 tarih ve 32706 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile hesaplar kat edilmiştir. Hesap kat ihtarnameleri şirket tarafından 06.01.2009 tarihinde ve davalılarca 21.01.2009 tarihinde tebliğ alınmış olmasına rağmen verilen 8 günlük süre içersinde ödenememiş ve borçluların tamamı temerrüde düşmüştür.’’

Bu beyanların doğru olmadığı, senedin banka tarafından ve GKS’leri düzenlemiş olan yetkili eli ile düzenlenmiş olduğu ve senetle ilgili ihbar dahil olmak üzere yapılması gereken hukuki  işlemlerin hiç birisinin yapılmadığı gibi ayrıca kayıtlara da işlenmediği ancak yıllar sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmekte olan Soruşturmalar ile tespit edilmiştir.

Suç senedi ile ilgili olarak BDDK’nın dahil olduğu ve İstanbul 8.Ağır Ceza Mahkemesinde yapılmış olan Yargılama neticesinde, Turkıshbank A.Ş.’nin Merkez Şube Müdürü olan Semra Oktayoğlu  1 yıl hapis ve kanunda öngörülen ek cezalarla cezalandırılmıştır.

Hesap kat ihbarnamelerinin ise kanunların öngördüğü şekilde tebliğ edilmediği Mahkeme kayıtlarına geçmiştir.

’’Hesabın kat edildiği tarihte kredi kullandırılan firma ve müşterek borçlu ve müteselsil kefilleri olan davalılar hakkında bir çok icra takibi açıldığı, tüm menkul ve gayrimenkul mallarına haciz konulduğu, davalıların adreslerini terk ederek menkul mallarını kaçırdığı ve son aylara ilişkin faiz ve ana para ödemelerini yapmadığı görülmüş olup bu nedenle hesabın kat edilmesi zorunluluğu doğmuştur.’’

Turkıshbank A.Ş.’nin, Mahkeme kayıtlarına geçmiş olan beyanlarına göre 12.01.2009 tarihinde beyan etmiş oldukları sözde kredi borcu 2.941.545.00 TL, bu borca karşılık olarak verilmiş  olan ve toplam 12 gayrimenkul ile 10.100.000.TL tutarında İpotek vardır. Bu İpoteklerin piyasa değerleri 12.000.000.TL’den fazla ve ipotek edilmiş olan gayrimenkullerin sadece 1 tanesinin değeri kredi borcunun üzerindedir.

Ve kaçırıldığı iddia edilen bütün bu gayrimenkuller kredi işlemleri sırasında güvenilerek bankaya ipotek edilmişlerdir.

Suç senedi ile ilgili soruşturmaların derinleşmesi ve bankanın yapmış olduğu kanunsuzlukların açık olarak ortaya çıkmaya başlaması üzerine ise, hesabın kat edilerek suç senedi ile ilk icra işleminin başlatılmış olduğu, 31.12.2008 tarihinden tam 29 ay sonra ve 08.06.2011 tarihinde, dilekçelerinde belirtmiş oldukları, İpoteğin nakde çevrilmesi ile ilgili  ve yine aynı borç için 3. İcra işlemlerini başlatılmıştır.

Ayrıca avukatların iddia etmiş oldukları gibi, kullanmış olduğum kredi ile ilgili olarak, zamanında ödenmemiş tek bir devre faizi borcum yoktur.

’’Davalılar sürekli olarak Yargı mercilerini yanıltmak amacı ile senaryolar üretmekte olup, borçlarını ödememek ve müvekkil banka tarafından açılan takipleri sürüncemede bırakmak amacı ile Adli Merciler nezdinde gerçek dışı beyanlarda bulunmaktan çekinmemektedirler. Davalılar kötü niyetli olarak icra takibine itiraz etmişlerdir. Buradaki tek amaçları takibi geciktirmek ve müvekkil bankanın alacağının sürüncemede bırakılmak istediklerinden ibarettir. Bu güne kadar kredi borcunun ödenmesi için hiçbir yaklaşımda bulunmadıkları gibi, tahsilini zorlaştırmak için her türlü yolu denemektedirler.’’

Turkıshbank A.Ş. tarafından, banka yetkililerinin kredi işlemleri sırasında, almış oldukları ipoteklere ek olarak, teminat olarak almış oldukları ve sadece imzaları atılmış boş senedin, yine banka yetkililerince doldurularak ve haberimiz ve bilgimiz olmadığı için de sözde ödenmediği bahane edilerek 31.12.2008 tarihinde kredi hesabımızın kat edilmesi ve yine aynı gün 31.12.2008 tarihinde kredinin ödenebilmesi için tek bir gün dahi süre verilmeden kredi hesabının kat edilmesi ve yine aynı gün mesai saatinin bitmesi dahi beklenmeden 31.12.2008 tarihinde İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesinden İHTİYATİ HACİZ kararı alınarak başlatılmış olan infaz gibi icra işlemlerinden sonra, içine düşürülmüş olduğumuz maddi ve manevi yıkımın bütün safhaları   İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ve ilgili Mahkemelerin kayıtlarında mevcuttur. Bunun yanında ise 31.12.2008 tarihi yani hesabın kat edilmesinden sonra banka yetkililerine olan bütün görüşme taleplerimiz, banka yönetim kurulunun talimatları gereği, yani  haklarında İcra takibi başlatılmış olan müşterilerle görüşmelerin yasaklanmış olması nedeni ile, cevapsız bırakılmıştır.(Ek.1,2010 Toplantı CD’si)

Sanık Yalım Şentürk’ün, bu toplantıdaki beyanı ise Turkıshbank A.Ş.’nin asıl niyetinin ne olduğu konusunu açık olarak ifade etmektedir.

‘’Ben zaten icradan alacağımı söyledim. Sizden almak yerine İcra’dan alırım.’’(Yalım Şentürk, 20.Haziran.2010 Toplantı CD’si)’’

5İstanbul 11.Hukuk Mahkemesi sayın Hakimliği’ ne, 01.12.2010

‘’İcra takibine konu bono bizzat davacı borçlu tarafından müvekkil bankaya getirilerek ibraz edilmiştir. O nedenle bu mahiyetteki iddiaları tamamen gerçek dışı olup bir senaryodan öteye gitmemektedir.

Bu beyanın doğru olmadığı, senedin banka tarafından ve GKS’leri düzenlemiş olan yetkili eli ile düzenlenmiş olduğu ve senetle ilgili ihbar dahil olmak üzere yapılması gereken hukuki  işlemlerin hiçbirisinin yapılmadığı gibi ayrıca kayıtlara da işlenmediği ancak yıllar sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmekte olan Soruşturmalar ile tespit edilmiştir.

Suç senedi ile ilgili olarak BDDK’nın dahil olduğu ve İstanbul 8.Ağır Ceza Mahkemesinde yapılmış olan Yargılama neticesinde, Turkıshbank A.Ş.’nin Merkez Şube Müdürü olan Semra Oktayoğlu  1 yıl hapis ve kanunda öngörülen ek cezalarla cezalandırılmıştır.(Ek.6)

6.  Şişli Cumhuriyet Başsavcığı’na, 26.01.2011

‘’ …Söz konusu bono kredi borcunun ödenmesinin temini amacı ile  müvekkil bankaya teslim edilmiştir. Zaten bu bononun ödenmemesinden sonra kredi hesabı kat edilerek haklarında icra takibi yapılması zorunluluğu doğmuştur.

Bu beyanın doğru olmadığı, senedin banka tarafından ve GKS’leri düzenlemiş olan yetkili eli ile düzenlenmiş olduğu ve senetle ilgili ihbar dahil olmak üzere yapılması gereken hukuki  işlemlerin hiçbirisinin yapılmadığı gibi ayrıca kayıtlara da işlenmediği ancak yıllar sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmekte olan Soruşturmalar ile tespit edilmiştir.

Suç senedi ile ilgili olarak BDDK’nın dahil olduğu ve İstanbul 8.Ağır Ceza Mahkemesinde yapılmış olan Yargılama neticesinde, Turkıshbank A.Ş.’nin Merkez Şube Müdürü olan Semra Oktayoğlu  1 yıl hapis ve kanunda öngörülen ek cezalarla cezalandırılmıştır.(Ek.6)

‘’ Şikayete konu bononun Banka yetkilileri tarafından doldurulduğu iddiası gerçek dışı bir iddiadır. Yine şikayetçinin bononun düzenlendiği tarih tarihte yani yani 04.12.2008 tarihinde banka ile hiçbir ilişkisinin bulunmadığı hususu da gerçek dışı olup haksız bir iddiadan ileri gitmemektedir. Şikayetçi olan firma 26.04.2007 tarihinde ilk Genel Kredi Sözleşmesini imzalamış, sonrasında ise 19.07.2007,21.09.2007 ve 28.04.2008 tarihinde diğer Genel Kredi Sözleşmelerini imzalamıştır. Kısacası şikayetçinin sözü geçen 04.12.2008 tarihinde müvekkil banka ile bir ilişkide bulunduğu açıkça görülebilmektedir.

Şikayetçi yazı formatının farklı olmasını bahane ederek kendine bir menfaat elde etmeye çalışmaktadır. Oysaki senedin kendi personelince veya bir yakını tarafından tanzim edilebileceği gerçektir. Kaldı ki şirket  yöneticisinin bu mahiyette senedi tanzim ettiği istisna olarak görülen bir durumdur. Genelde mali işlerden sorumlu muhasebecisinin veya personelin senedi tanzim ettiği bir senedi  yönetici ve yetkilisine imza ettirmesi genel bir uygulamadır. Aksinin kabul edilmesi son derece haksız durumların ortaya çıkmasına sebebiyet verecek bir mahiyettedir.’’

Yalım Şentürk tarafından yukarıda verilmiş olan dilekçe beyanı doğrultusunda, Turkıshbank A.Ş.nin diğer bir avukatı olan Sümer Altay da aynı dosyaya aşağıdaki beyana haiz dilekçeyi vermiştir.

‘’Arz ettiğimiz bu kuralların, bilirkişi incelemeleri ile bertaraf edilerek tersine çevrilmesi, müvekkillerimin ve bankamızın telafi edilemeyecek derecede büyük ve çok ağır bir mağduriyetine sebebiyet verecek vahamettedir.’’ (Turkıshbank A.Ş. Avukat Sümer Altay, 2011)

Yukarıdaki ifade, Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Turkıshbank A.Ş. ile ilgili olarak ‘’Dosyanın Bilirkişi tarafından incelenmesi’’ kararına karşı olarak, 09.05.2011 tarihinde,  2010/488802 sayılı Soruşturma dosyasına verilmiş olan dilekçeden alınmıştır. Bilirkişi tarafından, suç senedinin bankanın ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiş ve Banka aleyhine İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinde CEZA DAVASI açılmıştır. Fakat Genel Kredi Sözleşmelerinin asılları 2.5 yıl boyunca, Savcılık Makamına teslim edilmediği için, suç senedinin aslı ile birlikte Kriminal incelemeye gönderilerek diğer iddialarımızı doğrulayan kesin rapor alınamamıştır. Sözleşme asıllarının, Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından, yıllar sonra res’en alınması ile, ancak 21.03.2013 tarihinde,sözleşmeler suç senedinin aslı ile birlikte  , kriminal inceleme yapılması  için gönderilebilmiştir. Kriminal Polis Laboratuvarları Müdürlüğü’nün hazırlamış olduğu 21.03.2013 tarihli ‘’UZMANLIK RAPORU’’ ile Avukat Sümer Altay’ın korkusu gerçekleşmiş, yıllardır iddia etmiş olduğumuz gibi, banka yetkili ve avukatlarının Cumhuriyet Başsavcılıklarına ve Mahkemelere vermiş oldukları ifade ve beyanların yalan olduğu, suç senedinin, Genel Kredi Sözleşmelerini hazırlayan banka yetkilisi tarafından düzenlenmiş olduğu, Genel Kredi Sözleşmelerinin tamamında silinti ve tahrifat yapılmış olduğu, Uzman Bilirkişi İsmail Özkan’ın 24.07.2013 tarihli ‘’MÜTALAA BEYANI’’ ile de, 4 adet Genel Kredi Sözleşmesinin 3’ünde Sevil Güney adına atfen atılmış olan imzaların Sevil Güney’in eli ürünü olmayıp takliden atılmış olduğu ve kredi miktarının arttırılmasına ait Sözleşmede, banka yetkilisi ve müdür olarak Ali Baba Şanlı adına atfen atılmış olan imzanın da, Ali Baba Şanlı’nın Savcılık makamına vermiş olduğu beyan dilekçesinde de açık olarak belirtmiş etmiş olduğu gibi, kendi el ürünü olmayıp, takliden atılmış olduğu,  kriminal raporlarla kesin olarak tespit edilmiştir.)

Turkıshbank A.Ş.’nin, Genel Kredi Sözleşmelerinin imzalanması sırasında, teminat olarak almış oldukları boş senet; kredinin teminatı olarak 4 misli tutarında gayrimenkul ipoteği olmasına rağmen, banka kayıtlarına göre kullanılmış olan  2.941.545.00 TL krediye karşılık olarak da 1.329.455.00 TL kredi için geri ödeme yapılmış olmasına ve bu süre içinde toplam 696.485.76 TL dönem faizi ödenmesine ve bu kredi ile ilgili ödenmemiş hiçbir devre faizi de olmamasına rağmen, bilgi verilmeden ve banka tarafından, sözde 04.12.2008 düzenleme tarihi ve yine sözde 21 gün sonra olan 25.12.2008 tarihinde de ödeme günü olmak üzere, kullanılmış kredinin çok üzerinde bir tutarla 3.700.000.TL doldurulup düzenlendikten sonra, bilgimiz dışında olduğu için de bu senedin  ödenmemesi bahane edilerek 31.12.2008 tarihinde kredi hesabımız kat edilmiştir.

Turkıshbank A.Ş.’nin ticari defterlerinde de kayıtlı olmadığı tespit edilen ve bu nedenle de, Merkez şube müdürü Semra Oktayoğlu’nun İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmasına neden olan bu  senet ile uygulamış oldukları ve kredinin kat edilmesinden sonraki ilk 6 ay’da bankaya nakit olarak 1.558.695.00TL ödenmesine ve faiz haricinde  kalmış olan 1.328.850.00TL borca karşılık toplam değerleri 9.000.000.00TL’ yi aşan gayrimenkullerimizin infaz gibi İcra işlemleri ile gasp edilmesine karşı sürdürmekte olduğumuz Hak ve Hukuk mücadelesi 58 aydır devam etmektedir.

 ‘’ Şikayetçi, ekte bulunan tapu kayıtlarından görüleceği üzere 50’den fazla kişiye olan borcunu ödemeyerek birçok kurum ve şahsı mağdur etmiştir.

‘’…Şikayetçi kendisi hakkında icra takibi başlatan alacaklılarını itirazlar ve Cumhuriyet Başsavcılıkları nezdinde yaptığı şikayetlerle  yıldırmak ve borcun ödenmesini sürüncemede bırakmak çabası içindedir. Sayın Başsavcılığınıza yapmış olduğu şikayet de bu amacı taşımaktadır. Şikayetçi, onlarca şahıs ve şirkete borçlanıp, sonra da borçlarını ödememek ve ödemeyi geciktirmek için kendisine menfaat temin etmeye çalışmaktadır.’’

‘’…Şikayetçinin bir tefeci gibi İcra işlemlerine devam edildiği suçlaması öncelikle Bankacılık Kanunu hükümlerine göre bir suç mahiyetinde olup Sayın Savcılığınız nezdinde suç ihbarında bulunuyoruz. Müvekkil bankanın, alacağını tahsil etmek üzere, özellikle bir dolandırma kastı içersinde bulunan ve en az 50 şahsa borcunu ödemeyerek bu insanları mağdur eden şahsın üzerine hukuki yollardan gidilerek icrai işlemlere davam etmesi son derece doğal bir hakkı niteliğindedir.

Turkıshbank A.Ş.’nin avukatları olan Sanık Günay Yılmaz ve Sanık Yalım Şentürk’ün İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı nezdindeki şikayetleri ve maddi imkanlarımın yok edilmesi nedeni ile Hukuk Dava ve davalarını açılamamış olması  ve ancak bu şikayetle açılacak olan Ceza Davası ile Mahkeme önüne çıkabileceğim umudu ile belki de Adliye tarihinde görülmeyecek bir şekilde Savcılık Makamı’na Ceza Davasının açılması gerektiği konusundaki dilekçemin nihayetinde, İstanbul 43. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmış olan Ceza Davası, 29.05.2012 tarihinde 2012/491 numaralı karar ile sonuçlanmış ve beraat kararı verilmiştir. (Ek.4 )

Turkıshbank A.Ş. tarafından, kendilerinin düzenlemiş olduğu suç senedini kullanarak, 31.12.2008 tarihinde kredi hesabının kat edilmesi ve aynı gün olan 31.12.2008 tarihinde de, İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesinden almış oldukları İHTİYATİ HACİZ ile uygulamış oldukları infaz şeklindeki İcra ve haciz işlemleri ile bütün varlığımızın, borçlarımızı ve günlük yaşam giderlerimizi dahi karşılayamayacak şekilde  gasp edilmesinden sonra dahi, sanık banka avukatları yukarıdaki yalan beyanlarda bulunabilmiştir.

TAKDİR SAYIN MAHKEMENİZİNDİR.

7.  Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı’na, 18.02.2011

‘’ Sayın Savcılığınıza yapılan şikayet doğrultusunda müvekkil bankanın Merkez şube Müdürü’nün (Semra Oktayoğlu) ifadesi alınmış olup ayrıca kendisinden yazı örnekleri de alınmıştır.

‘’ Yapılan şikayete bakıldığında iddia edilen husus bononun boş bırakılan kısımlarının müvekkil banka tarafından doldurulduğu ve bu nedenle de bir suç oluştuğu hususudur.’’

‘’ Şikayete konu senedin taraflar arasındaki sözleşme ve ilşkiye aykırı olduğu hususu tespit edilmeden yani suç unsurunun oluşup oluşmadığı belirlenmeden, senet üzerindeki yazıların kime ait olduğunun araştırılmasına girilmesi, usul ve yasa hükümlerine açıkca aykırıdır.’’

Suç tarihinde Turkıshbank A.Ş.Merkez şube müdürü olan Semra Oktayoğlu’nun ifadesi, Soruşturmanın başlamış olduğu 28.08.2010 tarihinden ancak aylar boyunca sayısız TEKİT ve ancak Savcılık Makamının Şişli Emniyet Müdürlüğü’ne  müracaatı sonucunda alınabilmiş fakat yukarıda ifade edilmiş olan yazı örnekleri alınamamıştır. Ve bugüne kadar da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılıklarının sayısız talep ve tekit yazılarına rağmen ve İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarları müdürlüğü tarafından da hazırlanmış olan 28.05.2013 tarihli UZMANLIK RAPORU ile Suç senedini hazırlayan banka yetkilisi ile Genel Kredi Sözleşmelerini hazırlamış olan banka yetkilisinin aynı şahıs olduğu tespit edilmiş olmasına rağmen, bugüne kadar yine Örgütlü Suçlar Bürosu’na bu kişi veya kişilerin kim veya kimler oldukları hakkında bilgi verilmemiştir.

Bunun yanında yine aynı UZMANLIK RAPORU ile Semra Oktayoğlu’nun, mevcut Sözleşmelerin silinerek tahrif edilmesinden sonra, yeniden yazılırken, aylar öncesinin ve şubede görevli olmadığı bir tarihi taşıyan Genel Kredi Sözleşmesinin, yetkili imzasını atmış olduğu da tespit edilmiştir.

Uzman Bilirkişi İsmail Özkan tarafından hazırlanmış olan ve 24.07.2013 tarihli MÜTALAA BEYANI ile de, ifadesi sırasında yeterli yazı örnekleri verilmediği halde, SENET ve Genel Kredi Sözleşmelerindeki el yazıları ile Semra Oktayoğlu’nun mukayese yazıları arasında benzerlikler görüldüğü tespit edilmiştir.

Ayrıca, 4 adet Genel Kredi Sözleşmesinin 3’ünde, eşim Sevil Güney adına atılmış olan imzaların Sevil Güney’in eli ürünü olmayıp takliden atılmış olduğu, Suç senedinin düzenlenme tarihinde tahrifat olduğu ve UZMANLIK RAPORU ile tespit edilmiş olan fiziksel silinmelerin, fiziksel değil kimyasal yolla yapılmış olabileceği de tespit edilmiştir.

8.  Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı’na, 09.06.2011

‘’ Şikayete konu senet borçlu tarafından bir ödeme belgesi olarak verildiği için ve vadesinin yakın olması nedeni ile kayıda alınmadığı öğrenilmiştir.’’

‘’ Senedin diğer bölümlerinin kimler tarafından doldurtulduğu tarafımızca bilinmemekte olup bu hususun tarafımızca da bilinmesine de gerek bulunmamaktadır.’’

‘’Borçlunun bu iddiaları son derece samiyetsiz olup (samimiyetsiz) ‘’yavuz hırsız ev sahibini bastırır’’ deyimini kullanmaya çalışmaktadır. Öncelikle karşı tarafın sunmuş olduğu evraklara balkıdığında (bakıldığında) şikayet eden Adil Altay Güney onlarca çek ve senet düzenleyerek 60’dan fazla kişiden mal ve para almış ve mükellefiyetlerini yerine getirmeyerek bu özel ve tüzel kişileri mağdur duruma düşürmüştür.  Hakkında onlarca takip açılmış olmasına rağmen bu şahıs borçlarını ödemek yerine ‘’yavuz hırsız ev sahibini bastırır’’ deyimini bizzat kullanarak üste çıkmaya çalışmakta, bizzat kendisinin verdiği çek ve senetlere itiraz etmektedir.’’

‘’ Şikayet eden borçlunun bu beyanlarından sonra kriminolojik incelemenin ABD’de yapılması talebine hiçbir şekilde muvafakat vermiyoruz.’’

‘’ …Bu durumda yapılan şikayetin son derece kötü niyetli olduğu açıkca görülebilmektedir. Şikayet eden şahıs sadece ve sadece müvekkil bankayı rahatsız etmek çabası içersindedir.’

TAKDİR SAYIN MAHKEMENİNDİR.

9.  Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı’na, 07.07.2011

‘’…kredi faizleri ile taksitlerini ödeyememesi nedeni ile…ihtarnamesi ile hesapları kat edilmiştir.’’

 ‘’Kredili firma ile kefillerinin gönderilen hesap kat ihtarnamesine rağmen verilen 8 günlük süre içersinde ihbarname içeriğinde talep edilen 3.567.236.48 TL ödenmediğinden, firma ve kefilleri hakkında …25.12.2008 vadeli 3.700.000.TL tutarlı bono üzerinden, 12.01.2009 tarihi itibarı ile…kambiyo hükmümde icra takibi açılmış ve ayrıca Genel Kredi Sözleşmesi üzerinden ilamsız takip açılmıştır.’’

 ‘’Şüpheli Adil Altay Güney kredi taksitleri ile tanzim ettiği senetler ve keşide ettiği çekleri ödemeyerek müvekkil bankayı mağdur etmiştir. Ayrıca adresini değiştirip tüm menkul mallarını kaçırarak yapılacak tahsilatların geciktirilmesini temin amacı ile son derece kötü niyetli hareket etmektedir.’’

 ‘’Bankacılık örtüsü altında Tefecilik iddiası ise başlı başına bir suç unsuru olup ayrıca bir açıklama yapılmasına dahi gerek bulunmamaktadır.’’

 ‘’Müvekkil bankanın dolandırıcılık yaparak, sahte senetle baskın şeklinde icra işlemleri yaptığı iddia edilmektedir. Bu iddialar da yine başlı başına suç unsuru oluşturmakta olup şüphelinin cezalandırılması gerekmektedir.’’

 ‘’Müvekkil bankanın kanuni haklarını kullanması Anayasamız gereğidir. Müvekkil bankanın kanuni haklarını kullanır iken kendisinin çirkin bir şekilde suçlanması ve hakkında suç uydurulması müvekkil bankanın itibarını zedelemiş olup, şöhreti ve serveti büyük tehlike içine girmiştir.

 Şüphelinin tüm bu beyanlarına bakıldığında Bankacılık kanununun 74.Maddesinin dışında TCK 125  devamı maddeleri gereğince hakaret suçu ve iftira nedeni ile TCK 267 ve devamı maddeleri gereğince iftira suçu kapsamlarına da girdiği açıkça görülmektedir.’’

 ‘’Şüphelinin gerek yukarıda belirtilen internet sitelerinde gerek Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2010/48802 Soruşturma dosyasında ve  gerekse Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2011/22731 Soruşturma sayılı dosyasında verdiği beyanlar ile sunduğu ek mahiyetindeki belgeler içeriğinde müvekkil bankaya itibarını kıracak veya şöhretine yada servetine zarar verecek nitelikte ifadeler kullanmış olup, yazı içeriklerine bakıldığında mutlak bir kastın bulunduğu anlaşılmaktadır. Özellikle ‘’Bu bilgiler ne kadar çok yayılabilirse o kadar bilinçlenme olabileceğine inanıyorum. Selam ve sevgilerimle, Adil Altay Güney, Yüksek Mühendis Mimar’’ ifadesi şüphelinin kastını açıkça göstermektedir. Şüpheli asılsız ve mesnetsiz görüşlerini yayabilmek ve müvekkil bankanın itibarını sarsmak ve müvekkil bankanın şöhret ve servetine zarar vermek kastı ile hareket etmektedir.’’

 ‘’Bankalar kanunu ile sahip oldukları öncelik ve imkanları çirkin ve kötü bir biçimde insanlık dışı yöntemlerle kullanan bazı banka ve bankacıların elinde perişan olan onbinlerce iş adamı ve ailede kazanacaktır.’’ İfadesinde görüleceği üzere müvekkil bankanın kanunlardan aldığı haklarını çirkin ve kötü bir biçimde insanlık dışı yöntemlerle kullanıldığı iddia edilmektedir.’’

‘’Müvekkil banka için artık bu durum çekilmez hale gelmiştir. Şüphelinin bu eylemleri müvekkil bankanın yöneticilerini de rahatsızlık vermekte olup, müvekkil banka yöneticileri de mağdur duruma düşmüştür…’’

Turkıshbank A.Ş.’nin avukatları olan Sanık Günay Yılmaz ve Sanık Yalım Şentürk’ün İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı nezdindeki yukarıdaki ifadeleri taşıyan dilekçe ile şikayetleri neticesindeki ceza soruşturmasında, banka tarafından maddi imkanlarımın yok edildiği nedeni ile Hukuk Dava ve davalarını açamamış olmamın ve bu şikayetle açılacak olan Ceza Davası ile ancak Mahkeme önüne çıkmak istediğim hakkında, belki de Adliye tarihinde görülmeyecek bir şekilde Savcılık Makamı’na şüpheli olarak vermiş olduğum Ceza Davasının açılması gerektiği konusundaki dilekçemin nihayetinde İstanbul 43. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmış olan Ceza Davası, 29.05.2012 tarihinde 2012/491 numaralı karar ile sonuçlanmış ve beraat kararı verilmiştir.(Ek.) 

10.  İstanbul Cumhuriyet Başsavcı yardımcısı Sayın Fehmi Tosun tarafından, 23.09.2010 tarihinde Turkıshbank A.Ş.yetkili ve görevlilerine gönderilmiş olan,  suç senedinin aslının, Savcılık Makamına teslim edilmesi ile ilgili, Şüpheli Çağrı Kağıdı ile, İstanbul Cumhuriyet Başsavcı yardımcısı Sayın Oğuzhan Atamtürk Uyar’ın, 16.03.2011 tarihinde Turkıshbank A.Ş.’ ye göndermiş olduğu Genel Kredi Sözleşmeleri asıllarının, Savcılık Makamına teslim edilmesi ile ilgili mektubundan, Genel Kredi Sözleşmelerinin,İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından res’en teslim alınmasına kadar  geçen yaklaşık 29 ay süresince, Savcılık Makamlarının, Turkıshbank A.Ş.’den bilgi ve belgelerin teslim alınabilmesi için göstermiş olduğu uğraş ve çabalara ait resmi belgelerin tarih sırası ile açıklaması aşağıdadır.

  1.İstanbul Cum. Sav. Fehmi Tosun,‘’Adil Altay Güney’in ifade tutanağı’’               19.10.2010

2.İstanbul Cumhuriyet Savcısı Fehmi Tosun, ‘’Şüpheli çağrı kağıdı’’                     23.09.2010

3.İstanbul Cumhuriyet Savcısı Fehmi Tosun, ‘’ Şüpheli davetiyesi’’                       23.09.2010

4.İstanbul Cumhuriyet Savcısı Fehmi Tosun, ‘’ Senet aslı teslim yazısı’’               14.10.2010

5.İstanbul Cumhuriyet Savcısı Fehmi Tosun, ‘’ Senet aslı teslim için tekit’’           14.10.2010

6.Şişli Cumhuriyet Savcısı Oğuzhan A.Uyar, ‘’ Senet aslı teslim yazısı’’               09.12.2010

7.Şişli Cumhuriyet Savcısı Oğuzhan A.Uyar, ‘’ Senet aslı teslim yazısı’’               09.12.2010

8.Şişli Cumhuriyet Savcısı Oğuzhan A.Uyar, ‘’ Senet aslı tekit ikrarı’’                    05.01.2011

9.Şişli Cumhuriyet Savcısı Oğuzhan A.Uyar, ‘’Em.Müd. senedin temini’’               06.01.2011

10.Şişli Cumhuriyet Savcısı Oğuzhan A.Uyar, ‘’ Senedin  alınması’’                       26.01.2011

11.Şişli Cumhuriyet Savcısı Oğuzhan A.Uyar, ‘’Semra Oktayoğlu’nun ifadesi.’’

12.Şişli İlçe Emniyet Müdürlüğü, Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı’na                          23.02.2011

13.Gen. Müd.ve Gen.Müd. yrd.’na ulaşılamadığınıntutanağı                                   23.02.2011

14.Senet aslı ile GKS’leri dolduran kişinin aynı kişi olduğu ihbarı                            09.03.2011

15.Şişli Cum. Savcısı Oğuzhan A.Uyar, ‘’GKS asıllarının teslimi ‘’                           16.03.2011

16.Şişli Cum. Savcısı Oğuzhan A.Uyar, ‘’ Kriminal Polis Lab.Md.’ne’’                     07.04.2011

17.İstanbul Cum. Savcısı Ercan Devrim, ‘’ GKS asılları teslimi hakkında.’’              11.12.2012

18.İstanbul 15.As.Tic. Mahkemesine,’’GKS asıllarının teslimi hakkında’’                 08.01.2013

19.İstanbul Cum. Sav. Ercan Devrim, ‘’GKS asıllarının teslimi için tekit’’                 08.01.2013

20.GKS ASILLARININ SAVCILIK MAKAMINA TESLİM EDİLMESİ.                       18.01.2013

21.İstanbul Cum. Savcısı Ercan Devrim, ‘’Krim. Polis Lab.Müdürlüğüne.                21.03.2013

22.VE TURKISHBANK A.Ş. TARAFINDAN NE ZAMAN CEVAPLANDIRILACAĞI BİLİNMEYEN VE BUGÜNE KADAR DA CEVAPLANDIRILMAYAN SAVCILIK MAKAMININ GKS SORGULAMASI                                                                                              01.02.2013

 

Yukarıda Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, 19.10.2010 tarihinden 01.12.2013 tarihine kadar süren toplam 29 ay içinde Turkıshbank A.Ş.’ye gönderilmiş olan mektuplar incelendiği zaman, bankanın yapmış olduğu bütün hukuk ve etik dışı yaptırımları, önceden düşünerek ve planlayarak  (Ek.1, Haziran 2010 toplantı CD’si) uyguladığı açık olarak görülmektedir.

Bütün bunların yanında Turkıshbank A.Ş. avukatlarının, Genel Kredi Sözleşmelerinde, İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarları Müdürlüğü tarafından tespit edilmiş olan silinme, tahrifat ve yeniden yazmaların banka tarafından değil de, sözde benim tarafımdan yapıldığı ve bu nedenle de hakkımda Ceza Davası açılması taleplerine dair İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na vermiş oldukları 01.07.2013 tarihli  ve 2013/42455 sayılı dilekçelerinde, sanık avukatlar Günay Yılmaz ve Yalım Şentürk’ün, Kriminal incelemelerinin yapılması için Şişli Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/48802 sayılı dosyasına vermiş oldukları dilekçe ve ekleri ile de ayrıca suç işlemiş oldukları ortaya çıkarılmıştır.

Sanık avukatlar Günay Yılmaz ve Yalım Şentürk’ün yıllardan beri farkında olmadığımız bir şekilde, Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı’nı, tahrif edilmiş belgelerle, aynı belgeyi, fotokopi ile çoğaltarak, değişik belge vermiş gibi aldattığı, dolandırdığı ve resmi evrakta sahtecilik yaptığı anlaşılmıştır.

Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmüş olan 2010/48802 sayılı Soruşturma dosyasında, Savcılık Makamının talimatı ile yapılmış olan ‘’KRİMİNAL’’ raporda, İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarları Müdürlüğü tarafından incelenmiş olan Sözleşme sayfaları aşağıdadır.

1.   2 Adet              28.04.2008 tarihli 2.000.000.YTL

2.   2 Adet              26.04.2007 tarihli     600.000.YTL

Sanık avukatlar Günay Yılmaz ve Yalım Şentürk, Mali bilirkişi raporu ile 3 adet olarak tespit etmiş olan Genel Kredi Sözleşmesi sayısının, 4 adet olarak kayıtlara geçirilebilmesi için; 28.04.2008 tarihli 2.000.000.00YTL ve 26.04.2007 tarihli 600.000.00YTL tutarlı 2 adet Genel Kredi Sözleşmesinin imza sayfa fotokopilerini, birer adet ilave fotokopi ile arttırılarak 4 adet ayrı Sözleşme gibi, kriminal inceleme  için Şişli Cumhuriyet Başsavcığı’na verilmiştir.

Ve böylece, 2 adet Sözleşmenin imza sayfası, her biri  2 suret yapılarak ve sanki 4 adet ayrı sözleşme sayfası gibi Savcılık makamına verilmiş ve İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarları Müdürlüğü’ne gönderilmesi sağlanarak, sanki 4 adet Genel Kredi Sözleşmesi incelenmiş gibi ‘’Tutanaklara’’ geçirilmesi sağlanmıştır.

Bu konu ile ilgili olarak da, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından C.M.2013/20727 numara ile Soruşturma yürütülmektedir.

SONUÇ:

Yukarıda genel olarak ve özellikle de özet olarak ifade etmeye çalışmış olduğum gibi, sanık avukatlar Günay Yılmaz ve Yalım Şentürk’ün Sayın Mahkemenizde yargılanmalarına neden olan ÖLÜM TEHDİDİ VE HAKARET suçu, müvekkili oldukları Turkıshbank A.Ş. ile 6. Yılına girmiş olduğum ve artık KAMUYA  mal olmuş olan HAK ve HUKUK mücadelemin, bankaya ve kendilerine vermiş olduğu rahatsızlığın neticesidir ki, sanık avukatların bu konudaki beyanları açıktır.

’Müvekkil banka için artık bu durum çekilmez hale gelmiştir. Şüphelinin bu eylemleri müvekkil bankanın yöneticilerini de rahatsızlık vermekte olup, müvekkil banka yöneticileri de mağdur duruma düşmüştür…’’

 Sanık avukatların 24.09.2013 tarihinde, YARGITAY 12.Hukuk Dairesinin 2013/29918 Karar Numarası ile iptal etmiş olduğu, şirketimize ait gayrimenkullerimizin satışları sırasında yapmış oldukları  TEHDİT ve HAKARET sonrasında, devam eden Hukuk süreci ile, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Börteçene, görevden alınan Genel Müdür ve yönetim kurulu üyesi Abdullah Akbulak, görevden alınan Genel Müdür Yardımcısı Taner Biçer ve suç tarihindeki Merkez Şube müdürü Semra Oktayoğlu Hakkında yürütülmekte olan  2012/56863 numaralı  Soruşturma kapsamında,

1.Şikayetimize esas olan SUÇ SENEDİNİN, Banka yetkililerinin beyanlarının aksine,  GKS’leri düzenlemiş olan banka yetkilisi tarafından düzenlenmiş olduğu,

2.SUÇ SENEDİNİN düzenleme tarihinin günler hanesi bölümünde kazıntı, silinti ve tahrifat olduğu,

3. 21.09.2007 tarihli Sözleşme’nin Kredi Limitinin arttırılması ile ilgili sayfasındaki Merkez Şube Müdürü olarak Ali Baba Şanlı adına atılmış olan imzanın, Ali Baba Şanlı’ nın 04.02.2013 tarihinde vermiş olduğu beyan dilekçesinde de açık olarak belirtmiş olduğu gibi kendisine ait olmadığı ve  takliden  atılmış olduğu,

4.26.04.2007 tarihli GKS, 19.07.2007 tarihli GKS,  21.09.2007 tarihli GKS ve aynı GKS’nin Kredi Limitinin arttırılması ile ilgili sayfalarındaki, eşim SEVİL GÜNEY adına atılmış olan imzaların, kendisine ait olmayıptakliden atılmış oldukları,

5.İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarları Müdürlüğü tarafından hazırlanmış olan 28.05.2013 tarihli ‘’UZMANLIK RAPORU’’ ile tespit edilmiş olan, SUÇ SENEDİ ve Genel Kredi Sözleşmelerindeki fiziksel silinti ve kazıntıların KİMYASAL YOLLA yapılmış olabileceği, ancak bu tespitlerin yapılabilmesi için uygun fiziki ortamın temin edilemediği,

6.Ayrıca, yetersiz yazı örnekleri olmasına rağmen, mevcut yazılarında kısmi benzerlikler bulunması nedeni ile, SUÇ SENEDİ ve GKS’leri doldurmuş olan yetkilinin, İstanbul 8.Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmakta olan Merkez Şube Müdürü Semra Oktayoğlu’nun olabileceği,

Kesin olarak tespit edilmiştir.

‘’Müvekkil banka için artık bu durum çekilmez hale gelmiştir. Şüphelinin bu eylemleri müvekkil bankanın yöneticilerini de rahatsızlık vermekte olup, müvekkil banka yöneticileri de mağdur duruma düşmüştür…’’

Sanık avukatların beyanlarını doğrulayan diğer bir karar da İstanbul 8.Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilmiş ve 30.12.2013 tarihinde, bankanın Merkez Şube Müdürü Semra Oktayoğlu 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 156. Madde’sine istinaden HAPİS CEZASI ile cezalandırılmıştır.

Ve yine Turkıshbank A.Ş. ile ilgili dava ve soruşturmalar, Yeni Akit ve Yeni Şafak gazetelerindeki manşet haberlerinden sonra 31.01.2014 tarihinde Sayın Abdurrahman Dilipak’ın köşe yazısına da konu olmuştur. (Ek.7)

Yukarıda delil ve bağlantıları ile açıklamaya çalıştığımız nedenlerle, Sayın Mahkemenizde görülmekte olan CEZA DAVASI, özellikle bir bankanın avukatlarının sanık olduğu, sebep ve sonuçları sıra ile takip edilerek izlenebilen ve bağlantıları çok geniş bir davadır. Bu bağlantılarla ilgili yeni beyan ve delillerimiz ileride, ayrıca Sayın Mahkemenize bildirilecektir.

Hak ve Hukuk dışı işlemlerle gasp edilmiş olan Aile varlığımızın yarısının sahibi, icra işlemlerinin diğer muhatabı,  4 adet Genel Kredi Sözleşmesinin 3’ünde imzası olmamasına rağmen imzaları sahte olarak atılmış olan ve bir eş ve anne olarak  inanılmaz üzüntüleri göğüslemeye çalışan eşim Sevil Güney’dir ve yaşadıklarının Sayın Mahkemece dinlenilmesi gerekir.

Bu neden ve nedenlerle,

1.17.12.2013 tarihli duruşmada talep etmiş olmamıza rağmen, şahit olarak dinlenilmemesine karar verilen eşim Sevil Güney’in, karardan dönülerek dinlenilmesine karar verilmesine,

             2. Talep ve delillerimizin doğrultusunda, Soruşturmanın genişletilmesine,

             3. Bilirkişi raporu ile tespit edilmesi gereken hususlarla ilgili çalışmaların yapılabilmesi ve üzerinde inceleme yapılabilmesi  için, kamera görüntülerinden bir kopyasının tarafımıza teslim edilmesine,

             4. Kamera kayıtları üzerinde yapmış olduğumuz ve Sayın Mahkeme dosyasına sunmuş olduğumuz tespitler doğrultusunda, kamera kayıtları ile ilgili Bilirkişi Raporu alınabilmesi için, kayıtların Bilirkişi’ye gönderilmesine,

             5Soruşturmanın esas konularından olan, sanık avukat Yalım Şentürk’ün ölüm tehdidi sırasında söylemiş olduğu ‘’Sen benim bankadan evvel müvekkilimin kim olduğunu biliyor musun?’’ söylemindeki önceki müvekkilinin kim olduğunun tespit edilmesine,

             6. Sanık avukat Günay Yılmaz’ın, gayrimenkul satışları sırasında gerek Turkıshbank A.Ş. ve gerekse Turkısh Faktoring A.Ş  adına, nakit alarak ve kendi banka hesabına yatırılarak tahsil etmiş olduğu  paralarla ilgili kendi banka hesabının ekstresini , makbuzunu ve bu ödemelerle ilgili olarak  Turkıshbank A.Ş. ve Turkısh Faktoring A.Ş.’ye yatırmış olduğu paraların resmi dekont ve belgelerin istenmesini,

            7. Sanık avukatlar Günay Yılmaz ve Yalım Şentürk’ün müvekkilleri olan Turkısh Faktoring A.Ş.’nin,  Güney Konut Organize Yapılar ve İnşaatlar Ltd.Şti’nin borcu ve yapılmış ödemelerle  ilgili tasdikli ekstrenin istenmesini,

8.  Sanıkların banka avukatı olması ve banka adına işlenmiş olan TEHDİT ve HAKARET suçlarının özelliği nedeni ile, İstanbul Barosu’ndan müdahil olması ve ayrıca Avukat görevlendirilmesi de talep edileceğinden (Ek.8), ayrıca taleplerim ile ilgili olarak bir sonraki duruşmaya kadar süre verilmesini,

9.  Sanık avukat Günay Yılmaz’ın 17.12.2013 tarihli duruşmada, ifadesinin hemen başında, Sayın Mahkeme’ye hitaben ve telaşla, kendi suçunun ölümle TEHDİT değil HAKARET olduğunu ifade ederek söze başlaması ve kendisini hemen soruşturmanın başında diğer sanık avukat Yalım Şentürk ‘den ayırmaya çalışması, işlenmiş olan suçların açık bir ikrarı olup;  sanığın suçunun,  ayrıca idari olarak altında çalışan sanık avukat Yalım Şentürk’ü  ölüm tehdidine azmettirmekle de değerlendirilmesini,

Ve,  önümüzdeki duruşmalarda  ayrıca  Avukatlarımın taleplerinin de kabul edilmesi ve Soruşturmanın genişletilmesi ile ilgili talep haklarımın saklı kalması ile, sanık avukatlar Günay Yılmaz ve Yalım Şentürk’ün, en ağır bir şekilde cezalandırılmasını Sayın Mahkemenizden arz ve talep ederim 

SAYGILARIMLA.

ADİL ALTAY GÜNEY

YÜKSEK MÜHENDİS MİMAR

GÜNEY KONUT ORGANİZE YAPILAR VE İNŞ.LTD.ŞTİ.

Ekler.

 1. 2.20 Haziran 2010,Toplantı CD’si.

2.20.Haziran 2010 Toplantı CD’si özet konuşmalar.

3.İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesi cevap dilekçesi.

4.43.Asliye Ticaret Mahkemesi BERAAT kararı.

5.11.İcra Hukuk Mahkemesi GEREKÇELİ KARAR.

6.İstanbul 8.Ağır Ceza Mahkemesi kararı.

7.Sayın Abdurrahman Dilipak’ın köşe yazısı.

8. İstanbul Barosu dilekçesi,

GOOGLE, ‘’WORDPRESS GÜNEY KONUT’’ ADİL ALTAY GÜNEY’İN HAK VE HUKUK MÜCADELESİ

www.güneykonut.com.tr

www.kemerormanevleri.com

altaygüney@güneykonut.com.tr

cep telefonu: 0532 212 70 62 – 0533 668 23 73

ZUHURATBABA MUHTAR SOKAK NUMARA 4-1 / 16,                                                                                 BAKIRKÖY – İSTANBUL

Reklamlar

AVUKAT ATİLLA ÇETİNER TARAFINDAN, SEMRA OKTAYOĞLU’NUN YARGILANMAKTA OLDUĞU İSTANBUL 8.AĞIR CEZA MAHKEMESİNE, 05.11.2013 TARİHİNDE VERİLMİŞ OLAN BEYAN DİLEKÇESİ.

İSTANBUL 8. AĞIR CEZA MAHKEMESİ SAYIN BAŞKANLIĞINA

DOSYA NO: 2012/30 E

KATILAN                : Adil Altay GÜNEY

VEKİLİ                     : Av. Atilla ÇETİNER – Av. Özgür Çağlar AKSU

ŞÜPHELİ                  : Semra OKTAYOĞLU

KONU                        : Bilirkişi raporuna karşı ve esasla ilgili beyanlarımızın sunulmasıdır

AÇIKLAMALAR    :

Sayın Mahkemeye sunulan ve 15.07.2013 tarihinde duruşmadaki beyanlarımızla itiraz ettiğimiz bilirkişi raporu BDDK Denetim III Dairesi tarafından Bankalar Yeminli Başmurakıbı Ali ÇAM ve Bankalar Yeminli Murakıbı Atahan PERKTAŞ tarafından düzenlenen R-5, R-1 sayılı ve 11.01.2012 tarihli rapordan (bundan böyle “İnceleme Raporu” olarak anılacaktır) daha ileri bir inceleme içermemektedir ve teknik olarak bir bilirkişi raporu niteliğini haiz değildir.

Yukarıda anılan İnceleme Raporu kapsamlı olup banka kayıt ve belgeleri üzerinde inceleme yapılarak hazırlanmıştır. Bilirkişiler tarafından hazırlanan rapor ise sadece dosya üzerinde inceleme yapılarak düzenlenmiştir.

Raporun yazılış ve kaleme alınış tarzından sadece bilirkişi Recep ARSLAN tarafından hazırlandığı, diğer iki bilirkişinin sadece raporu imzaladığı, herhangi bir katkısı olmadığı açıkça anlaşılmaktadır.

Raporda bir ceza hukukçusunun kaleminden çıkma herhangi bir cümle bulunmadığı gibi emekli başmurakıba ait herhangi bir ifade de yer almamaktadır.

Raporun sonuç bölümünden başlayarak geriye doğru, raporun baştan aşağı bankanın lehine sabit bir fikirle düzenlendiğini aşağıda açıklayacağız.

1- Sonuç bölümünde yer alan “suçun ancak kasten işlenebileceği ve olayda sanığın fiilini haksızlık teşkil ettiği bilinciyle gerçekleştirmediğinin ortaya çıktığı, işlerin yoğunluğu nedeniyle bononun banka kayıtlarına geçmediğinin ortaya çıktığı” ifadesi baştan aşağıya sorunludur.

a) Şöyle ki; “haksızlık teşkil ettiği bilinci” olmaması TCK md. 30/(4)’te yer alan “İşlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, cezalandırılmaz.” hükmüne atıf yapmaktadır.

“Türk Ceza Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair 5377 Sayılı Kanun’un 1. ve 4. maddeleriyle yapılan değişiklikte ise konunun kusurla olan bağlantılı olduğu gerekçesiyle, hüküm TCK m. 30/4 altında düzenlenmiş ve eskisinden farklı olarak “İşlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi cezalandırılmaz” denilmiş ve failde haksızlık bilinci bulunmadığından, kaçınılmaz hata, kusurluluğu ortadan kaldıran bir hal sayılmıştır.” (Türk Ceza Kanununda Haksızlık Yanılgısı (M. 30/4) Yrd. Doç. Dr. Sesim Soyer GÜLEÇ, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi Cilt: 10, Sayı 1, 2008, s. 69)

Kısacası bilirkişiler, sanığın hataya düşerek suçu işlediğini ileri sürmektedir. Yani fail hukuki bir yanılgıya düşerek fiili işlemiştir. Ne dosya içeriğinde ne de sanık ifadelerinde böyle bir iddia yokken bunun ileri sürülmesi bilirkişi Recep ARSLAN’ın sürekli karşılaşılan “bankaları koruma” azminin uç örneğidir.

Bilirkişilerin bu iddiası, suçun unutkanlık sonucu işlendiği iddiasını ortadan kaldırmaktadır. Şöyle ki; sanığın suç konusu fiili yapma konusundaki iradesinde bir eksiklik bulunmadığı, sadece bunun suç olduğunu bilmede bir bilinç yanılsamasına düştüğü için yaptığı bu hata iddiası ile unutkanlık iddiası birbiriyle çelişmektedir.

b) Sanığın “işlerinin yoğunluğu” ve bu nedenle kayıtlara alınmasının unutulması sanığın gerek banka murakıplarına gerek ise mahkemede verdiği ifadedeki bir savunmasıdır.

Sanığın işlerinin yoğunluğu sübjektif bir durumdur. Hemen hemen herkesin kendi kasıt ve ihmaline bulabileceği bir bahanedir. Bu nedenle bir delil ve savunma değeri yoktur. Ayrıca işlerin yoğunluğunun unutkanlığa veya ihmale sebep olması hali sadece oldukça dağınık insanlar için söz konusu olabilir.

Sanığın bankanın Merkez Şube müdürü olduğu dikkate alındığında, mesleğinde başarılı ve tecrübeli biri olduğunun kabulü, bu seviyedeki birisinin işlerin yoğunluğu nedeniyle dahi bu unutkanlığa düşmeyeceği kabul edilmek zorundadır; kaldı ki, evrakın alındığı anda dahi senet bordrosunun düzenlenmesi zorunlu bir bankacılık işlemi olup, bunun bizzat banka müdürünce değil onun görevlendirdiği kişilerce yapılması gerekliliği sanığın savunması ile çelişmektedir.

Bankalar yeminli murakıplarınca hazırlanan İnceleme Raporunun 23 ve 24 üncü sayfalarında bu husus incelenmiştir:

“04.12.2008 tarihinde Şube’de Pazarlama Uzmanı olarak hâlihazırda Banka’da çalışmayan Özgürcan ALEMDAĞ’ın, Operasyon Yönetmeni olarak hâlihazırda Banka’da çalışmayan Nalan ÖZTÜRK’ün ve Operasyon Uzmanı olarak hâlihazırda Banka’da çalışan Aynur ERGÜN’ün görev yaptığı anlaşılmıştır (EK:47). Senedin Şube Müdürü tarafından Müşteki’den alındığı beyanı çerçevesinde Özgürcan ALEMDAĞ’ın konuya ilişkin görüşlerinin alınmasına gerek görülmemiştir. Bununla birlikte Banka içi düzenlemeye göre senedin ilk muhasebe kaydının oluşturulmasından sorumlu olan Aynur ERGÜN’e konuya ilişkin görüşleri sorulmuş olup, söz konusu personelin görüşleri aşağıda verilmiştir (EK:36).

“19.10.1998 tarihinden bu yana Turkish Bank A.Ş. personeli olarak ve 2008 yılı sonu itibarıyla da Merkez Şube ‘de operasyon servisinde uzman olarak çalışmaktaydım.

Operasyonel olarak, şubenin tüm çek senet işlemleri girişi, kredi kartı takip ve tahsilatları, haciz ve icra yazıları takibi, vergi icmal takipleri, gerekli zamanlarda kasa işlemleri onayı, kiralık kasa işlemleri takibini ve vadeli hesapları takip işlemlerini yürütmekleydim.

O tarihlerde şubemizde tahsile alındığı belirtilen Güney Konut Organize Yapılar ve İnş.Ltd.Şti. ’ne ait senetle ilgili herhangi bir şey hatırlamıyorum.

Uygulamada, müşterilerden alınan çek ve senetler Şube müdürü Semra Hanım veya pazarlamacı Özgürcan Bey tarafından bana iletilmekteydi. Bildirilen bu çek ve senetleri de daima aynı gün içerisinde hatasız olarak ve büyük bir titizlik içerisinde kayıt altına almaktaydım.

Gerek senet ve gerekse çek girişleri hiçbir sorun yaşanmadan tarafımca yapılmıştır. Alınan çek ve senetlerin prosedür gereği kayıtdışı kaldığını görmedim.

Güney Konut Organize Yapılar ve İnş. Ltd. Şti. tarafından düzenlenmiş senedin bana verilerek sistemsel kayıdın oluşturulması talebini hatırlamıyorum. Muhtemelen ilgili senet tarafıma gelmemiştir.

Aynur ERGÜN mezkûr senedi hatırlamadığını ve muhtemelen söz konusu senedin kayıt için kendisine gelmediğini beyan etmiştir. Söz konusu beyan, Merkez Şube Müdürü’nün açıklamaları ile birlikte düşünüldüğünde senedin kayıt için Aynur ERGÜN’e gelmediği şeklinde kanaate varılmıştır. Söz konusu açıklamalardan ve olayın mahiyetinden senedin kayıtdışı kalmasına neden olan personelin Merkez Şube Müdürü Semra OKTAYOĞLU olduğu kanaat ve sonucuna ulaşılmıştır.”

Buradan da görüleceği üzere sanık Semra OKTAYOĞLU her zaman yaptığı senedin kayda verilmesi işlemini yapmadığı, şubede işlerin yoğun olmsının diğer senetlerin kayda verilmesi konusunda engel oluşturmadığı, müvekkilime ait senedin kayda verilmemesinin özel bir durum olduğu açıkça anlaşılmaktadır.

Bilirkişilerce suçun kasten işlenmediğine kanıt olarak raporun sonuç bölümünde ileri sürülen iddiayı kanıtlamaktan yoksun olup sadece bilirkişilerin, daha doğrusu tek bir bilirkişinin sübjektif davrandığını göstermektedir.

2- Yine bilirkişi raporunda yer alan “senedin muhasebe kaydına alınmamasının kendisine bir menfaat sağlamadığı” “şahsi menfaatinin olmadığı,” “senedin kayda alınmamasını gerektirecek hiçbir hukuki menfaat yoktur,” şeklindeki tespitler ancak gerçeküstü bir dünyaya ait olabilir.

a) Sağır sultan dahi bilmektedir ki, bankalar kredi sözleşmelerinin imzalatıldığı esnada müşterilerinden boş bono almakta, bu bono imzalanmadıkça kredi işlemini onaylamamaktadır. Nitekim banka yeminli murakıpları hazırladıkları İnceleme Raporunun 59 ve 60 ıncı sayfalarında bu husus aşağıdaki şekilde belirtilmiştir.

“Öte yandan Banka’ya beyaza imza alma şeklinde düzenleme tarihi, vadesi ve tutarı olmayan senet unsurlarından sadece müşterinin imzasını içeren senetlerin teminata alma uygulamasının bulunup bulunmadığı sorulmuş, Banka tarafından verilen cevapta;

“Geçmişte yüksek montanlı kredi borcu bulunan bazı riskli müşterilerde beyaza imza alındığı olmuştur. Ancak Kredi Tahsis Müdürlüğümüzce yayınlanan 06.07.2011 tarih ve 2011-5 sayılı Genelge ile Bankamızda kambiyo senetlerinin teminata alımı konusundaki uygulama tekdüze hale getirilmiştir. (Ek:4). “Kredili müşterilerden alman firma veya ortakların keşideci/borçlu veya müşterek borçlu müteselsil kefil olduğu kambiyo senetleri ” konulu söz konusu Genelgede özet olarak, kambiyo senetlerinin kontrolü, sistem girişlerinin yapılması, muhafazası, sayım ve mutabakatı ile izlenmesi hususlarına değinilmiştir. Ayrıca söz konusu Genelgede, kredi kullandırım şartları arasında kambiyo senedi alınması öngörülmüş ise bu kambiyo senedinin kredi kullandırılmadan önce şekil ve içerik yönüyle tam olarak tesis edilmesi, senet üzerinde vade ve azami kredi anapara tutarının bulunması zorunluluğu vurgulanmıştır. Genelgenin yayımlandığı 06.07.2011 tarihinden buyana Bankamız uygulamalarının Genelgede belirtilen esaslara uygun olması sağlanmıştır.”

şeklinde cevap verilmiştir. Boş senede açığa imza şeklinde alınan teminat senetlerinin belirli ve kaydedilebilir bir işlem olmaması sebebiyle bankacılık teamüllerine uygun olmadığı düşünülmektedir. Söz konusu uygulamanın 06.07.2011 tarihine kadar Banka’da uygulandığı ancak çıkarılan genelge ile bu uygulamaya son verildiği anlaşılmıştır (EK:49).”

Kısaca söylemek gerekirse, sanığın Merkez Şubesi müdürlüğünü yaptığı Turkishbank’ta 06.07.2011 tarihine kadar, müşteriden “boş senet alınması”nın kredi kullandırma şartı olarak uygulanmaktadır. Yargılamaya konu kayıt dışı bırakılan boş senet, kredi sözleşmesi imzalatıldığı tarihte alınan boş senet olup daha sonra banka tarafından doldurularak işleme konulmuştur.

Sanık Semra OKTAYOĞLU tarafından gerek banka murakıplarına gerek ise Sayın Mahkemeye anlatılan senet öyküsünün doğru olmadığı, sanığın kasten yalan söylediği İstanbul Cumhuriyet Savcılığının 2012/56863 Hz nolu dosyasında mevcut bilirkişi raporlarında ispatlanmıştır.

Sanık verdiği ifadelerde senedin müvekkilimiz tarafından imzalandıktan sonra eşi tarafından imzalanmak üzere alınarak götürüldüğü ve daha sonra doldurularak getirildiği, kendisi veya banka personelince doldurulmadığı iddia edilmiştir.

Oysa bilirkişi raporlarında tespit edildiği üzere, senet üzerindeki yazılar ile kredi sözleşmelerindeki yazılar aynı elin mahsulüdür. Bu nedenle, sanığın mahkemeyi yanıltmak kastıyla yalan söylediği açıkça ortadadır. Yalan bir eylemin örtülmesi için kasten gerçeğin saptırılması olduğu için sanığın yalan söylemekten çekinmeyen bir yapıya sahip olduğu sabittir. Bu nedenle, sanığın unutkanlık sonucu senedin kayıtlara alınmadığı şeklindeki beyanının cezai yaptırımdan kurtulmak için söylenen bir yalan olduğunun kabulü de zorunludur.

3- Bilirkişi raporunda yer alan “kişisel menfaat yokluğu” şeklindeki iddia ise baştan aşağı tutarsızdır, totoloji niteliğindedir.

Sanığın senedin işleme alınmamasında şahsi menfaatinin doğrudan doğruya olmaması olağandır, çünkü sanık senedin tarafı veya ilgilisi değildir. Zaten tarafımızdan böyle bir iddia da ileri sürülmüş değildir.

Ancak sanık, eğer bu eylemi ile bankaya bir maddi çıkar sağladıysa bu gerek maddi gerek prestij olarak kendisine çıkar sağlamıştır. Banka müdürlerinin yıllık prim aldığı bilinen bir husustur.

Bankanın bu eylem nedeniyle bir kazanç sağlayıp sağlamadığı aşağıda irdelenmiştir.

Müvekkilim bankaya olan herhangi bir taksit borcunu ödemede temerrüde düşmüş değildir. Müvekkilimin BCH (Borçlu Cari Hesabı=kredinin kullandırıldığı hesap)ödenmemiş taksit veya faiz bulunmamaktadır. Buna karşılık müvekkilim ile banka arasında bu konuda bir sözleşme olmamasına rağmen, banka tarafından müvekkilime TKHM (Ticari Kredili mevduat Hesabı) açıldığı ve BCH hesabında tahakkuk eden faizlerin buradan karşılandığı (dolayısıyla bankanın faizden faiz kazandığı, müvekkilimin ödemelerinin bu hesaba alındığı müşahade edilmiştir.

BDDK murakıplarının İnceleme Raporunun 62. sayfasında bu hususun THP’ye (tekdüzen hesap planı) aykırı olduğu tespit edilmiştir:

“Banka uygulamasında BCH kredilerine 3 aylık dönem sonlarında faiz tahakkuk ettirildiği, BCH kredilerinin tahakkuk eden faiz ve ferilerinin TKMH hesabında muhasebeleştirildiği, BCH kredilerinin anapara tutarının ise BCH hesabında izlendiği tespit edilmiştir. Bu çerçevede Müşteki tarafından BCH kredilerinin faizleri dönem sonlarında ödenmediğinde söz konusu faiz tutarının Müşteki’nin TKMH hesaplarından karşılandığı görülmüştür. THP’ye göre tahakkuk eden kredi faizlerinin 220-221 Faiz Tahakkukları TP-YP hesaplarında muhasebeleştirilmesi gerekirken, TKMH hesabına kaydedilmesinin THP’ye dolayısıyla Kanun’un 37’inci maddesine aykırı olduğu düşünülmektedir. Ancak söz konusu aykırılık Banka sisteminin kurulumu ve çalışma şekli ile ilgilidir. Bu bağlamda 220-221 Faiz Tahakkukları TP- YP hesaplarının 14.11.2011 tarihi öncesinde Banka muhasebe sisteminde kullanılmadığı tespit edilmiştir.

Müvekkilimin kredisinin feshine dayanak yapılan ödenmemiş kredi faizi işte bu müvekkilimden habersiz açılan TKHM hesabıdır. Müvekkilimin böyle ayrı hesap olduğu ve bu hesapta faiz borcu olduğu bilgisi dahilinde değildir ve müvekkilime bu hususta herhangi bir tebligat yapılmamıştır.

İşte bu üsulsüz hesap takibi nedeniyle müvekkilimin hesabını kat etmenin kendisine yeterli hukuki güvenceyi vermeyeceğinin farkında olan banka, hesabın kat edilmesinin hukuki dayanağı olarak müvekkilimin daha önce GKS (Genel Kredi Sözleşmesi) imzalanması sırasında verdiği boş emre muharrer senedi doldurarak 04.12.2008 düzenleme, 25.12.2008 vade tarihli 3.700.000 TL meblağlı senet haline getirmiştir.

Müvekkilimin bu senedi doldurmadığını, bu senetteki yazıların bankaya ait olduğunu yukarıda izah etmiştik. Bankada ekspertiz değeri ile 10.100.000 TL ipotekli gayrimenkulü bulunan müvekkilimin tüm malvarlığı ipotek altındayken böyle bir senedi ödemesi mümkün olmadığı halde düzenlemesinin imkansız olduğu, bunun aksinin ticari intihar olacağı gayet açıktır.

Kaldı ki, 04.12.2008 tarihinde 3.700.000 TL meblağlı senet veren birisinin 10 gün sonra bankaya 2.000.000 TL değerinde yeni bir ipotek vermesinin mantıkla bağdaşır bir yanı bulunmamaktadır.

Yukarıda açıklandığı üzere, anılan senedin kayda alınmaması boş olması nedeniyle özellikle yapılmış bir eylemdir. Bundaki amaç müvekkilimin temerrütte olmadığı bir kredinin kat edilerek müvekkilimin değerli gayrimenkullerine yok pahasına sahip olunmak istenmesidir.

Müvekkilimin davalı banka lehine ipotek verdiği ve bankanın ekspertiz uzmanlarınca yapılan değer tespiti toplamı 10.100.000 TL olan 12 adet gayrimenkul dururken, davalı bankanın gerçeğe aykırı olarak doldurulan kambiyo senedi yoluyla ihtiyati hacze başvurması ve icra takibine başlaması, müvekkilimin evine ipotek dışı hacze gitmesi, borcun çok çok üstünde değere sahip ipotekli gayrimenkuller dururken bu evi icra yoluyla satmaya kalkışması alacak tahsil etme niyeti ile izah edilemez.

Davalı banka, 2008 krizinin sonuçlarından korkarak elindeki bir fırsatı değerlendirip hak etmediği kazançlar elde etmeyi planlamıştır. Müvekkilime %50 faiz ile kredi verdiğini iddia eden banka; müvekkilimin kredisinin kat edilmesi halinde bu faizi %75 olarak talep edebileceğini ve müvekkilimin ipotekli malvarlığının bunu karşılamaya yeterli olduğunu ve ayrıca icrada 2 satışlarda ucuza alınacak gayrimenkullerin daha sonra piyasa değerinde satarak ayrı bir kar elde edeceğini, bu şekildeki haksız kazancın tahminen 6-7.000.000 TL civarında olacağını hesaplamıştır. Davalı bankanın 3 yıl geçtikten sonra ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçmesi bunun en bariz kanıtıdır. Keza anapara borcunun önemli bir kısmı ödendiği halde tamamı üzerinden işlem yapılması açık bir kötü niyettir.

Bu durum BDDK yeminli murakıplarınca düzenlenen raporun 55. Sayfasında incelenmiştir:

“Diğer taraftan Banka’nın elinde alacağının 3 katının üzerinde ipoteğin olduğu ve Banka’nın icra takibinden kazanç elde edeceği iddiasına ilişkin görüşlerimiz aşağıda verilmiştir. İcradan satışı yapılabilecek taşınmazların (tapudan satılanlar hariç) ipotek değerinin 8.700 bin TL olmasına rağmen söz konusu taşınmazların icra takdir değerinin toplamı 4.257 bin TL tutarında olduğu görülmüştür. Söz konusu taşınmazlar arasında yer alıp 4.200 bin TL ipotek bedeline sahip taşınmazların 1.631 bin TL tutarında satıldığı tespit edilmiştir.”

Kısacası, ekspertiz değeri 8.700.000 Tl olmasına rağmen icra satışında bu gayrimenkuller 1.632.000 TL değer ile satın alınarak bankanın 7.000.000 TL civarında haksız kazanç elde etmesi sağlanmıştır.

SONUÇ VE İSTEM            : Yuıkarıda arz ve izah olunan nedenlerden dolayı, sanığa isnat olunan 5411 sayılı yasanın 156.maddesinde tanımlanan suçu kasten ve bilinçli olarak işlediğinin sübuta erdiği, maddi ve manevi unsurlarıyla oluştuğu anlaşıldığından CEZALANDIRILMASINA KARAR VERİLMESİNİ arz ve talep ederim. 05.11.2013

Saygılarımla

Katılan vekili

AVUKAT ATİLLA  ÇETİNER

EMEKLİ BAŞSAVCI AVUKAT REŞAT PETEK’İN, SEMRA OKTAYOĞLU’NUN YARGILANMAKTA OLDUĞU İSTANBUL 8.AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA VERMİŞ OLDUĞU 01.11.2013 TARİHLİ ESASLA İLGİLİ BEYAN DİLEKÇESİ.

İSTANBUL  8. AĞIR  CEZA MAHKEMESİ

BAŞKANLIĞINA

DOSYA NO                                         :   2012/30 E

KONU                                                  :   Bilirkişi raporuna karşı ve esasla ilgili beyanlarımızın    sunulmasıdır.

BEYANDA BULUNAN

KATILAN                                           :  Güney Konut Organize Yapılar ve İnşaatlar Ltd.Şti.

Zuhuratbaba Muhtar sokak no.4-1/16,  Bakırköy – İST.

KATILAN VEKİLİ                            :   Av. Reşat PETEK ( adres antettedir)

SANIK                                                 :  Semra OKTAYOĞLU

 A Ç I K L A M A L A R

 1.       Bilirkişi Heyeti tarafından hazırlanan 30.05.2013 tarihli BİLİRKİŞİ HEYETİ RAPORUNUN “suçun unsurlarını oluşturmadığı” yönündeki değerlendirmesini kabul etmiyoruz. Ancak, dava konusu senedin banka resmi defter ve kayıtlarına alınmadığına ilişkin tespiti iddialarımızı doğrulamakta olup bu tespite katılıyoruz.

2.       Heyet üyelerinden RECEP ARSLAN’ın bilirkişilik yapmaya ehil olmadığı, bu nedenle İstanbul İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığının 18.12.2007 tarihli kararı ile bilirkişilik talebi reddedildiği halde bilirkişi heyeti içinde yer alması usul ve kanuna aykırıdır. Hukuken bilirkişilik yapmaya engel halleri olan bu nedenle Bilirkişi Listelerinin Düzenlenmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre bilirkişilik talebi reddolunan RECEP ARSLAN ile aynı heyettte yer alan diğer bilirkişiler de, birlikte görüş beyan etmeleri nedeniyle verilen rapor şaibeli hale gelmiştir. Bu raporun  “suçun unsurlarını oluşturmadığı” yönündeki değerlendirmesine itibar edilemez.

3.        Esasen 5411 sayılı Kanunun 156.Maddesinde tanımlanan “işlemlerin kayıt dışı bırakılması ve gerçeğe aykırı muhasebeleştirme” suçunun oluşup oluşmadığı hakimin hukuk bilgisiyle takdir edebileceği bir konudur. Olayın uzman bilirkişilerden rapor alınmasını gerektirecek yönü ise dava konusu senedin bankanın resmi kayıtlarına alınıp alınmadığının tespitidir. Bilirkişi heyeti raporu “işlemlerin kayıt dışı bırakılması ve gerçeğe aykırı muhasebeleştirme” yapıldığının tespiti yönünden yeterlidir. Katılan vekili olarak yeniden bilirkişi incelemesi talebimiz yoktur.

  4.        Bankacılık işlemlerinin ‘’GÜVEN’’ esasına dayalı olarak yürütüldüğünde kuşku yoktur. Banka ile ticari işlem yapan kişinin imzaladığı Genel Kredi Sözleşmesi (GKS) ve birlikte verdiği teminat senedi üzerinde sonradan tahrifat yapılacağı, miktar ve vade tarihlerinde sonradan oynamalar yapılacağı, senedin “kayıt dışı” bırakılarak işleme konulacağı, müşterinin aklına bile gelmez. Zira bankalar diğer ticari işletmelerden farklı olarak özel kanuna göre kurulan ve işlemlerini de özel kanun hükümlerine göre yapan ve BDDK gibi devlet organlarınca denetlenen kurumlardır. Müvekkil de aynı güven duygusu ile kredi işlemlerini yapmış ve teminat senedini imzalamıştır. Teminat senedinin miktar hanesini kullandırılan kredi miktarından çok fazla olarak doldurularak hem de “kayıt dışı” tutularak icra takibine konulacağını düşünmemiştir.

 5.       Sanığa isnat olunan suçun kasten işlenebileceği doğrudur. Bilirkişi Raporunda sanığa isnat olunan suçun kasten işlenebileceğine dair tespit doğrudur. Söz konusu suç taksirle işlenebilecek bir suç değildir. Müvekkilin iddiası da sanığın bu eyleminin bilinçli olarak gerçekleştirdiğidir. Müvekkilin bu iddialarını doğrulayan başkaca deliller de vardır.

a.       Dava konusu senet ve 26.04.2007, 19.07.2007, 21.09.2007, 28.04.2008 tarihli 4 adet Genel Kredi Sözleşmesi ASILLARI, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/56863 Sayılı soruşturma dosyasında SAHTECİLİK YÖNÜNDEN incelenmek üzere istenmiş, banka tarafından gönderilmemiş, tekit yazıları ve en son olarak sorumlular hakkında soruşturma açılacağı ikazı üzerine 2.5 yıl sonra gönderilerek yapılan soruşturma engellenmek istenmiştir. Sanığın ve onunla işbirliği yapan diğer yetkililerin bu tutumları senedin kayıtdışı bırakılma işleminin de bilinçli olarak yapıldığını kanıtlamaktadır.

b.            Sözleşme asıllarının, sözünü ettiğimiz şekilde gecikmeli olarak temininden sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca re’sen  İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarları Müdürlüğü’nde yaptırlan inceleme sonucu alınan 21.03.2013 tarihli “UZMANLIK RAPORU’’ ve talebimiz üzerine Uzman Bilirkişi İsmail Özkan’ın hazırlamış olduğu 24.07.2013 tarihli “MÜTALAA BEYANI’’ ile senet ve GKS’lerde tahrifat yapıldığı tespit edilmiştir.

c.         Davaya konu 3.700.000 TL. bedelli senet, ilk GKS’nin imzalandığı 26.04.2007 tarihinde TEMİNAT SENEDİ olarak alıyoruz denilerek Müvekkilden açığa imzalı olarak alınmış, GKS. Madde: 16.8 gereği “müşterinin muaccel hale gelen borcunun” tamamından fazla olamayacağı  sözleşme ile kabul edilmiş iken, yüksek bedelle doldurularak işleme konulmuş, 5411 s. Kanunun 76 maddesi gereği onaylı bir sureti müşteriye/Müvekkile verilmediği için senet üzerinde kolaylıkla tahrifat yapılabilmiştir. İnceleme konusu senet 26.04.2007 tarihinde düzenlenmesine, düzenleme tarihinin 04.12.2008 olarak siyah mürekkepli kalemle yazılmış olmasına rağmen, günler hanesi, onlar basamağının altında mavi mürekkepli kalemle oluşturulmuş ‘’1’’ rakamına benzer bir hattın mevcudiyeti, sadece fiziksel değil kimyasal silinti yapılıp yapılmadığının da araştırılmasının gerektiği tespiti de yapılmıştır.

d.          Davaya konu, banka defter ve kayıtlarına işlenmeyen 3.700.000 TL. bedelli senedin, “ Bedeli ….nakden… Ahzolunmuştur.” şeklinde doldurulmuş olması da, gerçeğe aykırı sahte bir düzenlemedir. Zira senette yazılı 3.700.000 TL bedel Müvekkil tarafından nakden alınmamıştır. Burada da inkar edilemez bir sahtecilik yapıldığında kuşku yoktur.

e.          Dilekçemiz ekinde sunduğumuz UZMANLIK RAPORU ve MÜTALAA BEYANI İÇERİĞİNDE DETAYLI OLARAK ANLATILDIĞI ÜZERE, kayıt dışı bırakılan dava konusu senet ve bu senetle irtibatlı GKS’lerde tahrifatların yapılmış olması senedin kayıt dışı bırakılmasının tesadüfi olmadığını, kasten bilinçli olarak yapıldığını göstermektedir. Özellikle, Genel Kredi Sözleşmelerinin tamamında silinti ve tahrifat yapılmış olduğu, 4 adet Genel Kredi Sözleşmesinin 3’ünde Sevil Güney adına atfen atılmış olan imzaların Sevil Güney’in eli ürünü olmadığı ve kredi miktarının arttırılmasına ait Sözleşmede, banka yetkilisi ve müdür olarak Ali Baba Şanlı adına atfen atılmış olan imzanın da, Ali Baba Şanlı’nın kendi el ürünü olmadığı dikkate alındığında iddialarımızın doğruluğu, sanığın eylemini kasten ve bilinçli olarak işlediği ve münet suçun yasal unsurlarının oluştuğu anlaşılmaktadır.

 NETİCE VE TALEP :

Yukarıda arz ve izah ettiğimiz nedenlerle;

  1. Bilirkişi Heyeti üyesi Recep ARSLAN’ın yasal olarak bilirkişilik yapamayacağına dair kararı dikkate alarak, Bilirkişiliğine kabul etmediğimizi,
  2. Bilirkişi heyeti içinde Recep ARSLAN’ın da buluması nedeniyle Bilirkişi Raporunun şaibeli hale geldiğini ve sonuç mütalaayı kabul etmediğimizi,
  3. Bilirkişi raporunun, dava onuşu senedin banka kayıtlarında bulunmadığı ve “kayıt dışı” olduğu yönündeki tespitine katıldığımızı ve kabul ettiğimizi,
  4. Suçun yasal unsurlarının oluşup oluşmadığı hususunun hakimin hukuk bilgisiyle bilip takdir edeceği bir konu olmakla bu konuda yeniden bilirkişi raporu alınmasını talep etmediğimizi,
  5. Sanığın suç tarihinde Turkıshbank A.Ş.’nin Levent Şubesi Müdürü olduğu, Genel Kredi Sözleşmesinin tanzim edildiği tarihte Merkez Şube Müdürü olmadığı halde Müvekkille ilgili sözleşmeleri ve dava konusu senedin yazı hanelerini doldurduğu,

6.Kredi limitinin artırılmasıyla ilgili olup dava konusu senede dayanak gösterilen  21.09.2007 tarihli             GKS’deki banka yetkilisi Ali Baba ŞANLI adına atılan imzaların da Ali Baba ŞANLI’nın eli ürünü olmadığının kriminal raporlarla tespit edilmiş olduğu,

7.Sunduğumuz iki adet rapor (UZMANLIK RAPORU ve MÜTALAA BEYANI) içeriğine, dosyada mevcut delillere, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/56863 Sayılı soruşturma dosyası içeriğine, mahkemenizce tayin eden bilirkişi heyetinin “kayıtdışı” tespitine göre sanık savunmasının hukuki dayanaklardan yoksun olduğu anlaşılmış ve sanığa isnat olunan 5411 sayılı yasanın 156.maddesinde tanımlanan suçu kasten ve bilinçli olarak işlediğinin sübuta erdiği, maddi ve manevi unsurlarıyla oluştuğu anlaşıldığından CEZALANDIRILMASINA KARAR VERİLMESİNİ,

Katılan vekili olarak arz ve talep ederim. 01.11.2013

Katılan Adil Altay Güney

Vekili

AVUKAT REŞAT PETEK

EKLER :

1-İstanbul Polis Müdürlüğü Kriminal Laboratuvarları Müdürlüğü ‘’UZMANLIK RAPORU’’

2-Uzman Bilirkişi İsmail Özkan’ın ‘’MÜTALAA BEYANI’’

İSTANBUL 2.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DİLEKÇESİ 11.11.2013

HAKSIZLIK ÖNÜNDE EĞİLMEYİNİZ, O ZAMAN HAKKINIZLA BİRLİKTE ŞEREFİNİZİ DE KAYBEDERSİNİZ.

 

                                                                                EN BÜYÜK GÜÇ DOĞRULUKTUR. ‘’TİMURLENK’’

EN BÜYÜK GÜÇ DOĞRULUKTUR, FAKAT EN BÜYÜK GÜÇLÜK İSE, İNSANLARIN BUNU GÖREBİLMESİDİR.

‘’FİNANSAL TERÖR VE BANKA’’ Belgesel kitabı, Adil Altay Güney

 

KÖTÜLÜĞÜN ZAFERİ İÇİN GEREKEN TEK ŞEY, İYİ KİŞİLERİN HİÇBİRŞEY YAPMAMASIDIR.

Edmund BURKE 

 

 

 

 

İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET  MAHKEMESİ

HAKİMLİĞİ                                                                                                                                               11.11.2013

Dosya no: 2012/222

5411 sayılı Bankalar kanununun 155. Maddesindeki ‘’Gerçeğe aykırı beyanda bulunma’’ suçuyla korunan hukuksal yarar, bankacılık düzenidir. Bunun yanı sıra kamu güvenine karşı işlenen suçlardan belgede sahtecilik suçlarının özel bir türü olan bu suçla, bankacılık alanında önemli bir unsur olan ‘’GÜVEN’’ adlı hukuksal değer korunmaktadır. Zira, bankacılık düzenini sağlamakla yükümlü kişi ve kuruluşlar ile bankacılık alanındaki hukuka aykırılıkları cezalandırmakla görevli kurumların, üstlendikleri fonksiyonları etkin bir biçimde yerine getirebilmeleri, aynı şekilde bankalardan elde edilecek güvenilir bilgi ve belgelere ve bankaların gerçeğe uygun kayıtlarına dayanmaktadır. (MUSTAFA AKIN, BANKACILIK CEZA HUKUKU)

                                                                                                               ’’Bakın yasa yönetmiyor bankayı, insanlar yönetiyor.’’

                                                                                                    Taner Biçer, Turkıshbank A.Ş. Gen. Müd. Yard., Toplantı CD’si 2010)

 

‘’Arz ettiğimiz bu kuralların, bilirkişi incelemeleri ile bertaraf edilerek tersine çevrilmesi, müvekkillerimin ve bankamızın telafi edilemeyecek derecede büyük ve çok ağır bir mağduriyetine sebebiyet verecek vahamettedir.’’ (Turkıshbank A.Ş. Avukat Sümer Altay, 2011)

(Yukarıdaki ifade, Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Turkıshbank A.Ş. ile ilgili olarak ‘’Dosyanın Bilirkişi tarafından incelenmesi’’ kararına karşı olarak, 09.05.2011 tarihinde,  2010/488802 sayılı Soruşturma dosyasına verilmiş olan dilekçeden alınmıştır. Bilirkişi tarafından, suç senedinin bankanın ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiş ve Banka aleyhine İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinde CEZA DAVASI açılmıştır. Fakat Genel Kredi Sözleşmelerinin asılları 2.5 yıl boyunca, Savcılık Makamına teslim edilmediği için, suç senedinin aslı ile birlikte Kriminal incelemeye gönderilerek diğer iddialarımızı da doğrulayan kesin rapor alınamamıştır. Sözleşme asıllarının, Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından, yıllar sonra res’en alınmasından sonra, ancak 21.03.2013 tarihinde ,sözleşmeler suç senedinin aslı ile birlikte kriminal inceleme yapılması  için gönderilebilmiştir. Kriminal Polis Laboratuvarları Müdürlüğü’nün hazırlamış olduğu 21.03.2013 tarihli ‘’UZMANLIK RAPORU’’ ile de, yıllardır iddia etmiş olduğumuz gibi, banka yetkili ve avukatlarının Cumhuriyet Başsavcılıklarına ve Mahkemelere vermiş oldukları ifade ve beyanların yalan olduğu, suç senedinin, Genel Kredi Sözleşmelerini hazırlayan banka yetkilisi tarafından düzenlenmiş olduğu, Genel Kredi Sözleşmelerinin tamamında silinti ve tahrifat yapılmış olduğu, Uzman Bilirkişi İsmail Özkan’ın 24.07.2013 tarihli ‘’MÜTALAA BEYANI’’ ile de, 4 adet Genel Kredi Sözleşmesinin 3’ünde Sevil Güney adına atfen atılmış olan imzaların Sevil Güney’in eli ürünü olmayıp takliden atılmış olduğu ve kredi miktarının arttırılmasına ait Sözleşmede, banka yetkilisi ve müdür olarak Ali Baba Şanlı adına atfen atılmış olan imzanın da, Ali Baba Şanlı’nın Savcılık makamına vermiş olduğu beyan dilekçesinde de açık olarak belirtmiş etmiş olduğu gibi, kendi el ürünü olmayıp, takliden atılmış olduğu,  kriminal raporlarla kesin olarak tespit edilmiştir.) 

KONU:Turkıshbank A.Ş.’nin, Genel Kredi Sözleşmelerinin imzalanması sırasında, teminat olarak almış oldukları boş senet; kredinin teminatı olarak 4 misli tutarında gayrimenkul ipoteği olmasına rağmen, banka kayıtlarına göre kullanılmış olan  2.941.545.00 TL krediye karşılık olarak da 1.329.455.00 TL kredi geri ödeme yapılmış olmasına ve bu süre içinde toplam 696.485.76 TL dönem faizi ödenmesine ve bu kredi ile ilgili ödenmemiş hiçbir devre faizi de olmamasına rağmen, bilgi verilmeden ve banka tarafından,  04.12.2008 düzenleme tarihi ve yine sadece 21 gün sonra olan 25.12.2008 tarihinde de ödeme günü olmak üzere, kullanılmış kredinin çok üzerinde bir tutarla 3.700.000.TL doldurulup düzenlendikten sonra, bilgimiz dışında olduğu için de senedin  ödenmemesi bahane edilerek 31.12.2008 tarihinde kredi hesabımız kat edilmiştir.

Turkıshbank A.Ş.’nin ticari defterlerinde de kayıtlı olmadığı tespit edilen ve bu nedenle de, Merkez şube müdürü Semra Oktayoğlu’nun İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmasına neden olan bu  senet ile uygulamış oldukları ve kredinin kat edilmesinden sonraki ilk 6 ay’da bankaya nakit olarak 1.558.695.00TL ödenmesine ve faiz haricinde  kalmış olan 1.328.850.00TL borca karşılık toplam değerleri 9.000.000.00TL’ yi aşan gayrimenkullerimin infaz gibi İcra işlemleri ile gasp edilmesine karşı sürdürmekte olduğumuz Hak ve Hukuk mücadelesi 58 aydır devam etmektedir.

1.

Turkıshbank A.Ş. ile 58 aydır sürdürmekte olduğumuz HAK ve HUKUK mücadelesinin, Sayın Mahkemenizde devam etmekte olan ve Turkıshbank A.Ş.’ye, senet’ten dolayı borçlu olmadığımıza dair ‘’Menfi tespit’’ davasının 23.09.2013 tarihli Duruşmasına; banka adına Turkıshbank A.Ş.hakkında yapmış olduğum Savcılık şikayetleri ve açmış olduğum Hukuk davaları nedeni ile yapmış oldukları ÖLÜM TEHDİDİ ve HAKARET nedeni ile İstanbul 7.Ağır Ceza Mahkemesinde 2013/345 Esas Numarası ile Ceza Yargılaması başlamış olan ve önceki aylarda Turkıshbank A.Ş. ile sözde ilişiği kesilmiş olan Avukat Günay Yılmaz  katılmıştır.

HAKKINDA TEHDİT VE HAKARET SUÇU İLE AĞIR CEZA MAHKEMESİNDE ”CEZA DAVASI” AÇILMIŞ OLAN BİR AVUKATIN, AÇIK OLARAK ÖLÜMLE TEHDİT ETMİŞ OLDUĞU MUHATABINI DOĞRUDAN İLGİLENDİREN VE TEHDİDİN ESASLARDAN  BİRİNİ TEŞKİL EDEN BİR DAVADA, KARŞI TARAFIN AVUKATI OLARAK  DURUŞMAYA KATILABİLMESİNE KANUNLARIMIZIN MÜSAADE ETMEMESİ GEREKİR.

Bunun dışında ise, Günay Yılmaz açık olarak Duruşma tutanağında da görülebileceği gibi, Turkıshbank A.Ş. yetkililerinin yıllardır yapmış oldukları gibi yalan beyanlarına devam etmiş  ve,

…Davalı vekilinden soruldu. İddiaları kabul etmiyoruz, Savcılık dosyasındaki raporda herhangi bir tahrifat tespit edilmemiştir… Ayrıca senedin nasıl alındığına ilişkin en son dilekçemizde beyanda bulunduk, dedi. (İstanbul 2.Asliye Ticaret Mahkemesi 23.09.2013 tarihli Duruşma tutanağı.)”

Şeklindeki ifadesi Duruşma Tutanaklarına geçmiştir.

Halbuki Mahkeme dosyasına sunmuş olduğumuz ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcığı’nın  21.03.2013 tarihli yazısına istinaden, İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarları Müdürlüğü’nün hazırlamış olduğu  28.05.2013 tarihli ”UZMANLIK RAPORU” nun ilgili maddeleri aşağıdaki gibidir.

28.05.2013 tarihli, UZMANLIK RAPORU Sayfa 2, Paragraf 1

 ‘’Tarafımızdan kırmızı renk kurşun kalemle çerçeve içersine alınan bölümlerdeki halen mevcut el yazılarının, evvelce aynı yerlerdeki (kurşun kalemle yazılmış) ibarelerin fiziksel yolla silinmelerinden sonra yazılmış oldukları tespit edilmiştir.’’

 Bütün bunlardan çok daha önemlisi ise, aynı paragrafın devamında,

 ‘’… Sözleşmelerin ilk tanziminde yazılmayıp, mevcut yerlerine sonradan yazılmış oldukları kanaatine varılmıştır.’’

Ve, Savcılık Makamına sunmuş olduğumuz BİLİRKİŞİ Grafoloji ve Sahtecilik uzmanı sayın İsmail Özkan tarafından hazırlanmış olan, 22.01.2013 tarihli ‘’MÜTALAA BEYANI’’ nın, 9. Sayfa ve 2.bendi ile,

‘’İnceleme konusu, alacaklı ‘’TURKISHBANK A.Ş.’’, borçlu ‘’GÜNEY KONUT ORGANİZE YAPILAR VE İNŞAATLAR LTD.ŞTİ’’ ve kefil ‘’ ADİL ALTAY GÜNEY’’ adlarına tanzim edilmiş 04.12.2008 tanzim ve 25.12.2008 ödeme günü, 3.700.000 / Üçmilyon yediyüzbin YTL meblağlı senet fotokopisindeki el yazılarının, kefil satırında yazılı ‘’ADİL ALTAY GÜNEY’’ isim yazıları hariç, İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/604E sayılı dosyasına ‘’TURKISHBANK A.Ş.’’ tarafından sunulan ‘’TURKISHBANK A.Ş.Merkez şubesi’’ ile müşteri ‘’GÜNEY KONUT ORGANİZE YAPILAR VE İNBŞAATLAR LTD.ŞTİ’’, Müşterek müteselsil borçlu ve müteselsil kefil ‘’Adil Altay Güney’’ ve ‘’Sevil Güney’’ adlarına tanzim edilmiş GKS’lerdeki el yazılarını yazan (Teamülde GKS’ler banka görevlileri tarafından düzenlendiklerinden) BANKA GÖREVLİSİNİN ELİ ÜRÜNÜ OLDUĞU KANAATİNE VARILMIŞTIR.’’

 Tespitleri yapılmış ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunun talebi üzerine, yine İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarları Müdürlüğü tarafından hazırlanmış olan UZMANLIK RAPORU ile, Savcılık Makamının, Genel Kredi Sözleşmelerinin üzerindeki el yazıları ile Suç senedi üzerindeki el yazılarının aynı elden çıkıp çıkmadığı hakkındaki sorusu ile ilgili olarak yapılan incelemenin neticesini bildiren 3. Sayfa’nın 2. Paragraf numaralı kısmında,

 28.05.2013 tarihli,UZMANLIK RAPORU Sayfa 3, Paragraf 2

 ‘’26.04.2007, 19.07.2007, 21.09.2007 ve 28.04.2008 tarihli (4) adet Kredi Sözleşmesi aslındaki el yazıları ile 3.700.000.-YTL meblağlı senet aslındaki el yazılarının aynı şahıs eli mahsulü olup olmadığı sorusu sorulmakla, bahse konu (4) adet Kredi Sözleşmesi ile (1) adet senet, sorulan hususlar doğrultusunda incelenmiş ve neticesinde;

 İnceleme konusu (4) adet Kredi Sözleşmesi aslındaki el yazıları ile, (1) adet senet aslındaki, ‘’ADİL ALTAY GÜNEY’’ ibareleri haricinde kalan el yazıları arasında, kaligrafik ve karakteristik özellikler yönlerinden uygunluklar bulunduğu müşahede edilmekle, bahse konu el yazılarının, aynı (tek bir) şahsın eli mahsulü olduğu… kanaatine varılmıştır.’’

Tespitleri yapılarak, 22.01.2013 tarihli ‘’MÜTALAA BEYANI’’ da doğrulanarak, Genel Kredi Sözleşmelerindeki Silinti, tahrifat ve sonradan yeniden doldurmalar ile Genel Kredi Sözleşmelerinin boşluklarını doldurarak düzenleyen Turkıshbank A.Ş. yetkilisinin, SUÇ SENEDİ’ ni de düzenleyen kişi olduğu kesin olarak tespit edilmiştir.

2.

Kriminal incelemelerle yapılmış olan kesin tespitlere rağmen, NUR MUSA ERGİN Hukuk Bürosu başlığı altında, Turkıshbank A.Ş. vekili olarak 01.07.2013 tarihinde Sayın Mahkemenize dilekçe veren Avukat İrem Bilgin; yazmak zorunda kaldığı dilekçenin 1.Maddesinde, bugüne kadar Turkıshbank A.Ş.’nin bütün yetkililerinin yapmış olduğu gibi yalan beyanlarla ADALET’ i yanıltma çabalarına devam etmiş ve kayıtlara geçen aşağıdaki beyanı sunmuştur.

‘’ İstanbul 14.İcra Müdürlüğü’nün 2009/448 Esas sayılı dosyası takibinde olan senet, davacılar Güney Konut Organize Yapılar ve İnşaatlar Ltd.Şti. adına şirket yetkilisi Adil Altay Güney ve Sevil Güney tarafından düzenlenerek bizzat şirket yetkilisi Adil Altay Güney tarafından müvekkil bankaya teslim edilmiştir.’’

 Suç senedinin;

  1. Yazı ile ve rakamla miktarı,
  2. Yazı ve rakamla vadesi,
  3. Düzenleme tarihi,
  4. Lehdar’ı,
  5. Ne için verildiği?
  6. Kefil ismi
  7. Adres,

dahil olmak üzere, imzalar haricinde kalan bütün yazılı unsurların, Genel Kredi Sözleşmelerini düzenlemiş olan aynı kişi tarafından yazılmış olduğu, gerek Uzman Bilirkişi İsmail Özkan’ın 22.01.2013 tarihli ‘’MÜTALAA BEYANI’’ ve gerekse İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu’nun  talebi üzerine, İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarları Müdürlüğü’nün hazırlamış olduğu 28.05.2013 tarihli ‘’UZMANLIK RAPORU’’ ile kesin olarak tespit edilmiş olduğu halde, ADALET’e yalan söylemelerinin dışında, yalan beyanlara nasıl devam edilebildiklerini; aynı dilekçenin 5.Maddesinde  İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesi kararına atfen ifade etmiş oldukları, Yüksek Mühendis Mimar olarak, boş bonoyu imzalayarak Banka’ya vermenin ne anlama geldiğini bilmeyen ve iyi eğitim almış yüksek tahsilli insan olarak anlayabilmem mümkün değildir.

Fakat buradaki asıl kıstas, iyi ahlak ve doğruluktur. Bir insanın bunlara sahip olabilmesi için de ille de öğrenim görmesi gerekmez. Doğruluk hayatın temelidir. Bu güne kadar almış olduğumuz  temel eğitim ise, yalan söylememek ve hiçbir şekilde doğruluktan ayrılmamaktır.

İşte bu nedenle de, Turkıshbank A.Ş. ve sayın avukatlarının yalan beyanlarını anlamamız mümkün değildir.

3.

Sayın Mahkemenizin 17.06.2013 tarihli 3 numaralı Celse’sinin DURUŞMA TUTANAĞI ile kayıtlara geçen ara kararında,

 ‘’ Davacı vekiline senedin doldurulmasının ne şekilde yapıldığı hususunda müvekkili ile görüşüp varsa diyeceklerini sunması, ayrıca dosyaya davacı Altay Güney tarafından sunulan dilekçe ve eklerini inceleyip beyanlarını sunması için iki hafta süre verilmesine,’’

Kararı verilmesine rağmen, bu güne kadar yıllardır yapmış oldukları gibi, delilleri ile birlikte  sunmuş olduğumuz iddialarımıza ve hazırlanmış olan Bilirkişi raporlarının hiçbirine cevap dahi verilmemiştir.

4.

Turkıshbank A.Ş.’nin Avukatı olan ve bankası adına beni Ölümle tehdit etmiş olduğu için İstanbul 7.Ağır Ceza Mahkemesinde Yargılanması başlamış olan Günay Yılmaz’ın Sayın Mahkemenizdeki ifadesinde yer alan

‘’…Savcılık dosyasındaki raporda herhangi bir tahrifat tespit edilmemiştir …’’

İfadesi, sayın Mahkemenize vermiş oldukları sözde cevap dilekçesinde bulunmayan ve Savcılık Makamına verilmiş olan cevap dilekçesi olarak geçiştirilen YARSUVAT ve YARSUVAT HUKUK BÜROSU başlığı altında Avukat Duygun Yarsuvat ve Avukat Nurcan Çöl imzalı olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na  vermiş oldukları, 01.07.2013 tarihli dilekçenin 2.sayfa (g) paragrafında,

 ‘’… kırmızı ile işaretli yerlerin; daha önce kurşun kalemle yazılmış ibarelerin fiziksel yolla silinmesinden sonra yazılmış oldukları belirtilen yerler olduğu bildirilmektedir. Raporda bahsi geçen ibareler kredi sözleşmesinin sıhhatini etkileyen ibareler değildir, daha önce kurşun kalemle yazılmış ibarelerin silinerek yeniden yazılmış olması da sahtecilik suçunu oluşturmaz.’’

Aynı sayfa ve (h) paragrafında ise,

‘’Sözleşmelerde ve senetteki el yazılarının tek bir şahsın eli ürünü olması, sorumluluk gerektiren ve suç teşkil eden bir eylem değildir.’’

Şeklindeki yazılı beyanlarına ters düşmektedir. Yapılmakta olan Ceza Soruşturmasına yazılı olarak beyanda bulunan şüpheliler; Turkıshbank A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Börteçene, suç dönemi Genel Müdürü Abdullah Akbulak, suç dönemi Genel Müdür yardımcısı Taner Biçer ve Suç dönemi Merkez şube müdürü Semra Oktayoğlu’nun avukatları olan Avukat Duygun Yarsuvat ve Avukat Nurcan Çöl;  çok açık olarak, Ahmet Mesut Mudu ve Zafer Kıran olarak hazırlanmış olduğu ifade edilen, fakat ilgili şahısların sadece görevli oldukları, İstanbul Krişminal Polis Laboratuvarları Müdürlüğü tarafından hazırlanmış olan ‘’UZMANLIK RAPORU’’ ile yapılmış olan tespitlerini kabul ederek doğrulamaktadırlar.

Genel Kredi Sözleşmelerinde yapılmış olduğu tespit edilmiş olan silinti, tahrifat ve yeniden yazma ile Turkıshbank A.Ş. yetkililerinin işlemiş oldukları ‘’Özel Belgede Sahtecilik’’ suçu ile ilgili olarak; sözde kurşun kalemle yazılmış ibarelerin silinerek yeniden yazılmış olmasına rağmen  ve bu silinti, tahrifat işlemleri ile yeniden yazmaların kredi sözleşmelerinin sıhhatini etkileyen ibarelerin olmadığı şeklindeki beyanlarının takdiri ise Sayın Mahkemenizindir.

Ekte sunmuş olduğumuz örneklerden de görüleceği üzere, yapılmış olan fiziksel tahrifat ve silintiden sonra, ilgili sayfada atılmış olan imzalardan başka, Genel Kredi Sözleşmesi ile bankaya karşı taahhüt edilmiş olan maddi özellikleri içeren hiçbir unsur kalmamıştır. (Ek. UZMANLIK RAPORU ile yapılmış olan tespitler doğrultusunda, Genel Kredi Sözleşmelerinin, baş ve imza sayfalarındaki kırmızı renkli kurşun kalemle çerçeve içine alınmış ibarelerin silindikten sonraki boş durumları ile Genel Kredi Sözleşmelerinin aynı sayfalarının yeniden doldurulduktan sonraki durumları.1-2-3-4-5-6-7-8-9-10-11-12-13-14-15-16-17-18)

Yine sayın avukatların kabul ve beyan etmiş oldukları gibi, Genel Kredi Sözleşmelerindeki ve haberimiz olmadan düzenlenmiş olan SUÇ SENEDİNDEKİ  el yazılarının, aynı ve tek bir şahsın eli ürünü olduğunun tespit edilmesi ve bu şahsın Genel Kredi Sözleşmelerini düzenlemiş olan Turkıshbank A.Ş. yetkilisinin olduğunun tespit edilmiş olması, Sayın Mahkemenizde devam etmekte olan davamızın ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu’nu  yürütmekte olduğu 2012/56863 Dosya numaralı Ceza Soruşturmasının konusudur.

5.

Ve yine Avukat Sayın İrem Bilgin,  Turkıshbank A.Ş. adına 01.07.2013 tarihinde, Sayın Mahkemenize vermiş olduğu dilekçesinde, Suç senedinin Bankanın ticari defterlerine işlenmemesi nedeni ile, İstanbul 8.Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmakta olan ve suç dönemindeki Merkez Şube Müdürü ve halen Turkıshbank A.Ş.’nin Levent Şubesi Müdürü olan Semra Oktayoğlu’nun, 19.07.2007 tarihli Genel Kredi Sözleşmesini, o tarihte Merkez Şube Müdürü olmadığı halde, nasıl imzalamış olduğunun da açıklamasını yapması gerekirdi.

28.05.2013 tarihli, UZMANLIK RAPORU Sayfa 5, Paragraf 12

 ‘’…19.07.2007 ve …kredi sözleşmesi aslının 24.sayfalarındaki, ‘’Turkıshbank A.Ş.Merkez Şubesi’’ ibareleri altında bulunan … bahse konu imzaların, Semra Oktayoğlu isimli şahsın eli ürünü olduğu kanaatine varılmıştır.’’

 6.

 Menfi Tespit Davamızın konusu olan suç senedinde yapılmış olan tahrifat ile ilgili olarak,

Grafoloji ve Sahtecilik Uzmanı İsmail Özkan’ın 24.07.2013 tarihli ‘’MÜTALAA BEYANI’’ 7. Sayfa, 7 numaralı paragraf,

‘’İnceleme konusu, alacaklı ‘’TURKISHBANK A.Ş.’’ borçlu ‘’GÜNEY KONUT ORGANİZE YAPILAR VE İNŞAATLAR LTD.ŞTİ.’’ve kefil ‘’ADİL ALTAY GÜNEY’’ adlarına tanzim edilmiş, 25.12.2008 ödeme gün ve 3.700.000 YTL meblağlı senette düzenleme tarihinin ‘’04.12….8’’ olarak siyah mürekkepli kalemle yazılmış olmasına rağmen günler hanesi, onlar basamağının altında mavi mürekkepli kalemle oluşturulmuş ‘’1’’ rakamına benzer bir hattın mevcudiyeti tespit edilmiştir.’’

8.sayfa, 4 numaralı bölüm, 3.paragraf,

‘’İnceleme konusu senette düzenleme tarihinin ‘’04.12….8’’ olarak siyah mürekkepli kalemle yazılmış olmasına rağmen günler hanesi, onlar basamağının altında mavi mürekkepli kalemle oluşturulmuş ‘’1’’ rakamına benzer bir hattın mevcudiyeti sadece fiziksel değil, kimyasal silinti yapılıp yapılmadığının araştırılmasını da gerektirebilir.’’

Tespitleri yapılarak, suç senedi üzerindeki tahrifatlarında bir kısmı daha ortaya çıkarılmıştır. VSC (Video spektral comparator) veya benzeri cihazlara haiz bir fizik laboratuarında yapılacak olan ilave incelemelerle, senet ve sözleşmelerde yapılmış olan tahrifatların nitelik ve boyutları ayrıca tespit edilebilecektir.

BÜTÜN İDDİALARIMIZIN KRİMİNAL RAPORLARLA TESPİT EDİLEREK DOĞRULANMIŞ OLMASINA RAĞMEN, AVUKAT GÜNAY YILMAZ’IN, İSTANBUL 2.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNDE VE HAKİM ÖNÜNDE DE YALAN SÖYLEMESİ, ÇOK DAHA ÖNEMLİSİ İSE SÖYLEYEBİLMESİ KABUL EDİLEMEZ.

DEVAM ETMEKTE OLAN HUKUK SÜRECİ İÇİNDE GEREK TURKISHBANK A.Ş. VE GEREKSE AVUKAT OLARAK BANKAYI TEMSİL EDEN GÜNAY YILMAZ’IN, YİNE HUKUK ÖNÜNDE, YALAN SÖYLEYEREK ADALETİ YANILTMAYA ÇALIŞMALARININ  HESABINI VERECEKLERİNE İNANIYORUM.

7.

Devam eden ve Topluma mal olan HAK ve HUKUK süreci hakkındaki haber ve yorumlar 02.10.2013 tarihli YENİ AKİT(Ek.19) ve 22.10.2013 tarihli YENİ ŞAFAK(Ek.20) gazetesinde yeniden yer almıştır. Her iki Gazete ve haber bölümleri dilekçemizin ekindedir.

SONUÇ:

 

 

  1. 1.  Suç senedinin, İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmakta olan  Merkez Şube Müdürü Semra Oktayoğlu, banka yetkili ve avukatlarının Cumhuriyet Başsavcılıkları ve Mahkemelere, ısrarla yazılı ve sözlü olarak beyanlarının aksine, bizim tarafımızdan değil, tamamen bilgimizin dışında, GKS’leri düzenlemiş olan Turkıshbank A.Ş. yetkilisi tarafından düzenlenmiş olduğu,

 

  1. 2.  Suç senedinin düzenleme tarihi bölümünde silinti ve tahrifat olduğu,

 

  1. 3.  Genel Kredi Sözleşmelerinde silinti, tahrifat ve sonradan ilaveler yapıldığı,  ilave GKS oluşturulduğu,

 

  1. 4.  26.04.2007, 19.07.2007, 21.09.2007 tarihli Genel Kredi Sözleşmelerindeki Sevil Güney adına atılı olan imzaların, Sevil Güney’in eli ürünü olmayıp, takliden atılmış olduğu,

 

  1. 5.  21.09.2007 tarihli GKS’nin Kredi limitinin arttırılması ile ilgili sayfasındaki yetkili Müdür Ali Baba Şanlı imzasının Ali Baba Şanlı’nın eli ürünü olmayıp, takliden atılmış olduğu,

 

  1. 6.   İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanması devam eden ve suçların işlendiği tarihte Merkez Şube Müdürü olan, halen Turkıshbank A.Ş.’nin Levent Şubesi Müdürü Semra Oktayoğlu’nun, 19.07.2007 tarihli Genel Kredi Sözleşmesini, o tarihte Merkez Şube Müdürü olmadığı halde,  aylar sonra düzenlerken imzalamış olduğu,
  1. 7.   Bu güne kadar gözden kaçırılmış olan ve Genel Kredi Sözleşmeleri ile suç senedini düzenleyen banka görevlisinin, İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmakta olan suçun işlenmiş olduğu tarihte Merkez Şube Müdürü olan Semra Oktayoğlu’nun olabileceği,

 

Kriminal raporlarla tespit edilmiştir.

 

YUKARIDA AÇIKLAMIŞ OLDUĞUMUZ NEDENLERLE,

 

1-EKSİK DELİLLERİMİZİN İLGİLİ YERLERDEN CELBİ İLE, BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ   YAPILMASINA,

2-YARGILAMA SONUNDA DAVANIN KABULÜNE KARAR VERİLMESİNİ,

SAYIN MAHKEMENİZDEN ARZ VE TALEP EDERİZ.

SAYGILARIMIZLA.

ADİL ALTAY GÜNEY

YÜKSEK MÜHENDİS MİMAR

GÜNEY KONUT ORGANİZE YAPILAR VE İNŞ.LTD.ŞTİ.

EKLER.

 1-18.  Uzmanlık Raporuna göre silindikten sonra kalan ve sonradan doldurulan sayfa örnekleri.

19.     02.10.2013 tarihli YENİ AKİT gazetesi haber bölümü,

20.     22.10.2013 tarihli YENİ ŞAFAK gazetesi  ve haber bölümü.

altayguney@guneykonut.com.tr

www.guneykonut.com.tr

www.kemerormanevleri.com

cep telefonu: 0532 212 70 62 – 0533 668 23 73

ZUHURATBABA MUHTAR SOKAK NUMARA 4-1 / 16,                                         BAKIRKÖY – İSTANBUL

YENİ AKİT GAZETESİ’ NİN, TURKISHBANK HABERİ, ”TURKISHBANK’TA SAHTE BELGE SKANDALI”

YENİ AKİT GAZETESİ , BU SUTUNLARDA YAYINLADIĞIM VE KAMU İLE PAYLAŞMAYA ÇALIŞTIĞIM HAK VE HUKUK MÜCADELESİNİ, 02. EKİM. 2013 TARİHİNDE TEKRAR  SÜTUNLARINA TAŞIYARAK, HER ZAMAN OLDUĞU GİBİ,  GERÇEK BİR GAZETE VE YİNE GERÇEK BİR GAZETECİLİK ÖRNEĞİ SERGİLEMİŞTİR.,

HABER’ DE;  ABDULLAH AKBULAK, TANER BİÇER VE SEMRA OKTAYOĞLU İLE BİRLİKTE HAKKINDA İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI TARAFINDAN, 5411 SAYILI BANKACILIK KANUNUNA AYKIRILIK, BEDELSİZ KALAN SENEDİ KULLANMA, HİZMET NEDENİ İLE GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA VE ÖZEL BELGEDE SAHTECİLİK SUÇLARINDAN SORUŞTURMA YÜRÜTÜLMEKTE OLAN TURKISHBANK A.Ş. YÖNETİM KURULU BAŞKANI İ.HAKAN BÖRTEÇENE VE SORUŞTURMADA ADI GEÇEN BANKA YETKİLİLERİ HAKKINDA,

EMEKLİ BAŞSAVCI VE AVUKAT REŞAT PETEK,  28.08.2013 TARİHİNDE İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA VERMİŞ OLDUĞU DİLEKÇE İLE  İLGİLİLERİN,

1. RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK (TCK 204),

2. AÇIĞA İMZANIN KÖTÜYE KULLANILMASI (TCK.209),

3. NİTELİKLİ DOLANDIRICIK (TCK.158),

4. GERÇEĞE AYKIRI BEYANDA BULUNMA (5411 SAYILI BANKACILIK KANUNU 155.MADDESİ),

SUÇLARINI İŞLEDİKLERİ YÖNÜNDE KAMU DAVASI AÇILMASINI GEREKTİRECEK YETERLİ DELİLER ELDE EDİLMİŞ OLDUĞU VE BU NEDENLE DE, HAKLARINDA KAMU DAVASI AÇILMASINI TALEP ETMİŞ OLDUĞU TURKISHBANK A.Ş. YÖNETİM KURULU BAŞKANI İ.HAKAN BÖRTEÇENE’ NİN DIŞINDA, DİĞER YÖNETİM KURULU ÜYELERİNİN VE ÖZELLİKLE SHAİKHA KHALED AL-BAHAR‘IN DA İSİMLERİNİN BULUNMASI SON DERECE DİKKAT ÇEKİCİDİR. TURKISHBANK A.Ş.’NİN EN BÜYÜK HİSSEDARI OLARAK KUWAİT NATIONAL BANK’IN TEMSİLCİSİ OLAN SHAİKHA KHALED AL-BAHAR’IN, BANKALARI HAKKINDA YAPILMAKTA OLAN VE SON DERECE ÖNEMLİ OLAN BİR CEZA SORUŞTURMASINDA GAZETELERDE ADININ GEÇMİŞ OLMASI, ULUSLARARASI BANKACILIK KONUSUNDA VE İNGİLTERE’DE (ENGLAND) DE  FAALİYET GÖSTERMEKTE OLAN KUWAİT NATİONAL BANK VE YÖNETİM KURULU BAŞKANI ABDULRAHMAN AL-BAHAR’I ZOR DURUMDA BIRAKABİLECEKTİR.

HABERDE, İSTANBUL CUMHURİYET SAVCILIĞI’NA İBRAZ EDİLDİĞİ BELİRTİLEN  BİLİRKİŞİ RAPORUNDAKİ S.G RUMUZLARI İLE İFADE EDİLMİŞ OLAN KİŞİ,  Kİ BU KONUDAKİ HASSASİYETİ NEDENİ İLE GAZETE YETKİLİLERİNE ÖZELLİKLE TEŞEKKÜR EDERİM, EŞİM SEVİL GÜNEY’ DİR. DAHA ÖNCE DE İLGİLİ BİLİRKİŞİ RAPORLARINI YAYINLAMIŞ OLDUĞUM  GİBİ, EŞİM SEVİL GÜNEY’İN, TURKISHBANK A.Ş.’NİN GENEL KREDİ SÖZLEŞMELERİ OLARAK  İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ’NE TESLİM ETMİŞ OLDUĞU 4 ADET SÖZLEŞMENİN 3’ÜNDEKİ İMZALAR  EŞİM ADINA TAKLİDEN ATILMIŞTIR.

GEREK İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NIN TALEBİ ÜZERİNE İSTANBUL KRİMİNAL POLİS LABORATUVARLARI MÜDÜRLÜĞÜ TARAFINDAN HAZIRLANAN VE GEREKSE TALEBİMİZ ÜZERİNE UZMAN BİLİRKİŞİ İSMAİL ÖZKAN TARAFINDAN HAZIRLANARAK, YAZIM HATASI İLE İSTANBUL KAÇAKÇILIK BÜROSU’NA İBRAZ EDİLMİŞ GÖZÜKEN, FAKAT İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCIĞI ÖRGÜTLÜ SUÇLAR BÜROSU’NA TESLİM EDİLMİŞ OLAN MÜTALAA BEYANLARI İLE,

1. GENEL KREDİ SÖZLEŞMELERİNİN TAMAMINDA  VE SUÇ SENEDİNDE  SİLİNTİ VE TAHRİFAT YAPILMIŞ OLDUĞU,

2. SEVİL GÜNEY’İN 4 ADET GENEL KREDİ SÖZLEŞMESİNİN 3’ÜNDEKİ İMZALARININ TAKLİDEN ATILMIŞ OLDUĞU,

3. İLAVE OLARAK SONRADAN HAZIRLANMIŞ OLDUĞU TESPİT EDİLEN  KREDİ LİMİTİNİN ARTTIRILMASI İLE İLGİLİ İMZA SAYFASINDA, BİR ÖNCEKİ ŞUBE MÜDÜRÜ OLAN ALİ BABA ŞANLI VE EŞİM SEVİL GÜNEY’İN İMZALARININ TAKLİDEN ATILMIŞ OLDUĞU,

4. TURKISHBANK A.Ş.’NİN, HESABIN KAT EDİLMESİ VE İCRA İŞLEMLERİNDE KULLANMIŞ OLDUĞU VE SORUŞTURMAYA ESAS SUÇ SENEDİNİN, DÜZENLEME TARİHİNDE TAHRİFAT YAPILMIŞ OLDUĞU,

5. VE BÜTÜN SİLİNTİ VE TAHRİFATLARIN KİMYASAL YOLLA YAPILMIŞ OLABİLECEĞİ,

6. GENEL KREDİ SÖZLEŞMELERİ VE SUÇ SENEDİNİ HAZIRLAYAN TURKISHBANK A.Ş. YETKİLİSİNİN İSE, İSTANBUL 8.AĞIR CEZA MAHKEMESİNDE YARGILANMAKTA OLAN SUÇ TARİHİNDEKİ  MERKEZ ŞUBE MÜDÜRÜ SEMRA OKTAYOĞLU’NUN OLABİLECEĞİ,

TESPİT EDİLMİŞ  OLMASINA RAĞMEN, BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURULU’NUN, TURKISHBANK A.Ş HAKKINDA SORUŞTURMA YAPIP YAPMAYACAĞI HAKKINDA HENÜZ HERHANGİ BİR BİLGİ GELMEMİŞTİR.

BU KONU İLE İLGİLİ OLARAK YAPILMIŞ OLAN TESPİTLER DOĞRULTUSUNDA,  CUMHURBAŞKANI SAYIN ABDULLAH GÜL’E,  BAŞBAKAN SAYIN RECEP TAYYİP ERDOĞAN’A,  DEVLET BAKANI SAYIN ALİ BABACAN’A, ADALET BAKANI SAYIN SADULLAH ERGİN’E VE DEVLET DENETLEME KURULU’NA DİLEKÇE İLE AYRICA BİLGİ VERİLECEKTİR.

KAMUYA MAL OLMUŞ OLAN HUKUK MÜCADELEMİ TEKRAR SAYFALARINA TAŞIMIŞ OLDUKLARI İÇİN YENİ AKİT GAZETESİ‘ NE TEŞEKKÜR EDERİM.

SAĞ OLUN, VAR OLUN.

Yeni Akit Gazetesi 02.Ekim.2013, Turkıshbank A.Ş. haberi.1

BİLİRKİŞİ RAPORLARI DOĞRULTUSUNDA, İSTANBUL 2.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNE, 20.09.2013 TARİHİNDE VERİLMİŞ OLAN DEĞERLENDİRME DİLEKÇESİ.

                           HAKSIZLIK ÖNÜNDE EĞİLMEYİNİZ, O ZAMAN HAKKINIZLA BİRLİKTE ŞEREFİNİZİ DE KAYBEDERSİNİZ.

 

                                            ’’Bakın yasa yönetmiyor bankayı, insanlar yönetiyor.’’

                                     Taner Biçer, Turkıshbank A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı, Toplantı CD’si 2010

 

 

 

 İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA,                                                                20.09.2013

 

Dosya no                   :  2012 / 222

Davacı                        :   Güney Konut Organize Yapılar ve İnşaatlar Ltd.Şti.

                                       Zuhuratbaba Muhtar sokak no.4-1/16,              Bakırköy – İSTANBUL

 Davalı                         :   Turkıshbank A.Ş.

                                        Dolapdere caddesi no.225                               Pangaltı – İSTANBUL

 

5411 sayılı Bankalar kanununun 155. Maddesindeki ‘’Gerçeğe aykırı beyanda bulunma’’ suçuyla korunan hukuksal yarar, bankacılık düzenidir. Bunun yanı sıra kamu güvenine karşı işlenen suçlardan belgede sahtecilik suçlarının özel bir türü olan bu suçla, bankacılık alanında önemli bir unsur olan ‘’GÜVEN’’ adlı hukuksal değer korunmaktadır. Zira, bankacılık düzenini sağlamakla yükümlü kişi ve kuruluşlar ile bankacılık alanındaki hukuka aykırılıkları cezalandırmakla görevli kurumların, üstlendikleri fonksiyonları etkin bir biçimde yerine getirebilmeleri, aynı şekilde bankalardan elde edilecek güvenilir bilgi ve belgelere ve bankaların gerçeğe uygun kayıtlarına dayanmaktadır. (MUSTAFA AKIN, BANKACILIK CEZA HUKUKU)

‘’Arz ettiğimiz bu kuralların, bilirkişi incelemeleri ile bertaraf edilerek tersine çevrilmesi, müvekkillerimin ve bankamızın telafi edilemeyecek derecede büyük ve çok ağır bir mağduriyetine sebebiyet verecek vahamettedir.’’ (Turkıshbank A.Ş. Avukat Sümer Altay, 2011)

(Yukarıdaki ifade, Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Turkıshbank A.Ş. ile ilgili olarak ‘’Dosyanın Bilirkişi tarafından incelenmesi’’ kararına karşı olarak, 09.05.2011 tarihinde,  2010/488802 sayılı Soruşturma dosyasına verilmiş olan dilekçeden alınmıştır. Bilirkişi tarafından, suç senedinin bankanın ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiş ve Banka aleyhine İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinde CEZA DAVASI açılmıştır. Fakat Genel Kredi Sözleşmelerinin asılları 2.5 yıl boyunca, Savcılık Makamına teslim edilmediği için, suç senedinin aslı ile birlikte Kriminal incelemeye gönderilerek diğer iddialarımızı doğrulayan kesin rapor alınamamıştır. Sözleşme asıllarının, Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından, yıllar sonra res’en alınmasından sonra, ancak 21.03.2013 tarihinde ,sözleşmeler suç senedinin aslı ile birlikte  , kriminal inceleme yapılması  için gönderilebilmiştir. Kriminal Polis Laboratuvarları Müdürlüğü’nün hazırlamış olduğu 21.03.2013 tarihli ‘’UZMANLIK RAPORU’’ ile de, yıllardır iddia etmiş olduğumuz gibi, banka yetkili ve avukatlarının Cumhuriyet Başsavcılıklarına ve Mahkemelere vermiş oldukları ifade ve beyanların yalan olduğu, suç senedinin, Genel Kredi Sözleşmelerini hazırlayan banka yetkilisi tarafından düzenlenmiş olduğu, Genel Kredi Sözleşmelerinin tamamında silinti ve tahrifat yapılmış olduğu, Uzman Bilirkişi İsmail Özkan’ın 24.07.2013 tarihli ‘’MÜTALAA BEYANI’’ ile de, 4 adet Genel Kredi Sözleşmesinin 3’ünde Sevil Güney adına atfen atılmış olan imzaların Sevil Güney’in eli ürünü olmayıp takliden atılmış olduğu ve kredi miktarının arttırılmasına ait Sözleşmede, banka yetkilisi ve müdür olarak Ali Baba Şanlı adına atfen atılmış olan imzanın da, Ali Baba Şanlı’nın Savcılık makamına vermiş olduğu beyan dilekçesinde de açık olarak belirtmiş etmiş olduğu gibi, kendi el ürünü olmayıp, takliden atılmış olduğu,  kriminal raporlarla kesin olarak tespit edilmiştir.)  

 

KONU:

Turkıshbank A.Ş.‘nin yapmış olduğu   hukuk  ve  kanun dışı yaptırımları  ve   İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarları Müdürlüğü28.05.2013 tarihli ‘’UZMANLIK RAPORU’’ (Ek.1) ile,

Uzman Bilirkişi İsmail Özkan tarafından hazırlanmış 24.07.2013 tarihli ‘’MÜTALAA BEYANI’’. (Ek.2) ile ilgili değerlendirmelerimiz

Turkıshbank A.Ş.’nin, Genel Kredi Sözleşmelerinin imzalanması sırasında, teminat olarak almış oldukları boş senedi; karşılığında kullanılmış olan kredinin 4 misli tutarında gayrimenkul ipoteği de verilmiş olduğu ve bu kredi ile ilgili ödenmemiş hiçbir devre faizi de olmadığı halde, bilgi verilmeden ve,  04.12.2008 düzenleme tarihi ve yine sadece 21 gün sonra olan 25.12.2008 tarihinde de ödeme günü olmak üzere, kullanılmış kredinin çok üzerinde bir tutarla 3.700.000.TL doldurulduktan sonra, bilgimiz dışında olduğu için de ödenememesi bahane edilerek, 31.12.2008 tarihinde kredi hesabımızın kat edilmesi ve kendi düzenlemiş oldukları ve Turkıshbank A.Ş.’nin ticari defterlerinde de kayıtlı olmadığı tespit edildiği için, bankanın Merkez şube müdürü Semra Oktayoğlu’nun İstanbul 8.Ağır Ceza Mahkemesinde  yargılanmasına neden olan bu  senedin kullanılması ile uygulamış oldukları infaz gibi icra işlemlerine karşı sürdürmekte olduğumuz Hak ve Hukuk mücadelesi 57 aydır devam etmektedir.

Bütün varlığımızın Turkıshbank A.Ş. tarafından gasp edilmesi ile içine düşürülmüş olduğumuz maddi ve manevi bütün imkansızlıklara rağmen, güvencemiz ADALET, inancımız ve umudumuz ise, ADALET’in  en kısa zamanda tecelli edeceğidir.

Topluma da mal olmuş olan Hukuk mücadelemiz, haklı ve doğru olduğumuz halde, haklı ve doğru olduğumuzun ifade edilmesinin ve anlaşılmasını sağlamanın büyük zorlukları içinde geçmektedir. Hukuk mücadelemizdeki karşılaştığımız en büyük engel, muhatabımızın bir banka olması ve her kademede bu konuda oluşmuş olan önyargılardır. Bu nedenle de gerek yazılı ve gerekse görsel medyada ve  yetkililer nezdinde yapmakta olduğumuz  bütün çalışmalar ve gayretler, bizim başımıza gelenlerin, başkalarının da başına gelmemesinin sağlanması  içindir.

Bütün imkansızlıklara rağmen başaracağımıza da inanıyoruz.  

A. Turkıshbank A.Ş. hakkında, 25.08.2010 tarihinde Şişli Cumhuriyet Başsavcılığına yapmış olduğumuz şikayet ile İstanbul Cumhuriyet Savcısı Sayın Fehmi Tosun tarafından başlatılmış olan Ceza Soruşturması, suç senedi ile  GKS asıllarının banka tarafından yıllarca teslim edilmemesi nedeni ile olağan dışı uzamış ve gecikmiştir.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu’nun 2012/56863 numaralı dosyası ile devam etmekte olan Hukuk sürecinin bugün gelmiş olduğumuz noktasında; banka tarafından düzenlenmiş olan suç senedi ile suç senedini düzenleyen banka yetkilisinin düzenlemiş olduğu ve tamamının üzerlerindeki silinti ve tahrifatların tespit edilmiş olduğu Genel Kredi Sözleşmeleri ile ilgili olarak İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarları Müdürlüğü tarafından hazırlanmış olan 28.05.2013 tarihli ‘’UZMANLIK RAPORU’’ ve  Uzman Bilirkişi İsmail ÖZKAN tarafından hazırlanmış olan 24.07.2013 tarihli ‘’MÜTALAA BEYANI’’ ile yapılmış olan  tespitler doğrultusunda,

 

A.1-  Suç senedinin, haberimiz ve bilgimiz olmadan, yıllardır Merkez şube Müdürü Semra Oktayoğlu ve Turkıshbank A.Ş. avukatları Günay Yılmaz ve Yalım Şentürk’ün, CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA,  İCRA MAHKEMELERİ’NE, HUKUK MAHKEMELERİ’NE VE İSTANBUL 8.AĞIR CEZA MAHKEMESİ’NE  vermiş oldukları ve suç senedinin bizim tarafımızdan ve borcumuza karşılık olarak hazırlanarak Turkıshbank A.Ş.’ye teslim ettiğimiz, ifade ve iddialarının aksine,  bütün şikayet ve iddialarımız doğrulanarak, suç senedinin, Genel Kredi Sözleşmelerini hazırlamış olan TURKISHBANK A.Ş. YETKİLİSİ TARAFINDAN, yani ‘’AYNI ELİN DÜZENLEMİŞ OLDUĞU’’  KESİN OLARAK TESPİT EDİLMİŞTİR.

Şikayet konusu suç senedi ile ilgili olarak, Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı 2010/48802 Soruşturma numaralı dosyada Semra Oktayoğlu’ nun ifadesi.

‘’ …senedi hem kendisinin hem de eşinin imzalamasını istedik. Kendisi eşi huzurda bulunmadığı için senedi doldurup eşine de imzalatarak getireceğini söyledi. Dolayısı ile şu anda şikayete konu olan senedi kendisi haricen doldurdu ve bankamıza düzenlenmiş ve imzalanmış olarak getirip teslim etti. Hatta beni telefonla arayarak senedin tanzimi ile ilgili miktarını ne kadar yazacağını sordu. Ben de borcunu ve faizini hesaplayarak yaklaşık olarak 3.700.000.00TL olarak doldurmasını söyledim…

28.05.2013 tarihli, UZMANLIK RAPORU Sayfa 3, Paragraf 2

26.04.2007, 19.07.2007, 21.09.2007 ve 28.04.2008 tarihli (4) adet Kredi Sözleşmesi aslındaki el yazıları ile 3.700.000.-YTL meblağlı senet aslındaki el yazılarının aynı şahıs eli mahsulü olup olmadığı sorusu sorulmakla, bahse konu (4) adet Kredi Sözleşmesi ile (1) adet senet, sorulan hususlar doğrultusunda incelenmiş ve neticesinde;

İnceleme konusu (4) adet Kredi Sözleşmesi aslındaki el yazıları ile, (1) adet senet aslındaki, ‘’ADİL ALTAY GÜNEY’’ ibareleri haricinde kalan el yazıları arasında, Kaligrafik ve Karakteristik özellikler yönlerinden uygunluklar bulunduğu müşahede edilmekle, bahse konu el yazılarının, aynı (tek bir) şahsın eli mahsulü olduğu… kanaatine varılmıştır.’’

28.05.2013 tarihli, UZMANLIK RAPORU Sayfa 3, Paragraf 2

‘’26.04.2007, 19.07.2007, 21.09.2007 ve 28.04.2008 tarihli (4) adet Kredi Sözleşmesi aslındaki el yazıları ile 3.700.000.-YTL meblağlı senet aslındaki el yazılarının aynı şahıs eli mahsulü olup olmadığı sorusu sorulmakla, bahse konu (4) adet Kredi Sözleşmesi ile (1) adet senet, sorulan hususlar doğrultusunda incelenmiş ve neticesinde;

İnceleme konusu (4) adet Kredi Sözleşmesi aslındaki el yazıları ile, (1) adet senet aslındaki, ‘’ADİL ALTAY GÜNEY’’ ibareleri haricinde kalan el yazıları arasında, Kaligrafik ve Karakteristik özellikler yönlerinden uygunluklar bulunduğu müşahade edilmekle, bahse konu el yazılarının, aynı (tek bir) şahsın eli mahsulü olduğu… kanaatine varılmıştır.’’

Bu nedenle de, Genel Kredi Sözleşmelerinin ve bu sözleşmelerin 15.Asliye Ticaret Mahkemesinden Mahkemeden almış olduğumuz tasdikli fotokopilerin incelenmesi ile, daha önce Şişli Cumhuriyet Başsavcılığına sunulmuş olan Genel Kredi Sözleşmelerin karşılaştırılması neticesinde tespit etmiş olduğumuz bulgular, Genel Kredi Sözleşmelerinin bugünekadar  Turkıshbank A.Ş tarafından, neden, yıllarca süren talep ve tekit yazılarına rağmen, Savcılık Makamına teslim edilmeyerek, sözleşme asıllarının, suç senedinin aslı ile birlikte kriminal incelemeye gönderilmesinin ve kesin rapor alınmasının engellenmiş olduğunun, son derece açık bir göstergesi olmuştur.

57 aydır devam eden Hukuk mücadelemiz boyunca Turkıshbank A.Ş., Bankalar kanunu ve Bankacılık koruyucu şemsiyesi altında;  bilinçli ve programlı olarak, Resmi Makamların talep etmiş olduğu bilgi ve belgeleri vermediği için ceza Davaları açılamamış, haksız olarak kazanmış olduğu 2.5 yıl içinde de, bütün mal varlığımız Turkıshbank A.Ş. tarafından, icra satışları ile gasp edilmiştir. 

Kriminal Raporlarla elde edilmiş olan bu tespitlerin sonucunda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu, Turkıshbank A.Ş.Genel Müdürlüğüne 01.02.2013 tarihinde yazı yazarak, Genel Kredi Sözleşmelerinin tanzim ve imzası ile şubenin hangi yetkilisinin ve yetkililerin hazır bulunduğunun, ivedilikle tespit edilerek Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmesini istemiştir. (Ek.3)

Buna rağmen, Turkıshbank A.Ş. yıllardan beri uygulamakta olduğu ve halen de uygulamaya devam ettiği, ‘’ Doğru beyanda bulunmamak, Soruşturmayı engellemek, bilgi ve belgeleri zamanında vermemek veya hiç vermemek’’ tavrını, Savcılık Makamının 01.02.2013 tarihinde Turkıshbank A.Ş.’ye göndermiş olduğu ve  özellikle 2. Maddesinde açık olarak sormuş olduğu, ‘’Belirtilen tarihlerde, Turkıshbank Merkez şubesi’nde müşterilerle şube arasında yapılan Genel Kredi Sözleşmelerinin tanzim ve imzasıyla şubenin hangi yetkilisinin/yetkililerinin görevli kılındıklarının ve sorumluluklarının bulunduğunun, İvedilikle tespit edilerek, ilgili personelin açık kimlik bilgilerinin de Cumhuriyet Başsavcılığımıza bildirilmesi’’ ile ilgili talimat mektubuna, tam 7 ay sonra vermiş oldukları 01.07.2013 tarihli dilekçe ile devam ettirmeye çalıştıklarını açık olarak göstermişlerdir.

Turkıshbank A.Ş., Savcılık Makamının suç senedi ve Genel Kredi Sözleşmelerini kim veya kimlerin düzenlemiş olduğu hakkındaki açık sorusunu, 7 ay sonra ve ilgi olarak  TEKİT tarihi olan 10.06.2013 tarihini yazarak ve Tekit tarihine kadar cevap vermedikleri 5 ay geciktirilen süreyi de gizlemeye çalışarak, 01.07.2013 tarihinde sözde cevaplandırmış, fakat yine, sadece Genel Kredi Sözleşmelerini imzalamış olan yetkililerin isimlerini vererek, Genel Kredi sözleşmelerini düzenlemiş olan yetkili ve yetkililerin isimlerini gizleyerek vermemiştir.

Bunun üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Bürosu’na vermiş olduğumuz 23.07.2013 tarihli bilgi dilekçesi (Ek.4) ardından Savcılık makamı Turkıshbank A.Ş.’ye yeniden TEKİT göndererek, Suç senedi ve Genel Kredi Sözleşmelerini düzenlemiş olan yetkili veya yetkililerin isimlerinin Savcılık Makamına bildirilmesi istenmiştir.

Aynı şekilde sayın Mahkemeniz tarafından 2012/222 Esas numarası ile yürütülmekte olan davanın 17.06.2013 tarihli duruşmasında, ‘’Davalı vekiline senedin doldurulmasının ne şekilde yapıldığı hususunda müvekkili ile   görüşüp varsa diyeceklerini sunması , ayrıca dosyaya davacı Altay Güney tarafından sunulan dilekçe ve eklerini de inceleyip beyanlarını sunması için iki hafta süre verilmesine,’’  kararı da verilmiş olmasına rağmen,

 

TURKISHBANK A.Ş. BU GÜNE KADAR, YILLARDIR OLDUĞU GİBİ, SUÇ SENEDİ VE GENEL KREDİ SÖZLEŞMELERİNİ KİMİN VEYA KİMLERİN HAZIRLADIĞI SORUSUNUN CEVABINI NE SAVCILIK MAKAMINA  NE DE SAYIN MAHKEMENİZE BİLDİREREK CEVAPLANDIRMAMIŞTIR.

Güney Konut Organize Yapılar ve İnşaatlar Ltd.Şti., bankadan kullanmış olduğu ticari kredi ile ilgili bütün devre faizlerini gününde ödeyerek Sözleşme gereği bütün yükümlüklerini yerine getirmiştir. Banka avukatları müvekkilleri olan bankanın hukukunu korumak istiyorlarsa,  genel olarak muğlak ve itham eden ifadeler yerine,  bankanın ne kadar  ipotek alarak ne kadar kredi kullandırdığını, bu kredilerin Yönetim Kurulu onay belgelerini ve ipotek tarihlerini ve bu kredilere karşılık olarak yapılmış olan ödemeleri, Sözleşme tarihlerinde kredi hesabının durumunu, bahis konusu yaptıkları hesaba gelmiş olan haciz ve icra işlemleri ile ilgili olarak Genel Kredi Sözleşmeleri ile belirlenmiş olan hangi yasal ihbar ve işlemleri yapmış olduklarını, belgeleri ile birlikte sayın Mahkemenize ayrı bir dilekçe ile sunmaları gerekir. Bu belgelerin  tarafınızdan talep edilmesi halinde ise cevapları hazırdır,

‘’HUKUK MAHKEMELERİNDE DELİL OLARAK KULLANMAK İÇİN BU BELGELERİ İSTİYORLAR.’’

Değerlendirilmesinin Sayın Mahkemeniz tarafınızdan yapılacağına inandığımız ve Banka tarafından bu güne kadar belgeleyemediği ithamları ilgili gerçeklerin ve nasıl bir faiz lobisinin eline düşmüş olduğumuz gerçeğinin, en kısa zamanda   CEZA ve HUKUK MAHKEMELERİ vasıtası ile ortaya çıkarılacağına inanıyoruz.

A.2-  Senet üzerindeki düzenleme tarihinde silinti ve tahrifat tespiti yapılmış, ayrıca senet ve bütün Genel Kredi Sözleşmelerinde yapıldığı tespit edilen silinti ve tahrifatların kimyasal yolla tahrifat yapılmış olabileceği tespiti yapılmıştır.

Uzman Bilirkişi İsmail Özkan tarafından hazırlanmış olan ‘’MÜTALAA BEYANI’’ ile, İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarları Müdürlüğü tarafından hazırlanmış olan 28.05.2013 tarihli ‘’UZMANLIK RAPORU’’ ile tespit edilmiş olan, SUÇ SENEDİ ve Genel Kredi Sözleşmelerindeki fiziksel silinti ve kazıntıların KİMYASAL YOLLA yapılmış olabileceği görüşü ifade edilerek, ancak bu tespitlerin yapılabilmesi için uygun fiziki ortamın temin edilememesine rağmen,SUÇ SENEDİNİN düzenleme tarihinin günler hanesi bölümünde kazıntı, silinti ve tahrifat olduğu, SUÇ SENEDİ üzerindeki düzenleme tarihinde tahrifat yapılmış olduğu ve ayrıca senet dahil bütün Genel Kredi Sözleşmelerinde kimyasal yolla tahrifat yapılmış olabileceği de tespit edilmiştir.

Uzman Bilirkişi İsmail Özkan’ın 24.07.2013 tarihli ‘’MÜTALAA BEYANI’’ Sayfa 8,

‘’ Son zamanlarda belgelerin kimyasal maddelere maruz bırakılarak matbu basım özelliklerinin ve mürekkepli yazıların zayıflatıldığı, bilahare üzerlerinde daha önce mevcut yazıların fiziksel yöntemle silinmelerini müteakip silinen yerlere tahrifen başka kayıtların yazılabildiği sahtecilik olaylarıyla karşılaşılmaktadır.

İnceleme konusu senette düzenleme tarihinin ‘’04/12/…8’’ olarak siyah mürekkepli kalemle yazılmış olmasına rağmen günler hanesi onlar basamağının altında mavi mürekkepli kalemle oluşturulmuş ‘’1’’ rakamına benzer bir hattın mevcudiyeti, sadece fiziksel değil, kimyasal silinti yapılıp yapılmadığının araştırılmasını da gerektirebilir.’’

A.3-  Genel Kredi Sözleşmelerindeki, Şişli Cumhuriyet Başsavcığı’na verilmiş olan Genel Kredi Sözleşmeleri ile ilgili imza sayfaları ile, daha sonra verilmiş olan Genel Kredi Sözleşmeleri’nin imza sayfalarındaki fiziki olarak imkansız olan, imzaların tıpatıp aynı fakat  yazıların değişik olması ve bunun fiziki olarak imkansız olması nedeni ile Genel Kredi Sözleşmesi asılları incelenmiş ve bütün Genel Kredi Sözleşmelerinde silinti ve tahrifat yapıldığı İstanbul Polis Kriminal Laboratuvarları Müdürlüğü tarafından hazırlanmış olan ‘’UZMANLIK RAPORU’’ ile kesin olarak tespit edilmiştir.

28.05.2013 tarihli, UZMANLIK RAPORU Sayfa 2, Paragraf 1

‘’Tarafımızdan kırmızı renk kurşun kalemle çerçeve içersine alınan bölümlerdeki halen mevcut el yazılarının, evvelce aynı yerlerdeki (kurşun kalemle yazılmış) ibarelerin fiziksel yolla silinmelerinden sonra yazılmış oldukları tespit edilmiştir.’

 Ayrıca,

‘’İnceleme konusu 4 adet kredi sözleşmesindeki yukarıda tespiti yapılarak tarafımızdan kırmızı renk kurşun kalemle çerçeve içersine alınan bölümlerdeki el yazıları haricinde kalan el yazılarının – söz konusu sözleşmelere  ait sayfa fotokopilerine atfen- sözleşmelerin ilk tanzimlerinde yazılmayıp mevcut yerlerine sonradan yazılmış oldukları kanaatine varılmıştır.’’

Tespitleri ile, Genel Kredi Sözleşmelerindeki tahrifat iddialarımızın doğru olduğu ve sayfaların fiziksel yollu silinmelerden sonra yeniden yazıldığı ortaya çıkarılmıştır.

Ve yine, Genel Kredi Sözleşmelerinin ve bu sözleşmelerin 15.Asliye Ticaret Mahkemesinden  almış olduğumuz tasdikli fotokopilerin incelenmesi ile, daha önce Şişli Cumhuriyet Başsavcılığına sunulmuş olan Genel Kredi Sözleşmeleri fotokopilerinin karşılaştırılması neticesinde tespit etmiş olduğumuz bulgular, Genel Kredi Sözleşmelerinin bugünekadar  Turkıshbank A.Ş tarafından, neden, yıllarca süren talep ve tekit yazılarına rağmen, Savcılık Makamına teslim edilmeyerek, sözleşme asıllarının, suç senedinin aslı ile birlikte kriminal incelemeye gönderilmesinin ve kesin rapor alınmasının engellenmiş olduğunun, son derece açık bir göstergesi olmuştur.

A.4– Şişli Cumhuriyet Başsavcılığına ve 15. Asliye Ticaret Mahkemesine sunulmuş olan Genel Kredi Sözleşmelerinin tasdikli fotokopileri üzerinde incelemelerde bulunan Uzman Bilirkişi sayın İsmail ÖZKAN’ ın  24.07.2013  tarihli ‘’MÜTALAA BEYANI’’ ile yapılmış olan tespitler, Genel Kredi Sözleşmelerindeki tahrifat ve kopyalamanın yanında, 4 adet Genel Kredi Sözleşmesinin 3’ü olan, 26.04.2007, 19.07.2007, 21.09.2007 tarihli GKS’lerdeki Sevil Güney adına atılı bulunan imzaların ve 21.09.2007 tarihli GKS’nin Kredi Limitinin arttırılması ile ilgili sayfasındaki Sevil Güney adına atfen atılmış olan imzaların, Sevil Güney’in eli ürünü değil, takliden atılmış olduklarını ortaya çıkarılmıştır.

Uzman Bilirkişi İsmail Özkan’ın 24.07.2013 tarihli ‘’MÜTALAA BEYANI’’ Sayfa 7,

‘’26.04.2007 tarihli GKS’de, 19.07.2008 tarihli GKS’de, 21.09.2007 tarihli GKS’de ve aynı GKS’nin kredi limitinin arttırılmasına ilişkin sayfasında Sevil Güney adına atılı bulunan imzaların Sevil Güney’in eli ürünü olmadıkları… kanaatine varılmıştır.’’

A.5-  21.09.2007 tarihli Sözleşme’nin Kredi Limitinin arttırılması ile ilgili sayfasındaki Merkez Şube Müdürü olarak Ali Baba Şanlı adına atılmış olan imzanın, Ali Baba Şanlı’ nın 04.02.2013 tarihinde vermiş olduğu beyan dilekçesinde de açık olarak belirtmiş olduğu gibi kendisine ait olmadığı ve  takliden  atılmış olduğu açık olarak tespit edilmiştir.

Uzman Bilirkişi İsmail Özkan’ın 24.07.2013 tarihli ‘’MÜTALAA BEYANI’’

‘’…21.09.2007 tarihli GKS’nin limitin arttırılmasına ilişkin sayfasında, banka yetkilisi adına atılı bulunan imzalardan sol tarafta atılı bulunan ve Ali Baba Şanlı’ ya izafe edilen imzanın Ali Baba Şanlı’nın eli ürünü olmadığı, kanaatine varılmıştır.’’A.6- 19.07.2007 tarihli Sözleşmede imzası bulunan ve 2012/56863 numaralı Soruşturmanın sanıklarından olan Semra Oktayoğlu, o tarihte Merkez şubede görevli değildir. Yani UZMANLIK RAPORU ile de tespit edildiği gibi, Merkez şube’de göreve başladıktan sonra, yani mart 2008’den sonra  düzenlemiş olduğu ve aylar öncesinden, görevde olmadığı bir tarihi taşıyan Genel Kredi Sözleşmesine imza atmıştır.

İstanbul 8.Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanması devam eden, suçların işlendiği tarihteki Merkez Şube Müdürü olan ve halen Turkıshbank A.Ş.’nin Levent Şubesi Müdürü olan Semra Oktayoğlu’nun, 19.07.2007 tarihli Genel Kredi Sözleşmesini, o tarihte Merkez Şube Müdürü olmadığı halde, aylar sonra düzenlerken imzalamış olduğu ortaya çıkarılmıştır.

28.05.2013 tarihli, UZMANLIK RAPORU Sayfa 5, Paragraf 12

‘’…bahse konu imzaların, Semra Oktayoğlu isimli şahsın eli ürünü olduğu kanaatine varılmıştır.’’

28.05.2013 tarihli, UZMANLIK RAPORU Sayfa 2, Paragraf 1

‘’…Sözleşmelerin ilk tanziminde yazılmayıp, mevcut yerlerine sonradan yazılmış oldukları kanaatine varılmıştır.’’

Ve tespit edilmiş olan bütün bu bulgular ile, iddia etmiş olduğumuz gibi Genel Kredi Sözleşmelerinin, tutarlarının arttırılması amacı ile silinip tahrif edilerek sonradan düzenlenmiş olduğunun tespiti de yapılmıştır.

A.7- Ayrıca, yetersiz yazı örnekleri olmasına rağmen, mevcut yazılarında kısmi benzerlikler bulunması nedeni ile, SUÇ SENEDİ ve GKS’leri doldurmuş olan yetkilinin; uzun yıllardır gerçekleri saklayan ve Savcılık Makamı ve Mahkemelere vermiş olduğu yalan beyanlarla  Soruşturmanın yönünü saptırarak ADALET’in gecikmesini sağlamaya çalışan ve İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmakta olan Merkez Şube Müdürü Semra Oktayoğlu’nun olabileceği de belirtilmiştir.

Uzman Bilirkişi İsmail Özkan’ın 24.07.2013 tarihli ‘’MÜTALAA BEYANI’’ Sayfa 7,

‘’ Senetteki ve GKS’lerdeki el yazıları ile Semra Oktayoğlu’nun mukayese yazıları aralarında tespit ettiğim kısmi benzerlikler…’’

B-Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Turkıshbank A.Ş.’nin avukatları olan Günay Yılmaz ve Yalım Şentürk’ün tarafıma yapmış oldukları oldukları ÖLÜM TEHDİDİ VE HAKARET nedeni ile yapılmış olan 2103/45698 sayılı Soruşturma sonucunda  hazırlanmış olan 2013/1274 sayılı İDDİANAME (Ek.4), İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmiş ve hazırlanmış olan 2013/345 Esas numaralı TENSİP ZAPTI ile  Turkıshbank A.Ş.’nin Avukatları olan Günay Yılmaz ve Yalım Şentürk hakkında TEHDİT VE HAKARET SUÇU İLE CEZA DAVASI açılmıştır. (Ek.5)

C- Turkıshbank A.Ş.’nin Avukatları olan Günay Yılmaz ve Yalım Şentürk hakkında 08.07.2013 tarihinde  Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına yapmış olduğum, İHALEYE FESAT KARIŞTIRMA VE ZİMMET suçlaması ile açılmış olan B.M.2013/13745 sayılı soruşturma, dosyanın 16.08.2013 tarihinde ADALET BAKANLIĞI’ na  gönderilmesi ile devam etmektedir. (Ek.6)

SONUÇ:

 

 

 

Suç senedinin, İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmakta olan  Merkez Şube Müdürü Semra Oktayoğlu, banka yetkili ve avukatlarının Cumhuriyet Başsavcılıkları ve Mahkemelere, ısrarla yazılı ve sözlü olarak beyanlarının aksine, bizim tarafımızdan değil, tamamen bilgimizin dışında, GKS’leri düzenlemiş olan Turkıshbank A.Ş. yetkilisi tarafından düzenlenmiş olduğu,

 

2.  Suç senedinin düzenleme tarihi bölümünde silinti ve tahrifat olduğu,

 

3.  Genel Kredi Sözleşmelerinde silinti, tahrifat ve sonradan ilaveler yapıldığı,  ilave GKS oluşturulduğu,

 

4.  26.04.2007, 19.07.2007, 21.09.2007 tarihli Genel Kredi Sözleşmelerindeki Sevil Güney adına atılı olan imzaların, Sevil Güney’in eli ürünü olmayıp, takliden atılmış olduğu,

 

5.  21.09.2007 tarihli GKS’nin Kredi limitinin arttırılması ile ilgili sayfasındaki yetkili Müdür Ali Baba Şanlı imzasının Ali Baba Şanlı’nın eli ürünü olmayıp, takliden atılmış olduğu,

 

6.   İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanması devam eden ve suçların işlendiği tarihte Merkez Şube Müdürü olan, halen Turkıshbank A.Ş.’nin Levent Şubesi Müdürü Semra Oktayoğlu’nun, 19.07.2007 tarihli Genel Kredi Sözleşmesini, o tarihte Merkez Şube Müdürü olmadığı halde,  aylar sonra düzenlerken imzalamış olduğu,

 

7.   Bu güne kadar gözden kaçırılmış olan ve Genel Kredi Sözleşmeleri ile suç senedini düzenleyen banka görevlisinin, İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmakta olan suçun işlenmiş olduğu tarihte Merkez Şube Müdürü olan Semra Oktayoğlu’nun olabileceği,

 

Kriminal raporlarla tespit edilmiştir.

BÜTÜN İDDİALARIMIZIN DOĞRU OLDUĞU, HAZIRLANMIŞ OLAN KRİMİNAL BİLİRKİŞİ RAPORLARI İLE KANITLANMIŞ VE 28.08.2013 TARİHİNDE AVUKAT REŞAT PETEK TARAFINDAN, İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA CEZA SORUŞTURMASININ ESASI İLE İLGİLİ TALEP DİLEKÇESİ VERİLMİŞTİR. (Ek.7)

 YUKARIDA AÇIKLAMIŞ OLDUĞUMUZ NEDENLERLE,

 

1-EKSİK DELİLLERİMİZİN İLGİLİ YERLERDEN CELBİ İLE, BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ   YAPILMASINA,

 2-YARGILAMA SONUNDA DAVANIN KABULÜNE KARAR VERİLMESİNİ,

 SAYIN MAHKEMENİZDEN ARZ VE TALEP EDERİZ.

 

SAYGILARIMIZLA.

 

ADİL ALTAY GÜNEY

YÜKSEK MÜHENDİS MİMAR

GÜNEY KONUT ORGANİZE YAPILAR VE İNŞAATLAR LTD.ŞTİ. 

 

Ekler.

1-İstanbul Polis Müdürlüğü Kriminal Laboratuvarları Müdürlüğü ‘’UZMANLIK RAPORU’’

2-Uzman Bilirkişi İsmail ÖZKAN’ın ‘’MÜTALAA BEYANI’’

3-Savcılık Makamının Turkıshbank A.Ş.’ye soru yazısı.

4-23.07.2013 tarihli Savcılık dilekçesi.

5-İstanbul 7.Ağır Ceza Mahkemesi ‘’TENSİP ZAPTI’’

6-Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı dilekçesi.

7-Avukat Reşat Petek’in TALEP dilekçesi.

 

 

 

 

GOOGLE, ‘’WORDPRESS GÜNEY KONUT’’ ADİL ALTAY GÜNEY’İN HAK VE HUKUK MÜCADELESİ

altayguney@guneykonut.com.tr

www.guneykonut.com.tr

www.kemerormanevleri.com

ZUHURATBABA MUHTAR SOKAK NUMARA 4-1 / 16,                                         BAKIRKÖY – İSTANBUL

İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI ÖRGÜTLÜ SUÇLAR SORUŞTURMA BÜROSU DİLEKÇESİ 29.07.2013

 HAKSIZLIK ÖNÜNDE EĞİLMEYİNİZ, O ZAMAN HAKKINIZLA BİRLİKTE ŞEREFİNİZİ DE KAYBEDERSİNİZ.

 

 

5411 sayılı Bankalar kanununun 155. Maddesindeki ‘’Gerçeğe aykırı beyanda bulunma’’ suçuyla korunan hukuksal yarar, bankacılık düzenidir. Bunun yanı sıra kamu güvenine karşı işlenen suçlardan belgede sahtecilik suçlarının özel bir türü olan bu suçla, bankacılık alanında önemli bir unsur olan ‘’GÜVEN’’ adlı hukuksal değer korunmaktadır. Zira, bankacılık düzenini sağlamakla yükümlü kişi ve kuruluşlar ile bankacılık alanındaki hukuka aykırılıkları cezalandırmakla görevli kurumların, üstlendikleri fonksiyonları etkin bir biçimde yerine getirebilmeleri, aynı şekilde bankalardan elde edilecek güvenilir bilgi ve belgelere ve bankaların gerçeğe uygun kayıtlarına dayanmaktadır. (MUSTAFA AKIN, BANKACILIK CEZA HUKUKU)

 

 

 

İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI                                                                         29.07.2013

Cumhuriyet Savcısı Ercan DEVRİM,

 

Dosya No:  2012 / 56863

 

Yürütmekte olduğunuz Soruşturmanın esas unsurlarından biri olan ve Turkıshbank A.Ş. tarafından düzenlenerek; Şirketimizin ticari hesabının kat edilmesi ve kullanmış olduğumuz kredinin tam dört misli değerindeki ve yaklaşık olarak değerleri 12.000.000.00TL’yi aşan gayrimenkullerimizin banka tarafından İcra işlemleri ile GASP edilmesinde kullanmış oldukları SUÇ SENEDİ ile Banka tarafından hazırlanmış olan Genel Kredi Sözleşmeleri  hakkında yapılmakta olan Ceza Soruşturmaları doğrultusunda, İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarları Müdürlüğü tarafından hazırlanmış olan 28.05.2013 tarihli ‘’UZMANLIK RAPORU’’ ve raporun eksik ve hatalı kısımları ile ilgili olarak, BİLİRKİŞİ İSMAİL ÖZKAN’ın hazırlamış olduğu 24.07.2013 tarihli ve 8 sahifelik ‘’MÜTALAA BEYANI’’, dilekçemizin ekinde bilgilerinize sunulmuştur.

İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarları Müdürlüğü’nün 28.05.2013 tarihli ‘’UZMANLIK RAPORU’’ ile BİLİRKİŞİ İSMAİL ÖZKAN tarafından hazırlanmış olan 24.07.2013 tarihli ‘’MÜTALAA BEYANI’’ ile kesin olarak yapılmış olan tespitlere göre,

1.Şikayetimize esas olan SUÇ SENEDİNİN, Banka yetkililerinin beyanlarının aksine,  GKS’leri düzenlemiş olan banka yetkilisi tarafından düzenlenmiş olduğu,

2.SUÇ SENEDİNİN düzenleme tarihinin günler hanesi bölümünde kazıntı, silinti ve tahrifat olduğu,

3. 21.09.2007 tarihli Sözleşme’nin Kredi Limitinin arttırılması ile ilgili sayfasındaki Merkez Şube Müdürü olarak Ali Baba Şanlı adına atılmış olan imzanın, Ali Baba Şanlı’ nın 04.02.2013 tarihinde vermiş olduğu beyan dilekçesinde de açık olarak belirtmiş olduğu gibi kendisine ait olmadığı ve  takliden  atılmış olduğu,

4.26.04.2007 tarihli GKS, 19.07.2007 tarihli GKS,  21.09.2007 tarihli GKS ve aynı GKS’nin Kredi Limitinin arttırılması ile ilgili sayfalarındaki, SEVİL GÜNEY adına atılmış olan imzaların, kendisine ait olmayıp,  takliden atılmış oldukları,

5.İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarları Müdürlüğü tarafından hazırlanmış olan 28.05.2013 tarihli ‘’UZMANLIK RAPORU’’ ile tespit edilmiş olan, SUÇ SENEDİ ve Genel Kredi Sözleşmelerindeki fiziksel silinti ve kazıntıların KİMYASAL YOLLA yapılmış olabileceği, ancak bu tespitlerin yapılabilmesi için uygun fiziki ortamın temin edilemediği,

KESİN OLARAK TESPİT EDİLEREK EK’TEKİ RAPOR HAZIRLANMIŞTIR.

Ayrıca, yetersiz yazı örnekleri olmasına rağmen, mevcut yazılarında kısmi benzerlikler bulunması nedeni ile, SUÇ SENEDİ ve GKS’leri doldurmuş olan yetkilinin, İstanbul 8.Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmakta olan Merkez Şube Müdürü Semra Oktayoğlu’nun olabileceği de açık olarak belirtilmiştir.

SONUÇ:

Soruşturma ile ilgili KRİMİNAL RAPOR ve UZMAN BİLİRKİŞİ İSMAİL ÖZKAN  tarafından hazırlanmış olan 24.07.2013 tarihli ‘’MÜTALAA BEYANI’’ BAŞLIKLI RAPOR içerikleri dikkate alınarak şüpheliler hakkında KAMU DAVASI açılmasını arz ve talep ederim.

SAYGILARIMLA.

 

 

 ADİL ALTAY GÜNEY                       

YÜKSEK MÜHENDİS MİMAR

GÜNEY KONUT ORGANİZE YAPILAR VE İNŞ.LTD.ŞTİ.

Ek.

1.BİLİRKİŞİ İSMAİL ÖZKAN tarafından hazırlanmış olan 24.07.2013 tarihli ‘’MÜTALAA BEYANI’’

 

GOOGLE, ‘’WORDPRESS GÜNEY KONUT’’ ADİL ALTAY GÜNEY’İN HAK VE HUKUK MÜCADELESİ

www.güneykonut.com.tr

www.kemerormanevleri.com

altaygüney@güneykonut.com.tr

cep telefonu: 0532 212 70 62 – 0533 668 23 73

 

ZUHURATBABA MUHTAR SOKAK NUMARA 4-1 / 16,                                         BAKIRKÖY – İSTANBUL

YARGITAY 12.HUKUK DAİRESİ DİLEKÇESİ 18.07.2013

 

                           HAKSIZLIK ÖNÜNDE EĞİLMEYİNİZ, O ZAMAN HAKKINIZLA BİRLİKTE ŞEREFİNİZİ DE KAYBEDERSİNİZ.

 

 

 

YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ

BAŞKANLIĞINA                                                                                                                                             17.07.2013

 

İSTANBUL 15. İcra Mahkemesi

Dosya no: 2012/1007 Esas

 

5411 sayılı Bankalar kanununun 155. Maddesindeki ‘’Gerçeğe aykırı beyanda bulunma’’ suçuyla korunan hukuksal yarar, bankacılık düzenidir. Bunun yanı sıra kamu güvenine karşı işlenen suçlardan belgede sahtecilik suçlarının özel bir türü olan bu suçla, bankacılık alanında önemli bir unsur olan ‘’GÜVEN’’ adlı hukuksal değer korunmaktadır. Zira, bankacılık düzenini sağlamakla yükümlü kişi ve kuruluşlar ile bankacılık alanındaki hukuka aykırılıkları cezalandırmakla görevli kurumların, üstlendikleri fonksiyonları etkin bir biçimde yerine getirebilmeleri, aynı şekilde bankalardan elde edilecek güvenilir bilgi ve belgelere ve bankaların gerçeğe uygun kayıtlarına dayanmaktadır. (MUSTAFA AKIN, BANKACILIK CEZA HUKUKU)

‘’Arz ettiğimiz bu kuralların, bilirkişi incelemeleri ile bertaraf edilerek tersine çevrilmesi, müvekkillerimin ve bankamızın telafi edilemeyecek derecede büyük ve çok ağır bir mağduriyetine sebebiyet verecek vahamettedir.’’ (Turkıshbank A.Ş. Avukat Sümer Altay, 2011)

(Yukarıdaki ifade, Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Turkıshbank A.Ş. ile ilgili olarak ‘’Dosyanın Bilirkişi tarafından incelenmesi’’ kararına karşı olarak, 09.05.2011 tarihinde,  2010/488802 sayılı Soruşturma dosyasına verilmiş olan dilekçeden alınmıştır. Bilirkişi tarafından, suç senedinin bankanın ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiş ve Banka aleyhine İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinde CEZA DAVASI açılmış, fakat Genel Kredi Sözleşmelerinin asılları 2.5 yıl boyunca, Savcılık Makamına teslim edilmediği için, suç senedinin aslı ile birlikte Kriminal incelemeye gönderilerek diğer iddialarımızı doğrulayan kesin rapor alınamamıştır. Sözleşme asıllarının, Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından, yıllar sonra res’en alınmasından sonra, ancak 21.03.2013 tarihinde ,sözleşmeler suç senedinin aslı ile birlikte  , kriminal inceleme yapılması  için gönderilebilmiştir ve Kriminal Polis Laboratuvarları Müdürlüğü’nün 21.03.2013 tarihli ‘’UZMANLIK RAPORU’’ ile, yıllardır iddia etmiş olduğumuz gibi, banka yetkili ve avukatlarının Cumhuriyet Başsavcılıklarına ve Mahkemelere vermiş oldukları ifade ve beyanların aksine suç senedinin, Genel Kredi Sözleşmelerini hazırlayan banka yetkilisi tarafından düzenlemiş olduğu tespit edilmiştir.    

 

KONU: Turkıshbank A.Ş.’nin, Genel Kredi Sözleşmelerinin imzalanması sırasında, teminat olarak almış oldukları boş senedi; kullanılmış olan kredinin 4 misli tutarında gayrimenkul ipoteği de verilmiş olduğu ve bu kredi ile ilgili ödenmemiş hiçbir devre faizi de olmadığı halde, bilgi verilmeden ve,  04.12.2008 düzenleme tarihi ve yine sadece 21 gün sonra olan 25.12.2008 tarihinde de ödeme günü olmak üzere, kullanılmış kredinin çok üzerinde bir tutarla 3.700.000.TL doldurulduktan sonra, bilgimiz dışında olduğu için de ödenememesi bahane edilerek, 31.12.2008 tarihinde kredi hesabımızın kat edilmesi ve kendi düzenlemiş oldukları ve Turkıshbank A.Ş.’nin ticari defterlerinde de kayıtlı olmadığı tespit edilen ve bu nedenle de, bankanın Merkez şube müdürü Semra Oktayoğlu’nun İSTANBUL 8. AĞIR CEZA MAHKEMESİNDE yargılanmasına neden olan bu  senedin kullanılması ile uygulamış oldukları infaz gibi icra işlemlerine karşı sürdürmekte olduğumuz Hak ve Hukuk mücadelesİ 55 aydır devam etmektedir.

A-

HUKUK mücadelemizin bir parçası olan ve 04.06.2012 tarihinde, İstanbul 10. İcra Müdürlüğünde, bankaya ipotekli olan ve Güney Konut Organize Yapılar ve İnşaatlar Ltd.Şti’ nin sahibi olduğu gayrimenkullerin satışları sırasında, Avukatım Özgür Çağlar Aksu ile birlikte yapılmakta olan satışları izlemek için gitmiş olduğumuz İcra Müdürlüğünde, toplam 5 satış olan satışların ilk satıştan sonraki ilk arasında, Turkıshbank A.Ş. adına satışa iştirak etmiş olan Avukatları Günay Yılmaz ve Yalım Şentürk tarafından ÖLÜMLE TEHDİT EDİLDİM.

İhale sırasında yapılmış olan ve gayrimenkullerimizin satılması ile ilgili İhaleyi takip etmemizi engelleyen bu saldırı derhal İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirilmiş ve  ilgililer hakkında  CEZA SORUŞTURMASI  başlatılmıştır.

Ve, yine bu durum yapılmış olan ihale’nin iptal edilmesi için İstanbul 15. İcra Mahkemesinde açılmış olan İHALENİN İPTALİ davasında, açık olarak ihaleye fesat karıştırmak ve katılımı  engelleme olarak kabul edilerek, yapılmakta olan Savcılık Soruşturması takibe alınmış ve bu takip duruşma tutanaklarına da geçmiştir. (Ek.1-2-3)

Daha sonra ise geciken soruşturma ve herhalde muhatabımızın bir banka ve banka avukatları olması nedeni ile, haklılığımızın ve gerçeklerin çok zor anlatılabilmesi ve özellikle de çok zor anlaşılabilmesi ile, bu son derece önemli bir konuda yapılmakta olan Soruşturmanın sonucu beklenilmeden itirazımız reddedilerek dava düşürülmüş (Ek.4) ve ihmal neticesinde uğramış olduğumuz haksızlığın giderilmesi için yapmış olduğumuz itiraz nedeni ile Dosyamız  YÜCE YARGITAY’ a gönderilmiştir.

Bu gün gelmiş olduğumuz noktada ise, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, ADALET BAKANLIĞI ve Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı  tarafından yürütülen soruşturma neticesinde, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 29.04.2013 tarihinde hazırlanmış olan 2013/1274 sayılı İDDİANAME (Ek.5),  İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilerek, 18.06.2013 tarihinde düzenlenmiş olan TENSİP ZAPTI ile, yapılmış olan ihalede Turkıshbank A.Ş.’nin avukatları olarak bankayı temsil eden Günay Yılmaz ve Yalım Şentürk hakkında, HAKARET ve TEHDİT suçu ile CEZA DAVASI açılmıştır.(Ek.6)

B-

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Turkıshbank A.Ş.’nin avukatları olan Günay Yılmaz hakkında, Bakırköy 3. İcra Müdürlüğünde yapılmış olan gayrimenkullerimizin ihaleleri sırasında İHALEYE FESAT KARIŞTIRMA ve ZİMMET suçlaması ile B.M.2013 / 13745  Sayı ile ayrı bir CEZA SORUŞTURMASI daha başlatılmıştır.(Ek.7)

C-

İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI ÖRGÜTLÜ SUÇLAR SORUŞTURMA BÜROSU tarafından, Turkıshbank A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Börteçene, Soruşturmaya esas suçların işlenmiş olduğu dönemin Genel Müdürü Abdullah Akbulak, Genel Müdür  yardımcısı Taner Biçer ve suçların işlendiği Merkez Şube’nin aynı bankanın Levent Şubesine tayin edilen Müdürü Semra Oktayoğlu hakkında, 5411 SAYILI BANKACILIK KANUNUNA AYKIRILIK, BEDELSİZ KALAN SENEDİ KULLANMA, HİZMET NEDENİ İLE GÜVENİ KÖTÜYE KULLANMA VE ÖZEL BELGEDE SAHTECİLİK suçlarından, yürütülmekte olan SORUŞTURMA ile ilgili olarak;

YENİ ŞAFAK GAZETESİNDE, 21.Nisan.2013 Pazar günü ‘’TURKISH VURGUN’’ adı ile MANŞETTEN HABER yapılmış, takip eden 22.Nisan.2013 tarihinde haber dizisine

devam edilerek, 24.Nisan.2013 tarihlerinde de Banka avukatları Günay Yılmaz ve Yalım Şentürk hakkında, beni ölümle tehdit etmeleri nedeni ile Savcılık Makamının CEZA DAVASI talebine, ADALET BAKANLIĞI tarafından OLUR verilmesi konusu işlenerek HABER serisine devam edilmiştir.

Mağduriyetimizin  ve  yürütülmekte  olan Soruşturmanın  KAMUYA MAL OLMASI ile, TV NET TELEVİZYONU,  23.Nisan.2013 tarihinde Sayın Veyis Ateş’in ‘’HABERE BAKIŞ’’ proğramına, beni ve Avukatım Atilla Çetiner’i  konuk olarak davet ederek, konunun son derece geniş olarak ‘’Görsel Medya’’ ya da taşınmasını sağlamıştır.

Mağduriyetimizin geniş Halk kitlelerine ve dolayısı ile KAMUYA mal olması neticesinde, geçtiğimiz günlerde, Genel Müdür Erhan Özçelik ile birlikte, yeni Genel Müdür Yardımcıları İsmet Şenalp ile Selçuk Canbaş’ın ve Hukuk işleri sorumlusu Avukat  Günay Yılmaz’ın Turkıshbank A.Ş. ile ilişkileri kesilmiştir.

SONUÇ :

Yukarıda açık olarak ifade etmiş olduğumuz gibi Turkıshbank A.Ş. avukatları olan Günay Yılmaz ve Yalım Şentürk tarafından ‘’İHALE’YE FESAT KARIŞTIRMA’’ fiilinin işlenmiş olduğu, yapılmış olan Soruşturmalar ve açılmış olan CEZA DAVASI ile belgelenmiştir.

Bu nedenle de, İstanbul 15. İcra Mahkemesi’nin 2012/1007 sayılı dosyası ile RET edilmiş olan itirazımızın kabul edilerek, kararın bozulmasını ve İHALENİN İPTALİ talebimizi arz ederim.

SAYGILARIMLA.

 

 ADİL ALTAY GÜNEY                                                                   

YÜKSEK MÜHENDİS MİMAR

GÜNEY KONUT ORGANİZE YAPILAR VE İNŞ.LTD.ŞTİ.

Ekler.

1-2-3 İstanbul 15.İcra Hukuk Mahkemesi DURUŞMA TUTANAKLARI.

4.     Gerekçeli Karar

5.     Tehdit ile ilgili Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı İDDİANAME’ si.

6.     İstanbul 7.Ağır Ceza Mahkemesi TENSİP ZAPTI.

7.     Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı B.M.2013/13745 sayılı Soruşturma ek dilekçesi.

 

GOOGLE, ‘’WORDPRESS GÜNEY KONUT’’ ADİL ALTAY GÜNEY’İN HAK VE HUKUK MÜCADELESİ

altayguney@guneykonut.com.tr

www.guneykonut.com.tr

www.kemerormanevleri.com

 

Cep Telefonu: 0532 212 70 62 – 0533 668 23 73

ZUHURATBABA MUHTAR SOKAK NUMARA 4-1 / 16,                                         BAKIRKÖY – İSTANBUL

Yillardir Turkishbank A.Ş.’nin Savcılık Makamına Teslim Etmediği Sözleşmelerin, Mahkeme Tarafından da Tesliminin daha fazla Geciktirilmemesi için İlgili Mahkemeye Sorumluluk Hatırlatma Dilekçesi.

‘’HAKSIZLIK ÖNÜNDE EĞİLMEYİNİZ, O ZAMAN HAKKINIZLA BİRLİKTE ŞEREFİNİZİ DE KAYBEDERSİNİZ.’’

İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ  HAKİMLİĞİNE                                                                                               08.01.2013

                                  

5411 sayılı Bankalar kanununun 155. Maddesindeki ‘’Gerçeğe aykırı beyanda bulunma’’ suçuyla korunan hukuksal yarar, bankacılık düzenidir. Bunun yanı sıra kamu güvenine karşı işlenen suçlardan belgede sahtecilik suçlarının özel bir türü olan bu suçla, bankacılık alanında önemli bir unsur olan ‘’GÜVEN’’ adlı hukuksal değer korunmaktadır. Zira, bankacılık düzenini sağlamakla yükümlü kişi ve kuruluşlar ile bankacılık alanındaki hukuka aykırılıkları cezalandırmakla görevli kurumların, üstlendikleri fonksiyonları etkin bir biçimde yerine getirebilmeleri, aynı şekilde bankalardan elde edilecek güvenilir bilgi ve belgelere ve bankaların gerçeğe uygun kayıtlarına dayanmaktadır. (MUSTAFA AKIN, BANKACILIK CEZA HUKUKU)

KONU     :  GENEL KREDİ SÖZLEŞMELERİNİN  ASILLARININ İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA GÖNDERİLMESİ.

Dosya no: 2010/604 E

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, 2012/56863 Dosya numaralı Soruşturma ile ilgili olarak Sayın Mahkemenizden talep etmiş olduğu ve 2010/604 E.numaralı dosyaya teslim edilmiş olması gereken, Güney Konut Organize Yapılar ve İnşaatlar Ltd.Şti. ile Turkıshbank A.Ş.arasında imzalanmış olan Genel Kredi Sözleşmelerinin asılları, Savcılık Makamının Sayın Mahkemenizden  2 ayı geçmiş olan talebine rağmen, halen teslim edilmemiştir.

Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, Turkıshbank A.Ş.’den 16.03.2011 tarihindeki talebinden bugüne kadar geçmiş olan 659 gün veya 22 aydır teslim edilmeyen Genel Kredi Sözleşme asıllarının; bu engelleme ve geciktirme ile uğramış olduğumuz maddi ve manevi zararların önlenebilmesi ve ortadan kaldırılabilmesi için, daha fazla gecikmeye neden olmadan, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na teslim edilmesi gerekmektedir.

Bilgilerinize arz ederim.

 

SAYGILARIMLA.

ADİL ALTAY GÜNEY

YÜKSEK MÜHENDİS MİMAR

altayguney@guneykonut.com.tr

www.guneykonut.com.tr

www.kemerormanevleri.com

CEP      : 0532 212 70 62 – 0533 668 23 73

ADRES : ZUHURATBABA MUHTAR SOKAK NUMARA 4 – 1/16,                       BAKIRKÖY – İSTANBUL