HÜRRİYET GAZETESİ, VAHAP MUNYAR VE TURKISHBANK A.Ş. (2)

TURKISHBANK A.Ş. İLE HUKUK MÜCADELEM

 

HAKSIZLIK ÖNÜNDE EĞİLMEYİNİZ, O ZAMAN HAKKINIZLA BİRLİKTE ŞEREFİNİZİ DE KAYBEDERSİNİZ.

ANKARA’DA DA HAKİM’LER VARDIR.

Turkishbank A.Ş. ile yapmakta olduğumuz Hukuk mücadelesini oluşturan Yargı sürecinde,  bankanın yetkili ve avukatlarının, Soruşturma Makamları ve Mahkemelere vermiş oldukları beyan ve ifadelerde,  bankacılık şemsiyesi altına gizlenerek  uyguladıkları, yalan, aldatma ve konuyu saptırmaya çalışmanın yanında, soruşturma veya davalarla ile ilgili belgelerin asıllarının yetkili makamlara teslim edilmemesi neticesinde banka lehine gecikerek,  7. senesine girmekte olduğumuz Hak ve Hukuk Mücadelesi, Turkishbank A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Börteçene’nin, ‘’Eğer dediklerimizi yapmazsan, hayatı sana zehir ederiz.’’  açık tehdidi ile başlamış olan çok yönlü ve birbirlerine bağlı bir Hukuk mücadelesidir.

Turkishbank A.Ş.’nin uygulamış olduğu bütün Hukuk ve Etik dışı yaptırımlar incelendiğinde, bankanın bütün bu Hukuk dışı işlemleri, birbirlerine bağlı olarak ve çok önceden düşünüp planlayarak uyguladığı açık olarak ortaya çıkarılmıştır.

Bu nedenle, yapmakta olduğumuz Hukuk mücadelesi içinde, açılmış olan dava ve soruşturmalarla ilgili olarak ve bu dava ve soruşturmaların esasını oluşturan bütün konular, aslında bir zincirin parçası olarak ve esası doğrudan ilgilendiren bilgi ve belgelerden ayrı olarak değerlendirilemez.

AÇIKLAMALAR                                                                                        :

Turkıshbank A,Ş.’nin, elinde kullanmış olduğum kredinin 4 katı değerinde gayrimenkul ipoteği varken ve küresel kriz bahanesi ile ilave ipotek dahi aldığı ve bu krediye ait zamanında ödenmemiş tek bir devre faizi de olmadığı halde, hiç bir bildirimde bulunmadan ve Genel Kredi Sözleşmelerinin imzalanması sırasında zorla almış oldukları   boş senedi, kullanılmış kredinin çok üzerinde bir değerde doldurarak uygulamış oldukları infaz gibi icra ve haciz işlemlerine karşı, 80 aydır sürdürdüğüm HAK ve HUKUK mücadelesi ile ilgili ve belgelere dayanan bilgiler aşağıdadır.

7 yıla ulaşan bir zaman dilimi içinde, Turkıshbank A.Ş.’nin; Genel Kredi Sözleşmelerinin imzalanması sırasında ve sözde usul gereği nedeni ile  zorla almış oldukları boş senet; kullanılmış olan kredinin 4 katı tutarında gayrimenkul ipoteği de verilmiş olduğu ve bu kredi ile ilgili ödenmemiş hiçbir devre faizi de olmadığı halde,  banka tarafından  ve  bilgi verilmeden, kullanılmış kredinin çok üzerinde bir tutar olan 3.700.000.TL borç tutarı ile ve senedin üzerine sözde 04.12.2008 düzenleme tarihi yazılarak ve yine  senedin sözde düzenleme tarihinden sadece 21 gün sonra olan 25.12.2008 tarihinde de ödeme tarihi olmak üzere doldurulduktan sonra ve kendi düzenlemiş oldukları bu senetle ilgili olarak kanun gereği hiçbir ihtar yapılmadan ve   bilgimiz dışında olduğu için de ödenememesi bahane edilerek, 31.12.2008 tarihinde kredi hesabımız kat edilmiştir.

Kredi hesabının kat edildiği sırada, miktarı dava sürecinde olan fakat bankanın kendi kayıtlarına göre kullanılmış olan   2.941.545.00 TL  krediye karşılık  1.329.455.00 TL kredi  geri ödemesi yapılmış ve bu süre içinde toplam  696.485.76 TL dönem faizi ödenmiştir.

 Ve, yine bu süre içinde  krediler ile ilgili olarak ödenmemiş hiçbir devre faizi yoktur.

Kredi hesabının kat edilmesinden sonra ve kendi düzenlemiş oldukları SUÇ SENEDİ ile uygulamış oldukları icra işlemlerinden sonra ise, ilk 6 ay’da bankaya nakit olarak 1.558.695.00TL daha ödenmiştir. Bu ödeme ile beraber kullanılmış olduğu iddia edilen 2.941.545.00 TL krediye karşılık bankaya yapılmış olan nakit ödemelerin toplamı 3.584.635.76TL’ye ulaşmıştır.

 Buna rağmen, faiz haricinde  kalmış olan 1.328.850.00TL borca karşılık,  toplam değerleri 9.000.000.00TL’yi aşan gayrimenkuller, infaz gibi İcra işlemleri ile eritilerek, İcra satışları ile   gasp edilmiştir.

 Turkishbank A.Ş.’nin, kendi düzenlemiş oldukları bu senedi kullanarak uygulamış olduğu infaz gibi icra işlemlerine karşı sürdürmekte olduğumuz Hak ve Hukuk mücadelesinin; 25.08.2010 tarihinde, Şişli Cumhuriyet Başsavcılığına yapmış olduğumuz şikayet ile başlayan  Hukuk süreci ve  banka tarafından düzenlenmiş suç senedi ile suç senedini düzenlemiş  olan banka yetkilisinin hazırlamış olduğu ve tahrifat yapılarak üretilmiş olan Genel Kredi Sözleşmeleri ile yapılan HUKUK dışı işlemler, bölümler halinde ve kısaltılarak aşağıda bilgilerinize sunulmuştur.

‘’Arz ettiğimiz bu kuralların, bilirkişi incelemeleri ile bertaraf edilerek tersine çevrilmesi, müvekkillerimin ve bankamızın telafi edilemeyecek derecede büyük ve çok ağır bir mağduriyetine sebebiyet verecek vahamettedir.’’ (Turkıshbank A.Ş. Avukat Sümer Altay, 2011)

Yukarıdaki olağan dışı ve dosyanın bilirkişi incelemesine gönderilmemesi için üstü örtülü olarak Savcılık Makamının tehdit edildiği beyan; Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, şikayetimizin doğrultusunda ve  Turkıshbank A.Ş. ile ilgili şikayet dosyasının ‘’ Bilirkişi tarafından incelenmesi’’ kararına karşı olarak, 09.05.2011 tarihinde,  2010/488802 sayılı Soruşturma dosyasına verilmiş olan dilekçeden alınmıştır.

Şikayetimizin başındaki, belgelerin üzerlerindeki yazıların, yaşları da dahil olmak üzere Kriminal incelemelerinin A.B.D’ de yapılması talebimize karşı ise, yine Turkishbank A.Ş.’nin avukatları,

‘’ Şikayet eden borçlunun bu beyanlarından sonra kriminolojik incelemenin ABD’de yapılması talebine hiçbir şekilde muvafakat vermiyoruz.’’

Beyanı ile karşı çıkmışlardır. Fakat,  Atalar sözüdür, ’’Yarası olan gocunur.’’ ve yine Atalar sözüdür  ‘’Gerçeğin en kötü tarafı, eninde sonunda ve bir gün ortaya çıkmasıdır.’’

Savcılık makamına yapılmış olan bu açık örtülü tehdide rağmen,  dosya bilirkişiye gönderilmiş ve bilirkişi tarafından hazırlanmış olan 16.05.2011 tarihli raporla, suç senedinin bankanın ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiş ve ayrıca, Güney Konut Organize Yapılar ve İnş.Ltd. ile Turkishbank A.Ş. arasında, 26.4.2007 tarihli 2.000.000.00TL, 19.07.2007 tarihli 600.000.00TL ve 21.09.2007 tarihli 500.000.00TL olmak üzere, 3 adet ve  toplam 3.100.000.00TL tutarlı Genel Kredi Sözleşmesinin imzalanmış olduğu tespit edilmiştir.

Turkishbank A.Ş.’nin İcra işlemlerinde kullanmış olduğu senedin bankanın kayıtlarında bulunmaması nedeni ile 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 156.Maddesi olan, ‘’İşlemlerin  kayıt dışı bırakılması ve gerçeğe aykırı muhasebeleştirme.’’ suçu ve BDDK’nın da müdahil olması ile banka aleyhine İstanbul   8. Ağır Ceza Mahkemesinde CEZA DAVASI açılmış ve  merkez şube müdürü Semra Oktayoğlu hakkında, şikayet konusu senedin bankanın resmi defterlerine kayıt yapılmaması suretiyle 5411 sayılı Bankacılık Kanunu 156.maddesine  muhalefet suçundan, 30.12.2013 tarih ve 2012/30 E. Sayılı karar ile 10 AY HAPİS kararı verilmiştir.

 Fakat şikayetimizin esas unsurları olan senet ve sözleşmelerin kimin tarafından yazılarak hazırlandığı ve yapılmış olan tahrifat ve sahteciliklerin tespit edilebilmesi için gerekli olan  Genel Kredi Sözleşmelerinin asılları,  2.5 yıl boyunca ve Turkishbank A.Ş.’ye gönderilmiş olan sayısız Tekit yazısına rağmen, Savcılık Makamına teslim edilmemiştir.

Sözleşme asılları teslim edilmediği için de, suç senedinin aslı ile birlikte Kriminal incelemeye gönderilerek diğer iddialarımızı doğrulayan kesin rapor alınamamıştır.

Genel Kredi Sözleşmelerin asıllarının, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından ve ancak 25.08.2010 tarihinde, Şişli Cumhuriyet Başsavcılığına yapmış olduğumuz suç duyurusundan yıllar sonra olan 18.01.2013 tarihinde res’en alınması ile,  Güney Konut Organize Yapılar ve İnş.Ltd. ile Turkishbank A.Ş. arasında  ve  Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yaptırılmış olan ‘’Mali Bilirkişi raporu’’ ile sayılarının 3 adet ve toplam tutarlarının 3.100.000.00TL olduğu tespit edilmiş olan Genel Kredi Sözleşmelerinin sayısının, 26.4.2007 tarihli 2.600.00.00TL, 19.07.2007 tarihli 500.000.00, 21.09.2007 tarihli 2.100.000.00TL ve 28.04.2008 tarihli 2.000.000.00TL olarak 4’e ve toplam tutarlarının ise 5.200.000.00TL’ye çıkartılmış olduğu tespit edilmiştir.

Ve, bu tespitlerden sonra ve  ancak 21.03.2013 tarihinde, sözleşmeler suç senedinin aslı ile birlikte,  kriminal inceleme yapılması  için gönderilebilmiştir.

İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarları Müdürlüğü’nün hazırlamış olduğu 21.03.2013 tarihli ‘’UZMANLIK RAPORU’’ ile,

‘’Arz ettiğimiz bu kuralların, bilirkişi incelemeleri ile bertaraf edilerek tersine çevrilmesi, müvekkillerimin ve bankamızın telafi edilemeyecek derecede büyük ve çok ağır bir mağduriyetine sebebiyet verecek vahamettedir.’’

 Diyerek dilekçe veren  Avukat Sümer Altay’ın korkusu gerçekleşmiş ve yıllardır iddia etmiş olduğumuz gibi, banka yetkili ve avukatlarının Cumhuriyet Başsavcılıklarına ve Mahkemelere vermiş oldukları ifade ve beyanların yalan olduğu, suç senedinin, Genel Kredi Sözleşmelerini hazırlayan banka yetkilisi tarafından düzenlenmiş olduğu ve,

Genel Kredi Sözleşmelerinin tamamının, silinip yeniden yazılarak üzerlerinde tahrifat yapılmış olduğu tespit edilmiştir.

 Ayrıca, Uzman Bilirkişi İsmail Özkan’ın 24.07.2013 tarihli ‘’MÜTALAA BEYANI’’ ile de,  4 adet Genel Kredi Sözleşmesinin 3’ünde Sevil Güney adına atfen atılmış olan imzaların Sevil Güney’in eli ürünü olmayıp takliden atılmış olduğu ve kredi miktarının arttırılmasına ait Sözleşmede, banka yetkilisi ve müdür olarak Ali Baba Şanlı adına atfen atılmış olan imzanın da,  Ali Baba Şanlı’nın Savcılık makamına vermiş olduğu beyan dilekçesinde de açık olarak belirtmiş etmiş olduğu gibi, kendi el ürünü olmayıp, takliden atılmış olduğu,  kriminal raporlarla kesin olarak tespit edilmiştir.

 Soruşturmaya esas iddialarımızla ilgili yeni delilerin kesin olarak ve kriminal raporlarla tespit edilerek dosyaya kazandırılmış  olmasına rağmen, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından; KAMU DAVASI açılması için yasanın öngördüğü anlamda sunulmuş olan ‘’YENİ DELİLLER’’ ile, 5271 Sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 173/6 Maddesi uyarınca, Bakırköy 8.Ağır Ceza  Mahkemesinden karar verilmesi talep edilmiştir.

Bakırköy 8.Ağır Ceza Mahkemesinin ‘’Talebin reddine’’  kararını vermesi üzerine de, Turkishbank A.Ş.nin Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Börteçene,  eski Genel Müdür Abdullah Akbulak, eski Genel Müdür Yardımcısı Taner Biçer ve Merkez şube eski Müdürü Semra Oktayoğlu hakkındaki,  5411 sayılı Bankacılık Kanununa aykırılık, Bedelsiz kalan senedi kullanma, Hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma ve Özel belgede sahtecilik,   suçlarını kapsayan 2012/56863  sayılı Ceza soruşturması ile ilgili Bakırköy 8.Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilmiş olan RED kararı,  ”Kanun yararına bozma”  talebi ile ADALET BAKANLIĞI’ na gönderilmiştir.

 Ve,

 ADALET BAKANLIĞI Ceza İşleri Genel  Müdürlüğü, 01.09.2014 tarih ve 94660652-105-34-6696-2014-16713/56641 Sayılı Kararla, Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesinin kararının bozulmasının istenmesi talebi ile dosyayı YARGITAY Cumhuriyet Başsavcılığı’na göndermiştir.

Dosya, 02.10.2010 tarihinde, YARGITAY 11.CEZA DAİRESİ’ ne gönderilmiş ve 2014 /18696 Numara ile arşivde iken iç yapılanma ve görev değişikliği ile YARGITAY 21.CEZA DAİRESİ’ne devir edilmiştir.

Dosya üzerinde inceleme yapan YARGITAY 21.Ceza Dairesi, 16.06.2015 tarihinde 2015/2060 Karar numaralı YARGITAY İLAMI ile, “Kanun yararına bozma” talebinin esasını oluşturan suçlara ilave olarak “Nitelikli dolandırıcılık” suçunun da ilave edilmesinin sorulması amacı ile ADALET BAKANLIĞI Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’ne gönderilmiş ve dosya 2014/6696 Dosya numarası ile incelemeye alınmıştır. 

 

 

KAMU OYUNA DUYURULUR.

SAYGILARIMIZLA.

ADİL ALTAY GÜNEY, YÜKSEK MÜHENDİS MİMAR

GÜNEY KONUT ORGANİZE YAPILAR VE İNŞAATLAR LTD.ŞTİ.

FİTEM (FİNANSAL TETİKÇİLİK VE YOLSUZLUKLA MÜCADELE PLATFORMU)

Reklamlar

HÜRRİYET GAZETESİ, VAHAP MUNYAR VE TURKISHBANK A.Ş. 31.01.2016 (1)

31.01.2016 PAZAR GÜNÜ HÜRRİYET GAZETESİNDE VAHAP MUNYAR İMZALI TURKİSHBANK A.Ş  İLE İLGİLİ OLARAK VE BANKANIN YÖNETİM KURULU BAŞKANI HAKAN BÖRTEÇENE İLE YAPILMIŞ OLAN BİR HABER-RÖPORTAJ YAYINLANDI.

TURKISHBANK A.Ş. İLE YAPMIŞ OLDUKLARI HAK VE HUKUK DIŞI YAPTIRIM VE UYGULAMALARI NEDENİ İLE VE BÜTÜN ZORLUKLARA RAĞMEN  7 SENEYİ BULAN BİR HAK VE HUKUK MÜCADELESİ YAPMAYA ÇALIŞIYORUM. DEVAM ETMEKTE OLAN HUKUK DAVALARININ YANINDA,  İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI TARAFINDAN, YÖNETİM KURULU BAŞKANI HAKAN BÖRTEÇENE, ESKİ GENEL MÜDÜR  VE YÖNETİM KURULU ÜYESİ ABDULLAH AKBULAK, ESKİ GENEL MÜDÜR YARDIMCISI TANER BİÇER VE MERKEZ ŞUBE MÜDÜRÜ SEMRA OKTAYOĞLU HAKKINDA  “RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK, AÇIĞA İMZANIN KÖTÜYE KULLANILMASI VE  5411  SAYILI BANKACILIK KANUNUNA MUHALEFET” SUÇLARINDAN AÇILMIŞ OLAN CEZA SORUŞTURMASI DOSYASI İLE İLGİLİ OLARAK AVUKAT REŞAT PETEK’İN “KANUN YARARINA BOZMA” TALEBİ,  YARGITAY 21.CEZA DAİRESİ’NİN  BU SUÇLARA İLAVE OLARAK  “NİTELİKLİ DOLANDIRICILIK”  SUÇUNUN DA İLAVE EDİLMESİ TALEBİ İLE ADALET BAKANLIĞI CEZA İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE GÖNDERİLMİŞTİR.

MERKEZ ŞUBE MÜDÜRÜ SEMRA OKTAYOĞLU İSE, İSTANBUL 8.AĞIR CEZA MAHKEMESİ TARAFINDAN AYRICA “HAPİS” İLE CEZALANDIRILMIŞTIR.

İSTANBUL 7.AĞIR CEZA MAHKEMESİNDE, BANKANIN AVUKATLARI OLAN GÜNAY YILMAZ VE YALIM ŞENTÜRK HAKKINDA,  “TEHDİT VE HAKARET” SUÇLARINDAN AÇILMIŞ OLAN CEZA DAVASI YARGITAY SAFHASINDADIR.

BENİMLE VE DİĞER TURKISHBANK A.Ş. MAĞDURLARI İLE İLGİLİ OLARAK DEVAM ETMEKTE OLAN DİĞER DAVA VE SAVCILIK SORUŞTURMALARINI “GOOGLE,WORDPRESS GÜNEY KONUT” SİTESİNDE İZLEYEBİLİR VE TAKİP EDEBİLİRSİNİZ. 

GÖNLÜM İSTERDİ Kİ, YİNE HÜRRİYET GAZETESİ VE YİNE AYNI SUTUNLARDA,  BEN VE DİĞER MAĞDURLARLA BİRLİKTE VE BELGELER IŞIĞINDA TURKISHBANK A.Ş. İLE İLGİLİ BİR HABER RÖPORTAJ YAPABİLSİN.

HÜRRİYET GAZETESİNDEN İLGİ VE HABER BEKLİYORUZ.

KAMU OYUNA DUYURULUR.

SAYGILARIMIZLA.

ADİL ALTAY GÜNEY, YÜKSEK MÜHENDİS MİMAR

FİTEM (FİNANSAL TETİKÇİLİK VE YOLSUZLUKLA MÜCADELE PLATFORMU)

 

 

 

İSTANBUL 7.AĞIR CEZA MAHKEMESİNDE, TEHDİT VE HAKARET SUÇLARI İLE YARGILANMAKTA OLAN TURKISHBANK A.Ş. AVUKATLARI GÜNAY YILMAZ VE YALIM ŞENTÜRK HAKKINDA, 26.06.014 TARİHİNDE MAHKEME’YE VERİLMİŞ OLAN DİLEKÇE.

İNGİLTERE’DE DE (ENGLAND)  BANKACILIK FAALİYETLERİNDE BULUNAN VE ABDULRAHMAN AL BAHAR’IN YÖNETİM KURULU BAŞKANI OLDUĞU NATIONAL BANK OF KUWAİT’İN DE  BÜYÜK HİSSEDARI  OLDUĞU  TURKISHBANK A.Ş.’NİN  AVUKATLARI  OLAN SANIK GÜNAY YILMAZ VE SANIK YALIM ŞENTÜRK’ÜN,   SORUŞTURMA MAKAMLARI VE MAHKEMELERE VERMİŞ OLDUKLARI BEYAN VE İFADELERİNDEKİ  SAYISIZ YALANLARIN ORTAYA ÇIKARILMASINDAN SONRA,   11.06.2014  TARİHİNDE İSTANBUL 7.AĞIR CEZA MAHKEMESİNDE  YAPILAN DURUŞMADA,   SANIKLARIN DEĞİŞEN AVUKATLARINDAN   SAYIN ARSLAN TAYLAN ERİMER’İN,  MAHKEME HEYETİNE YAPMIŞ OLDUĞU TALEP BEYAN,   SANIK AVUKATLARIN BU GÜNE KADAR BÜTÜN SORUŞTURMA MAKAMLARI VE MAHKEMELERE DEVAMLI OLARAK YALAN SÖYLEDİKLERİNİN AÇIK BİR İTİRAFI OLMUŞTUR.

 ‘’…MAHKEME HER İKİ MÜVEKKİLİM HAKKINDA İFADELERİNİ SANIK SIFATI İLE ALMIŞTIR, ANCAK SANIKLAR HER ŞEYİ SÖYLEMEK VE  DOĞRU SÖYLEMEK ZORUNDA DEĞİLDİR,   FAKAT TANIKLARIN DOĞRU SÖYLEMEK MECBURİYETLERİ VARDIR,  DOLAYISI İLE HER İKİ MÜVEKKİLİM İLE İLGİLİ İDDİALAR DOĞRULTUSUNDA,  DİĞER MÜVEKKİLİMİN TANIK OLARAK DİNLENMESİNİ TALEP EDİYORUZ.

 

HAKSIZLIK ÖNÜNDE EĞİLMEYİNİZ, O ZAMAN HAKKINIZLA BİRLİKTE ŞEREFİNİZİ DE KAYBEDERSİNİZ.

                    

İSTANBUL 7. AĞIR CEZA  MAHKEMESİ

BAŞKANLIĞINA                                                                          26.06.2014

 

DOSYA NO                        : 2013 / 345 Esas

KATILAN                            : Adil Altay Güney,

                                              Vatandaşlık Numarası :49021106766

                                              Ataköy 11.Kısım Zambak Blok A/8               Bakırköy-İSTANBUL

 SANIKLAR                         : 1. Avukat Günay Yılmaz

                                              Dolapdere caddesi no:187                          Pangaltı – İSTANBUL

                                              2. Avukat Yalım Şentürk

                                              Sahrayı cedit mah. Uçar sok.No:8/48         Kadıköy – İSTANBUL

 SUÇ                                     : HAKARET ve TEHDİT

 

Sayın Başkan ve Sayın üyeler.

Sanık Günay Yılmaz’ın  yargılamanın ilk duruşmasındaki işlenmiş olan suçları ikrar eden ilk ifadesini yineleyerek  tekrar dikkatlerinize sunmak istiyorum.

 ‘’Bildiğiniz gibi ben ölümle tehdit suçlaması ile burada bulunmuyorum…’’

 İfadesi ile,  söze kendisini diğer sanık Yalım Şentürk’ten ayırmaya çalışarak ve   aslında işlenmiş olan bütün suçu da ikrar ederek başlamıştır.     Halbuki sanık Yalım Şentürk’ün ölümle tehdit etmesini  azmettiren ve sonra da kenara çekilmeye çalışan sanık Günay Yılmaz’dır.

 1.Vermiş olduğum son dilekçelerde, sanık Günay Yılmaz ve sanık Yalım Şentürk’ün yıllardan beri Mahkemelere ve Savcılık Makamları’na vermiş oldukları dilekçe ve ifadelerindeki yalan beyan ve ifadelerini belgeleri ile ortaya çıkararak, Sayın Mahkemenizdeki beyanlarının da bu çerçevede değerlendirilmesinin gerektiği konusunun önemi bilgilerinize sunulmuştur.

 Sanıkların Soruşturma Makamları ve Mahkemelere vermiş oldukları sayısız yalanların ortaya çıkarılmasından sonra, 11.06.2014 tarihinde yapılmış olan Duruşmada, sanıkların değişen Avukatlarından Sayın Arslan Taylan Erimer’in, Sayın Mahkeme Heyetinize yapmış olduğu talep beyan,  sanıkların Soruşturma Makamları ve Mahkemelere bu güne kadar devamlı olarak yalan söylediklerinin açık olarak itirafı olmuştur.

 ‘’…Mahkeme her iki müvekkilim hakkında ifadelerinin sanık sıfatı ile almıştır, ancak sanıklar her şeyi söylemek ve doğru söylemek zorunda değildir, fakat tanıkların doğru söyleme mecburiyeti vardır, dolayısı ile her iki müvekkilim ile ilgili iddialar doğrultusunda, diğer müvekkilimin tanık olarak dinlenmesini talep ediyoruz.’’

 Hukuk’a belki uygun gözükebilen fakat,  sanıkların özellikle bir Banka’nın avukatları olması sebebi ile, akıllara durgunluk verecek kadar ETİK ve AHLAK değerlerinden yoksun olduğu açık olan bu talebin,  sanıklar hakkındaki iddialarımızı doğruladığı ve sanıkların hiçbir beyanına itibar edilmemesi gerektiği açık olarak ortaya çıkarılmıştır.

 2.Sanık avukatlar, Yargıtay 12.Hukuk Dairesi’nin vermiş olduğu  ‘’BOZMA’’ kararına,  İstanbul 15.İcra Mahkemesi’nin direnebilmesi için bir alt yapı oluşturmak ve en azından bir kavram kargaşası yaratarak dikkatlerin dağıtılması için, ilgili Mahkeme’de 10.İcra Müdür yardımcısı ile bir polisin tanık olarak dinlenmesini sağlamıştır. Ağır Ceza Mahkemesi olarak Dava konusu olan TEHDİT ve HAKARET suçu ile zaman ve mekan olarak hiçbir ilgisi bulunmadığı dikkatlerinizden kaçmayacağına inandığım Tanık ifadeleri ile ilgili olarak 23,06.2014 tarihinde İstanbul 15.İcra Mahkemesine verilmiş olan dilekçe ektedir. (Ek.1)

 3.MOBESE kayıtları incelendiğinde, Sanık avukatların suç tarihinde Çağlayan Adliyesi’nin B kapısındaki 1 ve 2 numaralı kameraların çekmiş olduğu görüntüler incelenmiş ve,  sanıkların tehdit ve hakaret söylemlerine aynen uyan vucut hamlelerinde bulunduğu açık olarak gözükmektedir. Bunun dışında da ayrıca sanıkların, Saat 09.11.28’de suç mahalline çıkışları ve Saat  09.16.26’da içeri girişleri, Saat 09.42.36’ da suç mahalline çıkışları ve Saat 09.46.58’de içeri girişleri incelenmiş ve bütün giriş ve çıkışlarda sanık Günay Yılmaz’ın daima sanık Yalım Şentürk’den 1-2 adım önde olmaya veya tersi, sanık Yalım Şentürk’ün daima sanık Günay Yılmaz’dan 1-2 adım geride kalmaya özen gösterdiği ve bu durumunda belirtmiş olduğumuz gibi, sanık Günay Yılmaz’ın üst görevli  olarak azmettirici olduğunu açık olarak ortaya çıkarmıştır.

Ayrıca yaptırmış olduğumuz  uzman tespitleri, sanıkların özellikle Saat 09.16.26’da yani işledikleri suçtan hemen sonra içeri girerken çekilmiş olan yüz ifadelerinin,  büyütülüp incelenerek ruh hallerini yansıtan bir rapor hazırlanmasının kesinlikle gerektiğini ortaya çıkarmıştır.      

 

SONUÇ VE TALEBİM:

Önceki dilekçelerimde de belirtmiş olduğum taleplerim ve sunmuş olduğum bilgi, belge, deliller ile şahitlerin beyanları  doğrultusunda,  sanık avukatlar Günay Yılmaz ve Yalım Şentürk’ün, en ağır şekilde cezalandırılmasını Sayın Mahkemenizden arz ve talep ederim 

 

ADİL ALTAY GÜNEY

YÜKSEK MÜHENDİS MİMAR

GÜNEY KONUT ORGANİZE YAPILAR VE İNŞ.LTD.ŞTİ.

 

 GOOGLE, ‘’WORDPRESS GÜNEY KONUT’’ ADİL ALTAY GÜNEY’İN HAK VE HUKUK MÜCADELESİ

www.güneykonut.com.tr

www.kemerormanevleri.com

altaygüney@güneykonut.com.tr

cep telefonu: 0532 212 70 62 – 0533 668 23 73

 

ZUHURATBABA MUHTAR SOKAK NUMARA 4-1 / 16,                                    BAKIRKÖY – İ

TEHDİT VE HAKARET SUÇLARI İLE YARGILANMALARI DEVAM ETMEKTE OLAN TURKISHBANK A.Ş.’NİN AVUKATLARI GÜNAY YILMAZ VE YALIM ŞENTÜRK HAKKINDA İSTANBUL 7. AĞIR CEZA MAHKEMESİNE 11.06.2014 TARİHİNDE VERİLEN DİLEKÇE.

AŞAĞIDAKİ DİLEKÇE,  11.06.2014 TARİHİNDE;    İNGİLTERE’DE DE (ENGLAND)  BANKACILIK FAALİYETLERİNDE BULUNAN VE ABDULRAHMAN AL BAHAR’IN YÖNETİM KURULU BAŞKANI OLDUĞU NATIONAL BANK OF KUWAİT’İN DE  BÜYÜK HİSSEDARI  OLDUĞU  TURKISHBANK A.Ş.’NİN  AVUKATLARI,    GÜNAY  YILMAZ  VE  YALIM  ŞENTÜRK’ ÜN ”TEHDİT VE HAKARET”  SUÇLARI İLE YARGILANMAKTA OLDUKLARI  İSTANBUL 7.AĞIR CEZA MAHKEMESİ’NE,  VERİLMİŞTİR.

 

 

HAKSIZLIK ÖNÜNDE EĞİLMEYİNİZ, O ZAMAN HAKKINIZLA BİRLİKTE ŞEREFİNİZİ DE KAYBEDERSİNİZ.

‘’MESLEK ETİĞİ İLE BAĞDAŞMAYAN İŞLER YAPAN  VEYA AVUKAT ÜNVANININ GEREKTİRDİĞİ

GİBİ DAVRANMAYAN AVUKATLARIN, BARO TARAFINDAN CEZALANDIRILMASI SÖZ KONUSU

DUR. ANCAK MESLEK ETİĞİNİN NE OLDUĞU VEYA  ÜNVANININ GEREKTİRDİĞİ DAVANIŞLAR

AÇIK DEĞİLDİR.’’                                                (İSTANBUL BAROSU BÜLTENİ, ESRA GÜLTEKİNLER)            

 

                       

 

İSTANBUL 7. AĞIR CEZA  MAHKEMESİ

BAŞKANLIĞINA                                                                          11.06.2014

 

DOSYA NO                          : 2013 / 345 Esas

KATILAN                            : Adil Altay Güney,

                                                      Vatandaşlık Numarası :49021106766

                                                      Ataköy 11.Kısım Zambak Blok A/8               Bakırköy-İSTANBUL

SANIKLAR                         : 1. Avukat Günay Yılmaz

                                                      Dolapdere caddesi no:187                          Pangaltı – İSTANBUL

                                                     2. Avukat Yalım Şentürk

                                                      Sahrayı cedit mah. Uçar sok.No:8/48         Kadıköy – İSTANBUL

SUÇ                                         : HAKARET ve TEHDİT

 

Sayın Başkan ve Sayın üyeler.

Yıllardan beri Mahkemelere ve Savcılık Makamları’na vermiş olduğumuz dilekçe ve beyanlarımızda ASLA  YALAN’A BAŞVURMADIK ve almış olduğumuz dini ve milli terbiyenin gereği budur.

 Eğer ben yalan söylemiş olsaydım, sayın Mahkemenizde görülmekte olan Ceza davası ile ilgili şikayetimde, sanık Günay Yılmaz ile sanık Yalım Şentürk’ü ayırmadan, her ikisinin de beni ölümle tehdit etmiş olduğunu rahatlıkla söyleyebilirdim.

 Bu nedenledir ki, sanıklardan Günay Yılmaz,  yargılamanın ilk duruşmasındaki ifadesine,

‘’Bildiğiniz gibi ben ölümle tehdit suçlaması ile burada bulunmuyorum…’’

 diyerek kendisini diğer sanık Yalım Şentürk’ten ayırarak ve aslında işlenmiş olan bütün suçu da ikrar ederek başlayabilmiştir.     Halbuki sanık Yalım Şentürk’ün ölümle tehdit etmesini  azmettiren ve sonra da kenara çekilmeye çalışan sanık Günay Yılmaz’dır.

Sanık Günay Yılmaz’ın bu tehditleri, önceki dilekçemde de belirtmiş olduğum gibi, yine avukatı olduğu Turkısh Yatırım A.Ş.’nin Bursa’da onlarca vatandaşın birikimlerini dolandırmış olduğu ve bu nedenle de, Bursa 2.Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılmakta olan yargılamanın  dosyalarında da görülebilir.

İşlenmiş olan suçun temelinde, sanık avukatların işvereni olan müvekkil banka  Turkıshbank A.Ş.’nin yönetim Kurulu Başkanı Hakan Börteçene’nin yapmış olduğu ve soruşturma savcısı Sayın Ercan Devrim’in ‘’…sair kötülük, tehdit…’’ olarak değerlendirildiği TEHDİT yatmaktadır.

‘’Eğer dediklerimizi yapmazsan, hayatı sana zehir ederiz.’’

Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Börteçene’ nin  bu tehdidi ile Turkıshbank A.Ş.’nin Hak ve Hukuk dışı yaptırımları başlamış,  sanık avukat Günay Yılmaz’ın,

’’Siz bittiniz, her şeyinizi donunuza kadar alacağız.’’

Tehdidi  ve sanık Yalım Şentürk’ün,

‘’Ben zaten İcra’dan alacağımı söyledim.  Sizden almak yerine İcra’dan alırım.

Beyanı doğrultusunda,  bütün gayrimenkul varlığımızın icra işlemleri ile gasp edilmesine devam edilmiştir.

Banka avukatlarının,  Bilirkişi incelemelerinin  yapılmaması için Savcılık Makamı’na,

‘’Arz ettiğimiz bu kuralların, bilirkişi incelemeleri ile bertaraf edilerek tersine çevrilmesi, müvekkillerimin ve bankamızın telafi edilemeyecek derecede büyük ve çok ağır bir mağduriyetine sebebiyet verecek vahamettedir.’’   (Turkıshbank A.Ş. Avukat Sümer Altay, 2011)

Örtülü tehditlerine  rağmen,  Turkıshbank A.Ş.’nin,  bütün gayrimenkul varlığımızı elde  etmek  için,   yapmış olduğu  Hukuk dışı işlemler ile, banka tarafından yapılmış olan tahrifat ve sahteciliklerin ortaya çıkarılmasını sağlayan Hukuk sürecinin yılmadan devam ettirilmesi neticesinde,  sanık avukatların,

‘’Müvekkil banka için artık bu durum çekilmez hale gelmiştir. Şüphelinin bu eylemleri müvekkil bankanın yöneticilerini de rahatsızlık vermekte olup, müvekkil banka yöneticileri de mağdur duruma düşmüştür…’’

Beyanları,  içinde bulundukları ruh hallerini, Hukuk sürecinin ulaşmış  olduğu aşama nedeni ile de içlerine yerleşmeye başlayan ve banka olarak hedeflerine ulaşabilmek için, her yerde ve devamlı olarak uygulamakta oldukları tehdit, tahrifat ve sahteciliklerin  ortaya çıkarılacağı ile ilgili  korkularını açık olarak ifade ederek,  çizmeye alışmış oldukları resmin son karesini, dava konusu TEHDİT ve HAKARET ile tamamlamışlardır.

‘’Şerefsiz, ahlaksız dolandırıcı, sen bizim kim olduğumuzu      biliyormusun?’’

‘’Biz Turkıshbank’ın avukatlarıyız.’’

‘’Bizimle uğraşabileceğini mi sanıyorsun?’’

‘’Bu davalar bittikten sonra seninle ayrıca görüşeceğiz.’’

‘’Sen,benim bankadan evvel kimin avukatı olduğumu, müvekkilimin kim olduğunu biliyormusun?’’ 

‘’Senin ananı ağlatacağım ve benim kim olduğumu öğreneceksin.’’

‘’Sen bittin’’

‘’Seni şu anda öldürmeme engel , çıkardığım anda senin işini bitireceğim.’’

‘’Avukatlığım bittiği anda yoksun.’’

Dosyada bulunan  MOBESE  kamera görüntülerinin bilirkişi tarafından incelenmesi ile fiziki saldırı yanında, dudak okumaları ile  dahi tespit edilebilecek olan TEHDİT ve HAKARET ile de,  çizmeye alışkın oldukları resmin son karesi de tamamlanmıştır.

SONUÇ VE TALEBİM:

03.06.2014 tarihli açıklamalı dilekçemde de belirtmiş olduğum taleplerimle birlikte,  sunmuş olduğum bilgi, belge, deliller ile şahitlerin beyanları  doğrultusunda,  sanık avukatlar Günay Yılmaz ve Yalım Şentürk’ün, en ağır şekilde cezalandırılmasını Sayın Mahkemenizden arz ve talep ederim. 

ADİL ALTAY GÜNEY

YÜKSEK MÜHENDİS MİMAR

GÜNEY KONUT ORGANİZE YAPILAR VE İNŞ.LTD.ŞTİ.

 

GOOGLE, ‘’WORDPRESS GÜNEY KONUT’’ ADİL ALTAY GÜNEY’İN HAK VE HUKUK MÜCADELESİ

www.güneykonut.com.tr

www.kemerormanevleri.com

altaygüney@güneykonut.com.tr

cep telefonu: 0532 212 70 62 – 0533 668 23 73

ZUHURATBABA MUHTAR SOKAK NUMARA 4-1 / 16,                                    BAKIRKÖY – İSTANBUL

TURKISHBANK A.Ş.’NİN AVUKATLARI OLAN GÜNAY YILMAZ VE YALIM ŞENTÜRK’ÜN, TEHDİT VE HAKARET SUÇLARI İLE YARGILANMAKTA OLDUKLARI İSTANBUL 7.AĞIR CEZA MAHKEMESİ’NE 03.06.2014 TARİHİNDE VERİLEN DİLEKÇE.

AŞAĞIDAKİ DİLEKÇE,  03.06.2014 TARİHİNDE;    İNGİLTERE’DE DE (ENGLAND)  BANKACILIK FAALİYETLERİNDE BULUNAN VE ABDULRAHMAN AL BAHAR’IN YÖNETİM KURULU BAŞKANI OLDUĞU NATIONAL BANK OF KUWAİT’İN DE  BÜYÜK HİSSEDARI  OLDUĞU  TURKISHBANK A.Ş.’NİN  AVUKATLARI,    GÜNAY  YILMAZ  VE  YALIM  ŞENTÜRK’ ÜN ”TEHDİT VE HAKARET”  SUÇLARI İLE YARGILANMAKTA OLDUKLARI  İSTANBUL 7.AĞIR CEZA MAHKEMESİ’NE,  VERİLMİŞTİR.

 

HAKSIZLIK ÖNÜNDE EĞİLMEYİNİZ, O ZAMAN HAKKINIZLA BİRLİKTE ŞEREFİNİZİ DE KAYBEDERSİNİZ.

                     ‘’MESLEK ETİĞİ İLE BAĞDAŞMAYAN İŞLER YAPAN  VEYA AVUKAT ÜNVANININ GEREKTİRDİĞİ

                     GİBİ DAVRANMAYAN AVUKATLARIN, BARO TARAFINDAN CEZALANDIRILMASI SÖZ KONUSU

                     DUR. ANCAK MESLEK ETİĞİNİN NE OLDUĞU VEYA  ÜNVANININ GEREKTİRDİĞİ DAVANIŞLAR

                     AÇIK DEĞİLDİR.’’                                         (İSTANBUL BAROSU BÜLTENİ, ESRA GÜLTEKİNLER)            

 

                       

İSTANBUL 7. AĞIR CEZA  MAHKEMESİ

BAŞKANLIĞINA                                                                          03.06.2014

 

DOSYA NO                          : 2013 / 345 Esas

KATILAN                            : Adil Altay Güney, Vatandaşlık Numarası :49021106766

                                                       Ataköy 11.Kısım Zambak Blok A/8               Bakırköy-İSTANBUL

 

SANIKLAR                         : 1. Avukat Günay Yılmaz

                                                      Dolapdere caddesi no:187                                 Pangaltı – İSTANBUL

                                                     2. Avukat Yalım Şentürk

                                                      Sahrayı cedit mah. Uçar sok.No:8/48         Kadıköy – İSTANBUL

SUÇ                                           : HAKARET ve TEHDİT

 

Sayın Başkan ve Sayın üyeler.

Müşteki ve Katılan olarak  Sayın Mahkemenize hazırlamış olduğum ve sanık Günay Yılmaz ve sanık Yalım Şentürk’ün, HAKARET VE ÖLÜMLE TEHDİT suçunun öncesi ve sonrası ile, bu suçun,  yıllar öncesinden talimat zinciri içinde ve her aşaması planlanmış  bir dizi eylemin sonunda işlenmesinin  nedenlerini ortaya çıkarmaya çalıştığım dilekçem;

  1. İşlenmiş suçun nedenleri,
  2. Suçun nedeni olan ve ancak 5 yıldan sonra elde edilebilen somut deliller,
  3. Sanıkların yalan beyan ve ifadeleri, 
  4. Sanıkların müvekkili olan Turkıshbank A.Ş.’nin Yurt dışı faaliyetleri ve almış oldukları cezalar,
  5. Sonuç ve talebimiz,

 

  Olmak üzere 5 bölüm halinde bilgi ve değerlendirmelerinize sunulmuştur.

 1.İŞLENMİŞ OLAN SUÇ’UN NEDENLERİ: 

 Turkıshbank A.Ş.’nin beyan etmiş olduğu ve sözde kullanmış olduğumuz ve dava konusu olan 2.941.000.00TL tutarındaki kredi borcumuzun teminatı olarak verilmiş olan ve sadece  tek Gayrimenkulümün bütün kredi borcunu karşıladığı ve kredinin yaklaşık 4 katı tutarındaki Turkıshbank A.Ş.’ye kullanılmış olan kredinin teminatı olarak verilmiş olan ve  kullanılmış kredini 4 katı değerinde 12 adet Gayrimenkul ipoteği varken ve bu krediler ile ilgili ödenmemiş tek bir devre faizi bulunmazken 31.12.2008 tarihinde kredi hesabının kat edilmesinden sonra, baskın yapabilmek için ipotek işlemleri ile değil, zaten bankaya ipotekli olan bütün gayrimenkullerin üzerine ayrıca ve yeniden HACİZ işlemi uygulayabilmek için,  teminat olarak almış oldukları ve  üzerinde  tahrifat yapılmış olduğu tespit edilmiş SUÇ SENEDİ’nin, silindikten sonra  yeniden yazılırken sayı ve miktarlarının arttırıldığı tespit edilmiş olan Genel Kredi Sözleşmelerini dolduran banka yetkilisi tarafından doldurulması sureti ile yapılmış olan İcra işlemleri ve Sanık Günay Yılmaz’ın, 31.Aralık 2008 tarihindeki talebi ile yine 31.Aralık.2008 tarihinde verilmiş olan İHTİYATİ HACİZ  kararı aşağıdadır.

1. Senetle ilgili  herhangi bir ihbarname yapılmadığı gibi, Turkıshbank A.Ş.’nin ticari                defterlerine de işlenmediği  ve  kayıt dışı olduğu tespit edilmiştir.

  1. Hiçbir ihbar ve bildirim yapılmadığı için de ödenemeyen senet bahane edilerek 31.12.2008 tarihinde kredi hesabı kat edilmiştir.
  2.   31.12.2008 tarihinde, yani aynı gün Mahkeme’den  bankaya zaten ipotekli olan bütün gayrimenkuller için  İHTİYATİ HACİZ istenmiştir.
  3. 31.12.2008 tarihinde, yani aynı gün İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesinden, aşağıdaki İHTİYATİ HACİZ KARARI alınmıştır.

Bütün Hukuk ve Etik kurallar çiğnenerek aynı gün ve mesai saati dahi bitmeden yapılan bütün bu GASP işlemlerinin nedeni, sanık avukatların müvekkili oldukları bankanın yönetim kurulu başkanı Hakan Börteçene’nin ‘’Eğer dediklerimizi yapmazsan, hayatı sana zehir ederiz.’’ tehdidinin hayata geçirilmesi ve bütün gayrimenkullerin İcra satış işlemlerinin  hızla yapılarak, gayrimenkullerin yarı fiyatına yani yok pahasına  ele geçirilmesidir.

Ve en kabul edilmez yanı ise, bütün bu işlemler ve 31.12.2008’de yapılmış olan Hukuk dışı İhtiyati Haciz belgeleri ortada iken, iddianamelerde borçların ödenmesinden imtina edildiği hakkındaki suçlamalardır ki, artık bu ithamlara dur denilmesi gerekmektedir.

İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesi

Talep tarihi                                          : 31.12.2008

Karar tarihi                                          : 31.12.2008

Esas no                                                : 2008/2470 D.İş.

Karar no                                               : 2008/2470

Alacak miktarı                                      : 3.700.000. YTL

Haciz olunacak şeyler : Borçlunun ve Borçluların taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları.

Bu sırada, Bankanın kullanılmış olduğunu ileri sürdüğü kredi tutarı 2.941.000.00TL olup,   kredinin teminatı olarak  bankaya ipotek edilmiş olan gayrimenkullerin toplam değeri ise, banka kayıtlarına göre 10.100.000.00 TL, piyasa değerlerine göre ise 12.000.000.00TL ‘dir.

Turkıshbank A.Ş. yetkili ve avukatları tarafından yıllardan beri, ’’…şirketin ödeme güçlüğüne girmesi nedeni ile hesapların kat edildiği…’’ yalanına rağmen, şikayetimizin üzerine BDDK’nın yapmış olduğu inceleme sırasında, Turkıshbank A.Ş.’nin  BDDK’ya vermiş olduğu 21.10.2011 tarih ve 2011/2109 sayılı dilekçenin 4.sayfasının 24.satırında bu husus, ‘’…31.12.2008 tarihli kredili mevduat hesabı ve BCH faizlerini ödemeyeceğinin anlaşılmasının üzerine…’’olarak  ifade edilerek,  korkunç gerçek ikrar edilmiştir.

Bir bankanın kredi müşterisinin hesabını,  ödenmemiş hiçbir devre faizi borcu bulunmazken,  ‘’ödemeyeceğinin anlaşılması’’  nedeni ile kat etmektedir. Ödeme güçlüğüne girerek ödememek ile, ödemeyeceğinin anlaşılmasıarasındaki korkunç fark,  bu haksızlığın ve Hukuk dışı yaptırım ve uygulamaların dikkatlerden kaçırılabilmesi için başvurdukları  YALAN beyan ve ifadelerinin çıkış noktasıdır.

Ve dayanak noktası olarak kullanılabilmesi için bütün safhaları ile birlikte planlanmış olduğu nihayet 5 sene sonra ortaya çıkarılabilmiş olan bu korkunç YALAN’ ın nedeni ise, kredi borcunun zamanında ödenmediği bahanesi ile, en az 4 katı değerde gayrimenkulün elde edilmesidir.   Bu hedefe ulaşabilmek için de, her türlü Etik ve Hukuk dışı işlem ve uygulamanın dışında, evrak ve belgelerde tahrifat ve sahtecilik yapmaktan da çekinmemişlerdir. Turkıshbank A.Ş.’nin hisselerinin 0.999’unun sahibi olduğu  Turkısh Yatırım A.Ş. ‘nin, Bursa’da yine sahte belge ve evraklarla onlarca kişiyi  dolandırması nedeni ile Bursa 2.Ağır Ceza Mahkemesinde 2013/114 Esas numarası ile devam eden yargılama da benzer diğer bir örnektir. Dolandırılan müştekilerden biri olan İbrahim Hayat’ın, bu konu ile ilgili olarak internet siteme göndermiş olduğu mektup aşağıdadır. (Ek.1)

03.05.2014 / 10:52 pm tarihinde gönderilmiş

Turkishbank AŞ Bursa Şubesi’nde 2004 yılından itibaren yatırım müşterisiyim.
Durum , 2011 yılına kadar sorunsuz şekilde ilerledi. 2013 yılının Ocak ayında dolandırıcılık olayı açığa çıktı. Hesabımda olması gereken hisseler satılmış , fondaki param bankaya aktarılmış , sonrasında da bir başka kişi tarafından imzam taklit edilerek çekilmiş. Bankayla görüşmelerimiz sonucunda evimize ekstrelerin geldiği , ve buna itiraz etmediğim gerekçesiyle bana olumsuz dönüş yapıldı. Bu iddianın arkasına saklanılarak sahte imzayla çekilen param geriye ödenmedi. Oysa ki itirazımı yatırım müdürü olan Beytulla Çoksaygılı isimli ( şu an tutuksuz yargılanan ) kişiye 2011 yılında yapmıştım. Bana hisselerimi sahte dizaynla , bilgisayar ekranında göstererek beni ikna etti. Sonradan öğrendim ki bu şekilde birçok kişiyi de ikna etmiş. Banka , bu şikayeti yazılı olarak genel müdür pozisyonundaki kişiye yapmadığımı öne sürerek sahte imza ile çekilen paramı geri ödemeyi reddetmekte.Fakat ben zaten itirazımı bankanın yatırım müdürüne ( Beytulla Çoksaygılı) yapmıştım.Banka , sahte olduğunu iddia ettiğim imzalarla çekilen miktarları göz ardı edip farklı gerekçeleri önüme sürmekte.Bu kurum benim bilgim dışında , ben olmadan , benim imzam olmadan hesabımdaki parayı dışarıya çıkartmış , borsa hesabımda yine benim bilgim dışında , benim gözetimim dışında , benim imzam olmadan çeşitli işlemler yapmış ve bankanın şu an tutuksuz yargılanan görevlisi ben ve benim gibi birçok kişiyi sahte düzeneklerle , sahte bilgisayar ekranlarıyla her şeyi olması gerektiği gibi göstermiş , ikna etmiştir. Bursa Şubesi’nde hesaplarıyla oynanan yaklaşık 30 kişi arasındayım.Bütün bunların sonucunda hakkımı hukuki yollardan yaklaşık 1 yıldır arıyorum. Fakat gerekli sahte imzalı olduğunu iddia ettiğim evraklar banka tarafından mahkemeye incelenmek üzere gönderilmiyor.                                                                              İbrahim Hayat / Bursa

Turkıshbank A.Ş.’nin, bize de aynı şekilde yapmış oldukları gibi, belge ve evrak geciktirerek ya da vermeyerek bize kaybettirmiş olduğu süre nedeni ile,  6. Yılın ortalarına girdiğimiz Hak ve Hukuk mücadelesinin, banka aleyhine başlatmış  olduğumuz Savcılık Soruşturmaları ve Hukuk davalarının sebep olduğu sanık avukatların hakaret ve ölümle tehditleri aşamasında, önceki dilekçemde yapmış olduğum  açıklamalara bağlı olarak, sanık avukatların bu güne kadar sayın Mahkemeniz de dahil olmak üzere, Ceza Mahkemeleri, Hukuk Mahkemeleri ve Savcılık Soruşturmalarında vermiş oldukları yazılı beyan ve ifadelerde devamlı olarak ve ısrarla kullanmış oldukları YALAN SÖYLEYEREK  gerçeklerin gizlenmesini sağlamaya çalışmaları hususuna dikkatlerinizi çekmek istiyorum.

Kurum olarak müvekkilleri olan Turkıshbank A.Ş.’nin bir banka olması ve yine bir banka olması nedeni de Hukuk Sistemimizde kanunlarında öngörmüş olduğu gibi GÜVENİLİR olması gerektiği konusunda oluşmuş önyargılarla korunmaya alınması  ve  bu nedenle araştırma ve soruşturmaların gerektiği gibi yapılmaması veya yapılmasına müsaade edilmemesi, banka yetkilileri ve banka çalışanı olan sanıkların son derece rahatlıkla YALAN söyleyebilmelerine imkan tanımıştır.

Bankalarla ilgili olarak yapılan bütün şikayetlerde, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu duruma müdahale etmek için,  Mahkeme kararlarını beklerken, Mahkemelerin inceleme yapmadan ve konunun uzmanı oldukları gerekçesi ile BDDK raporlarına atıfta bulunarak karar verebilmesi, bankaların yapmış olduğu Hukuk dışı uygulamalar için  dayandığı  en önemli çarpıklığı gösteren kısır döngüdür. Haklarında Ceza soruşturmaları yürütülen ve hatta Ceza davası açılan banka avukat ve çalışanlarının, devam eden Hukuk sürecinde görevlerine devam edebilmeleri ise, insan aklının alamayacağı bir  korumacılığın kullanıldığı adeta bir teşvik uygulamasıdır. Temelinde ‘’Güven’’ olması kanun gereği olan bir banka çalışanının, işlemiş olduğu suç nedeni ile hakkında yürütülmekte olan bir soruşturma veya yargılama sırasında görevine devam edebilmesi,  hakkında oluşmuş olan delilleri karartabilme imkanını kazanabilmesinin yanında, bu suç ve suçlarla ilgili olarak kişi ve kurumların çok daha fazla zarar görmelerine neden olmaktadır.  Örnek olma özelliği ise çok daha fazla bir araştırma ve inceleme konusu olmalıdır.

Burada kıstasın, bankanın değil de karşı tarafın zarar görmesi ise, bu haksız durumun Sayın Mahkemelerin değerlendirerek tedbir alınması  gerekir.

Sanık avukatların bu güne kadar, bütün Mahkeme ve Savcılık dosyalarına girmiş olan dilekçe ve ifadelerinde, sığınmak istedikleri  en önemli YALAN;  sözde  zamanında ödenmemiş bir kredi borcunun,  bankacılık şemsiyesi altında tahsil edilmesi işlemlerinin yapılmakta olduğudur ve dışarıdan bakıldığı zaman da görünen budur.

Hatta sanıkların avukatlarının sayın Mahkemenize vermiş oldukları 11.02.2014 tarihli dilekçenin AÇIKLAMALAR bölümünün 2.paragrafında da,

‘’Adil Altay Güney, kredi sözleşmelerinde yer alan bedelleri bankadan almıştır’’,

 ‘’…Bu arada aldığı krediler sebebi ile ödemesi gereken faiz ödemelerini de zamanında ödememiş ve banka tarafından icra takibi başlatılmıştır.’’

 beyanları ile YALAN itham ve beyanlarına rahatlıkla devam edebilmişlerdir.

Sadece bu yalanların  ortaya çıkarılması için, Güney Konut Organize Yapılar ve İnşaatlar Ltd.Şti’nin, Turkıshbank A.Ş.’den kullanmış olduğu kredilerin zaman ve tutarları ile, 15.Asliye Ticaret Mahkemesine ibraz etmiş oldukları ve İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarları Müdürlüğü tarafından yapılan KRİMİNAL İNCELEME ile tamamının silinerek sonradan yeniden yazılmış olduğu ve Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yaptırılmış olan MALİ BİLİRKİŞİ RAPORU ile sayısının 3 adet ve toplam miktarlarının 3.100.000.00TL olduğu belirtilen daha sonra ise sayılarının 4’e ve toplam miktarlarının 5.200.000.00TL’ye çıkarılmış olduğu tespit edilmiş olan Genel Kredi Sözleşmeleri’nin tutarlarının ve ödenmesi gerektiği halde ödenmemiş faiz ödemeleri ile ilgili talep ve ihtar belgelerinin istenerek dosyaya kazandırılması  yeterlidir.

Kullanılmış olan kredinin tutarı dava konusu olmakla beraber, bankanın kullanılmış olan kredi tutarı olarak bildirmiş olduğu tutar 2.941.545.00 TL’dir ve kullanılmış olan krediye karşılık olarak zamanında ödenmemiş tek bir devre faizi yoktur. Yıllardır bu gerçeği ifade etmiş olmamıza rağmen, bu iddialarına karşılık olarak banka’ya, ödenmediğini belirtmiş olduğunuz devre faizi ve borç ile ilgili belgeleri ibraz etmeniz gerekir diyen Mahkeme de yoktur.

2. SUÇUN NEDENİ OLAN VE 5 YILDAN SONRA ELDE EDİLEN

      SOMUT DELİLLER:

06.02.2014 tarihli dilekçemde geniş bir biçimde belgeleri ile ifade etmiş olduğum konular ile ilgili olarak, sanık avukatların bu güne kadar Soruşturma dosyaları ve Mahkemelere vermiş oldukları yazılı ve sözlü beyanlardaki açık YALANLARI ayrıca gözler önüne sermeye çalışacağım.

Yine Turkıshbank A.Ş.’nin avukatları olan sanıklar Günay Yılmaz ve Yalım Şentürk’ün avukatı olan Nurcan Çöl’ün Sayın Mahkemenize vermiş olduğu 11.02.2014 tarihli dilekçede uzun uzun bahis konusu yapılan ve şikayetimiz neticesinde açılmış olan Ceza Soruşturmaları ile ilgili TAKİPSİZLİK KARARLARI’nın sebebi, önceki dilekçemde de ifade etmiş olduğum gibi, Savcılık Makamlarının mükerrer taleplerine rağmen gerekli incelemelerin yapılması için zamanında teslim edilmeyen ve bu nedenle de Kriminal incelemeleri yapılamayan Senet ve Genel Kredi Sözleşmelerinin asıllarının yıllar boyu teslim edilmemesi ve yukarıda bahis konu yapmaya çalıştığım önyargıdır.

Ve bu takipsizlik kararlarının hepsi, Genel Kredi Sözleşmelerinin İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesinden res’en alındığı tarih olan 18.01.2013’den öncedir.

Bu gün geldiğimiz noktada ise, İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI ÖRGÜTLÜ SUÇLAR SORUŞTURMA BÜROSU  tarafından, Turkıshbank A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Börteçene, Soruşturmaya esas suçların işlenmiş olduğu dönemin Genel Müdürü Abdullah AkbulakGenel Müdür  yardımcısı Taner Biçer ve suçların işlendiği Merkez Şube’nin aynı bankanın Levent Şubesine tayin edilen Müdürü Semra Oktayoğlu hakkında, 5411 sayılı Bankacılık Kanununa aykırılık, Bedelsiz senedi kullanma, Hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma ve özel belgede sahtecilik suçlarından, yürütülmekte olan 2012/56863 numaralı Soruşturma ile ilgili olarak;

Avukat Sayın Reşat Petek tarafından, Savcılık Makamı’na, 28.08.2013 tarihinde, ‘’Dosya’ya sunulan Bilirkişi raporu, Bilimsel Mütalaa ve şüpheliler müdafilerinin 01.07.2013 tarihli dilekçelerine  karşı beyanlarımız ile şüphelilere isnat edilen suçlar, suçların yasal unsurları, maddi deliller, ve esasla ilgili taleplerimizin sunulması.’’ konularını kapsayan ve Turkıshbank A.Ş.’de görevli olan şüphelilerin,

 

  1. Resmi belgelerde sahtecilik, (TCK.204)
  2. Açığa imzanın kötüye kullanılması, (TCK:209)
  3. Nitelikli dolandırıcılık, (TCK.158) ve
  4. Gerçeğe aykırı beyanda bulunma, (5411 Sayılı Bankacılık Kanunu 155.Madde)

Suçlarını işledikleri yönünde haklarında Kamu Davası açılmasını gerektirecek yeterli delillerin elde edilmiş olması nedeni ile de, Şüpheliler hakkında Kamu Davası açılmasının gerektiği konusunda talep dilekçesi verilmiştir.

İstanbul Cumhuriyet Savcısı Ercan Devrim’in bu dilekçeden 7 ay sonra göndermiş olduğu  karar talep yazısında ise, aşağıda belirtmiş olduğumuz ve kamu davasının açılmasını gerektiren YENİ DELİLLER’in, Bakırköy 7.Ağır Ceza Mahkemesi’ne yeterli açıklıkta sunulmaması nedeni ile,  ilgili Mahkeme RED kararı vermiştir. Bu Hukuk dışı kararla ilgili olarak Avukat Reşat Petek’in internet siteme göndermiş olduğu yorum ektedir. (Ek.2)

TALEP YAZISINDA AÇIK OLARAK İFADE EDİLMEYEN YENİ DELİLLER:

1.Uzman Bilirkişi Grafoloji ve Sahtecilik Uzmanı İsmail Özkan tarafından hazırlanmış olan 22.01.2013 tarihli ve bütün Genel Kredi Sözleşmelerinde tahrifat yapılmış olduğu ve bankanın beyan ve iddialarının aksine, suç senedinin banka tarafından düzenlenmiş olduğu hakkında,  ‘’MÜTALAA BEYANI’’.

2.Turkıshbank A.Ş.’nin, krediler döneminde Merkez şube müdürü olan Ali Baba Şanlı’nın, 04.02.2013 tarihinde, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na vermiş olduğu ve silinerek yeniden yazılan sözleşmelerle ilgisinin,  bilgisinin ve haberinin  olmadığı ve  geçmişe dönük olarak adına atılmış olan imzanın kendi imzası olmadığı hakkındaki,  BEYAN ve İHBAR DİLEKÇESİ. 

3.İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarları Müdürlüğü’nün hazırlamış olduğu ve  28.05.2013 tarihli,  bütün Genel Kredi Sözleşmelerinin silinerek sonradan yeniden yazılmış olduğu, suç senedinin  Genel Kredi Sözleşmelerini hazırlamış olan Turkıshbank A.Ş. yetkilisinin düzenlemiş olduğu ve silindikten sonra yeniden geçmişe dönük olarak yazılmış  olan sözleşmelerin sonradan bu sözleşmeleri hazırlamış olan ve sözleşme döneminde yetkili olmayan Semra Oktayoğlu’nun imzalamış olduğu hakkında, ‘’UZMANLIK RAPORU’’.

4.Uzman Bilirkişi Grafoloji ve Sahtecilik Uzmanı İsmail Özkan tarafından hazırlanmış olan 24.07.2013 tarihli ve  4 adet Genel Kredi Sözleşmesinin 3′ündeki eşim Sevil Güney adına atılmış imzaların takliden atılmış olduğu, Geçmişe dönük olarak atılmış olan Müdür Ali Baba Şanlı’nın imzasının beyan dilekçesinde de ifade etmiş olduğu gibi takli’den atılmış olduğu hakkındaki, ‘’MÜTALAA BEYANI’’.

5.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (Kapatılan Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı)’nın 2010/48802 sayılı dosyasında bulunan 16.05.2011 tarihli ‘’MALİ BİLİRKİŞİ RAPORU’’ ile, sayısı 3 adet ve toplamları 3.100.000.00TL olarak tespit edilen Genel Kredi Sözleşmeleri’nin, İstanbul 15.asliye Ticaret Mahkemesinden res’en alınmış olan sözleşmelerde yapılan incelemelerle de sabit olduğu gibi, silinip yeniden yazılırken sayılarının da  arttırılarak 4 adet’e ve toplamlarının 5.200.000.00TL’ sına  çıkarılmış olduğunun tespit edilmesi.

6.KYO kararı verildikten sonra Şüpheli SEMRA OKTAYOĞLU hakkında, şikayet konusu senedi banka resmi defterlerine kayıt yapmamak suretiyle 5411 sayılı Bankacılık Kanunu 156.maddesine  muhalefet suçundan İstanbul 8.Ağır Ceza Mahkemesinin 30.12.2013 tarih ve 2012/30 E. Sayılı kararı ile vermiş olduğu, 10 AY HAPİS kararı .

Savcı Ercan Devrim’in 1.5 yıl beklettikten ve hiçbir  CEZA dosyasında bulunamayacak sayıdaki DELİL çokluğuna rağmen, sözde kanun gereği ceza davasının açılabilmesi için göndermiş olduğu fakat içeriğinin ne olduğu dahi anlaşılamayan bu sözde talep dilekçesine karşılık, Bakırköy 7.Ağır Ceza Mahkemesi, ne hakkında olduğu dahi anlaşılamayan talebin kabul edilmemesi kararını vermiştir.

Sanık avukatlarının, bizleri küçük düşürmeye çalışan ifadelerinin dayanağı olan şikayetlerimiz ve   hak arama çabalarımız,  5.5 yıldır sürdürmeye çalıştığımız Hak ve Hukuk mücadelesinin doğal akışı içinde yaşadığımız sıkıntılar ve hatalı kararlarla  ilgili  sorumluların cezalandırılması için Yasal haklarımızın kullanılmasını zorunlu hale getirmesinin neticesidir.

Memleketimizde pek de alışık olunmayan durum da budur.

Bu nedenle de Savcı Ercan Devrim’i de HSYK’ya şikayet ederek yapılan hatanın cezalandırılmasını talebimiz nedeni ile yasal hakkımızı  kullanmış olmamızın sorgulanamaması gerekir.

Eğer tartışılması gerekirse dosya açılır, incelenir ve varsa hatalı tespitlerimiz rahatlıkla  tartışılabilir. Örneğin Kriminal Raporlarla doğru olduğu tespit edilmiş olan bütün  iddialarımıza ait bütün  belgelerin yeniden incelenmesi sağlanabilir. Bu incelemeler yurt dışında yaptırılarak yazı ve belgelerin yaşları dahi tespit edilebilir.

Bu tartışma, inceleme ve belki de Yargılamanın, Televizyon kanalları dahil olmak üzere KAMU’ya açık olarak yapılması ise en büyük dileğimizdir.

3. SANIKLARIN YALAN BEYAN VE İFADELERİ:

Yıllardan beri Mahkemelere ve Savcılık Makamları’na vermiş olduğumuz dilekçe ve beyanlarımızda ASLA  YALAN’A BAŞVURMADIK.

 Almış olduğumuz dini ve milli terbiyenin gereği budur.

Eğer ben yalan söylemiş olsaydım, sayın Mahkemenizde görülmekte olan Ceza davası ile ilgili şikayetimde, sanık Günay Yılmaz ile sanık Yalım Şentürk’ü ayırmadan, her ikisinin de beni ölümle tehdit etmiş olduğunu rahatlıkla söyleyebilirdim.

Bu nedenledir ki, sanıklardan Günay Yılmaz,  yargılamanın ilk duruşmasındaki ifadesine, ‘’Bildiğiniz gibi ben ölümle tehdit suçlaması ile burada bulunmuyorum…’’ diyerek kendisini diğer sanık Yalım Şentürk’ten ayırarak ve aslında işlenmiş olan bütün suçu da ikrar ederek başlayabilmiştir.

Halbuki sanık Yalım Şentürk’ün ölümle tehdit etmesini  azmettiren ve sonra da kenara çekilmeye çalışan sanık Günay Yılmaz’dır.

Sanık Günay Yılmaz’ın bu tehditleri, yine avukatı olduğu Turkısh Yatırım A.Ş.’nin Bursa’da onlarca vatandaşın birikimlerini dolandırmış olduğu ve bu nedenle de, Bursa 2.Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılmakta olan yargılamanın  dosyalarında da görülebilir.

Yargılama dosyası ve şikayetler incelendiği zaman  müşterilerin birikimlerinin,   benim ancak yıllar sonra ortaya çıkarabilmiş olduğum gibi, sahte ve tahrif edilmiş belge ve evraklarla nasıl dolandırıldığı açık olarak görülebilir. Ve sanık Günay Yılmaz  ise, bu suç organizasyonun yine en önemli bir kollarından biridir. Bunun göstergesi ise banka ile sözde ilişkisi kesilmiş olmasına rağmen yetkili olarak takip etmekte olduğu davalardır. Aşağıda Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesi 2013/114 sayılı Dosyasında olduğu gibi,

Sanık Beytullah’dan soruldu: Beni ne Tevfik Kaya ne de başka hiçbir müşteri tehdit etmedi, ben yurtdışına kaçtıktan sonra bizzat Tevfik Kaya benim vodofone hattımdan arayıp Türkiye’ye gelmemi teslim olmamı, adalete güvenmemi istedi, ben Türkiye’ye geldikten sonra Gönlü Ferah otelde bankanın ve yatırım Aş’nin müfettişleri banka vekili Av.Günay Bey ve banka genel müdür yardımcımız Şevket Bey’in huzurunda “sen banka müşterilerinden Tevfik Kaya, Engin Şenocak, Ahmet Sarı, Talat Hacı Salihoğlu ya da Salioğulları tarafından bana işlem yap Beytullah, bana para kazandır Beytullah diye zorlaması ve dayatmasıyla işlem yaptığımı zorlamamı söylemem halinde beni ve arkadaşlarımı kurtaracaklarını söylediler, ancak ben bir kez hata yaptım, ikinci kez hata yapmak istemedim, bu şekilde beyanda bulunmadım, söylediğimi gibi müşterilerden bana herhangi bir tehdit ve zorlama olmamıştır. Ayrıca konuşma sırasında ses kayıt cihazı koydular ve bunun kayda alınmasını muvafakat edip etmediğni sordular, ben de ediyorum dedim, ancak kayıt yaparken bankanın lehine olanları kaydettiler, aleyhe olanları kaydetmediler, masaya vurup söyleyeceksin diye kötü davrandılar, banka zarar ne kadar çok olsa da minimize edecek şekilde en az ne kadar zararla bunu karşılayabilecek şekilde bana baskı yapmışlardır, dedi. (Ek.3)

Yukarıda ifade etmiş olduğumuz  tahrifat ve sahtecilikleri kapsayan bütün deliller  2012/56863 sayılı dosyada mevcut olduğu gibi ilgili bütün Mahkeme dosyalarına da sunulmuştur.

Turkıshbank A.Ş ve avukatlarının YALAN söylemek   yerine asıl yapmaları gereken,  bu delillerin doğru olmadığına itirazla, yeniden Kriminal incelemelerin yapılmasının sağlanmasını istemek olmalıdır. Fakat Turkıshbank A.Ş. ve avukatları yıllardan beri bu belgelerin Kriminal incelemelerinin yapılmasını önleyebilmek için, sistemli olarak olarak belgelerin teslim edilmesinden kaçınmışlardır. Ve hatta,  Bilirkişi incelemesi  yapılmaması için  Savcılık Makamını dahi  üstü örtülü olarak  tehdit  edebilmişlerdir.  

‘’Arz ettiğimiz bu kuralların, bilirkişi incelemeleri ile bertaraf edilerek tersine çevrilmesi, müvekkillerimin ve bankamızın telafi edilemeyecek derecede büyük ve çok ağır bir mağduriyetine sebebiyet verecek vahamettedir.’’   (Turkıshbank A.Ş. Avukat Sümer Altay, 2011)

Belgelerin üzerlerindeki yazıların, yaşları da dahil olmak üzere Kriminal incelemelerinin A.B.D’de yapılması talebimize karşı ise,

‘’ Şikayet eden borçlunun bu beyanlarından sonra kriminolojik incelemenin ABD’de yapılması talebine hiçbir şekilde muvafakat vermiyoruz.’’

Beyanı ile karşı çıkmışlardır ama  Atalar sözüdür, ’’YARASI OLAN GOCUNUR.’’ ve yine Atalar sözüdür ‘’GERÇEĞİN EN KÖTÜ ÖZELLİLİĞİ, ENİNDE SONUNDA BİR GÜN ORTAYA ÇIKMASIDIR.’’

Hakkında Ceza Soruşturması yürütülen Turkıshbank A.Ş. yetkilileri’nin   avukatları tarafından,  şikayete ve soruşturmaya esas belgeler hakkında, nitelikli bir Kriminal inceleme yapılmasına karşı çıkılması, işlemiş oldukları suçlarını ve çıkacak neticeyi iyi bildiklerinden, aslında suçlu olduklarının kendileri tarafından ikrar edilmesinde başka bir şey değildir.

Katılan olarak iştirak etmekte olduğum Ceza davası’ nın konusu; kullanmış olduğumuz ticari kredinin, karşılığında 4 katı tutarında teminat ipoteği vermiş olduğumuz halde ve   bu kredi ile ilgili olarak zamanında ödenmemiş hiçbir devre faizi de olmamasına  rağmen,  kredi hesabımın kat edilmesi ve ileri  sürülen 2.941.545.00 TL borca karşılık da,  ilk 6 ay içinde bankaya nakit olarak 1.558.695.00TL ödenmiş olmasına rağmen,  bütün gayrimenkullerimizin kendi düzenlemiş oldukları suç senedi ile  uygulamış oldukları İcra ve satış işlemleri ile gasp edilmesine karşı yürüttüğümüz Hak ve Hukuk mücadelesi’ne karşılık olarak,  yapılmış HAKARET ve TEHDİTLER’dir.

Kullanılmış olan krediye teminat olarak verilmiş olan gayrimenkullerden  sadece  tek bir tanesinin bütün borcu ödeyecek değerde olmasına rağmen, icra işlemleri ile borcun en az 4 katı değerinde olan bütün gayrimenkullerin gasp edilmesine karşı yürüttüğümüz Hak ve Hukuk mücadelesine karşılık olarak yapılmış HAKARET  ve TEHDİTLERDİR.

Ve, Bankacılık  şemsiyesi altında gizlenmiş olan bu Hak ve Hukuk dışı yaptırımlar, ancak aşağıda ifade etmiş olduğum YALANLARLA gözlerden uzak tutulmaya çalışılmış ve bir ölçüde de, oluşmuş olan önyargılar nedeni ile başarılı olmuşlardır.

Ve bu güne kadar da,  bu söylemleri doğrultusunda ve sözde Hukuk şemsiyesi altında,  sırf amaçları olan bütün mal varlığımızın icra işlemleri ile ele geçirilmesi için, bir önceki dilekçemizde geniş olarak açıklamış olduğumuz ve aşağıda belirtmiş olduğumuz gibi, Savcılık Makamı ve Mahkemeleri YALAN beyan ve ifadelerle etkilemeye devam edebilmişlerdir.

Turkıshbank A.Ş.’nin beyan etmiş olduğu ve sözde kullanmış olduğumuz ve dava konusu olan 2.941.000.00TL tutarındaki kredi borcumuzun teminatı olarak verilmiş olan ve sadece  tek Gayrimenkulümün bütün kredi borcunu karşıladığı ve kredinin yaklaşık 4 katı tutarındaki 12 adet Gayrimenkul ipoteği varken ve bu krediler ile ilgili ödenmemiş tek bir devre faizi bulunmazken, kredi sözleşmeleri sırasında teminat olarak almış oldukları ve sadece imzaları atılmış boş senedin, bilgimiz dışında ve Genel Kredi Sözleşmelerini doldurmuş olan banka yetkilisi tarafından doldurulmak sureti ile yapılmış olan icra işlemleri ile ilgili olarak Sanık Günay Yılmaz’ın, 31.Aralık 2008 tarihindeki talebi ile yine 31.Aralık.2008 tarihinde verilmiş olan İHTİYATİ HACİZ  kararının özeti aşağıdadır.

İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesi

Talep tarihi                                          : 31.12.2008

Karar tarihi                                          : 31.12.2008

Esas no                                                : 2008/2470 D.İş.

Karar no                                               : 2008/2470

Alacak miktarı                                      : 3.700.000. YTL

Haciz olunacak şeyler : Borçlunun ve Borçluların taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları.

Bu sırada, Bankanın kullanılmış olduğunu ileri sürdüğü kredi tutarı 2.941.000.00TL olup,   kredinin teminatı olarak  bankaya ipotek edilmiş olan gayrimenkullerin toplam değeri ise, banka kayıtlarına göre 10.100.000.00 TL, piyasa değerlerine göre ise 12.000.000.00TL ‘dir.

Durum böyle olduğu halde, banka ve sanık avukatlar, sözleşmelere aykırı ve usulsüz olarak talep etmiş oldukları kredi alacaklarını,  ipotek işlemleri ile değil,  baskın şeklinde ve en kısa zamanda tahsil edebilmek için,  kendi düzenlemiş oldukları suç senedi ile uygulamış oldukları İcra işlemlerini kullanmışlardır. Çok daha önemli olarak  ise,  eğer varsa,  ipotek edilmemiş başka gayrimenkullerin üzerine de haciz işlemi yapılmaya  çalışılarak  bütün mal varlığımızın elde edilmesine  çalışmışlardır. Bu da zaten aşağıda ifade edeceğimiz irtifak tapulu olan tek gayrimenkuldür.

Bu işlemler bir İNFAZ’ dır.   

Sanık avukatlar Günay Yılmaz ve Yalım Şentürk,  Turkıshbank A.Ş. adına almış oldukları bu İHTİYATİ TEDBİR kararı ile; zaten tamamı bankaya ipotek edilmiş olan ve kullanılmış olan kredinin 4 katı tutarındaki değeri olan bütün gayrimenkullerin, suç senedi ile oluşturulmuş İcra işlemleri ile satışa çıkarılarak, İcra satışları ile ‘’Ben zaten icradan alacağımı söyledim. Sizden almak yerine icradan alırım. Sanık avukat  Yalım Şentürk’’değerlerinin yarı fiyatının altında elde edilmesinin ve daha sonra bunların ayrıca haricen satılarak sözde kanunlara uygun görünen karlarının misli ile üzerinde olan ve vergisi de olmayan bir kanun dışı kazancın alt yapısını oluştururken, dayanakları daima YALAN olmuştur.

Turkıshbank A.Ş.’nin avukatları olan sanıkların, Mahkeme ve Soruşturma dosyalarında bulunan ve yıllardan beri rahatlıkla kullanmış olduğu ve dosyalardaki belgelerin incelenmesi ile dahi kolaylıkla ortaya çıkarılabilecek YALAN beyan ve ifadeler’ in bir kısmı aşağıdadır.

1.Şikayete konu senet borçlu tarafından bir ödeme belgesi olarak verildiği için ve vadesinin yakın olması nedeni ile kayda alınmadığı öğrenilmiştir.’’ (Avukat Günay Yılmaz, Avukat Yalım Şentürk 09.06.2011 2010/48802 Soruşturma dosyası)

2.‘’Kredili firma ile kefillerinin gönderilen hesap kat ihtarnamesine rağmen verilen 8 günlük süre içersinde ihbarname içeriğinde talep edilen 3.567.236.48 TL ödenmediğinden…’’ (Avukat Günay Yılmaz, Avukat Yalım Şentürk.  Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı  Soruşturma dosyası 07.07.2011)

3.‘’…kredi borcunun 25.12.2008 tarihinde ödeneceği beyan edilmiş ve bu tarihli bir bono tanzim edilerek müvekkil bankaya kredi borcunun ödenmesi amacı ile verilmiştir. Ancak bu bononun ödenmemesinden sonra Beyoğlu 17.Noterliği’nin 31.12.2008 tarih ve 32706 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile hesaplar kat edilmiştir. Hesap kat ihtarnameleri şirket tarafından 06.01.2009 tarihinde ve davalılarca 21.01.2009 tarihinde tebliğ alınmış olmasına rağmen verilen 8 günlük süre içersinde ödenememiş ve borçluların tamamı temerrüde düşmüştür.’’

4.’’Hesabın kat edildiği tarihte kredi kullandırılan firma ve müşterek borçlu ve müteselsil kefilleri olan davalılar hakkında bir çok icra takibi açıldığı, tüm menkul ve gayrimenkul mallarına haciz konulduğu, davalıların adreslerini terk ederek menkul mallarını kaçırdığı ve son aylara ilişkin faiz ve ana para ödemelerini yapmadığı görülmüş olup bu nedenle hesabın kat edilmesi zorunluluğu doğmuştur.’’

5.’’Davalılar sürekli olarak Yargı mercilerini yanıltmak amacı ile senaryolar üretmekte olup, borçlarını ödememek ve müvekkil banka tarafından açılan takipleri sürüncemede bırakmak amacı ile Adli Merciler nezdinde gerçek dışı beyanlarda bulunmaktan çekinmemektedirler. Davalılar kötü niyetli olarak icra takibine itiraz etmişlerdir. Buradaki tek amaçları takibi geciktirmek ve müvekkil bankanın alacağının sürüncemede bırakılmak istediklerinden ibarettir. Bu güne kadar kredi borcunun ödenmesi için hiçbir yaklaşımda bulunmadıkları gibi, tahsilini zorlaştırmak için her türlü yolu denemektedirler.’’

6. ‘’İcra takibine konu bono bizzat davacı borçlu tarafından müvekkil bankaya getirilerek ibraz edilmiştir. O nedenle bu mahiyetteki iddiaları tamamen gerçek dışı olup bir senaryodan öteye gitmemektedir.

7.‘’ …Söz konusu bono kredi borcunun ödenmesinin temini amacı ile  müvekkil bankaya teslim edilmiştir. Zaten bu bononun ödenmemesinden sonra kredi hesabı kat edilerek haklarında icra takibi yapılması zorunluluğu doğmuştur.

8.‘’ Şikayete konu bononun Banka yetkilileri tarafından doldurulduğu iddiası gerçek dışı bir iddiadır. Yine şikayetçinin bononun düzenlendiği tarih tarihte yani yani 04.12.2008 tarihinde banka ile hiçbir ilişkisinin bulunmadığı hususu da gerçek dışı olup haksız bir iddiadan ileri gitmemektedir. Şikayetçi olan firma 26.04.2007 tarihinde ilk Genel Kredi Sözleşmesini imzalamış, sonrasında ise 19.07.2007,21.09.2007 ve 28.04.2008 tarihinde diğer Genel Kredi Sözleşmelerini imzalamıştır. Kısacası şikayetçinin sözü geçen 04.12.2008 tarihinde müvekkil banka ile bir ilişkide bulunduğu açıkça görülebilmektedir.

9.Şikayetçi yazı formatının farklı olmasını bahane ederek kendine bir menfaat elde etmeye çalışmaktadır. Oysaki senedin kendi personelince veya bir yakını tarafından tanzim edilebileceği gerçektir. Kaldı ki şirket  yöneticisinin bu mahiyette senedi tanzim ettiği istisna olarak görülen bir durumdur. Genelde mali işlerden sorumlu muhasebecisinin veya personelin senedi tanzim ettiği bir senedi  yönetici ve yetkilisine imza ettirmesi genel bir uygulamadır. Aksinin kabul edilmesi son derece haksız durumların ortaya çıkmasına sebebiyet verecek bir mahiyettedir.’’

Yalım Şentürk tarafından yukarıda verilmiş olan dilekçe beyanı doğrultusunda, Turkıshbank A.Ş.nin diğer bir avukatı olan Sümer Altay da aynı dosyaya aşağıdaki beyana haiz dilekçeyi vermiştir.

‘’Arz ettiğimiz bu kuralların, bilirkişi incelemeleri ile bertaraf edilerek tersine çevrilmesi, müvekkillerimin ve bankamızın telafi edilemeyecek derecede büyük ve çok ağır bir mağduriyetine sebebiyet verecek vahamettedir.’’ (Turkıshbank A.Ş. Avukat Sümer Altay, 2011)

10.‘’ Şikayetçi, ekte bulunan tapu kayıtlarından görüleceği üzere 50’den fazla kişiye olan borcunu ödemeyerek birçok kurum ve şahsı mağdur etmiştir.’’

11.‘’…Şikayetçi kendisi hakkında icra takibi başlatan alacaklılarını itirazlar ve Cumhuriyet Başsavcılıkları nezdinde yaptığı şikayetlerle  yıldırmak ve borcun ödenmesini sürüncemede bırakmak çabası içindedir. Sayın Başsavcılığınıza yapmış olduğu şikayet de bu amacı taşımaktadır. Şikayetçi, onlarca şahıs ve şirkete borçlanıp, sonra da borçlarını ödememek ve ödemeyi geciktirmek için kendisine menfaat temin etmeye çalışmaktadır.’’

12.‘’…Şikayetçinin bir tefeci gibi İcra işlemlerine devam edildiği suçlaması öncelikle Bankacılık Kanunu hükümlerine göre bir suç mahiyetinde olup Sayın Savcılığınız nezdinde suç ihbarında bulunuyoruz. Müvekkil bankanın, alacağını tahsil etmek üzere, özellikle bir dolandırma kastı içersinde bulunan ve en az 50 şahsa borcunu ödemeyerek bu insanları mağdur eden şahsın üzerine hukuki yollardan gidilerek icrai işlemlere davam etmesi son derece doğal bir hakkı niteliğindedir.

13.‘’ Yapılan şikayete bakıldığında iddia edilen husus bononun boş bırakılan kısımlarının müvekkil banka tarafından doldurulduğu ve bu nedenle de bir suç oluştuğu hususudur.’’

14.‘’ Şikayete konu senedin taraflar arasındaki sözleşme ve ilişkiye aykırı olduğu hususu tespit edilmeden yani suç unsurunun oluşup oluşmadığı belirlenmeden, senet üzerindeki yazıların kime ait olduğunun araştırılmasına girilmesi, usul ve yasa hükümlerine açıkca aykırıdır.’’

15.‘’ Şikayete konu senet borçlu tarafından bir ödeme belgesi olarak verildiği için ve vadesinin yakın olması nedeni ile kayıda alınmadığı öğrenilmiştir.’’

16.‘’ Senedin diğer bölümlerinin kimler tarafından doldurtulduğu tarafımızca bilinmemekte olup bu hususun tarafımızca da bilinmesine de gerek bulunmamaktadır.’’

17. ‘’Borçlunun bu iddiaları son derece samiyetsiz olup (samimiyetsiz) ‘’yavuz hırsız ev  sahibini bastırır’’ deyimini kullanmaya çalışmaktadır. Öncelikle karşı tarafın sunmuş olduğu evraklara balkıdığında (bakıldığında) şikayet eden Adil Altay Güney onlarca çek ve senet düzenleyerek 60’dan fazla kişiden mal ve para almış ve mükellefiyetlerini yerine getirmeyerek bu özel ve tüzel kişileri mağdur duruma düşürmüştür.  Hakkında onlarca takip açılmış olmasına rağmen bu şahıs borçlarını ödemek yerine ‘’yavuz hırsız ev sahibini bastırır’’ deyimini bizzat kullanarak üste çıkmaya çalışmakta, bizzat kendisinin verdiği çek ve senetlere itiraz etmektedir.’’

18. ‘’ Şikayet eden borçlunun bu beyanlarından sonra kriminolojik incelemenin ABD’de yapılması talebine hiçbir şekilde muvafakat vermiyoruz.’’

19.‘’…kredi faizleri ile taksitlerini ödeyememesi nedeni ile…ihtarnamesi ile hesapları kat edilmiştir.’’

20. ‘’Kredili firma ile kefillerinin gönderilen hesap kat ihtarnamesine rağmen verilen 8 günlük süre içersinde ihbarname içeriğinde talep edilen 3.567.236.48 TL ödenmediğinden, firma ve kefilleri hakkında …25.12.2008 vadeli 3.700.000.TL tutarlı bono üzerinden, 12.01.2009 tarihi itibarı ile…kambiyo hükmümde icra takibi açılmış ve ayrıca Genel Kredi Sözleşmesi üzerinden ilamsız takip açılmıştır.’’

21.‘’Şüpheli Adil Altay Güney kredi taksitleri ile tanzim ettiği senetler ve keşide ettiği çekleri ödemeyerek müvekkil bankayı mağdur etmiştir. Ayrıca adresini değiştirip tüm menkul mallarını kaçırarak yapılacak tahsilatların geciktirilmesini temin amacı ile son derece kötü niyetli hareket etmektedir.’’

22.Sanık avukatların, Genel Kredi Sözleşmelerinde, İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarları Müdürlüğü tarafından tespit edilmiş olan silinme, tahrifat ve yeniden yazmaların banka tarafından değil de, sözde benim tarafımdan yapıldığı ve bu nedenle de hakkımda Ceza Davası açılması taleplerine dair İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na vermiş oldukları 01.07.2013 tarihli  ve 2013/42455 sayılı dilekçelerinde de YALAN söyledikleri ortaya çıkarılmıştır.

Sanık avukatlar Günay Yılmaz ve Yalım Şentürk’ün, Kriminal incelemelerinin yapılması için Şişli Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/48802 sayılı dosyasına vermiş oldukları dilekçe ve ekleri ile de ayrıca yıllar önceden PLANLANMIŞ BİR ŞEKİLDE suç işlemiş oldukları ortaya çıkarılmıştır.

Sanık avukatlar Günay Yılmaz ve Yalım Şentürk’ün yıllardan beri farkında olmadığımız bir şekilde, Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı’nı, tahrif edilmiş belgelerle, aynı belgeyi, fotokopi ile çoğaltarak, değişik belge vermiş gibi aldattığı, dolandırdığı ve resmi evrakta sahtecilik yaptığı anlaşılmıştır.

Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmüş olan 2010/48802 sayılı Soruşturma dosyasında, Savcılık Makamının talimatı ile yapılmış olan ‘’KRİMİNAL’’ raporda, İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarları Müdürlüğü tarafından incelenmiş olan Sözleşme sayfaları aşağıdadır.

                                                       1.   2 Adet              28.04.2008 tarihli     2.000.000.YTL

2.   2 Adet              26.04.2007 tarihli         600.000.YTL

 Sanık avukatlar Günay Yılmaz ve Yalım Şentürk tarafından, Mali bilirkişi raporu ile 3 adet olarak tespit etmiş olan Genel Kredi Sözleşmesi sayısının, 4 adet olarak kayıtlara geçirilebilmesi için; 28.04.2008 tarihli 2.000.000.00YTL ve 26.04.2007 tarihli 600.000.00YTL tutarlı 2 adet Genel Kredi Sözleşmesi’nin imza sayfa fotokopileri, birer adet ilave fotokopi ile arttırılarak 4 adet ayrı Sözleşme gibi, kriminal inceleme  için Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı’na verilmiştir.

Ve böylece, 2 adet Sözleşmenin imza sayfası, her biri  2 suret yapılarak ve sanki 4 adet ayrı sözleşme sayfası gibi Savcılık makamına verilmiş ve İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarları Müdürlüğü’ne gönderilmesi sağlanarak, sanki 4 adet Genel Kredi Sözleşmesi incelenmiş gibi ‘’Tutanaklara’’ geçirilmesi sağlanmıştır.

Bu konu ile ilgili yalan ve sahtekarlıkla ilgili olarak da, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sanıklar aleyhine açılmış olan Soruşturma C.M.2013/20727 numara ile devam etmektedir.

4.SANIKLARIN MÜVEKKİLİ OLAN TURKISHBANK A.Ş.’NİN YURT DIŞI FAALİYETLERİ ve ALMIŞ OLDUĞU CEZALAR:

  1. Sanıkları müvekkili ve yapmış olduğu Hak ve Hukuk dışı uygulama ve yaptırımlar nedeni ile 66 aydır Hak ve Hukuk mücadelesi yapmaya çalıştığım Turkıshbank A.Ş.’e, İngilterenin bankacılık otoritesi olan FSA U.K.’dan, ‘’Para aklamaya karşı yapılan düzenlemelerde taşıdığı riskler’’ nedeni ile 294.000 Sterlin CEZA verilmiştir. (Ek.4)
  2. Yine bunun dışında ayrıca, İngiltere ve KKTC’de faaliyet gösteren Turkıshbank, ‘’KARA PARA’’ damgası yemekten, ……………adlı çalışanının bir cinayete karışması ile sıyrılmış olduğu bültenlerde yer aldı. (Ek.5)

5.SONUÇ ve TALEBİMİZ:

Yukarıda genel olarak ve özellikle de özet olarak ifade etmeye çalışmış olduğum gibi, sanık avukatlar Günay Yılmaz ve Yalım Şentürk’ün Sayın Mahkemenizde yargılanmalarına neden olan ÖLÜM TEHDİDİ VE HAKARET, müvekkili oldukları Turkıshbank A.Ş. ile 6. Yılının ortasına gelmiş olduğumuz ve artık KAMU’ya  mal olmuş olan HAK ve HUKUK mücadelesinin, kendi beyanları ile ifade etmiş oldukları gibi, bankaya ve kendilerine vermiş olduğu rahatsızlığın neticesidir.

Sanık avukatların bu konudaki beyanları açıktır.

‘’Müvekkil banka için artık bu durum çekilmez hale gelmiştir. Şüphelinin bu eylemleri müvekkil bankanın yöneticilerini de rahatsızlık vermekte olup, müvekkil banka yöneticileri de mağdur duruma düşmüştür…’’

 Sanık avukatların 24.09.2013 tarihinde, YARGITAY 12.Hukuk Dairesinin 2013/29918 Karar Numarası ile iptal etmiş olduğu, şirketimize ait gayrimenkullerimizin satışları sırasında yapmış oldukları  TEHDİT ve HAKARET’e rağmen devam ettirmiş olduğumuz Hukuk süreci ve yürütülen Soruşturması neticesinde,

Turkıshbank A.Ş.’nin yetkili ve avukatlarının inkar, yalan ve engellemelerine rağmen, bütün iddialarımız Kriminal Raporlarla doğrulanmış ve yukarıda açıklaması yapılmış olan  bütün Hukuk dışı işlemlerle tahrifat ve sahtecilikler, bütün engellemeler ve tehditlere  rağmen somut delillerle kesin olarak tespit edilerek ortaya çıkarılmıştır.  

Yukarıda, soruşturmanın başından itibaren verilmiş olan ifade ve beyanlarla açıklamaya  çalıştığımız gibi, CEZA DAVASI, özellikle bir bankanın avukatlarının sanık olduğu, sebep ve sonuçları sıra ile takip edildiği takdirde,  neticede HAKARET ve ÖLÜMLE TEHDİT aşamasına gelebilen bir cüretkarlığın ve buna bağlı Hukuk dışılığın mercek altına alınmasının gerektiği,  bireysel olmaktan uzak ve bağlantıları çok geniş  bir CEZA DAVASIDIR.

Bu suçun temelinde ise sanık avukatların işvereni olan müvekkil banka Turkıshbank A.Ş.’nin yönetim Kurulu Başkanı olan Hakan Börteçene’nin, soruşturma savcısı Sayın Ercan Devrim’in ‘’…sair kötülük, tehdit…’’ olarak değerlendirildiği TEHDİT yatmaktadır.

 ‘’Eğer dediklerimizi yapmazsan, hayatı sana zehir ederiz.’’

Bursa 2.Ağır Ceza Mahkemesinde devam etmekte olan DOLANDIRICILIK davasının yanında, Turkıshbank UK’ya, KARA PARA AKLAMA nedeni ile İNGİLTERE’de verilmiş olan ceza (Ek.4) ile Turkıshbank UK.’nın, ‘’KARA PARA’’ damgası yemekten ‘’CİNAYET’’ ile nasıl kurtulduğu (Ek.5)  Sayın Mahkemenizin özellikle göz önüne alarak değerlendirmesi gereken konulardır.

Gerek kurmuş olduğumuz ‘’BANKA MAĞDURLARI PLATFORMU’’, gerekse yayınlamakta olduğum İnternet sitesi ve basıma hazırladığım ‘’FİNANSAL TERÖR ve BANKA’’  isimli belgesel kitabım nedeni ile beni arayan ve şu anda Turkıshbank A.Ş. ile Mahkeme sürecinde olan bazı müştekiler ise açıkça emniyet endişesi  ile isim vermekten kaçınmaktadırlar.

İngiltere’de olduğu gibi, Türkiye’de de işlenmesine müsaade edilen ve kurbanı olabileceğim bir cinayet ise, Turkıshbank A.Ş.’yi ‘’…çekilmez bir durum haline gelen…’’ Soruşturma dosyalarından kurtarabilecektir.(‘’En iyi terzilerin ellerinden çıkan elbiseler giyer, yasal bir iş sahibi olur ve topluma yararlı birer vatandaş rolüne bürünürler. Zor durumda olanlara borç para verirler. Bu adamlar örnek birer vatandaş görümündedirler. Ama bu görünümün altında bir KAN GÖLÜ yatmaktadır. John Perkings, ‘’Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları kitabından.’’)

Bütün bu bağlantılarla ilgili  bilgi akışı ve araştırmalarımız devam etmekte olup, yeni beyan ve delillerimiz ileride, ayrıca Sayın Mahkemenize bildirilecektir.

Turkıshbank A.Ş.’nin avukatları olan Günay Yılmaz ve Yalım Şentürk’ün hakaret ve tehditleri, kendi başına münferit bir eylem değil; alışılmışın dışında olarak, yıllardır banka ile yapmakta olduğumuz Hak ve Hukuk mücadelesinin, Banka üst yönetici ve yetkililerine vermiş olduğu rahatsızlığın neticesidir. Aslında, en üst yöneticilerinden birinin ifadesi ile, Yasaların değil insanların yönettiği bir bankanın, doğal olarak, Hukuk ve etik dışı yaptırımlarını  yöneten ve yapan  Avukatları olan sanıklar Günay Yılmaz ve Yalım Şentürk’ün, uzun yıllar boyunca vermiş oldukları dilekçelere ve beyanlara  bakıldığında ise, yapılan bu sözde hukuki işlemlerin dışında, beni ve ailemi yok edilmesi gereken bir hasım olarak gördükleri açık olarak ortaya çıkmıştır.

Bu nedenlerle,

1. Hak ve Hukuk dışı işlemlerle gasp edilmiş olan Aile varlığımızın yarısının sahibi, icra işlemlerinin diğer muhatabı ve  4 adet Genel Kredi Sözleşmesinin 3’ünde imzaları sahte olarak atılmış olan ve bir eş olarak sanık Günay Yılmaz’ın tehditlerinin de muhatabı olan ve   inanılmaz üzüntüleri göğüslemeye çalışan eşim Sevil Güney’in yaşadıklarının da, Sayın Mahkemece dinlenilmesi gerekir.

Bu nedenle, 17.12.2013 tarihli duruşmada talep etmiş olmamıza rağmen, şahit olarak dinlenilmemesine karar verilen eşim Sevil Güney’in, karardan dönülerek dinlenilmesine karar verilmesine,

 2. Talep ve delillerimizin doğrultusunda, Soruşturmanın genişletilmesine,

3. MÜTALAA BEYANI ile tespit edilmesi gereken hususlarla ilgili çalışmaların yapılabilmesi ve üzerinde inceleme yapılabilmesi  için, kamera görüntülerinden oluşmuş karelerin fotoğraf haline getirilerek bir kopyasının tarafımıza teslim edilmesine,

4. Kamera kayıtları üzerinde yapmış olduğumuz ve Sayın Mahkeme dosyasına sunmuş olduğumuz tespitler doğrultusunda, kamera kayıtları ile ilgili Bilirkişi Raporu alınabilmesi için, kayıtların Bilirkişi’ye gönderilmesine,

5Soruşturmanın esas konularından olan, sanık avukat Yalım Şentürk’ün ölüm tehdidi sırasında söylemiş olduğu ‘’Sen benim bankadan evvel müvekkilimin kim olduğunu biliyor musun?’’ söylemindeki önceki müvekkilinin kim olduğunun tespit edilmesini,

6. Sanık avukat Günay Yılmaz’ın, gayrimenkul satışları sırasında gerek Turkıshbank A.Ş. ve gerekse Turkısh Faktoring A.Ş  adına, nakit alarak ve kendi banka hesabına yatırılarak tahsil etmiş olduğu  paralarla ilgili kendi banka hesabının ekstresini , makbuzunu ve bu ödemelerle ilgili olarak  Turkıshbank A.Ş. ve Turkısh Faktoring A.Ş.’ye yatırmış olduğu paraların resmi dekont ve belgelerin istenmesini,

7. Sanık avukatlar Günay Yılmaz ve Yalım Şentürk’ün müvekkilleri olan Turkısh Faktoring A.Ş.’nin,  Güney Konut Organize Yapılar ve İnşaatlar Ltd.Şti’nin borcu ve yapılmış ödemelerle  ilgili tasdikli ekstrenin istenmesini,

8. Sanık avukat Günay Yılmaz’ın 17.12.2013 tarihli duruşmada, ifadesinin hemen başında, Sayın Mahkeme’ye hitaben ve telaşla, kendi suçunun ölümle TEHDİT değil, HAKARET olduğunu için sanık olduğunu ifade ederek söze başlaması ile,  kendisini hemen yargılamanın başında diğer sanık Yalım Şentürk ‘den ayırmaya çalışmış olması, işlemiş oldukları suçların açık bir itirafı olduğu nedeni ile;  sanık Günay Yılmaz’ın suçunun,  ayrıca yardımcısı olarak altında çalışan sanık Yalım Şentürk’ü  ölüm tehdidi suçuna azmettirmekle de değerlendirilmesini,  

Ve,  önümüzdeki duruşmalarda  ayrıca  Avukatlarımın taleplerinin de kabul edilmesi ve Soruşturmanın genişletilmesi ile ilgili talep haklarımın saklı  kalması ile, sanık avukatlar Günay Yılmaz ve Yalım Şentürk’ün, en ağır şekilde cezalandırılmasını Sayın Mahkemenizden arz ve talep ederim 

ADİL ALTAY GÜNEY

YÜKSEK MÜHENDİS MİMAR

GÜNEY KONUT ORGANİZE YAPILAR VE İNŞ.LTD.ŞTİ.

1. Turkısh Tatırım A.Ş. mağduru İbrahim Hayat’ın yorum mektubu.

          2. Emekli Başsavcı ve Avukat Reşat Petek’in yorumu.

          3. Bursa 2.Ağır Ceza Mahkemesi duruşma Tutanağından bir bölüm.

          4. Gazete haberi, ’’İngiltere, Turkıshbank UK’ya ceza yazdı.’’

          5. Gazete haberi, ‘’Turkıshbank’ı cinayet kurtardı.

 

GOOGLE, ‘’WORDPRESS GÜNEY KONUT’’ ADİL ALTAY GÜNEY’İN HAK VE HUKUK MÜCADELESİ

www.güneykonut.com.tr

www.kemerormanevleri.com

altaygüney@güneykonut.com.tr

cep telefonu: 0532 212 70 62 – 0533 668 23 73

ZUHURATBABA MUHTAR SOKAK NUMARA 4-1 / 16,                                    BAKIRKÖY – İSTANBUL

TURKISHBANK A.Ş.’NİN AVUKATLARI OLAN GÜNAY YILMAZ VE YALIM ŞENTÜRK’ÜN, HAKARET VE TEHDİT SUÇLARI İLE YARGILANMAKTA OLDUĞU İSTANBUL 7.AĞIR CEZA MAHKEMESİ’NE VERİLMİŞ OLAN 12.02.2014 TARİHLİ DİLEKÇE.

          HAKSIZLIK ÖNÜNDE EĞİLMEYİNİZ, O ZAMAN HAKKINIZLA BİRLİKTE ŞEREFİNİZİ DE KAYBEDERSİNİZ.

                         MESLEK ETİĞİ İLE BAĞDAŞMAYAN İŞLER YAPAN  VEYA AVUKAT ÜNVANININ GEREKTİRDİĞİ

                        GİBİ DAVRANMAYAN AVUKATLARIN, BARO TARAFINDAN CEZALANDIRILMASI SÖZ KONUSU

                         DUR. ANCAK MESLEK ETİĞİNİN NE OLDUĞU VEYA  ÜNVANININ GEREKTİRDİĞİ DAVANIŞLAR

                         AÇIK DEĞİLDİR.                                          (İSTANBUL BAROSU BÜLTENİ, ESRA GÜLTEKİNLER)  

 

                       

                                  EN İYİ TERZİLERİN ELLERİNDEN ÇIKAN ELBİSELER GİYER,   YASAL BİR İŞ SAHİBİ OLUR VE

                                  TOPLUMA YARARLI BİRER VATANDAŞ ROLÜNE BÜRÜNÜRLER.   ZOR DURUMDA OLANLA-

                                  RA BORÇ PARA VERİRLER. BU ADAMLAR ÖRNEK BİRER VATANDAŞ GÖRÜMÜNDEDİRLER.

                                  AMA BU GÖRÜNÜMÜN ALTINDA BİR KAN GÖLÜ YATMAKTADIR.

                                                                                               (JOHN PERKİNS,’’BİR EKONOMİK TETİKÇİNİN İTİRAFLARI’’

                            

                                                                                                     KANUNUN BİTTİĞİ YERDE ZULÜM BAŞLAR. (JOHN LOCKE)

 

İSTANBUL 7. AĞIR CEZA  MAHKEMESİ

BAŞKANLIĞINA                                                                                                                                                                          12.02.2014

Dosya no: 2013/345 Esas

Sayın Başkan ve Sayın üyeler.

Turkıshbank A.Ş. ile 5 seneyi bitirip 6. Yılına girdiğimiz Hak ve Hukuk mücadelesinin, Savcılık Soruşturmaları ve Hukuk davaları ile birlikte, gelmiş olduğumuz ve  sanık avukatların hakaret ve ölümle tehditleri aşamasında, önceki dilekçemde yapmış olduğum  açıklamalara ilave olarak, özellikle bir hususa dikkatlerinizi çekmek istiyorum.

Sanık avukatların bu güne kadar, bütün Mahkeme ve Savcılık dosyalarına girmiş olan dilekçe ve ifadelerinde sığınmak istedikleri görünüm,  sözde zamanında ödenmemiş bir kredi borcunun, bankacılık şemsiyesi altında tahsil edilmesi işlemlerinin yapılmakta olduğudur ve dışarıdan bakıldığı zaman da görünen budur.

Bu nedenle, 06.02.2014 tarihli dilekçemde bu konular ile ilgili oldukça özet bilgiler vermeye çalışırken, yapılan işlemlerin karmaşık, derin ve çok boyutlu olması, açıklamaların oldukça uzun olmasına neden olmuştur.

Katılan olarak iştirak etmekte olduğum Ceza davası’ nın konusu;   kullanmış olduğumuz ticari kredinin, karşılığında 4 katı tutarında teminat ipoteği vermiş olduğumuz halde ve  toplam krediye karşılık 1.329.455.00 TL  geri ödeme yapılmış olmasına, kredi süresi içinde de toplam olarak 696.485.76 TL dönem faizi ödenmesine,  bu kredi ile ilgili olarak zamanında ödenmemiş hiçbir devre faizi de olmamasına  rağmen,  kredi hesabımın kat edilmesi ve ileri  sürülen 2.941.545.00 TL borca karşılık da,  ilk 6 ay içinde bankaya nakit olarak 1.558.695.00TL ödenmiş olmasına rağmen, asıl borçtan  geriye kalan 1.328.850.00TL için, geriye kalan ve toplam tutarları 9.000.000.00TL’yi aşan gayrimenkulümüzün, kendi düzenlemiş oldukları suç senedi ile  ve hesabın kat edilmiş olduğu 31.12.2008 tarihinden tam 29 ay sonra olan 08.06.2011 tarihinde ve herhalde yeteri kadar faizin işletilmesinden sonra başlamış oldukları   ipoteklerle ilgili  İcra ve satış işlemleri ile gasp edilmesine karşı yürüttüğümüz Hak ve Hukuk mücadelesi’ne karşılık olarak,  yapılmış HAKARET ve TEHDİTLER’dir.

Kullanılmış olan krediye teminat olarak verilmiş olan gayrimenkullerden  sadece  tek bir tanesinin bütün borcu ödeyecek değerde olmasına rağmen, icra işlemleri ile borcun en az 4 katı değerinde olan bütün gayrimenkullerin gasp edilmesine karşı yürüttüğümüz Hak ve Hukuk mücadelesine karşılık olarak yapılmış HAKARET  ve TEHDİTLERDİR.

Bankacılık  şemsiyesi altında görünen kısmın arkasındaki Hak ve Hukuk dışı yaptırımlar ve bu yaptırımlara karşı Hukuk mücadelemiz ise, bu yargılamaya neden olan SUÇ ve SUÇLARIN her halde nedenidir.

BİLGİLERİNİZE ARZ EDERİM.    

SAYGILARIMLA.

ADİL ALTAY GÜNEY

YÜKSEK MÜHENDİS MİMAR

GÜNEY KONUT ORGANİZE YAPILAR VE İNŞ.LTD.ŞTİ.

 

GOOGLE, ‘’WORDPRESS GÜNEY KONUT’’ ADİL ALTAY GÜNEY’İN HAK VE HUKUK MÜCADELESİ

www.güneykonut.com.tr

www.kemerormanevleri.com

altaygüney@güneykonut.com.tr

cep telefonu: 0532 212 70 62 – 0533 668 23 73

ZUHURATBABA MUHTAR SOKAK NUMARA 4-1 / 16,                                    BAKIRKÖY – İSTANBUL

TURKISHBANK A.Ş.’NİN AVUKATLARI OLAN GÜNAY YILMAZ VE YALIM ŞENTÜRK’ÜN YARGILANMAKTA OLDUKLARI İSTANBUL 7.AĞIR CEZA MAHKEMESİ’NE 06.02.2014 TARİHİNDE VERİLMİŞ OLAN DİLEKÇE.

    HAKSIZLIK ÖNÜNDE EĞİLMEYİNİZ, O ZAMAN HAKKINIZLA BİRLİKTE ŞEREFİNİZİ DE KAYBEDERSİNİZ.

                     MESLEK ETİĞİ İLE BAĞDAŞMAYAN İŞLER YAPAN  VEYA AVUKAT ÜNVANININ GEREKTİRDİĞİ

                     GİBİ DAVRANMAYAN AVUKATLARIN, BARO TARAFINDAN CEZALANDIRILMASI SÖZ KONUSU

                     DUR. ANCAK MESLEK ETİĞİNİN NE OLDUĞU VEYA  ÜNVANININ GEREKTİRDİĞİ DAVANIŞLAR

                     AÇIK DEĞİLDİR.                                                  (İSTANBUL BAROSU BÜLTENİ, ESRA GÜLTEKİNLER)       

 

                                                                                      

5411 sayılı Bankalar kanununun 155. Maddesindeki ‘’Gerçeğe aykırı beyanda bulunma’’ suçuyla korunan hukuksal yarar, bankacılık düzenidir. Bunun yanı sıra kamu güvenine karşı işlenen suçlardan belgede sahtecilik suçlarının özel bir türü olan bu suçla, bankacılık alanında önemli bir unsur olan ‘’GÜVEN’’ adlı hukuksal değer korunmaktadır. Zira, bankacılık düzenini sağlamakla yükümlü kişi ve kuruluşlar ile bankacılık alanındaki hukuka aykırılıkları cezalandırmakla görevli kurumların, üstlendikleri fonksiyonları etkin bir biçimde yerine getirebilmeleri, aynı şekilde bankalardan elde edilecek güvenilir bilgi ve belgelere ve bankaların gerçeğe uygun kayıtlarına dayanmaktadır. (MUSTAFA AKIN, BANKACILIK CEZA HUKUKU)

İSTANBUL 7. AĞIR CEZA  MAHKEMESİ

BAŞKANLIĞINA                                                                                                                             29.01.2014

Dosya no: 2013/345 Esas

 ‘’Arz ettiğimiz bu kuralların, bilirkişi incelemeleri ile bertaraf edilerek tersine çevrilmesi, müvekkillerimin ve bankamızın telafi edilemeyecek derecede büyük ve çok ağır bir mağduriyetine sebebiyet verecek vahamettedir.’’ (Turkıshbank A.Ş. Avukat Sümer Altay, 2011)

 Yukarıdaki ifade, Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Turkıshbank A.Ş. ile ilgili olarak ‘’Dosyanın Bilirkişi tarafından incelenmesi’’ kararına karşı olarak, 09.05.2011 tarihinde,  2010/488802 sayılı Soruşturma dosyasına verilmiş olan dilekçeden alınmıştır. Bilirkişi tarafından, suç senedinin bankanın ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiş ve Banka aleyhine İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinde CEZA DAVASI açılmıştır. Fakat Genel Kredi Sözleşmelerinin asılları 2.5 yıl boyunca, Savcılık Makamına teslim edilmediği için, suç senedinin aslı ile birlikte Kriminal incelemeye gönderilerek diğer iddialarımızı doğrulayan kesin rapor alınamamıştır. Sözleşme asıllarının, Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından, yıllar sonra res’en alınmasından sonra, ancak 21.03.2013 tarihinde sözleşmeler suç senedinin aslı ile birlikte  , kriminal inceleme yapılması  için gönderilebilmiştir. Kriminal Polis Laboratuvarları Müdürlüğü’nün hazırlamış olduğu 21.03.2013 tarihli ‘’UZMANLIK RAPORU’’ ile Avukat Sümer Altay’ın korkuları gerçekleşmiş ve yıllardır iddia etmiş olduğumuz gibi, banka yetkili ve avukatlarının Cumhuriyet Başsavcılıklarına ve Mahkemelere vermiş oldukları ifade ve beyanların yalan olduğu, suç senedinin, Genel Kredi Sözleşmelerini hazırlayan banka yetkilisi tarafından düzenlenmiş olduğu, Genel Kredi Sözleşmelerinin tamamında silinti ve tahrifat yapılmış olduğu, Uzman Bilirkişi İsmail Özkan’ın 24.07.2013 tarihli ‘’MÜTALAA BEYANI’’ ile de, 4 adet Genel Kredi Sözleşmesinin 3’ünde Sevil Güney adına atfen atılmış olan imzaların Sevil Güney’in eli ürünü olmayıp takliden atılmış olduğu ve kredi miktarının arttırılmasına ait Sözleşmede, banka yetkilisi ve müdür olarak Ali Baba Şanlı adına atfen atılmış olan imzanın da, Ali Baba Şanlı’nın Savcılık makamına vermiş olduğu beyan dilekçesinde de açık olarak belirtmiş etmiş olduğu gibi, kendi el ürünü olmayıp, takliden atılmış olduğu,  kriminal raporlarla kesin olarak tespit edilmiştir.

Aşağıdaki ifadeler de Turkıshbank A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı dahil olmak üzere en üst yetkili ve avukatlarının kayıtlara geçmiş sözleridir.

 1.‘’Eğer dediklerimizi yapmazsan, hayatı sana zehir ederiz.’’

(Hakan Börtecene, Yönetim Kurulu Başkanı, Aralık 2008)

2.’’Neden? Çünkü benim elimde yasal haklarım var ve benim elimde teminatı olduğu sürece bu yasal hakları sonuna kadar alırım.’’

                       (Taner Biçer, Turkıshbank A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı, Toplantı CD’ si 2010)

3.’’Siz bittiniz, her şeyinizi donunuza kadar alacağız’’

        (Günay Yılmaz, Avukat  Turkıshbank A.Ş. İstanbul 11.İcra Hukuk Mahkemesi önü 2010)

4.’’Bakın yasa yönetmiyor bankayı, insanlar yönetiyor.’’

                        (Taner Biçer, Turkıshbank A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı, Toplantı CD’si 2010)

5.‘’Ben zaten icradan alacağımı söyledim. Sizden almak yerine icradan alırım.’’

                                                (Yalım Şentürk, Avukat Turkıshbank A.Ş. Toplantı CD.’si 2010)

 6.‘’Biz Adil Altay Güney ile yaptığımız toplantıları zaten tek başına yapmadık. Ortak alınan bir karar doğrultusunda toplantıda ben, adını hatırlamadığım banka görevlileri ki bunlar üst yönetimden olan kişilerdir. Adlarını şu an itibarı ile hatırlayamıyorum.’’

(Semra Oktayoğlu’nun suçlu bulunarak hapis ile cezalandırıldığı İstanbul 8.Ağır Ceza Mahkemesi Duruşma tutanaklarından, 2012.)

 Yukarıda açık olarak ifade edilmiş olan ve dilekçemizin ekindeki toplantı tutanağı niteliğindeki CD (Ek.1) ve özetinde (Ek.2) de görüleceği gibi, Turkıshbank A.Ş. ve yöneticilerinin; Yüce Mahkemenizde yargılanmakta olan sanık avukatların yargılanmalarına neden olan AÇIK TEHDİT ve HAKARET eylemlerine gelinceye kadar ki söylemleri; müvekkili oldukları bankanın yanı Turkıshbank A.Ş.’nın,  Güney  Konut Organize Yapılar ve İnşaatlar Ltd.Şti ve dolayısı Adil Altay Güney ile ilgili plan ve düşüncelerinin, kurumsal bir kimliğe sahip olması gereken bir bankanın, etik kurallar ve çok daha önemlisi ise kanunlarla belirlenmiş olan, düşünce ve eylem yapısı içindeki banka-müşteri ilişkisi ile ilgisi yoktur.

Bu husus, yukarıda da ifade etmiş olduğumuz gibi,  bankanın  % 40 hissesinin sahibi olan Nathinal Bank of Kuwait’in yönetim Kurulu Başkanı Abdurrahman Al-Bahar’a 20.04.2011 tarih ve ayrıca kendileri tarafından geniş bir açıklama istendiği için de ilave olarak 27.04.2011 tarihinde göndermiş olduğumuz şikayet dilekçelerinin ardından, Genel Müdür Abdullah Akbulak ile birlikte görevinden alınmış olan kredilerden sorumlu genel müdür yardımcısı Taner Biçer’in söyleminde açık olarak ifade edilmiştir.

’’Bakın yasa yönetmiyor bankayı, insanlar yönetiyor.’’

 Bu gerçek, Yasaların yönetmediği ve daha doğrusu ise yönetenlerin Yasa tanımadığı bir bankanın, bütün yetkililerinin ve özellikle de avukatlarının bütün yaptırım, söylem ve ifadelerinde yerini bulmuştur. Ve yine genel müdür yardımcısı Taner Biçer’ in,

‘’Neden, çünkü benim elimde Yasal haklarım var. Ve benim elimde teminatı olduğu sürece bu yasal hakları sonuna kadar alırım… bir müşterinin elinde teminatı varsa, bankanın yeterince hakları da ne ise, belirli bir temerrüt faizini uygular, sonuna kadar alacağını alır.’’

 Söylemleri doğrultusunda ve sözde Hukuk şemsiyesi altında,  sırf amaçlarına ulaşabilmek için ki, buradaki amaçları bütün mal varlığımızın icra işlemleri ile ele geçirilmesidir,  Savcılık Makamı ve Mahkemeleri, yalan  beyan ve ifadelerle etkilemeye çalışmaya devam edebilmişlerdir. Aşağıda olduğu gibi,

‘’ Şikayete konu senet borçlu tarafından bir ödeme belgesi olarak verildiği için ve vadesinin yakın olması nedeni ile kayda alınmadığı öğrenilmiştir.’’ (Avukat Günay Yılmaz, Avukat Yalım Şentürk 09.06.2011 2010/48802 Soruşturma dosyası)

 ‘’Senedi aldığımız ay Aralık ayı olduğu için, yoğun bir dönemdi. Biz gerek bu yoğunluktan gerekse iyi niyetine güvendiğimiz için senedi banka muhasebe kayıtlarına almadık. (Semra Oktayoğlu’nun suçlu bulunarak hapis ile cezalandırıldığı İstanbul 8.Ağır Ceza Mahkemesi’nin 11.10.2012 Duruşma tutanağı.

Yine bu doğrultuda, sanık  avukatlar Günay Yılmaz ve Yalım Şentürk’ün, İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesine vermiş oldukları ve gerçekleri gizleyerek saptırmada sınır tanımayan  dilekçelerine karşı, 10.12.2012 tarihinde vermiş olduğum dilekçe ektedir. (Ek.3)

Turkıshbank A.Ş.’nin avukatları olan Günay Yılmaz ve Yalım Şentürk’ün hakaret ve tehditleri, kendi başına münferit bir eylem değil; alışılmışın dışında olarak, yıllardır banka ile yapmakta olduğumuz Hak ve Hukuk mücadelesinin, Banka üst yönetici ve yetkililerine vermiş olduğu rahatsızlığın neticesidir. Aslında, en üst yöneticilerinden birinin ifadesi ile, Yasaların değil insanların yönettiği bir bankanın, doğal olarak, Hukuk ve etik dışı yaptırımlarını  yöneten ve yapan  Avukatları olan sanıklar Günay Yılmaz ve Yalım Şentürk’ün, uzun yıllar boyunca vermiş oldukları dilekçelere ve beyanlara  bakıldığında, yapılan bu sözde hukuki işlemlerin dışında, beni ve ailemi yok edilmesi gereken bir hasım olarak gördükleri açık olarak ortaya çıkarılacaktır.

Dilekçelerin tamamı, elde edilmesi gereken sözde bir hukuki hakkın elde edilmesi şeklinin dışında, ayrıca çirkin bir saldırı niteliğindedir.   

Bu nedenle de, Sayın Mahkemenizde görülmekte olan bu dava; yaklaşık 60 aydır sürdürmeye çalıştığımız Hak ve Hukuk mücadelemizin, Hukuk Mahkemelerinde devam etmekte olan davalarımızın yanında ve  aslında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu’nun, Bankanın Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Börteçene, Genel Müdür Abdullah Akbulak, Genel Müdür Yardımcısı Taner Biçer ve Merkez Şube Müdürü Semra Oktayoğlu hakkında yürütmekte olduğu, 2012/56863 numaralı Ceza Soruşturmasının ayrılmaz bir  parçasıdır.

Mağduriyetimizin geniş Halk kitlelerine ve KAMUYA mal olması neticesinde, Turkıshbank A.Ş.’de; bankanın 0.40 hissesinin sahibi olan Kuwait National Bank’ın Yönetim Kurulu Başkanı Mohammed Abdulrahman Al-Bahar’a yazmış olduğumuz şikayet mektubu üzerine görevinden alınmış olan Genel Müdür Abdullah Akbulak ve Genel Müdür Yardımcısı Taner Biçer’ in yerine atanmış olan, Genel Müdür Erhan Özçelik ile birlikte, yeni Genel Müdür Yardımcıları İsmet Şenalp ile Selçuk Canbaş’ın ve Hukuk işleri sorumlusu Sanık Avukat  Günay Yılmaz’ın işlerine son verilmiştir.

Turkıshbank A.Ş.’nin avukatları olan sanıkların, 31.12.2008 tarihinden itibaren, Hukuk Mahkemelerine ve Cumhuriyet Başsavcılıklarına verdikleri dilekçeler ile bu dilekçelerdeki beyanlarını, Sayın Mahkemenize, diğer delillerimizle beraber tarih sırasına göre verilmeye çalışarak, Turkıshbank A.Ş. ve avukatları olan sanıkların, bu güne kadar ki Hukuk süreci içinde yapmış oldukları Hukuk ve  Etik dışı davranışlarla, sanıkların bu sürecin devamında işlemiş oldukları ve  yargılamanın konusu olan TEHDİT ve HAKARET suçunun çirkin fikir ve eylem alt yapısını oluşturan  dilekçeleri  gözler önüne sermeye çalışacağım.

Banka yetkili ve avukatlarının bu süreç içinde devamlı olarak kullandıkları, gerçekleri gizleme, konuları saptırma, yalan beyan ve ifadeleri, çok geniş olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılıkları ve Mahkemelerdeki dosyalardan alınarak incelenebilir.

Bu konular ile ilgili olarak  resmi makamlara vermiş olduğum bütün dilekçelerimin de yayınlandığı haber sitesi olan

GOOGLE, ‘’wordpress güney konut’’, Adil Altay Güney’in hak ve hukuk mücadelesi

içinde bulunduğum ve artık KAMU’ya mal olmuş olan hak ve hukuk mücadelemin yine KAMU’ya açık penceresidir.

61. ayının içinde olduğumuz hak ve hukuk mücadelemizin bütün safhalarında dayanmakta olduğumuz gücümüz   DOĞRULUK, güvencimiz ise  ADALETTİR.

Ve bugüne kadar gerek Soruşturma dosyalarına  ve gerekse Mahkeme dosyalarına vermiş olduğumuz bütün dilekçelerdeki iddia ve ifadelerimizin doğru olduğu, Turkıshbank A.Ş.’den alınabilmiş olan belgelerle ilgili bilirkişi raporları ile ortaya çıkarılmış ve çıkarılmaya da devam etmektedir.

Turkıshbank A.Ş. tarafından, banka yetkililerinin kredi işlemleri sırasında almış oldukları gayrimenkul ipoteklerine ek olarak ve sözde de teminat olarak almış oldukları ve sadece imzaları atılmış boş senedin, aylar sonra, yine banka yetkililerince doldurularak, haberimiz ve bilgimiz olmadığı için de sözde ödenmediği bahane edilerek  31.12.2008 tarihinde ve  kredinin ödenebilmesi için tek bir gün dahi süre verilmeden kredi hesabının kat edilmesi ve yine aynı gün mesai saatinin bitmesi dahi beklenilmeden 31.12.2008 tarihinde İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesinden İHTİYATİ HACİZ kararı alınması ile başlatılmış olan infaz gibi icra işlemlerinden sonra, içine düşürülmüş olduğumuz maddi ve manevi yıkımın bütün safhaları ile birlikte; bütün bu infaz gibi işlemleri uygulamış olan sanık avukatlar Günay Yılmaz ve Yalım Şentürk’ün şikayeti üzerine, 5411 Sayılı Kanuna aykırılık suçu isnat ettirilerek açılmış olan Ceza Cavası ile ilgili olarak, İstanbul 43. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 29.05.2012 tarihinde vermiş olduğu BERAAT kararından (Ek.4) sadece 5 gün sonra, gayrimenkullerimin satışları sırasında yapmış oldukları ÖLÜM TEHDİDİ VE HAKARET’ e kadar geçen süreci adım adım açıklamaya çalışacağım.

Turkıshbank A.Ş.’nin beyan etmiş olduğu ve sözde kullanmış olduğumuz ve dava konusu olan 2.941.000.00TL tutarındaki kredi borcumuzun teminatı olarak verilmiş olan ve sadece  tek Gayrimenkulümün bütün kredi borcunu karşıladığı ve kredinin yaklaşık 4 katı tutarındaki 12 adet Gayrimenkul ipoteği varken ve bu krediler ile ilgili ödenmemiş tek bir devre faizi bulunmazken, kredi sözleşmeleri sırasında teminat olarak almış oldukları ve sadece imzaları atılmış boş senedin, bilgimiz dışında ve Genel Kredi Sözleşmelerini doldurmuş olan banka yetkilisi tarafından doldurulmak sureti ile yapılmış olan icra işlemleri ile ilgili olarak Sanık Günay Yılmaz’ın, 31.Aralık 2008 tarihindeki talebi ile yine 31.Aralık.2008 tarihinde verilmiş olan İHTİYATİ HACİZ  kararının özeti aşağıdadır.

İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesi

Talep tarihi                                          : 31.12.2008

Karar tarihi                                          : 31.12.2008

Esas no                                                : 2008/2470 D.İş.

Karar no                                               : 2008/2470

Alacak miktarı                                      : 3.700.000. YTL

Haciz olunacak şeyler : Borçlunun ve Borçluların taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları.

 Bu sırada, Bankanın kullanılmış olduğunu ileri sürdüğü kredi tutarı 2.941.000.00TL olup,   kredinin teminatı olarak  bankaya ipotek edilmiş olan gayrimenkullerin toplam değeri ise, banka kayıtlarına göre 10.100.000.00 TL, piyasa değerlerine göre ise 12.000.000.00TL ‘dir.

Durum böyle olduğu halde, banka ve sanık avukatlar, sözleşmelere aykırı ve usulsüz olarak talep etmiş oldukları kredi alacaklarını,  ipotek işlemleri ile değil,  baskın şeklinde ve en kısa zamanda tahsil edebilmek için,  kendi düzenlemiş oldukları suç senedi ile uygulamış oldukları İcra işlemlerini kullanmışlardır. Çok daha önemli olarak  ise,  eğer varsa,  ipotek edilmemiş başka gayrimenkullerin üzerine de haciz işlemi yapılmaya  çalışılarak  bütün mal varlığımızın elde edilmesine  çalışmışlardır. Bu da zaten aşağıda ifade edeceğimiz irtifak tapulu olan tek gayrimenkuldür.

 BU İŞLEMLER BİR İNFAZ’ DIR.    

 Sanıklar, Turkıshbank A.Ş. adına almış oldukları bu İHTİYATİ TEDBİR kararı ile; zaten tamamı bankaya ipotek edilmiş olan ve kullanılmış olan kredinin 4 katı tutarındaki değerde olan bütün gayrimenkullerin, suç senedi ile oluşturulmuş İcra işlemleri ile satışa çıkarılarak, İcra satışlarında, değerlerinin yarı fiyatının altında elde edilmesinin ve daha sonra bunların ayrıca haricen satılarak sözde kanunlara uygun görünen karlarının çok daha üzerinde olan ve vergisi de olmayan kanun dışı bir kazancın alt yapısını oluşturmuşlardır.

Sayın Mahkemenizi teknik olarak ne kadar ilgilendirdiğini bilmediğim bu sarmal, Hukuk sistemimizin görülmesi istenmeyen bir ayıbıdır ve bu sarmal milyonlarca iş adamı ve ailenin haksız olarak yok edilmesine neden olmaktadır. Ama geniş bir açıdan bakıldığında, amaç ve olaylar değerlendirildiğinde, alışmış oldukları hedeflerine kolaylıkla her zaman olduğu gibi sorunsuz olarak ulaşabileceklerini sanan Banka yönetiminin ve uygulamaları yapmış olan sanık avukatlarının, karşılaşmış oldukları engeller,  sanıkları açık olarak tehdit aşamasına getirmiştir.

‘’Kredili firma ile kefillerinin gönderilen hesap kat ihtarnamesine rağmen verilen 8 günlük süre içersinde ihbarname içeriğinde talep edilen 3.567.236.48 TL ödenmediğinden…’’ (Avukat Günay Yılmaz, Avukat Yalım Şentürk.  Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı  Soruşturma dosyası 07.07.2011)

Turkıshbank A.Ş. Merkez şubesi’nin, Beyoğlu 17.Noterliği’nin 32706 yevmiye numaralı 31.12.2008 tarihli ihtarnamesi ile ihtarnamenin değil teslim edilmesi, daha mesai ve gün bitmeden, sanık avukatların nasıl olup da aynı gün olan 31.12.2008 tarihinde İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesine  müracaat ederek, yine aynı gün İHTİYATİ HACİZ kararı alabildiklerini, ki bu işlemin bir örneği daha yoktur,  Sayın Mahkemenizin değerlendirmesi gerekir.

Bu nedenle, Sayın Mahkemenizin bilgisine sunmak amacı ile, sanık avukatların, bir bankanın avukatları olarak kamu görevi yapmaları gerekirken, banka tarafından teminat olarak alınmış boş senedin, sözde 04.12.2008 tarih ve sadece 21 gün sonra olan 25.12.2008 tarihli olarak, kullanılmış olan kredinin çok üzerinde bir tutarla doldurarak ve ödenmediği bahane edilerek 31.12.2008 tarihinde  kredi hesabının kat edilmesi ile aynı tarihteki, yani 31.12.2008 tarihindeki İHTİYATİ HACİZ  işlemlerinden bu güne kadar, dosyalara koymuş oldukları dilekçelerden alınmış olan önemli bölümler ve söylemler, tarih sırasına göre aşağıda verilmiştir.

1.Eğer dediklerimizi yapmazsan, hayatı sana zehir ederiz. (Hakan Börteçene, Yönetim Kurulu Başkanı, Aralık 2008

 2. ‘’Alacaklı vekili geldi. Borçlu Güney Konut’un 3.şahıs olan S.S.Saklıbahçe Konut Yapı Kooperatifinden alacakları ve haklarının haczi için elden takipli olarak alınan haciz müzekkeresi 3.şahıs S.S.Saklıbahçe Konut Yapı Kooperatifinin Ticaret sicilinde kayıtlı adresini terk etmesi nedeni ile tebliğ edilememiştir. Bu nedenle tespit ettiğimiz adreslerine tebliğini talep ederim dedi. (09.01.2009 , Alacaklı vekili Yalım Şentürk)

 3.1  Tapu Sicil Müdürlüğüne, GİRESUN (Doğum yerim)

Borçlular adına kayıtlı olduğu tespit edilecek gayrimenkullerin tespiti halinde tapu           kayıtlarına ihtiyati haciz konulmasına, daha önce borçlular adına kayıtlı olup devredilmiş   taşınmaz varsa devir tarihi, sebebi ve devir alanın kayıtlarınızdaki adreslerinin bildirilmesine karar verilmiştir.’’ (İstanbul 14.İcra Dairesi, 2009/448, Av. Günay Yılmaz – Av. Yalım Şentürk)

3.2.  Tapu Sicil Müdürlüğüne Çorlu

Borçlular adına kayıtlı olması halinde, Tekirdağ ili Çorlu İlçesi, Veli Meşe Köyü, Hacı Şeramet Mevkii, 1 Pafta, 4698 Parsel de kayıtlı tarla vasıflı gayrimenkul, ile borçlular adına kayıtlı bulunan diğer gayrimenkullerin tespiti halinde tapu kayıtlarına ihtiyati haciz konulmasını,…’’  (İstanbul 14.İcra Dairesi, 2009/448, Av. Günay Yılmaz – Av. Yalım Şentürk)

Bu gayrimenkul 2008 Kasım ayının sonunda sözde BDDK’nın talebi nedeni ile ek teminat ipoteği olarak verilmiştir. Bu ipotekten sadece birkaç gün sonraki düzenleme tarihi ile haberimiz olmayan ve bilgimiz dışındaki Suç senedi düzenlenmiştir. Yani İhtiyati Haciz işlemi uygulanmış olan bu gayrimenkul, zaten banka’ya ipoteklidir. İpotekli olmasına rağmen de banka kayıtlarında mevcut değildir.

3.3.  2.Bölge Tapu sicil Müdürlüğüne Bakırköy,

Borçlular adına kayıtlı olması halinde,

1.İstanbul ili, Bakırköy ilçesi, Kartaltepe Mahallesi, 51/8 Pafta, 1195 Ada, 1 Parsel üzerinde kayıtlı 4.kat C5 Blok 60 No’lu bağımsız bölüm,

2. İstanbul ili, Bakırköy ilçesi, Kartaltepe Mahallesi, 23 Pafta, 451 Ada,27 Parsel üzerinde kayıtlı 4.kat B Blok 16 No’lu bağımsız bölüm,

3. İstanbul ili, Bakırköy ilçesi, Kartaltepe Mahallesi, Ataköy 9-10,51/7-8 Pafta, 1091 Ada,4 Parsel üzerinde kayıtlı F1 Blok 3.kat 17 no’lu bağımsız bölüm,

4. İstanbul ili, Bakırköy ilçesi, Kartaltepe Mahallesi, Ataköy 9-10, 51/6-7 Pafta,1091 Ada, 1 Parsel üzerinde kayıtlıu 4. Kat A/16 Blok 96 No’lu bağımsız bölüm,

5. İstanbul ili, Bakırköy ilçesi, Kartaltepe Mahallesi, Ataköy 11, 51/8 Pafta, 1202 Ada, 1 Parsel üzerine kayıtlı 4.kat Zambak blok 8 no’lu bağımsız bölüm.

İle borçlular adına kayıtlı bulunan diğer gayrimenkullerin tespiti halinde tapu kayıtlarına ihtiyati haciz konulmasına, daha önce borçlular adına kayıtlı olup da devredilmiş taşınmaz varsa devir tarihi sebebi ve devir alanın kayıtlarınızdaki adreslerinin bildirilmesine karar verilmiştir.’’(İstanbul 14.İcra Dairesi, 2009/448, Av. Günay Yılmaz – Av. Yalım Şentürk)

Yukarıdaki ayrıca İhtiyati haciz işlemi uygulanmış olan bütün gayrimenkuller, kullanılmış olan kredinin teminatı olarak zaten bankaya ipoteklidir.

3.4.  1.Bölge Tapu sicil Müdürlüğüne Bakırköy,

Borçlular adına kayıtlı olması halinde,

1.İstanbul ili, Bakırköy ilçesi, Kartaltepe Mahallesi, 51/8 Pafta, 1195 Ada, 1 Parsel üzerinde kayıtlı 4.kat C5 Blok 60 No’lu bağımsız bölüm,

2. İstanbul ili, Bakırköy ilçesi, Kartaltepe Mahallesi, 23 Pafta, 451 Ada,27 Parsel üzerinde kayıtlı 4.kat B Blok 16 No’lu bağımsız bölüm,

3. İstanbul ili, Bakırköy ilçesi, Kartaltepe Mahallesi, Ataköy 9-10,51/7-8 Pafta, 1091 Ada,4 Parsel üzerinde kayıtlı F1 Blok 3.kat 17 no’lu bağımsız bölüm,

4. İstanbul ili, Bakırköy ilçesi, Kartaltepe Mahallesi, Ataköy 9-10, 51/6-7 Pafta,1091 Ada, 1 Parsel üzerinde kayıtlıu 4. Kat A/16 Blok 96 No’lu bağımsız bölüm,

5. İstanbul ili, Bakırköy ilçesi, Kartaltepe Mahallesi, Ataköy 11, 51/8 Pafta, 1202 Ada, 1 Parsel üzerine kayıtlı 4.kat Zambak blok 8 no’lu bağımsız bölüm.

İle borçlular adına kayıtlı bulunan diğer gayrimenkullerin tespiti halinde tapu kayıtlarına ihtiyati haciz konulmasına, daha önce borçlular adına kayıtlı olup da devredilmiş taşınmaz varsa devir tarihi sebebi ve devir alanın kayıtlarınızdaki adreslerinin bildirilmesine karar verilmiştir.’’ ( İstanbul 14.İcra Dairesi, 2009/448, Av. Günay Yılmaz – Av. Yalım Şentürk)

Yukarıdaki ayrıca İhtiyati haciz işlemi uygulanmış olan bütün gayrimenkuller, kullanılmış olan kredinin teminatı olarak zaten bankaya ipoteklidir.

3.5.  Tapu sicil Müdürlüğü’ne Eyüp

Borçlular adına kayıtlı olması halinde,

1.İstanbul İli, eyüp İlçesi, Göktürk köyü, 1722 no’lu Parsel, 7 Pafta, zemin kat A1 Blokta bulunan 4 no’lu bağımsız bölüm,

2. İstanbul İli, eyüp İlçesi, Göktürk köyü, 1722 no’lu Parsel, 7 Pafta, 1.kat, A1 Blokta bulunan 6 no’lu bağımsız bölüm,

3. İstanbul İli, eyüp İlçesi, Göktürk köyü, 1722 no’lu Parsel, 7 Pafta, zemin kat, A7 Blokta bulunan 4 no’lu bağımsız bölüm,

4. İstanbul İli, eyüp İlçesi, Göktürk köyü, 1722 no’lu Parsel, 7 Pafta, bodrum kat, A6 Blokta bulunan 2 no’lu bağımsız bölüm,

5. İstanbul İli, eyüp İlçesi, Göktürk köyü, 1722 no’lu Parsel, 7 Pafta, 2.kat, A1 Blokta bulunan 8 no’lu bağımsız bölüm,

6. İstanbul İli, eyüp İlçesi, Göktürk köyü, Uzunkemer Sokak, 251 Pafta, 436 Parsel de kayıtlı 17 No’lu meskene ayrılan 218 / 10.000 arsa payı.

İle borçlular adına kayıtlı bulunan diğer gayrimenkullerin tespiti halinde tapu kayıtlarına ihtiyati haciz konulmasına, daha önce borçlular adına kayıtlı olup da devredilmiş taşınmaz varsa devir tarihi, sebebi ve devir alanın kayıtlarınızdaki adreslerinin bildirilmesine karar verilmiştir.’’ (İstanbul 14.İcra Dairesi, 2009/448, Av. Günay Yılmaz – Av. Yalım Şentürk)

Yukarıdaki ayrıca İhtiyati haciz işlemi uygulanmış olan bütün gayrimenkuller, kullanılmış olan kredinin teminatı olarak zaten bankaya ipoteklidir.

3.6.  Kemer Yapı ve Turizm A.Ş.

Borçlular ile şirketiniz arasında aktedilen sözleşmeler gereğince, borçlular lehine doğmuş ve doğacak her türlü hak ve alacakları ile, intifadan doğan her türlü ve her miktardaki kullanım haklarının ihtiyaten haczine karar verilmiştir. Karar gereğince, talimatımızın infazı ile neticesinden bilgi verilmesi rica olunur. 06.01.2009 (İstanbul 14.İcra Dairesi, 2009/448, Av. Günay Yılmaz – Av. Yalım Şentürk)

İrtifak Tapulu olduğu için, Bankaya ipotek olarak verilemeyen tek gayrimenkul üzerine, bankanın elinde kullanılmış olan kredinin 4 katı gayrimenkul ipoteği olduğu halde, 31.Aralık. 2008’de kredinin kat edilmesinden ve yine 31.12.2008 tarihinde alınmış olan İhtiyati Haciz kararından sadece 4 gün sonra haciz konularak satışa çıkarılmış, İstanbul 11.İcra Hukuk Mahkemesi, ihaleden  1 gün önce,  2010/667 Esas ve 2010/1593 sayılı kararla, borç miktarı kadar taşınmaz hacizli ve ipotekli iken ve ipotekli taşınmazlar dahi satılmazken bu satışın talep edilmesinde hukuki bir yarar bulunmadığından, intifa hakkına konulan haczin kaldırılmasına karar vermiştir. (Ek.5)

Suç senedi ile yapılmış olan İcra işleminden tam 20 AY SONRA; yukarıda ifade etmiş olduğumuz İstanbul 11.İcra Hukuk Mahkemesi tarafından intifa hakkına konulmuş olan hacizin iptal edilmesinden sadece birkaç gün sonra, bu gayrimenkulü yeniden elde edebilmek için,  12.08.2010 tarihinde,  aynı borç için 2. İcra işlemini başlatılmıştır.

Bu gayrimenkule konmuş olan haciz ve satış işlemleri, Turkıshbank A.Ş. ve avukatlarının bütün varlığımıza el koyarak yok etme niyetlerinin en açık bir göstergesidir. Sanık avukat Günay Yılmaz, ’’Siz bittiniz, her şeyinizi donunuza kadar alacağız’’ sözünü, Mahkemenin kapısında ve duruşma beklerken ağlamakta olan eşim Sevil Güney’in yanında söylemiştir.

 3.7.  Yazı ekinde sureti gönderilen Kemer Yapı ve Turizm A.Ş. nezdinde Adil Altay Güney adına tahsisli bulunan Orman arazisi üzerine kurulu 006-1 no’lu Bungolow’a ait intifa senedinin kıymet takdirinin yapılması.’’ (Nöbetçi İcra Müdürlüğü’ne Eyüp,  Av. Günay Yılmaz – Av. Yalım Şentürk)

4.   İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanlığı’na 15.10.2010

 ‘’…kredi borcunun 25.12.2008 tarihinde ödeneceği beyan edilmiş ve bu tarihli bir bono tanzim edilerek müvekkil bankaya kredi borcunun ödenmesi amacı ile verilmiştir. Ancak bu bononun ödenmemesinden sonra Beyoğlu 17.Noterliği’nin 31.12.2008 tarih ve 32706 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile hesaplar kat edilmiştir. Hesap kat ihtarnameleri şirket tarafından 06.01.2009 tarihinde ve davalılarca 21.01.2009 tarihinde tebliğ alınmış olmasına rağmen verilen 8 günlük süre içersinde ödenememiş ve borçluların tamamı temerrüde düşmüştür.’’

Bu beyanların doğru olmadığı, senedin banka tarafından ve GKS’leri düzenlemiş olan yetkili eli ile düzenlenmiş olduğu ve senetle ilgili ihbar dahil olmak üzere yapılması gereken hukuki  işlemlerin hiç birisinin yapılmadığı gibi ayrıca kayıtlara da işlenmediği ancak yıllar sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmekte olan Soruşturmalar ile tespit edilmiştir.

Suç senedi ile ilgili olarak BDDK’nın dahil olduğu ve İstanbul 8.Ağır Ceza Mahkemesinde yapılmış olan Yargılama neticesinde, Turkıshbank A.Ş.’nin Merkez Şube Müdürü olan Semra Oktayoğlu  1 yıl hapis ve kanunda öngörülen ek cezalarla cezalandırılmıştır.

Hesap kat ihbarnamelerinin ise kanunların öngördüğü şekilde tebliğ edilmediği Mahkeme kayıtlarına geçmiştir.

’’Hesabın kat edildiği tarihte kredi kullandırılan firma ve müşterek borçlu ve müteselsil kefilleri olan davalılar hakkında bir çok icra takibi açıldığı, tüm menkul ve gayrimenkul mallarına haciz konulduğu, davalıların adreslerini terk ederek menkul mallarını kaçırdığı ve son aylara ilişkin faiz ve ana para ödemelerini yapmadığı görülmüş olup bu nedenle hesabın kat edilmesi zorunluluğu doğmuştur.’’

Turkıshbank A.Ş.’nin, Mahkeme kayıtlarına geçmiş olan beyanlarına göre 12.01.2009 tarihinde beyan etmiş oldukları sözde kredi borcu 2.941.545.00 TL, bu borca karşılık olarak verilmiş  olan ve toplam 12 gayrimenkul ile 10.100.000.TL tutarında İpotek vardır. Bu İpoteklerin piyasa değerleri 12.000.000.TL’den fazla ve ipotek edilmiş olan gayrimenkullerin sadece 1 tanesinin değeri kredi borcunun üzerindedir.

Ve kaçırıldığı iddia edilen bütün bu gayrimenkuller kredi işlemleri sırasında güvenilerek bankaya ipotek edilmişlerdir.

Suç senedi ile ilgili soruşturmaların derinleşmesi ve bankanın yapmış olduğu kanunsuzlukların açık olarak ortaya çıkmaya başlaması üzerine ise, hesabın kat edilerek suç senedi ile ilk icra işleminin başlatılmış olduğu, 31.12.2008 tarihinden tam 29 ay sonra ve 08.06.2011 tarihinde, dilekçelerinde belirtmiş oldukları, İpoteğin nakde çevrilmesi ile ilgili  ve yine aynı borç için 3. İcra işlemlerini başlatılmıştır.

Ayrıca avukatların iddia etmiş oldukları gibi, kullanmış olduğum kredi ile ilgili olarak, zamanında ödenmemiş tek bir devre faizi borcum yoktur.

’’Davalılar sürekli olarak Yargı mercilerini yanıltmak amacı ile senaryolar üretmekte olup, borçlarını ödememek ve müvekkil banka tarafından açılan takipleri sürüncemede bırakmak amacı ile Adli Merciler nezdinde gerçek dışı beyanlarda bulunmaktan çekinmemektedirler. Davalılar kötü niyetli olarak icra takibine itiraz etmişlerdir. Buradaki tek amaçları takibi geciktirmek ve müvekkil bankanın alacağının sürüncemede bırakılmak istediklerinden ibarettir. Bu güne kadar kredi borcunun ödenmesi için hiçbir yaklaşımda bulunmadıkları gibi, tahsilini zorlaştırmak için her türlü yolu denemektedirler.’’

Turkıshbank A.Ş. tarafından, banka yetkililerinin kredi işlemleri sırasında, almış oldukları ipoteklere ek olarak, teminat olarak almış oldukları ve sadece imzaları atılmış boş senedin, yine banka yetkililerince doldurularak ve haberimiz ve bilgimiz olmadığı için de sözde ödenmediği bahane edilerek 31.12.2008 tarihinde kredi hesabımızın kat edilmesi ve yine aynı gün 31.12.2008 tarihinde kredinin ödenebilmesi için tek bir gün dahi süre verilmeden kredi hesabının kat edilmesi ve yine aynı gün mesai saatinin bitmesi dahi beklenmeden 31.12.2008 tarihinde İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesinden İHTİYATİ HACİZ kararı alınarak başlatılmış olan infaz gibi icra işlemlerinden sonra, içine düşürülmüş olduğumuz maddi ve manevi yıkımın bütün safhaları   İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ve ilgili Mahkemelerin kayıtlarında mevcuttur. Bunun yanında ise 31.12.2008 tarihi yani hesabın kat edilmesinden sonra banka yetkililerine olan bütün görüşme taleplerimiz, banka yönetim kurulunun talimatları gereği, yani  haklarında İcra takibi başlatılmış olan müşterilerle görüşmelerin yasaklanmış olması nedeni ile, cevapsız bırakılmıştır.(Ek.1,2010 Toplantı CD’si)

Sanık Yalım Şentürk’ün, bu toplantıdaki beyanı ise Turkıshbank A.Ş.’nin asıl niyetinin ne olduğu konusunu açık olarak ifade etmektedir.

‘’Ben zaten icradan alacağımı söyledim. Sizden almak yerine İcra’dan alırım.’’(Yalım Şentürk, 20.Haziran.2010 Toplantı CD’si)’’

5İstanbul 11.Hukuk Mahkemesi sayın Hakimliği’ ne, 01.12.2010

‘’İcra takibine konu bono bizzat davacı borçlu tarafından müvekkil bankaya getirilerek ibraz edilmiştir. O nedenle bu mahiyetteki iddiaları tamamen gerçek dışı olup bir senaryodan öteye gitmemektedir.

Bu beyanın doğru olmadığı, senedin banka tarafından ve GKS’leri düzenlemiş olan yetkili eli ile düzenlenmiş olduğu ve senetle ilgili ihbar dahil olmak üzere yapılması gereken hukuki  işlemlerin hiçbirisinin yapılmadığı gibi ayrıca kayıtlara da işlenmediği ancak yıllar sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmekte olan Soruşturmalar ile tespit edilmiştir.

Suç senedi ile ilgili olarak BDDK’nın dahil olduğu ve İstanbul 8.Ağır Ceza Mahkemesinde yapılmış olan Yargılama neticesinde, Turkıshbank A.Ş.’nin Merkez Şube Müdürü olan Semra Oktayoğlu  1 yıl hapis ve kanunda öngörülen ek cezalarla cezalandırılmıştır.(Ek.6)

6.  Şişli Cumhuriyet Başsavcığı’na, 26.01.2011

‘’ …Söz konusu bono kredi borcunun ödenmesinin temini amacı ile  müvekkil bankaya teslim edilmiştir. Zaten bu bononun ödenmemesinden sonra kredi hesabı kat edilerek haklarında icra takibi yapılması zorunluluğu doğmuştur.

Bu beyanın doğru olmadığı, senedin banka tarafından ve GKS’leri düzenlemiş olan yetkili eli ile düzenlenmiş olduğu ve senetle ilgili ihbar dahil olmak üzere yapılması gereken hukuki  işlemlerin hiçbirisinin yapılmadığı gibi ayrıca kayıtlara da işlenmediği ancak yıllar sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmekte olan Soruşturmalar ile tespit edilmiştir.

Suç senedi ile ilgili olarak BDDK’nın dahil olduğu ve İstanbul 8.Ağır Ceza Mahkemesinde yapılmış olan Yargılama neticesinde, Turkıshbank A.Ş.’nin Merkez Şube Müdürü olan Semra Oktayoğlu  1 yıl hapis ve kanunda öngörülen ek cezalarla cezalandırılmıştır.(Ek.6)

‘’ Şikayete konu bononun Banka yetkilileri tarafından doldurulduğu iddiası gerçek dışı bir iddiadır. Yine şikayetçinin bononun düzenlendiği tarih tarihte yani yani 04.12.2008 tarihinde banka ile hiçbir ilişkisinin bulunmadığı hususu da gerçek dışı olup haksız bir iddiadan ileri gitmemektedir. Şikayetçi olan firma 26.04.2007 tarihinde ilk Genel Kredi Sözleşmesini imzalamış, sonrasında ise 19.07.2007,21.09.2007 ve 28.04.2008 tarihinde diğer Genel Kredi Sözleşmelerini imzalamıştır. Kısacası şikayetçinin sözü geçen 04.12.2008 tarihinde müvekkil banka ile bir ilişkide bulunduğu açıkça görülebilmektedir.

Şikayetçi yazı formatının farklı olmasını bahane ederek kendine bir menfaat elde etmeye çalışmaktadır. Oysaki senedin kendi personelince veya bir yakını tarafından tanzim edilebileceği gerçektir. Kaldı ki şirket  yöneticisinin bu mahiyette senedi tanzim ettiği istisna olarak görülen bir durumdur. Genelde mali işlerden sorumlu muhasebecisinin veya personelin senedi tanzim ettiği bir senedi  yönetici ve yetkilisine imza ettirmesi genel bir uygulamadır. Aksinin kabul edilmesi son derece haksız durumların ortaya çıkmasına sebebiyet verecek bir mahiyettedir.’’

Yalım Şentürk tarafından yukarıda verilmiş olan dilekçe beyanı doğrultusunda, Turkıshbank A.Ş.nin diğer bir avukatı olan Sümer Altay da aynı dosyaya aşağıdaki beyana haiz dilekçeyi vermiştir.

‘’Arz ettiğimiz bu kuralların, bilirkişi incelemeleri ile bertaraf edilerek tersine çevrilmesi, müvekkillerimin ve bankamızın telafi edilemeyecek derecede büyük ve çok ağır bir mağduriyetine sebebiyet verecek vahamettedir.’’ (Turkıshbank A.Ş. Avukat Sümer Altay, 2011)

Yukarıdaki ifade, Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Turkıshbank A.Ş. ile ilgili olarak ‘’Dosyanın Bilirkişi tarafından incelenmesi’’ kararına karşı olarak, 09.05.2011 tarihinde,  2010/488802 sayılı Soruşturma dosyasına verilmiş olan dilekçeden alınmıştır. Bilirkişi tarafından, suç senedinin bankanın ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiş ve Banka aleyhine İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinde CEZA DAVASI açılmıştır. Fakat Genel Kredi Sözleşmelerinin asılları 2.5 yıl boyunca, Savcılık Makamına teslim edilmediği için, suç senedinin aslı ile birlikte Kriminal incelemeye gönderilerek diğer iddialarımızı doğrulayan kesin rapor alınamamıştır. Sözleşme asıllarının, Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından, yıllar sonra res’en alınması ile, ancak 21.03.2013 tarihinde,sözleşmeler suç senedinin aslı ile birlikte  , kriminal inceleme yapılması  için gönderilebilmiştir. Kriminal Polis Laboratuvarları Müdürlüğü’nün hazırlamış olduğu 21.03.2013 tarihli ‘’UZMANLIK RAPORU’’ ile Avukat Sümer Altay’ın korkusu gerçekleşmiş, yıllardır iddia etmiş olduğumuz gibi, banka yetkili ve avukatlarının Cumhuriyet Başsavcılıklarına ve Mahkemelere vermiş oldukları ifade ve beyanların yalan olduğu, suç senedinin, Genel Kredi Sözleşmelerini hazırlayan banka yetkilisi tarafından düzenlenmiş olduğu, Genel Kredi Sözleşmelerinin tamamında silinti ve tahrifat yapılmış olduğu, Uzman Bilirkişi İsmail Özkan’ın 24.07.2013 tarihli ‘’MÜTALAA BEYANI’’ ile de, 4 adet Genel Kredi Sözleşmesinin 3’ünde Sevil Güney adına atfen atılmış olan imzaların Sevil Güney’in eli ürünü olmayıp takliden atılmış olduğu ve kredi miktarının arttırılmasına ait Sözleşmede, banka yetkilisi ve müdür olarak Ali Baba Şanlı adına atfen atılmış olan imzanın da, Ali Baba Şanlı’nın Savcılık makamına vermiş olduğu beyan dilekçesinde de açık olarak belirtmiş etmiş olduğu gibi, kendi el ürünü olmayıp, takliden atılmış olduğu,  kriminal raporlarla kesin olarak tespit edilmiştir.)

Turkıshbank A.Ş.’nin, Genel Kredi Sözleşmelerinin imzalanması sırasında, teminat olarak almış oldukları boş senet; kredinin teminatı olarak 4 misli tutarında gayrimenkul ipoteği olmasına rağmen, banka kayıtlarına göre kullanılmış olan  2.941.545.00 TL krediye karşılık olarak da 1.329.455.00 TL kredi için geri ödeme yapılmış olmasına ve bu süre içinde toplam 696.485.76 TL dönem faizi ödenmesine ve bu kredi ile ilgili ödenmemiş hiçbir devre faizi de olmamasına rağmen, bilgi verilmeden ve banka tarafından, sözde 04.12.2008 düzenleme tarihi ve yine sözde 21 gün sonra olan 25.12.2008 tarihinde de ödeme günü olmak üzere, kullanılmış kredinin çok üzerinde bir tutarla 3.700.000.TL doldurulup düzenlendikten sonra, bilgimiz dışında olduğu için de bu senedin  ödenmemesi bahane edilerek 31.12.2008 tarihinde kredi hesabımız kat edilmiştir.

Turkıshbank A.Ş.’nin ticari defterlerinde de kayıtlı olmadığı tespit edilen ve bu nedenle de, Merkez şube müdürü Semra Oktayoğlu’nun İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmasına neden olan bu  senet ile uygulamış oldukları ve kredinin kat edilmesinden sonraki ilk 6 ay’da bankaya nakit olarak 1.558.695.00TL ödenmesine ve faiz haricinde  kalmış olan 1.328.850.00TL borca karşılık toplam değerleri 9.000.000.00TL’ yi aşan gayrimenkullerimizin infaz gibi İcra işlemleri ile gasp edilmesine karşı sürdürmekte olduğumuz Hak ve Hukuk mücadelesi 58 aydır devam etmektedir.

 ‘’ Şikayetçi, ekte bulunan tapu kayıtlarından görüleceği üzere 50’den fazla kişiye olan borcunu ödemeyerek birçok kurum ve şahsı mağdur etmiştir.

‘’…Şikayetçi kendisi hakkında icra takibi başlatan alacaklılarını itirazlar ve Cumhuriyet Başsavcılıkları nezdinde yaptığı şikayetlerle  yıldırmak ve borcun ödenmesini sürüncemede bırakmak çabası içindedir. Sayın Başsavcılığınıza yapmış olduğu şikayet de bu amacı taşımaktadır. Şikayetçi, onlarca şahıs ve şirkete borçlanıp, sonra da borçlarını ödememek ve ödemeyi geciktirmek için kendisine menfaat temin etmeye çalışmaktadır.’’

‘’…Şikayetçinin bir tefeci gibi İcra işlemlerine devam edildiği suçlaması öncelikle Bankacılık Kanunu hükümlerine göre bir suç mahiyetinde olup Sayın Savcılığınız nezdinde suç ihbarında bulunuyoruz. Müvekkil bankanın, alacağını tahsil etmek üzere, özellikle bir dolandırma kastı içersinde bulunan ve en az 50 şahsa borcunu ödemeyerek bu insanları mağdur eden şahsın üzerine hukuki yollardan gidilerek icrai işlemlere davam etmesi son derece doğal bir hakkı niteliğindedir.

Turkıshbank A.Ş.’nin avukatları olan Sanık Günay Yılmaz ve Sanık Yalım Şentürk’ün İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı nezdindeki şikayetleri ve maddi imkanlarımın yok edilmesi nedeni ile Hukuk Dava ve davalarını açılamamış olması  ve ancak bu şikayetle açılacak olan Ceza Davası ile Mahkeme önüne çıkabileceğim umudu ile belki de Adliye tarihinde görülmeyecek bir şekilde Savcılık Makamı’na Ceza Davasının açılması gerektiği konusundaki dilekçemin nihayetinde, İstanbul 43. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmış olan Ceza Davası, 29.05.2012 tarihinde 2012/491 numaralı karar ile sonuçlanmış ve beraat kararı verilmiştir. (Ek.4 )

Turkıshbank A.Ş. tarafından, kendilerinin düzenlemiş olduğu suç senedini kullanarak, 31.12.2008 tarihinde kredi hesabının kat edilmesi ve aynı gün olan 31.12.2008 tarihinde de, İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesinden almış oldukları İHTİYATİ HACİZ ile uygulamış oldukları infaz şeklindeki İcra ve haciz işlemleri ile bütün varlığımızın, borçlarımızı ve günlük yaşam giderlerimizi dahi karşılayamayacak şekilde  gasp edilmesinden sonra dahi, sanık banka avukatları yukarıdaki yalan beyanlarda bulunabilmiştir.

TAKDİR SAYIN MAHKEMENİZİNDİR.

7.  Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı’na, 18.02.2011

‘’ Sayın Savcılığınıza yapılan şikayet doğrultusunda müvekkil bankanın Merkez şube Müdürü’nün (Semra Oktayoğlu) ifadesi alınmış olup ayrıca kendisinden yazı örnekleri de alınmıştır.

‘’ Yapılan şikayete bakıldığında iddia edilen husus bononun boş bırakılan kısımlarının müvekkil banka tarafından doldurulduğu ve bu nedenle de bir suç oluştuğu hususudur.’’

‘’ Şikayete konu senedin taraflar arasındaki sözleşme ve ilşkiye aykırı olduğu hususu tespit edilmeden yani suç unsurunun oluşup oluşmadığı belirlenmeden, senet üzerindeki yazıların kime ait olduğunun araştırılmasına girilmesi, usul ve yasa hükümlerine açıkca aykırıdır.’’

Suç tarihinde Turkıshbank A.Ş.Merkez şube müdürü olan Semra Oktayoğlu’nun ifadesi, Soruşturmanın başlamış olduğu 28.08.2010 tarihinden ancak aylar boyunca sayısız TEKİT ve ancak Savcılık Makamının Şişli Emniyet Müdürlüğü’ne  müracaatı sonucunda alınabilmiş fakat yukarıda ifade edilmiş olan yazı örnekleri alınamamıştır. Ve bugüne kadar da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılıklarının sayısız talep ve tekit yazılarına rağmen ve İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarları müdürlüğü tarafından da hazırlanmış olan 28.05.2013 tarihli UZMANLIK RAPORU ile Suç senedini hazırlayan banka yetkilisi ile Genel Kredi Sözleşmelerini hazırlamış olan banka yetkilisinin aynı şahıs olduğu tespit edilmiş olmasına rağmen, bugüne kadar yine Örgütlü Suçlar Bürosu’na bu kişi veya kişilerin kim veya kimler oldukları hakkında bilgi verilmemiştir.

Bunun yanında yine aynı UZMANLIK RAPORU ile Semra Oktayoğlu’nun, mevcut Sözleşmelerin silinerek tahrif edilmesinden sonra, yeniden yazılırken, aylar öncesinin ve şubede görevli olmadığı bir tarihi taşıyan Genel Kredi Sözleşmesinin, yetkili imzasını atmış olduğu da tespit edilmiştir.

Uzman Bilirkişi İsmail Özkan tarafından hazırlanmış olan ve 24.07.2013 tarihli MÜTALAA BEYANI ile de, ifadesi sırasında yeterli yazı örnekleri verilmediği halde, SENET ve Genel Kredi Sözleşmelerindeki el yazıları ile Semra Oktayoğlu’nun mukayese yazıları arasında benzerlikler görüldüğü tespit edilmiştir.

Ayrıca, 4 adet Genel Kredi Sözleşmesinin 3’ünde, eşim Sevil Güney adına atılmış olan imzaların Sevil Güney’in eli ürünü olmayıp takliden atılmış olduğu, Suç senedinin düzenlenme tarihinde tahrifat olduğu ve UZMANLIK RAPORU ile tespit edilmiş olan fiziksel silinmelerin, fiziksel değil kimyasal yolla yapılmış olabileceği de tespit edilmiştir.

8.  Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı’na, 09.06.2011

‘’ Şikayete konu senet borçlu tarafından bir ödeme belgesi olarak verildiği için ve vadesinin yakın olması nedeni ile kayıda alınmadığı öğrenilmiştir.’’

‘’ Senedin diğer bölümlerinin kimler tarafından doldurtulduğu tarafımızca bilinmemekte olup bu hususun tarafımızca da bilinmesine de gerek bulunmamaktadır.’’

‘’Borçlunun bu iddiaları son derece samiyetsiz olup (samimiyetsiz) ‘’yavuz hırsız ev sahibini bastırır’’ deyimini kullanmaya çalışmaktadır. Öncelikle karşı tarafın sunmuş olduğu evraklara balkıdığında (bakıldığında) şikayet eden Adil Altay Güney onlarca çek ve senet düzenleyerek 60’dan fazla kişiden mal ve para almış ve mükellefiyetlerini yerine getirmeyerek bu özel ve tüzel kişileri mağdur duruma düşürmüştür.  Hakkında onlarca takip açılmış olmasına rağmen bu şahıs borçlarını ödemek yerine ‘’yavuz hırsız ev sahibini bastırır’’ deyimini bizzat kullanarak üste çıkmaya çalışmakta, bizzat kendisinin verdiği çek ve senetlere itiraz etmektedir.’’

‘’ Şikayet eden borçlunun bu beyanlarından sonra kriminolojik incelemenin ABD’de yapılması talebine hiçbir şekilde muvafakat vermiyoruz.’’

‘’ …Bu durumda yapılan şikayetin son derece kötü niyetli olduğu açıkca görülebilmektedir. Şikayet eden şahıs sadece ve sadece müvekkil bankayı rahatsız etmek çabası içersindedir.’

TAKDİR SAYIN MAHKEMENİNDİR.

9.  Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı’na, 07.07.2011

‘’…kredi faizleri ile taksitlerini ödeyememesi nedeni ile…ihtarnamesi ile hesapları kat edilmiştir.’’

 ‘’Kredili firma ile kefillerinin gönderilen hesap kat ihtarnamesine rağmen verilen 8 günlük süre içersinde ihbarname içeriğinde talep edilen 3.567.236.48 TL ödenmediğinden, firma ve kefilleri hakkında …25.12.2008 vadeli 3.700.000.TL tutarlı bono üzerinden, 12.01.2009 tarihi itibarı ile…kambiyo hükmümde icra takibi açılmış ve ayrıca Genel Kredi Sözleşmesi üzerinden ilamsız takip açılmıştır.’’

 ‘’Şüpheli Adil Altay Güney kredi taksitleri ile tanzim ettiği senetler ve keşide ettiği çekleri ödemeyerek müvekkil bankayı mağdur etmiştir. Ayrıca adresini değiştirip tüm menkul mallarını kaçırarak yapılacak tahsilatların geciktirilmesini temin amacı ile son derece kötü niyetli hareket etmektedir.’’

 ‘’Bankacılık örtüsü altında Tefecilik iddiası ise başlı başına bir suç unsuru olup ayrıca bir açıklama yapılmasına dahi gerek bulunmamaktadır.’’

 ‘’Müvekkil bankanın dolandırıcılık yaparak, sahte senetle baskın şeklinde icra işlemleri yaptığı iddia edilmektedir. Bu iddialar da yine başlı başına suç unsuru oluşturmakta olup şüphelinin cezalandırılması gerekmektedir.’’

 ‘’Müvekkil bankanın kanuni haklarını kullanması Anayasamız gereğidir. Müvekkil bankanın kanuni haklarını kullanır iken kendisinin çirkin bir şekilde suçlanması ve hakkında suç uydurulması müvekkil bankanın itibarını zedelemiş olup, şöhreti ve serveti büyük tehlike içine girmiştir.

 Şüphelinin tüm bu beyanlarına bakıldığında Bankacılık kanununun 74.Maddesinin dışında TCK 125  devamı maddeleri gereğince hakaret suçu ve iftira nedeni ile TCK 267 ve devamı maddeleri gereğince iftira suçu kapsamlarına da girdiği açıkça görülmektedir.’’

 ‘’Şüphelinin gerek yukarıda belirtilen internet sitelerinde gerek Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2010/48802 Soruşturma dosyasında ve  gerekse Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2011/22731 Soruşturma sayılı dosyasında verdiği beyanlar ile sunduğu ek mahiyetindeki belgeler içeriğinde müvekkil bankaya itibarını kıracak veya şöhretine yada servetine zarar verecek nitelikte ifadeler kullanmış olup, yazı içeriklerine bakıldığında mutlak bir kastın bulunduğu anlaşılmaktadır. Özellikle ‘’Bu bilgiler ne kadar çok yayılabilirse o kadar bilinçlenme olabileceğine inanıyorum. Selam ve sevgilerimle, Adil Altay Güney, Yüksek Mühendis Mimar’’ ifadesi şüphelinin kastını açıkça göstermektedir. Şüpheli asılsız ve mesnetsiz görüşlerini yayabilmek ve müvekkil bankanın itibarını sarsmak ve müvekkil bankanın şöhret ve servetine zarar vermek kastı ile hareket etmektedir.’’

 ‘’Bankalar kanunu ile sahip oldukları öncelik ve imkanları çirkin ve kötü bir biçimde insanlık dışı yöntemlerle kullanan bazı banka ve bankacıların elinde perişan olan onbinlerce iş adamı ve ailede kazanacaktır.’’ İfadesinde görüleceği üzere müvekkil bankanın kanunlardan aldığı haklarını çirkin ve kötü bir biçimde insanlık dışı yöntemlerle kullanıldığı iddia edilmektedir.’’

‘’Müvekkil banka için artık bu durum çekilmez hale gelmiştir. Şüphelinin bu eylemleri müvekkil bankanın yöneticilerini de rahatsızlık vermekte olup, müvekkil banka yöneticileri de mağdur duruma düşmüştür…’’

Turkıshbank A.Ş.’nin avukatları olan Sanık Günay Yılmaz ve Sanık Yalım Şentürk’ün İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı nezdindeki yukarıdaki ifadeleri taşıyan dilekçe ile şikayetleri neticesindeki ceza soruşturmasında, banka tarafından maddi imkanlarımın yok edildiği nedeni ile Hukuk Dava ve davalarını açamamış olmamın ve bu şikayetle açılacak olan Ceza Davası ile ancak Mahkeme önüne çıkmak istediğim hakkında, belki de Adliye tarihinde görülmeyecek bir şekilde Savcılık Makamı’na şüpheli olarak vermiş olduğum Ceza Davasının açılması gerektiği konusundaki dilekçemin nihayetinde İstanbul 43. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmış olan Ceza Davası, 29.05.2012 tarihinde 2012/491 numaralı karar ile sonuçlanmış ve beraat kararı verilmiştir.(Ek.) 

10.  İstanbul Cumhuriyet Başsavcı yardımcısı Sayın Fehmi Tosun tarafından, 23.09.2010 tarihinde Turkıshbank A.Ş.yetkili ve görevlilerine gönderilmiş olan,  suç senedinin aslının, Savcılık Makamına teslim edilmesi ile ilgili, Şüpheli Çağrı Kağıdı ile, İstanbul Cumhuriyet Başsavcı yardımcısı Sayın Oğuzhan Atamtürk Uyar’ın, 16.03.2011 tarihinde Turkıshbank A.Ş.’ ye göndermiş olduğu Genel Kredi Sözleşmeleri asıllarının, Savcılık Makamına teslim edilmesi ile ilgili mektubundan, Genel Kredi Sözleşmelerinin,İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından res’en teslim alınmasına kadar  geçen yaklaşık 29 ay süresince, Savcılık Makamlarının, Turkıshbank A.Ş.’den bilgi ve belgelerin teslim alınabilmesi için göstermiş olduğu uğraş ve çabalara ait resmi belgelerin tarih sırası ile açıklaması aşağıdadır.

  1.İstanbul Cum. Sav. Fehmi Tosun,‘’Adil Altay Güney’in ifade tutanağı’’               19.10.2010

2.İstanbul Cumhuriyet Savcısı Fehmi Tosun, ‘’Şüpheli çağrı kağıdı’’                     23.09.2010

3.İstanbul Cumhuriyet Savcısı Fehmi Tosun, ‘’ Şüpheli davetiyesi’’                       23.09.2010

4.İstanbul Cumhuriyet Savcısı Fehmi Tosun, ‘’ Senet aslı teslim yazısı’’               14.10.2010

5.İstanbul Cumhuriyet Savcısı Fehmi Tosun, ‘’ Senet aslı teslim için tekit’’           14.10.2010

6.Şişli Cumhuriyet Savcısı Oğuzhan A.Uyar, ‘’ Senet aslı teslim yazısı’’               09.12.2010

7.Şişli Cumhuriyet Savcısı Oğuzhan A.Uyar, ‘’ Senet aslı teslim yazısı’’               09.12.2010

8.Şişli Cumhuriyet Savcısı Oğuzhan A.Uyar, ‘’ Senet aslı tekit ikrarı’’                    05.01.2011

9.Şişli Cumhuriyet Savcısı Oğuzhan A.Uyar, ‘’Em.Müd. senedin temini’’               06.01.2011

10.Şişli Cumhuriyet Savcısı Oğuzhan A.Uyar, ‘’ Senedin  alınması’’                       26.01.2011

11.Şişli Cumhuriyet Savcısı Oğuzhan A.Uyar, ‘’Semra Oktayoğlu’nun ifadesi.’’

12.Şişli İlçe Emniyet Müdürlüğü, Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı’na                          23.02.2011

13.Gen. Müd.ve Gen.Müd. yrd.’na ulaşılamadığınıntutanağı                                   23.02.2011

14.Senet aslı ile GKS’leri dolduran kişinin aynı kişi olduğu ihbarı                            09.03.2011

15.Şişli Cum. Savcısı Oğuzhan A.Uyar, ‘’GKS asıllarının teslimi ‘’                           16.03.2011

16.Şişli Cum. Savcısı Oğuzhan A.Uyar, ‘’ Kriminal Polis Lab.Md.’ne’’                     07.04.2011

17.İstanbul Cum. Savcısı Ercan Devrim, ‘’ GKS asılları teslimi hakkında.’’              11.12.2012

18.İstanbul 15.As.Tic. Mahkemesine,’’GKS asıllarının teslimi hakkında’’                 08.01.2013

19.İstanbul Cum. Sav. Ercan Devrim, ‘’GKS asıllarının teslimi için tekit’’                 08.01.2013

20.GKS ASILLARININ SAVCILIK MAKAMINA TESLİM EDİLMESİ.                       18.01.2013

21.İstanbul Cum. Savcısı Ercan Devrim, ‘’Krim. Polis Lab.Müdürlüğüne.                21.03.2013

22.VE TURKISHBANK A.Ş. TARAFINDAN NE ZAMAN CEVAPLANDIRILACAĞI BİLİNMEYEN VE BUGÜNE KADAR DA CEVAPLANDIRILMAYAN SAVCILIK MAKAMININ GKS SORGULAMASI                                                                                              01.02.2013

 

Yukarıda Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, 19.10.2010 tarihinden 01.12.2013 tarihine kadar süren toplam 29 ay içinde Turkıshbank A.Ş.’ye gönderilmiş olan mektuplar incelendiği zaman, bankanın yapmış olduğu bütün hukuk ve etik dışı yaptırımları, önceden düşünerek ve planlayarak  (Ek.1, Haziran 2010 toplantı CD’si) uyguladığı açık olarak görülmektedir.

Bütün bunların yanında Turkıshbank A.Ş. avukatlarının, Genel Kredi Sözleşmelerinde, İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarları Müdürlüğü tarafından tespit edilmiş olan silinme, tahrifat ve yeniden yazmaların banka tarafından değil de, sözde benim tarafımdan yapıldığı ve bu nedenle de hakkımda Ceza Davası açılması taleplerine dair İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na vermiş oldukları 01.07.2013 tarihli  ve 2013/42455 sayılı dilekçelerinde, sanık avukatlar Günay Yılmaz ve Yalım Şentürk’ün, Kriminal incelemelerinin yapılması için Şişli Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/48802 sayılı dosyasına vermiş oldukları dilekçe ve ekleri ile de ayrıca suç işlemiş oldukları ortaya çıkarılmıştır.

Sanık avukatlar Günay Yılmaz ve Yalım Şentürk’ün yıllardan beri farkında olmadığımız bir şekilde, Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı’nı, tahrif edilmiş belgelerle, aynı belgeyi, fotokopi ile çoğaltarak, değişik belge vermiş gibi aldattığı, dolandırdığı ve resmi evrakta sahtecilik yaptığı anlaşılmıştır.

Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmüş olan 2010/48802 sayılı Soruşturma dosyasında, Savcılık Makamının talimatı ile yapılmış olan ‘’KRİMİNAL’’ raporda, İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarları Müdürlüğü tarafından incelenmiş olan Sözleşme sayfaları aşağıdadır.

1.   2 Adet              28.04.2008 tarihli 2.000.000.YTL

2.   2 Adet              26.04.2007 tarihli     600.000.YTL

Sanık avukatlar Günay Yılmaz ve Yalım Şentürk, Mali bilirkişi raporu ile 3 adet olarak tespit etmiş olan Genel Kredi Sözleşmesi sayısının, 4 adet olarak kayıtlara geçirilebilmesi için; 28.04.2008 tarihli 2.000.000.00YTL ve 26.04.2007 tarihli 600.000.00YTL tutarlı 2 adet Genel Kredi Sözleşmesinin imza sayfa fotokopilerini, birer adet ilave fotokopi ile arttırılarak 4 adet ayrı Sözleşme gibi, kriminal inceleme  için Şişli Cumhuriyet Başsavcığı’na verilmiştir.

Ve böylece, 2 adet Sözleşmenin imza sayfası, her biri  2 suret yapılarak ve sanki 4 adet ayrı sözleşme sayfası gibi Savcılık makamına verilmiş ve İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarları Müdürlüğü’ne gönderilmesi sağlanarak, sanki 4 adet Genel Kredi Sözleşmesi incelenmiş gibi ‘’Tutanaklara’’ geçirilmesi sağlanmıştır.

Bu konu ile ilgili olarak da, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından C.M.2013/20727 numara ile Soruşturma yürütülmektedir.

SONUÇ:

Yukarıda genel olarak ve özellikle de özet olarak ifade etmeye çalışmış olduğum gibi, sanık avukatlar Günay Yılmaz ve Yalım Şentürk’ün Sayın Mahkemenizde yargılanmalarına neden olan ÖLÜM TEHDİDİ VE HAKARET suçu, müvekkili oldukları Turkıshbank A.Ş. ile 6. Yılına girmiş olduğum ve artık KAMUYA  mal olmuş olan HAK ve HUKUK mücadelemin, bankaya ve kendilerine vermiş olduğu rahatsızlığın neticesidir ki, sanık avukatların bu konudaki beyanları açıktır.

’Müvekkil banka için artık bu durum çekilmez hale gelmiştir. Şüphelinin bu eylemleri müvekkil bankanın yöneticilerini de rahatsızlık vermekte olup, müvekkil banka yöneticileri de mağdur duruma düşmüştür…’’

 Sanık avukatların 24.09.2013 tarihinde, YARGITAY 12.Hukuk Dairesinin 2013/29918 Karar Numarası ile iptal etmiş olduğu, şirketimize ait gayrimenkullerimizin satışları sırasında yapmış oldukları  TEHDİT ve HAKARET sonrasında, devam eden Hukuk süreci ile, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Börteçene, görevden alınan Genel Müdür ve yönetim kurulu üyesi Abdullah Akbulak, görevden alınan Genel Müdür Yardımcısı Taner Biçer ve suç tarihindeki Merkez Şube müdürü Semra Oktayoğlu Hakkında yürütülmekte olan  2012/56863 numaralı  Soruşturma kapsamında,

1.Şikayetimize esas olan SUÇ SENEDİNİN, Banka yetkililerinin beyanlarının aksine,  GKS’leri düzenlemiş olan banka yetkilisi tarafından düzenlenmiş olduğu,

2.SUÇ SENEDİNİN düzenleme tarihinin günler hanesi bölümünde kazıntı, silinti ve tahrifat olduğu,

3. 21.09.2007 tarihli Sözleşme’nin Kredi Limitinin arttırılması ile ilgili sayfasındaki Merkez Şube Müdürü olarak Ali Baba Şanlı adına atılmış olan imzanın, Ali Baba Şanlı’ nın 04.02.2013 tarihinde vermiş olduğu beyan dilekçesinde de açık olarak belirtmiş olduğu gibi kendisine ait olmadığı ve  takliden  atılmış olduğu,

4.26.04.2007 tarihli GKS, 19.07.2007 tarihli GKS,  21.09.2007 tarihli GKS ve aynı GKS’nin Kredi Limitinin arttırılması ile ilgili sayfalarındaki, eşim SEVİL GÜNEY adına atılmış olan imzaların, kendisine ait olmayıptakliden atılmış oldukları,

5.İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarları Müdürlüğü tarafından hazırlanmış olan 28.05.2013 tarihli ‘’UZMANLIK RAPORU’’ ile tespit edilmiş olan, SUÇ SENEDİ ve Genel Kredi Sözleşmelerindeki fiziksel silinti ve kazıntıların KİMYASAL YOLLA yapılmış olabileceği, ancak bu tespitlerin yapılabilmesi için uygun fiziki ortamın temin edilemediği,

6.Ayrıca, yetersiz yazı örnekleri olmasına rağmen, mevcut yazılarında kısmi benzerlikler bulunması nedeni ile, SUÇ SENEDİ ve GKS’leri doldurmuş olan yetkilinin, İstanbul 8.Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmakta olan Merkez Şube Müdürü Semra Oktayoğlu’nun olabileceği,

Kesin olarak tespit edilmiştir.

‘’Müvekkil banka için artık bu durum çekilmez hale gelmiştir. Şüphelinin bu eylemleri müvekkil bankanın yöneticilerini de rahatsızlık vermekte olup, müvekkil banka yöneticileri de mağdur duruma düşmüştür…’’

Sanık avukatların beyanlarını doğrulayan diğer bir karar da İstanbul 8.Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilmiş ve 30.12.2013 tarihinde, bankanın Merkez Şube Müdürü Semra Oktayoğlu 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 156. Madde’sine istinaden HAPİS CEZASI ile cezalandırılmıştır.

Ve yine Turkıshbank A.Ş. ile ilgili dava ve soruşturmalar, Yeni Akit ve Yeni Şafak gazetelerindeki manşet haberlerinden sonra 31.01.2014 tarihinde Sayın Abdurrahman Dilipak’ın köşe yazısına da konu olmuştur. (Ek.7)

Yukarıda delil ve bağlantıları ile açıklamaya çalıştığımız nedenlerle, Sayın Mahkemenizde görülmekte olan CEZA DAVASI, özellikle bir bankanın avukatlarının sanık olduğu, sebep ve sonuçları sıra ile takip edilerek izlenebilen ve bağlantıları çok geniş bir davadır. Bu bağlantılarla ilgili yeni beyan ve delillerimiz ileride, ayrıca Sayın Mahkemenize bildirilecektir.

Hak ve Hukuk dışı işlemlerle gasp edilmiş olan Aile varlığımızın yarısının sahibi, icra işlemlerinin diğer muhatabı,  4 adet Genel Kredi Sözleşmesinin 3’ünde imzası olmamasına rağmen imzaları sahte olarak atılmış olan ve bir eş ve anne olarak  inanılmaz üzüntüleri göğüslemeye çalışan eşim Sevil Güney’dir ve yaşadıklarının Sayın Mahkemece dinlenilmesi gerekir.

Bu neden ve nedenlerle,

1.17.12.2013 tarihli duruşmada talep etmiş olmamıza rağmen, şahit olarak dinlenilmemesine karar verilen eşim Sevil Güney’in, karardan dönülerek dinlenilmesine karar verilmesine,

             2. Talep ve delillerimizin doğrultusunda, Soruşturmanın genişletilmesine,

             3. Bilirkişi raporu ile tespit edilmesi gereken hususlarla ilgili çalışmaların yapılabilmesi ve üzerinde inceleme yapılabilmesi  için, kamera görüntülerinden bir kopyasının tarafımıza teslim edilmesine,

             4. Kamera kayıtları üzerinde yapmış olduğumuz ve Sayın Mahkeme dosyasına sunmuş olduğumuz tespitler doğrultusunda, kamera kayıtları ile ilgili Bilirkişi Raporu alınabilmesi için, kayıtların Bilirkişi’ye gönderilmesine,

             5Soruşturmanın esas konularından olan, sanık avukat Yalım Şentürk’ün ölüm tehdidi sırasında söylemiş olduğu ‘’Sen benim bankadan evvel müvekkilimin kim olduğunu biliyor musun?’’ söylemindeki önceki müvekkilinin kim olduğunun tespit edilmesine,

             6. Sanık avukat Günay Yılmaz’ın, gayrimenkul satışları sırasında gerek Turkıshbank A.Ş. ve gerekse Turkısh Faktoring A.Ş  adına, nakit alarak ve kendi banka hesabına yatırılarak tahsil etmiş olduğu  paralarla ilgili kendi banka hesabının ekstresini , makbuzunu ve bu ödemelerle ilgili olarak  Turkıshbank A.Ş. ve Turkısh Faktoring A.Ş.’ye yatırmış olduğu paraların resmi dekont ve belgelerin istenmesini,

            7. Sanık avukatlar Günay Yılmaz ve Yalım Şentürk’ün müvekkilleri olan Turkısh Faktoring A.Ş.’nin,  Güney Konut Organize Yapılar ve İnşaatlar Ltd.Şti’nin borcu ve yapılmış ödemelerle  ilgili tasdikli ekstrenin istenmesini,

8.  Sanıkların banka avukatı olması ve banka adına işlenmiş olan TEHDİT ve HAKARET suçlarının özelliği nedeni ile, İstanbul Barosu’ndan müdahil olması ve ayrıca Avukat görevlendirilmesi de talep edileceğinden (Ek.8), ayrıca taleplerim ile ilgili olarak bir sonraki duruşmaya kadar süre verilmesini,

9.  Sanık avukat Günay Yılmaz’ın 17.12.2013 tarihli duruşmada, ifadesinin hemen başında, Sayın Mahkeme’ye hitaben ve telaşla, kendi suçunun ölümle TEHDİT değil HAKARET olduğunu ifade ederek söze başlaması ve kendisini hemen soruşturmanın başında diğer sanık avukat Yalım Şentürk ‘den ayırmaya çalışması, işlenmiş olan suçların açık bir ikrarı olup;  sanığın suçunun,  ayrıca idari olarak altında çalışan sanık avukat Yalım Şentürk’ü  ölüm tehdidine azmettirmekle de değerlendirilmesini,

Ve,  önümüzdeki duruşmalarda  ayrıca  Avukatlarımın taleplerinin de kabul edilmesi ve Soruşturmanın genişletilmesi ile ilgili talep haklarımın saklı kalması ile, sanık avukatlar Günay Yılmaz ve Yalım Şentürk’ün, en ağır bir şekilde cezalandırılmasını Sayın Mahkemenizden arz ve talep ederim 

SAYGILARIMLA.

ADİL ALTAY GÜNEY

YÜKSEK MÜHENDİS MİMAR

GÜNEY KONUT ORGANİZE YAPILAR VE İNŞ.LTD.ŞTİ.

Ekler.

 1. 2.20 Haziran 2010,Toplantı CD’si.

2.20.Haziran 2010 Toplantı CD’si özet konuşmalar.

3.İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesi cevap dilekçesi.

4.43.Asliye Ticaret Mahkemesi BERAAT kararı.

5.11.İcra Hukuk Mahkemesi GEREKÇELİ KARAR.

6.İstanbul 8.Ağır Ceza Mahkemesi kararı.

7.Sayın Abdurrahman Dilipak’ın köşe yazısı.

8. İstanbul Barosu dilekçesi,

GOOGLE, ‘’WORDPRESS GÜNEY KONUT’’ ADİL ALTAY GÜNEY’İN HAK VE HUKUK MÜCADELESİ

www.güneykonut.com.tr

www.kemerormanevleri.com

altaygüney@güneykonut.com.tr

cep telefonu: 0532 212 70 62 – 0533 668 23 73

ZUHURATBABA MUHTAR SOKAK NUMARA 4-1 / 16,                                                                                 BAKIRKÖY – İSTANBUL

CEZA YARGILANMALARI BAŞLAYAN AVUKAT GÜNAY YILMAZ VE AVUKAT YALIM ŞENTÜRK HAKKINDA İSTANBUL 7.AĞIR CEZA MAHKEMESİ’NE VERİLMİŞ OLAN 17.12.2013 TARİHLİ DİLEKÇE.

HAKSIZLIK ÖNÜNDE EĞİLMEYİNİZ, O ZAMAN HAKKINIZLA BİRLİKTE ŞEREFİNİZİ DE                               KAYBEDERSİNİZ.

KÖTÜLÜĞÜN ZAFERİ İÇİN GEREKEN TEK ŞEY, İYİ KİŞİLERİN HİÇBİRŞEY YAPMAMASIDIR.

Edmund BURKE

 

                                                                                                                                           EN BÜYÜK GÜÇ DOĞRULUKTUR. ‘’TİMURLENK’’

EN BÜYÜK GÜÇ DOĞRULUKTUR, FAKAT EN BÜYÜK GÜÇLÜK İSE, İNSANLARIN BUNU                                                                                                                                                                                                           GÖREBİLMESİDİR

‘’FİNANSAL TERÖR VE BANKA’’ Belgesel kitabı, Adil Altay GÜNEY

İSTANBUL 7. AĞIR CEZA  MAHKEMESİ

BAŞKANLIĞINA                                                                                                                                                                              17.12.2013

Dosya no: 2013/345 Esas

 

5411 sayılı Bankalar kanununun 155. Maddesindeki ‘’Gerçeğe aykırı beyanda bulunma’’ suçuyla korunan hukuksal yarar, bankacılık düzenidir. Bunun yanı sıra kamu güvenine karşı işlenen suçlardan belgede sahtecilik suçlarının özel bir türü olan bu suçla, bankacılık alanında önemli bir unsur olan ‘’GÜVEN’’ adlı hukuksal değer korunmaktadır. Zira, bankacılık düzenini sağlamakla yükümlü kişi ve kuruluşlar ile bankacılık alanındaki hukuka aykırılıkları cezalandırmakla görevli kurumların, üstlendikleri fonksiyonları etkin bir biçimde yerine getirebilmeleri, aynı şekilde bankalardan elde edilecek güvenilir bilgi ve belgelere ve bankaların gerçeğe uygun kayıtlarına dayanmaktadır. (MUSTAFA AKIN, BANKACILIK CEZA HUKUKU)

‘’Arz ettiğimiz bu kuralların, bilirkişi incelemeleri ile bertaraf edilerek tersine çevrilmesi, müvekkillerimin ve bankamızın telafi edilemeyecek derecede büyük ve çok ağır bir mağduriyetine sebebiyet verecek vahamettedir.’’ (Turkıshbank A.Ş. Avukat Sümer Altay, 2011)

 

Yukarıdaki ifade, Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Turkıshbank A.Ş. ile ilgili olarak ‘’Dosyanın Bilirkişi tarafından incelenmesi’’ kararına karşı olarak, 09.05.2011 tarihinde,  2010/488802 sayılı Soruşturma dosyasına verilmiş olan dilekçeden alınmıştır. Bilirkişi tarafından, suç senedinin bankanın ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiş ve Banka aleyhine İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinde CEZA DAVASI açılmıştır. Fakat Genel Kredi Sözleşmelerinin asılları 2.5 yıl boyunca, Savcılık Makamına teslim edilmediği için, suç senedinin aslı ile birlikte Kriminal incelemeye gönderilerek diğer iddialarımızı doğrulayan kesin rapor alınamamıştır. Sözleşme asıllarının, Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından, yıllar sonra res’en alınmasından sonra, ancak 21.03.2013 tarihinde sözleşmeler suç senedinin aslı ile birlikte  , kriminal inceleme yapılması  için gönderilebilmiştir. Kriminal Polis Laboratuvarları Müdürlüğü’nün hazırlamış olduğu 21.03.2013 tarihli ‘’UZMANLIK RAPORU’’ ile Avukat Sümer Altay’ın korkuları gerçekleşmiş ve yıllardır iddia etmiş olduğumuz gibi, banka yetkili ve avukatlarının Cumhuriyet Başsavcılıklarına ve Mahkemelere vermiş oldukları ifade ve beyanların yalan olduğu, suç senedinin, Genel Kredi Sözleşmelerini hazırlayan banka yetkilisi tarafından düzenlenmiş olduğu, Genel Kredi Sözleşmelerinin tamamında silinti ve tahrifat yapılmış olduğu, Uzman Bilirkişi İsmail Özkan’ın 24.07.2013 tarihli ‘’MÜTALAA BEYANI’’ ile de, 4 adet Genel Kredi Sözleşmesinin 3’ünde Sevil Güney adına atfen atılmış olan imzaların Sevil Güney’in eli ürünü olmayıp takliden atılmış olduğu ve kredi miktarının arttırılmasına ait Sözleşmede, banka yetkilisi ve müdür olarak Ali Baba Şanlı adına atfen atılmış olan imzanın da, Ali Baba Şanlı’nın Savcılık makamına vermiş olduğu beyan dilekçesinde de açık olarak belirtmiş etmiş olduğu gibi, kendi el ürünü olmayıp, takliden atılmış olduğu,  kriminal raporlarla kesin olarak tespit edilmiştir.

Turkıshbank A.Ş.’nin avukatları olan Günay Yılmaz ve Yalım Şentürk’ün hakaret ve tehdit suçları ile yargılanmaları; Turkıshbank A.Ş.’nin yapmış olduğu Hak ve Hukuk dışı yaptırımlara karşı, yaklaşık 60 aydır sürdürmeye çalıştığımız Hak ve Hukuk mücadelemizin, Hukuk Mahkemelerinde devam etmekte olan davalarımızın yanında, aslında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından, Bankanın Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Börteçene, Genel Müdür Abdullah Akbulak, Genel Müdür Yardımcısı Taner Biçer ve Merkez Şube Müdürü Semra Oktayoğlu hakkında yürütmekte olduğu, 2012/56863 numaralı Ceza Soruşturmasının ayrılmaz bir  parçasıdır.

04.06.2012 tarihinde, YARGITAY 12.Hukuk Dairesinin 2013/29918 Karar Numarası ile iptal etmiş olduğu (Ek.1) şirketimize ait gayrimenkullerimizin satışları sırasında yapmış oldukları  TEHDİT ve HAKARET sonrasında, yukarıda belirttiğimiz ve devam etmekte olan Soruşturma neticesinde, 

1.Şikayetimize esas olan SUÇ SENEDİNİN, Banka yetkililerinin beyanlarının aksine,  GKS’leri düzenlemiş olan banka yetkilisi tarafından düzenlenmiş olduğu,

2.SUÇ SENEDİNİN düzenleme tarihinin günler hanesi bölümünde kazıntı, silinti ve tahrifat olduğu,

3. 21.09.2007 tarihli Sözleşme’nin Kredi Limitinin arttırılması ile ilgili sayfasındaki Merkez Şube Müdürü olarak Ali Baba Şanlı adına atılmış olan imzanın, Ali Baba Şanlı’ nın 04.02.2013 tarihinde vermiş olduğu beyan dilekçesinde de açık olarak belirtmiş olduğu gibi kendisine ait olmadığı ve  takliden  atılmış olduğu,

4.26.04.2007 tarihli GKS, 19.07.2007 tarihli GKS,  21.09.2007 tarihli GKS ve aynı GKS’nin Kredi Limitinin arttırılması ile ilgili sayfalarındaki, eşim SEVİL GÜNEY adına atılmış olan imzaların, kendisine ait olmayıptakliden atılmış oldukları,

5.İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarları Müdürlüğü tarafından hazırlanmış olan 28.05.2013 tarihli ‘’UZMANLIK RAPORU’’ ile tespit edilmiş olan, SUÇ SENEDİ ve Genel Kredi Sözleşmelerindeki fiziksel silinti ve kazıntıların KİMYASAL YOLLA yapılmış olabileceği, ancak bu tespitlerin yapılabilmesi için uygun fiziki ortamın temin edilemediği,

6.Ayrıca, yetersiz yazı örnekleri olmasına rağmen, mevcut yazılarında kısmi benzerlikler bulunması nedeni ile, SUÇ SENEDİ ve GKS’leri doldurmuş olan yetkilinin, İstanbul 8.Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmakta olan Merkez Şube Müdürü Semra Oktayoğlu’nun olabileceği,

Kesin olarak tespit edilmiştir.

Ayrıca, İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI ÖRGÜTLÜ SUÇLAR SORUŞTURMA BÜROSU tarafından, Turkıshbank A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Börteçene, Soruşturmaya esas suçların işlenmiş olduğu dönemin Genel Müdürü Abdullah Akbulak, Genel Müdür  yardımcısı Taner Biçer ve suçların işlendiği Merkez Şube’nin aynı bankanın Levent Şubesine tayin edilen Müdürü Semra Oktayoğlu hakkında, 5411 SAYILI BANKACILIK KANUNUNA AYKIRILIK, BEDELSİZ KALAN SENEDİ KULLANMA, HİZMET NEDENİ İLE GÜVENİ KÖTÜYE KULLANMA VE ÖZEL BELGEDE SAHTECİLİK suçlarından, yürütülmekte olan SORUŞTURMA ile ilgili olarak;

YENİ ŞAFAK GAZETESİNDE, 21.Nisan.2013 Pazar günü ‘’TURKISH VURGUN’’ adı ile MANŞETTEN HABER yapılmış, takip eden 22.Nisan.2013 tarihinde haber dizisine devam edilerek, 24.Nisan.2013 tarihlerinde de Banka avukatları Günay Yılmaz ve Yalım Şentürk hakkında, beni ölümle tehdit etmeleri nedeni ile Savcılık Makamının CEZA DAVASI talebine, ADALET BAKANLIĞI tarafından OLUR verilmesi konusu işlenerek HABER serisine devam edilmiştir.

Mağduriyetimizin  ve  yürütülmekte  olan Soruşturmanın  KAMUYA MAL OLMASI ile, TV NET TELEVİZYONU,  23.Nisan.2013 tarihinde Sayın Veyis Ateş’in ‘’HABERE BAKIŞ’’ proğramına, beni ve Avukatım Atilla Çetiner’i  konuk olarak davet ederek, konunun son derece geniş olarak ‘’Görsel Medya’’ ya da taşınmasını sağlamıştır.

Mağduriyetimizin geniş Halk kitlelerine ve dolayısı ile KAMUYA mal olması neticesinde, Turkıshbank A.Ş.’de; bankanın 0.40 hissesinin sahibi olan Kuwait National Bank’ın Yönetim Kurulu Başkanı Mohammed Abdulrahman Al-Bahar’a yazmış olduğumuz şikayet mektubu üzerine görevinden alınmış olan Genel Müdür Abdullah Akbulak ve Genel Müdür Yardımcısı Taner Biçer’ in yerine atanmış olan, Genel Müdür Erhan Özçelik ile birlikte, yeni Genel Müdür Yardımcıları İsmet Şenalp ile Selçuk Canbaş’ın ve Hukuk işleri sorumlusu Sanık Avukat  Günay Yılmaz’ın da işlerine son verilmiştir.

Yargılama sürecinde, Turkıshbank A.Ş.’nin avukatları olan sanıkların, 31.12.2008 tarihinden itibaren, Hukuk Mahkemelerine ve Cumhuriyet Başsavcılıklarına verdikleri dilekçeler ile bu dilekçelerdeki beyanlarını Sayın Mahkemenize, diğer delillerimizle beraber tarih sırasına göre vermeye çalışarak, Turkıshbank A.Ş. ve avukatları olan sanıkların, yapmış oldukları Hukuk ve  Etik dışı davranışlarla, içinde bulunduğumuz Hak ve Hukuk sürecinin gelişimini gözler önüne sermeye çalışacağım.

SONUÇ:

SAYIN MAHKEMENİZDEN, SANIKLARIN EN AĞIR BİR ŞEKİLDE CEZALANDIRILMALARI TALEBİMİN  YANINDA, DURUŞMALARDA KATILAN OLARAK KABUL EDİLMEM KONUSUNDAKİ MÜSAADELERİNİZİ ARZ VE TALEP EDERİM.

SAYGILARIMLA.

 

ADİL ALTAY GÜNEY

YÜKSEK MÜHENDİS MİMAR

GÜNEY KONUT ORGANİZE YAPILAR VE İNŞ.LTD.ŞTİ.

Ek.  YARGITAY İLAMI

 

GOOGLE, ‘’WORDPRESS GÜNEY KONUT’’ ADİL ALTAY GÜNEY’İN HAK VE HUKUK MÜCADELESİ

www.güneykonut.com.tr

www.kemerormanevleri.com

altaygüney@güneykonut.com.tr

cep telefonu: 0532 212 70 62 – 0533 668 23 73

ZUHURATBABA MUHTAR SOKAK NUMARA 4-1 / 16,                                    BAKIRKÖY – İSTANBUL

İSTANBUL 2.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNDE, TURKISHBANK A.Ş. İLE 23.09.2013 TARİHLİ DURUŞMA TUTANAĞI

İSTANBUL 2.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNDE DEVAM ETMEKTE OLAN VE TURKISHBANK A.Ş.’YE SENET’TEN DOLAYI BORÇLU OLMADIĞIMIZA DAİR MENFİ TESPİT DAVASI’NIN 23.09.2013 TARİHLİ DURUŞMA TUTANAĞI AŞAĞIDIR.

BANKA ADINA DURUŞMAYA, BANKANIN DİĞER AVUKATI YALIM ŞENTÜRK İLE BİRLİKTE, BANA YAPMIŞ OLDUKLARI ÖLÜM TEHDİDİ VE HAKARET NEDENİ İLE İSTANBUL 7. AĞIR CEZA MAHKEMESİNDE 2013/345 ESAS NUMARASI İLE CEZA YARGILAMASI BAŞLAMIŞ OLAN  VE ÖNCEKİ AYLARDA TURKISHBANK A.Ş. İLE SÖZDE İLİŞİĞİ KESİLMİŞ OLAN AVUKAT GÜNAY YILMAZ KATILMIŞTIR.

HAKKINDA TEHDİT VE HAKARET SUÇU İLE AĞIR CEZA MAHKEMESİNDE ”CEZA DAVASI” AÇILMIŞ OLAN BİR AVUKATIN, AÇIK OLARAK ÖLÜMLE TEHDİT ETMİŞ OLDUĞU MUHATABINI DOĞRUDAN İLGİLENDİREN BİR DAVADA KARŞI TARAFIN AVUKATI OLARAK YENİDEN DURUŞMAYA KATILABİLMESİNE KANUNLARIMIZIN MÜSAADE ETMEMESİ GEREKİR.

BUNUN DIŞINDA AVUKAT GÜNAY YILMAZ AÇIK OLARAK DURUŞMA TUTANAĞINDA GÖRÜLEBİLECEĞİ GİBİ, TURKISHBANK A.Ş. VE YETKİLİLERİN YILLARDIR YAPMIŞ OLDUKLARI GİBİ YALAN BEYANLARINA DEVAM ETMİŞ VE,

…DAVALI VEKİLİNDEN SORULDU. İDDİALARI KABUL ETMİYORUZ, SAVCILIK DOSYASINDAKİ RAPORDA HERHANGİ BİR TAHRİFAT TESPİT EDİLMEMİŞTİR…AYRICA SENEDİN NASIL ALINDIĞINA İLİŞKİN EN SON DİLEKÇEMİZDE BEYANDA BULUNDUK, DEDİ. (İstanbul 2.Asliye Ticaret Mahkemesi 23.09.2013 tarihli Duruşma tutanağı.)

ŞEKLİNDEKİ İFADESİ  DURUŞMA TUTANAKLARINA GEÇMİŞTİR.

HALBUKİ, DAHA ÖNCE SİTEMİZDE YAYINLAMIŞ OLDUĞUMUZ VE İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NIN 21.03.2013 TARİHLİ YAZISINA İSTİNADEN, İSTANBUL KRİMİNAL POLİS LABORATUVARLARI MÜDÜRLÜĞÜ’NÜN  HAZIRLAMIŞ OLDUĞU 28.05.2013 TARİHLİ ”UZMANLIK RAPORU”’NUN İLGİLİ MADDELERİ AŞAĞIDAKİ GİBİDİR.

2.SAYFA’SININ 1. PARAGRAFI, TARAFIMIZDAN KIRMIZI RENK KURŞUN KALEMLE ÇERÇEVE İÇERSİNE ALINAN BÖLÜMLERDEKİ HALEN MEVCUT EL YAZILARININ, EVVELCE AYNI YERLERDEKİ (KURŞUN KALEMLE YAZILMIŞ) İBARELERİN FİZİKSEL YOLLA SİLİNMELERİNDEN SONRA YAZILMIŞ OLDUKLARI TESPİT EDİLMİŞTİR.”

AYRICA AYNI SAYFANIN 2. PARAGRAFINDA İSE, ‘SÖZLEŞMELERİN İLK TANZİMİNDE YAZILMAYIP MEVCUT YERLERİNE SONRADAN YAZILMIŞ OLDUKLARI KANAATİNE VARILMIŞTIR”

VE 3. SAYFA’NIN 2. PARAGRAF NUMARALI KISMINDA İSE, ‘‘...BAHSE KONU (4) ADET KREDİ SÖZLEŞMESİ İLE (1) ADET SORULAN HUSUSLAR DOĞRULTUSUNDA İNCELENMİŞ VE NETİCESİNDE ; İNCELEME KONUSU (4) ADET KREDİ SÖZLEŞMESİ ASLINDAKİ EL YAZILARI İLE (1) ADET SENET  ARASINDA KALİGRAFİK VE KAREKTERİSTİK ÖZELLİKLER YÖNLERİNDEN UYGUNLUKLAR BULUNDUĞU MÜŞAHADE EDİLMEKLE, BAHSE KONU EL YAZILARININ AYNI (TEK BİR ŞAHSIN) ELİ MAHSULÜ OLDUĞU,..KANAATİNE VARILMIŞTIR.

TEPİTLERİ YAPILMIŞ VE GENEL KREDİ SÖZLEŞMELERİNDEKİ SİLİNTİ, TAHRİFAT VE SONRADAN YENİDEN DOLDURMALAR İLE GENEL KREDİ SÖZLEŞMELERİNİN BOŞLUKLARI DOLDURARAK DÜZENLEYEN TURKISHBANK A.Ş. YETKİLİSİNİN, SUÇ SENEDİNİ DE DÜZENLEMİŞ OLDUĞU KESİN OLARAK TESPİT EDİLMİŞTİR.

BÜTÜN İDDİALARIMIZIN KRİMİNAL RAPORLARLA TESPİT EDİLEREK DOĞRULANMIŞ OLMASINA RAĞMEN, AVUKAT GÜNAY YILMAZ’IN, İSTANBUL 2.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNDE VE HAKİM ÖNÜNDE DE YALAN SÖYLEMESİ, ÇOK DAHA ÖNEMLİSİ İSE SÖYLEYEBİLMESİ KABUL EDİLEMEZ.

DEVAM ETMEKTE OLAN HUKUK SÜRECİ İÇİNDE GEREK TURKISHBANK A.Ş. VE GEREKSE AVUKAT OLARAK BANKAYI TEMSİL EDEN GÜNAY YILMAZ’IN, YİNE HUKUK ÖNÜNDE, YALAN SÖYLEYEREK ADALETİ YANILTMAYA ÇALIŞMALARININ  HESABINI VERECEKLERİNE İNANIYORUM.

İstanbul 2.Asliye Ticaret Mahkemesi 23.09.2013 Duruşma tutanağı

YARGITAY 12.HUKUK DAİRESİ DİLEKÇESİ 18.07.2013

 

                           HAKSIZLIK ÖNÜNDE EĞİLMEYİNİZ, O ZAMAN HAKKINIZLA BİRLİKTE ŞEREFİNİZİ DE KAYBEDERSİNİZ.

 

 

 

YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ

BAŞKANLIĞINA                                                                                                                                             17.07.2013

 

İSTANBUL 15. İcra Mahkemesi

Dosya no: 2012/1007 Esas

 

5411 sayılı Bankalar kanununun 155. Maddesindeki ‘’Gerçeğe aykırı beyanda bulunma’’ suçuyla korunan hukuksal yarar, bankacılık düzenidir. Bunun yanı sıra kamu güvenine karşı işlenen suçlardan belgede sahtecilik suçlarının özel bir türü olan bu suçla, bankacılık alanında önemli bir unsur olan ‘’GÜVEN’’ adlı hukuksal değer korunmaktadır. Zira, bankacılık düzenini sağlamakla yükümlü kişi ve kuruluşlar ile bankacılık alanındaki hukuka aykırılıkları cezalandırmakla görevli kurumların, üstlendikleri fonksiyonları etkin bir biçimde yerine getirebilmeleri, aynı şekilde bankalardan elde edilecek güvenilir bilgi ve belgelere ve bankaların gerçeğe uygun kayıtlarına dayanmaktadır. (MUSTAFA AKIN, BANKACILIK CEZA HUKUKU)

‘’Arz ettiğimiz bu kuralların, bilirkişi incelemeleri ile bertaraf edilerek tersine çevrilmesi, müvekkillerimin ve bankamızın telafi edilemeyecek derecede büyük ve çok ağır bir mağduriyetine sebebiyet verecek vahamettedir.’’ (Turkıshbank A.Ş. Avukat Sümer Altay, 2011)

(Yukarıdaki ifade, Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Turkıshbank A.Ş. ile ilgili olarak ‘’Dosyanın Bilirkişi tarafından incelenmesi’’ kararına karşı olarak, 09.05.2011 tarihinde,  2010/488802 sayılı Soruşturma dosyasına verilmiş olan dilekçeden alınmıştır. Bilirkişi tarafından, suç senedinin bankanın ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiş ve Banka aleyhine İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinde CEZA DAVASI açılmış, fakat Genel Kredi Sözleşmelerinin asılları 2.5 yıl boyunca, Savcılık Makamına teslim edilmediği için, suç senedinin aslı ile birlikte Kriminal incelemeye gönderilerek diğer iddialarımızı doğrulayan kesin rapor alınamamıştır. Sözleşme asıllarının, Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından, yıllar sonra res’en alınmasından sonra, ancak 21.03.2013 tarihinde ,sözleşmeler suç senedinin aslı ile birlikte  , kriminal inceleme yapılması  için gönderilebilmiştir ve Kriminal Polis Laboratuvarları Müdürlüğü’nün 21.03.2013 tarihli ‘’UZMANLIK RAPORU’’ ile, yıllardır iddia etmiş olduğumuz gibi, banka yetkili ve avukatlarının Cumhuriyet Başsavcılıklarına ve Mahkemelere vermiş oldukları ifade ve beyanların aksine suç senedinin, Genel Kredi Sözleşmelerini hazırlayan banka yetkilisi tarafından düzenlemiş olduğu tespit edilmiştir.    

 

KONU: Turkıshbank A.Ş.’nin, Genel Kredi Sözleşmelerinin imzalanması sırasında, teminat olarak almış oldukları boş senedi; kullanılmış olan kredinin 4 misli tutarında gayrimenkul ipoteği de verilmiş olduğu ve bu kredi ile ilgili ödenmemiş hiçbir devre faizi de olmadığı halde, bilgi verilmeden ve,  04.12.2008 düzenleme tarihi ve yine sadece 21 gün sonra olan 25.12.2008 tarihinde de ödeme günü olmak üzere, kullanılmış kredinin çok üzerinde bir tutarla 3.700.000.TL doldurulduktan sonra, bilgimiz dışında olduğu için de ödenememesi bahane edilerek, 31.12.2008 tarihinde kredi hesabımızın kat edilmesi ve kendi düzenlemiş oldukları ve Turkıshbank A.Ş.’nin ticari defterlerinde de kayıtlı olmadığı tespit edilen ve bu nedenle de, bankanın Merkez şube müdürü Semra Oktayoğlu’nun İSTANBUL 8. AĞIR CEZA MAHKEMESİNDE yargılanmasına neden olan bu  senedin kullanılması ile uygulamış oldukları infaz gibi icra işlemlerine karşı sürdürmekte olduğumuz Hak ve Hukuk mücadelesİ 55 aydır devam etmektedir.

A-

HUKUK mücadelemizin bir parçası olan ve 04.06.2012 tarihinde, İstanbul 10. İcra Müdürlüğünde, bankaya ipotekli olan ve Güney Konut Organize Yapılar ve İnşaatlar Ltd.Şti’ nin sahibi olduğu gayrimenkullerin satışları sırasında, Avukatım Özgür Çağlar Aksu ile birlikte yapılmakta olan satışları izlemek için gitmiş olduğumuz İcra Müdürlüğünde, toplam 5 satış olan satışların ilk satıştan sonraki ilk arasında, Turkıshbank A.Ş. adına satışa iştirak etmiş olan Avukatları Günay Yılmaz ve Yalım Şentürk tarafından ÖLÜMLE TEHDİT EDİLDİM.

İhale sırasında yapılmış olan ve gayrimenkullerimizin satılması ile ilgili İhaleyi takip etmemizi engelleyen bu saldırı derhal İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirilmiş ve  ilgililer hakkında  CEZA SORUŞTURMASI  başlatılmıştır.

Ve, yine bu durum yapılmış olan ihale’nin iptal edilmesi için İstanbul 15. İcra Mahkemesinde açılmış olan İHALENİN İPTALİ davasında, açık olarak ihaleye fesat karıştırmak ve katılımı  engelleme olarak kabul edilerek, yapılmakta olan Savcılık Soruşturması takibe alınmış ve bu takip duruşma tutanaklarına da geçmiştir. (Ek.1-2-3)

Daha sonra ise geciken soruşturma ve herhalde muhatabımızın bir banka ve banka avukatları olması nedeni ile, haklılığımızın ve gerçeklerin çok zor anlatılabilmesi ve özellikle de çok zor anlaşılabilmesi ile, bu son derece önemli bir konuda yapılmakta olan Soruşturmanın sonucu beklenilmeden itirazımız reddedilerek dava düşürülmüş (Ek.4) ve ihmal neticesinde uğramış olduğumuz haksızlığın giderilmesi için yapmış olduğumuz itiraz nedeni ile Dosyamız  YÜCE YARGITAY’ a gönderilmiştir.

Bu gün gelmiş olduğumuz noktada ise, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, ADALET BAKANLIĞI ve Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı  tarafından yürütülen soruşturma neticesinde, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 29.04.2013 tarihinde hazırlanmış olan 2013/1274 sayılı İDDİANAME (Ek.5),  İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilerek, 18.06.2013 tarihinde düzenlenmiş olan TENSİP ZAPTI ile, yapılmış olan ihalede Turkıshbank A.Ş.’nin avukatları olarak bankayı temsil eden Günay Yılmaz ve Yalım Şentürk hakkında, HAKARET ve TEHDİT suçu ile CEZA DAVASI açılmıştır.(Ek.6)

B-

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Turkıshbank A.Ş.’nin avukatları olan Günay Yılmaz hakkında, Bakırköy 3. İcra Müdürlüğünde yapılmış olan gayrimenkullerimizin ihaleleri sırasında İHALEYE FESAT KARIŞTIRMA ve ZİMMET suçlaması ile B.M.2013 / 13745  Sayı ile ayrı bir CEZA SORUŞTURMASI daha başlatılmıştır.(Ek.7)

C-

İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI ÖRGÜTLÜ SUÇLAR SORUŞTURMA BÜROSU tarafından, Turkıshbank A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Börteçene, Soruşturmaya esas suçların işlenmiş olduğu dönemin Genel Müdürü Abdullah Akbulak, Genel Müdür  yardımcısı Taner Biçer ve suçların işlendiği Merkez Şube’nin aynı bankanın Levent Şubesine tayin edilen Müdürü Semra Oktayoğlu hakkında, 5411 SAYILI BANKACILIK KANUNUNA AYKIRILIK, BEDELSİZ KALAN SENEDİ KULLANMA, HİZMET NEDENİ İLE GÜVENİ KÖTÜYE KULLANMA VE ÖZEL BELGEDE SAHTECİLİK suçlarından, yürütülmekte olan SORUŞTURMA ile ilgili olarak;

YENİ ŞAFAK GAZETESİNDE, 21.Nisan.2013 Pazar günü ‘’TURKISH VURGUN’’ adı ile MANŞETTEN HABER yapılmış, takip eden 22.Nisan.2013 tarihinde haber dizisine

devam edilerek, 24.Nisan.2013 tarihlerinde de Banka avukatları Günay Yılmaz ve Yalım Şentürk hakkında, beni ölümle tehdit etmeleri nedeni ile Savcılık Makamının CEZA DAVASI talebine, ADALET BAKANLIĞI tarafından OLUR verilmesi konusu işlenerek HABER serisine devam edilmiştir.

Mağduriyetimizin  ve  yürütülmekte  olan Soruşturmanın  KAMUYA MAL OLMASI ile, TV NET TELEVİZYONU,  23.Nisan.2013 tarihinde Sayın Veyis Ateş’in ‘’HABERE BAKIŞ’’ proğramına, beni ve Avukatım Atilla Çetiner’i  konuk olarak davet ederek, konunun son derece geniş olarak ‘’Görsel Medya’’ ya da taşınmasını sağlamıştır.

Mağduriyetimizin geniş Halk kitlelerine ve dolayısı ile KAMUYA mal olması neticesinde, geçtiğimiz günlerde, Genel Müdür Erhan Özçelik ile birlikte, yeni Genel Müdür Yardımcıları İsmet Şenalp ile Selçuk Canbaş’ın ve Hukuk işleri sorumlusu Avukat  Günay Yılmaz’ın Turkıshbank A.Ş. ile ilişkileri kesilmiştir.

SONUÇ :

Yukarıda açık olarak ifade etmiş olduğumuz gibi Turkıshbank A.Ş. avukatları olan Günay Yılmaz ve Yalım Şentürk tarafından ‘’İHALE’YE FESAT KARIŞTIRMA’’ fiilinin işlenmiş olduğu, yapılmış olan Soruşturmalar ve açılmış olan CEZA DAVASI ile belgelenmiştir.

Bu nedenle de, İstanbul 15. İcra Mahkemesi’nin 2012/1007 sayılı dosyası ile RET edilmiş olan itirazımızın kabul edilerek, kararın bozulmasını ve İHALENİN İPTALİ talebimizi arz ederim.

SAYGILARIMLA.

 

 ADİL ALTAY GÜNEY                                                                   

YÜKSEK MÜHENDİS MİMAR

GÜNEY KONUT ORGANİZE YAPILAR VE İNŞ.LTD.ŞTİ.

Ekler.

1-2-3 İstanbul 15.İcra Hukuk Mahkemesi DURUŞMA TUTANAKLARI.

4.     Gerekçeli Karar

5.     Tehdit ile ilgili Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı İDDİANAME’ si.

6.     İstanbul 7.Ağır Ceza Mahkemesi TENSİP ZAPTI.

7.     Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı B.M.2013/13745 sayılı Soruşturma ek dilekçesi.

 

GOOGLE, ‘’WORDPRESS GÜNEY KONUT’’ ADİL ALTAY GÜNEY’İN HAK VE HUKUK MÜCADELESİ

altayguney@guneykonut.com.tr

www.guneykonut.com.tr

www.kemerormanevleri.com

 

Cep Telefonu: 0532 212 70 62 – 0533 668 23 73

ZUHURATBABA MUHTAR SOKAK NUMARA 4-1 / 16,                                         BAKIRKÖY – İSTANBUL