İSTANBUL 15.İCRA HUKUK MAHKEMESİ HAKİMİ DURSUN KARAMAN HAKKINDA 30.06.2014 TARİHİNDE HSYK’YA ŞİKAYET DİLEKÇESİ VERİLDİ.

İSTANBUL 15.İCRA HUKUK MAHKEMESİ HAKİMİ DURSUN KARAMAN‘IN,  MAKAMINDA VE DEVAMINDA MAHKEME KALEMİNDE YAPMIŞ OLDUĞU, HAKARET, KÜFÜR VE TEHDİT NEDENİ İLE, HAKİM DURSUN KARAMAN HAKKINDA 15.İCRA HUKUK MAHKEMESİ’ NE  2.KEZ REDDİ HAKİM TALEBİ YAPILDIKTAN  SONRA, HAKİM DURSUN KARAMAN HAKKINDA AYRICA HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULUNA DA ŞİKAYET DİLEKÇESİ VERİLMİŞTİR.  HSYK’ YA  30.06.2014 TARİHİNDE VERİLEN  ŞİKAYET DİLEKÇESİ, İSTANBUL ADLİ YARGI İLK DERECE MAHKEMESİ ADALET KOMİSYONU BAŞKANLIĞI TARAFINDAN 9147 SAYI İLE İŞLEME ALINMIŞTIR.

İSTANBUL 15.İCRA HUKUK MAHKEMESİ HAKİMİ DURSUN KARAMAN HAKKINDA YAPILMIŞ OLAN 2.KEZ REDDİ HAKİM TALEBİ VE HSYK’YA YAPILAN  ŞİKAYET BAŞVURULARI;   10.03.2014 TARİHLİ VE İLK  REDDİ HAKİM TALEBİMİZİN REDDİNİN TEMYİZİ  İÇİN  YARGITAY İLGİLİ HUKUK DAİRESİNE  GÖNDERİLEN TEMYİZ DOSYASINA,   UYAP  KANALI İLE EKLENEBİLMESİ İÇİN ,  İSTANBUL 21.İCRA HUKUK MAHKEMESİ  KALEMİ’NE  TESLİM EDİLMİŞTİR.

 

 

‘’HAKSIZLIK ÖNÜNDE EĞİLMEYİNİZ, O ZAMAN HAKKINIZLA BİRLİKTE ŞEREFİNİZİ DE KAYBEDERSİNİZ.’’

 

HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU SAYIN BAŞKANLIĞINA

Sunulmak üzere

 

İSTANBUL ADALET KOMİSYONU BAŞKANLIĞI’NA                                30.06.2014

 

                                                                                        

ŞİKAYET EDEN            :  Adil Altay GÜNEY  (49021106766)

                                           Ataköy 11.Kısım Zambak blok A/8,              Bakırköy – İSTANBUL

ŞİKAYET EDİLEN         :  Hakim Dursun Karaman (34223)

                                           İstanbul 15.İcra Hukuk Mahkemesi Hakimi.

 

KONU                             :  İstanbul 15.İcra Hukuk Mahkemesi Hakimi Dursun Karaman’ın  di-

                                           lekçe vermek için gitmiş olduğum makamında ve devamla Kalem-

                                           de, küfür ve hakaret ederek dövmekle tehdit etmesi.

DELİLLER                       : İddiama konu dilekçe sureti, 25.06.2014 günü 15.İcra Hukuk Mah-

                                           kemesi  Kaleminde  görevli personel’in tanıklıkları,  2014/40 Esas

                                           dava dosyası.

AÇIKLAMA                    : 

 

Davacı olduğumuz ve Davalı Turkıshbank A.Ş. aleyhine açılmış olan 2012/1007 Esas numaralı  ‘’İHALENİN İPTALİ’’  Davası hakkında aleyhimizde verilmiş olan kararın,  Yargıtay 12.Hukuk Dairesinden  Bozularak dönmesinden sonra, İstanbul 15.İcra Hukuk Mahkemesinde yeniden açılmış olan 2014/40 Esas Numaralı dava dosyamızla ilgili olarak,  23.06.2014 tarihinde vermiş olduğum dilekçeden sonra, 24.06.2014 tarihinde yapılmış olan 4 numaralı duruşmada, Turkıshbank A.Ş. avukatlarının Yargıtay kararına direnilmesi taleplerine uygun olarak,  ’Usul ve yasaya uygun olmayan Yargıtay 12.Hukuk Dairesi’nin 24.09.2013 tarihli bozma ilamına uyulmamasına karar verilip, tefhimle açık yargılamaya devam olundu.’’  Kararı verilmiştir.

Avukatım olmadan yapılmış ve karara bağlanmış olan  4 Numaralı Celse’nin Tutanağa geçirilmemiş olan konuşmalarının,  tespit edilerek kayıtlara geçirilebilmesi için,  25.06.2014 tarihinde bu konuşmaları kapsayan bir dilekçeyi, UYAP taramasını yaptırdıktan sonra, 15.İcra Hukuk Mahkemesi Hakimi olan şikayetli Hakim Dursun Karaman’ı  makamında ziyaret ederek,  havalesinin yapılması için kendisine teslim ettim.

Vermiş olduğum dilekçe şikayetli Hakim tarafından okunduktan sonra,  şikayetli Hakim, bu dilekçeye ne gerek olduğunu ve burasının bir (Teknik Hukuk terimleri ) bağlı  İcra Mahkemesi olduğundan bahisle,   her şeyin yazılmasının zorunlu olmadığını ve zaten vermiş olduğum 4 sayfalık dilekçe yüzünden  zorunlu olmadığı halde fazlasını yazdığını ifade ederek,  bu dilekçeyi alarak havale yapmak istemediğini ve her zaman olduğu gibi, yine benim avukat olmadığımı ve çok bilir geçinerek  bilgim olmadan fikir sahibi olmaya çalıştığımı ve zaten duruşmadan sonra devam eden duruşma sırasında avukatların da, ‘’…bu nasıl bir adam böyle, hem çok biliyor ve hem de avukatları sevmiyor…’’ şeklinde arkamdan yorum yaptıklarını söyledi.

Bunun üzerine ise ben de, zaten avukat olmadığımı fakat davalarımı takip etmeye çalıştığımı duruşmada da söylediğimi ve avukatım olmadan duruşmada karar alınmasının bir hak ihlali olduğunu ifade ettim.  Ayrıca Turkıshbank A.Ş. tarafından GASP edilmiş haklarımı alabilmek için de 6 yılı aşkın bir süredir de, HAK ve HUKUK mücadelesi yapmaya çalıştığımı ifade ederek, şikayetli Hakim’e, MASANIZDA HÜKÜM VEREBİLMENİZ İÇİN CANIMI  BİLE VEREBİLECEĞİM halde,  bana karşı neden devamlı hakaret ederek kötü davrandığını sorduğumda,  ‘’BANA    …ÖTÜNÜ YİYEYİM  AYAKLARI YAPMA  LAN.‘’   diyerek bağırarak küfürle hakaret etti.

Bu çirkin ve yakışıksız  küfürden sonra, şikayetli Hakim’e,  belki de babası yaşında olabileceğimi ve  bu küfürün yakışmadığını söylediğim zaman,  dilekçeyi havale etmeyeceğini ve istersem Mahkeme Kalemindeki  dosya’sına koymamı sert bir şekilde söyleyerek odasından çıkmamı istedi.

Şikayetli Hakim’in odasından çıktıktan sonra,  doğrudan 15.İcra Mahkemesi Kalemine giderek, ilgili erkek memura, dilekçenin bir nüshasına alındısının yapılarak, dosyasına konmasını rica ederken, şikayetli Hakim arkamdan 15.İcra Mahkemesi Kalemine gelerek,  ‘’…bu adam size ne söyledi…’’ diye bağırarak devamında, ‘’…size Hakim olarak dilekçeyi almadığımı mı söyledi?…’’ diyerek üzerime yürüdü.   Ben de böyle bir şey söylemediğimi, sadece alındı yapılarak dosya’ya konması gerektiğini söylediğimi belirterek, kalemde çalışan bütün kalem personeline, söylediklerimi doğrulattım.

Şikayetli Hakim ithamlarının doğru olmadığını anladıktan sonra,  arkamdan Kalem’e neden geldiniz soruma,   ‘’…senin yüzünden ben de önyargılı oldum…’’   cevabını vermesi üzerine de ben,  evet  Reddi Hakim yapmamın da nedeni de işte bu bana karşı önyargılı olmanız ve devamlı olarak   bana hakaret ederek kötü davranmanızdır,  dedikten sonra, şikayetli Hakim’e  odasında  bana söylemiş  olduğu  son derece çirkin bir küfür ve hakaret olan,  ‘’BANA   …ÖTÜNÜ YİYEYİM AYAKLARI YAPMA LAN. ‘’  diyerek bağırmasının doğru olmadığını  ifade ederek,  kendisine bütün bunları neden yaptığını sordum.

Şikayetli Hakim’in bu soruma karşılık  Kalem Çalışanlarına açıklaması ise,  ‘’ ÇÜNKÜ BU ADAM BANA, MASAM’DA KARAR VEREBİLMEM İÇİN CANINI VEREBİLECEĞİNİ SÖYLEDİ… VE BEN DE,  …ÖTÜNÜ YİYEYİM AYAKLARI YAPMA LAN DEDİM. ’’  olmuştur.

Şikayetli Hakim bu son derece çirkin söyleminden sonra ise,  bütün kalem personelinin önünde   ‘’ne yapmak istiyorsun, kavga mı istiyorsun, hadi gel,  ben boks yaptım, seni döverim, …’diyerek aşağılamaya devam ederek tehdit etmiştir.  Ben ise, burasının Adliye olduğunu ve ayrıca kendisinden de büyük olduğumu,   söylemiş olduğu sözlerin ise kendisine yakışmadığını, Hak ve Hukuk mücadelem için çalıştığımı söyledim. Devamında,  aslında  ADALET için kendilerinden çok şeyler beklenmesine rağmen, beklentilerimizin boşa çıktığını ve  banka avukatları ile kol kola girerek bütün varlığımızın  banka tarafından GASP edilmesine neden olduğunu söyledim.  Bunun üzerine şikayetli Hakim,    ‘’…ne demek istiyorsun, ben rüşvet mi yiyorum, para mı alıyorum,  onu mu söylemek istiyorsun…’’ diyerek tekrar üzerime yürümeye çalıştı.  Bunun üzerine de cevaben, bunu bilemeyeceğimi ve böyle bir şey de söylemediğimi ifade ederek, umudumuzun ADALET ve gücümüzün ise HUKUK olduğunu ifade ettikten sonra,    şikayetli Hakim Dursun Karaman’ın cevabı ise,  olağan üstü iç yaralayıcı, endişe verici ve düşündürücüdür.

‘’ANAYASA MAHKEMESİ VAR Dİ Mİ ?’’

Bunun üzerine şikayetli Hakim Dursun Karaman’a, buna gerek olmadığını ve tek Hakimin de kendisi olmadığını ve Türkiye’de de Hakimlerin ve  YARGITAY’ın olduğunu söyleyerek, bu çirkin olayın çok daha fazla büyümesine müsaade etmeden, Müdüre hanımın ve  sanırım Katibe hanımın ricası ile kalemden ayrıldım.

Ben Kalem’in önünden ayrılıp koridora yöneldiğim sırada şikayetli Hakim  arkamdan hala bağırmaya devam ediyordu.

‘’BU ADAM,  KENDİSİNE BU ADAM  DENMESİNİ  BİLE HAKARET ADDEDİYOR.’’

 

NETİCE VE TALEBİMİZ :

Şikayetli Hakim Dursun Karaman’ın  yapmış olduğu  KÜFÜR, HAKARET ve TEHDİTLER,  ADALET BAKANLIĞI ve HSYK başta olmak üzere ilgili bütün makam ve mercilere şikayet hakkımı kullanarak hakkında şikayette bulunuyorum. Ayrıca kendisi hakkında tazminat davası açma hakkımı da saklı tutarak,

 1.Şikayetli Hakim Dursun Karaman’ın,  özünde ahlaki ve etik  olmayan bütün davranışları ve  bu davranışların herhalde sebebini  oluşturan  yanlı kararlarının incelenmesini,

 2.Şikayetli Hakim Dursun Karaman’ın,  25.06.2014 tarihinde dilekçe vermek için gitmiş olduğum odasındaki ve devamında Mahkeme Kalemindeki davranış ve söylemleri, Hakimlik vakar ve onuruna yakışmadığı gibi, insanlık onurunu da ayaklar altına alan ve  şahsıma karşı da HAKARET, KÜFÜR ve TEHDİT içermektedir.  Bu nedenle, şikayetli Hakim Dursun Karaman hakkında şikayetçi olduğumdan gerekli yasal işlemlerin yapılmasını,

Arz  ve talep ederim.

ADİL ALTAY GÜNEY

YÜKSEK MÜHENDİS MİMAR

GÜNEY KONUT ORGANİZE YAPILAR VE İNŞAATLAR LTD.ŞTİ.

 Ek.

 1.Şikayetli Hakim Dursun Karaman hakkında İddiama konu 26.06.2014 tarihli dilekçe sureti.

2.Şikayetli Hakim Dursun Karaman hakkında 2.kez REDDİ HAKİM talebi.

 

 

GOOGLE, ‘’WORDPRESS GÜNEY KONUT’’ ADİL ALTAY GÜNEY’İN HAK VE HUKUK MÜCADELESİ

altayguney@guneykonut.com.tr

www.guneykonut.com.tr

www.kemerormanevleri.com

CEP      : 0532 212 70 62 – 0533 668 23 73

 

ADRES : ZUHURATBABA MUHTAR SOKAK NUMARA 4 – 1/16,                       BAKIRKÖY – İSTANBUL

 

İSTANBUL 15.İCRA HUKUK MAHKEMESİ HAKİMİ DURSUN KARAMAN HAKKINDA, YAPMIŞ OLDUĞU HAKARET, KÜFÜR VE TEHDİT NEDENİ İLE 2.KEZ REDDİ HAKİM TALEP EDİLDİ.

11.03.2014 TARİHİNDE HAKKINDA REDDİ HAKİM  TALEBİNDE BULUNDUĞUMUZ İSTANBUL 15.İCRA HUKUK MAHKEMESİ HAKİMİ DURSUN KARAMAN,  23.06.2014 TARİHİNDE VERMİŞ OLDUĞUMUZ DİLEKÇEDEN SONRA,  24.06.2014 TARİHİNDE YAPILAN VE YARGITAY‘ IN İPTAL KARARI KABUL EDİLMEYEREK ALEYHİMİZE KARAR VERİLEN DURUŞMANIN CELSE TUTANAĞINA GEÇİRİLMEYEN KONUŞMALARA AİT DİLEKÇENİN VERİLMESİ İÇİN 25.06.2014 TARİHİNDE GİTMİŞ OLDUĞUMUZ MAKAMINDA VE DEVAMINDA KALEM’DE YAPMIŞ OLDUĞU  HAKARET, KÜFÜR ve TEHDİT  NEDENİ İLE, 26.06.2014 TARİHİNDE, İSTANBUL 15.İCRA HUKUK MAHKEMESİ’NE   HAKİM DURSUN KARAMAN HAKKINDA,  2. KEZ REDDİ HAKİM TALEBİ YAPILMIŞTIR.

30.06.2014 TARİHİNDE DE HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU’NA YAPACAĞIMIZ ŞİKAYET DİLEKÇESİ DE  AYNI GÜN BU SİTE’DE YAYINLANACAKTIR.

 

 

‘’HAKSIZLIK ÖNÜNDE EĞİLMEYİNİZ, O ZAMAN HAKKINIZLA BİRLİKTE ŞEREFİNİZİ DE KAYBEDERSİNİZ.’’

 

İSTANBUL 15. İCRA HUKUK  MAHKEMESİ

HAKİMLİĞİNE                                                                                               25.06.2014

 

 

Dosya no         : 2014/40 Esas

 KONU               : HAKİM DURSUN KARAMAN HAKKINDA, 2. KEZ REDDİ HAKİM

                            TALEBİ.   

 

Mahkemenizde, Davacı olduğumuz ve Davalı Turkıshbank A.Ş. aleyhine açılmış olan  2012/1007 Esas numaralı  ‘’İHALENİN İPTALİ’’  Davası ilgili olarak, 23.06.2014 tarihinde vermiş olduğum dilekçeden sonra, 24.06.2014 tarihinde yapılmış olan duruşmada, Turkıshbank A.Ş. avukatlarının Yargıtay kararına direnilmesi taleplerine uygun olarak, ’Usul ve yasaya uygun olmayan Yargıtay 12.Hukuk Dairesi’nin 24.09.2013 tarihli bozma ilamına uyulmamasına karar verilip, tefhimle açık yargılamaya devam olundu.’’ kararının verildiği 4 Numaralı Celse Tutanağına geçirilmeyen konuşmaların,  tespit edilerek kayıtlara geçirilmesi ile ilgili olarak,  25.06.2014 tarihinde bu konuşmaları kapsayan bir dilekçe hazırlanarak UYAP taraması yaptırıldıktan sonra, 15.İcra Hukuk Mahkemesi Hakimi olarak,  dosyaya sunulmak üzere, makam odanızda havale için tarafınıza teslim edilmiştir.

 Dilekçe tarafınızdan okunduktan sonra, bu dilekçeye ne gerek olduğunu ve burasının bir (Teknik Hukuk terimleri ) bağlı  İcra Mahkemesi olduğundan bahisle,   her şeyin yazılmasının zorunlu olmadığını ve zaten vermiş olduğum 4 sayfalık dilekçe yüzünden zaten zorunlu olmadığı halde fazlasını yazdığınızı ifade ederek,  bu dilekçeyi alarak havale yapmak istemediğinizi ve her zaman olduğu gibi yine benim avukat olmadığımı ve çok bilir geçinerek  bilgim olmadan fikir sahibi olmaya çalıştığımı ve zaten duruşmadan sonra devam eden duruşma sırasında avukatların da, ‘’…bu nasıl bir adam böyle, hem çok biliyor ve hem de avukatları sevmiyor…’’ şeklinde arkamdan yorum yaptıklarını söylediniz.

Bunun üzerine ise ben de, zaten avukat olmadığımı fakat davalarımı takip etmeye çalıştığımı duruşmada da söylediğimi ve avukatım olmadan duruşmada karar alınmasının bir hak ihlali olduğunu ifade ettim.  Ayrıca Turkıshbank A.Ş. tarafından GASP edilmiş haklarımı alabilmek için de 6 yılı aşkın bir süredir de, HAK ve HUKUK mücadelesi yapmaya çalıştığımı ifade ederek, MASANIZDA HÜKÜM VEREBİLMENİZ İÇİN CANIMI  BİLE VEREBİLECEĞİM halde,  bana karşı neden devamlı hakaret ederek kötü davrandığınızı sorduğumda ise,  ‘’BANA …ÖTÜNÜ YİYEYİM AYAKLARI YAPMA LAN.‘’   diyerek bağırmanız,  yakışıksız ve son derece çirkin  bir KÜFÜRDÜR  ve  HAKARETTİR.  Bu çirkin ve yakışıksız  küfürden sonra,   belki de babanız yaşında olabileceğimi ve  bu küfürün size yakışmadığını söyledikten sonra ise,  dilekçeyi havale etmeyeceğinizi ve istersem Mahkeme Kalemindeki  dosya’sına koymamı sert bir şekilde söyleyerek odanızdan çıkmam gerektiğini ifade ettiniz.

Odanızdan çıktıktan sonra doğrudan 15.İcra Mahkemesi Kalemine giderek, ilgili erkek memura, dilekçenin bir nüshasına alındısının yapılarak, dosyasına konmasını rica ederken, siz yeniden 15.İcra Mahkemesi Kalemine gelerek,  ‘’…bu adam size ne söyledi…’’ diye bağırarak devamında, ‘’…size Hakim olarak dilekçeyi almadığımı mı söyledi?…’’ diyerek üzerime geldiniz. Ben de böyle bir şey söylemediğimi, sadece alındı yapılarak dosya’ya konması gerektiğini söylediğimi belirterek, kalemde çalışan bütün kalem personeline, söylediklerimi doğrulattım.  İthamınızın doğru olmadığının sizin tarafınızdan anlaşılmasından sonra, arkamdan Kalem’e neden geldiniz soruma,   ‘’…senin yüzünden ben de ön yargılı oldum…’’ cevabını vermeniz üzerine de, evet Reddi Hakim yapmamın da nedeni de işte bu bana karşı önyargılı olmanız ve devamlı olarak   bana hakaret ederek kötü davranmanız  olduğunu  ve  odanızda bana yapmış olduğunuz son derece çirkin bir küfür ve hakaret olan,  ‘’ BANA   …ÖTÜNÜ YİYEYİM AYAKLARI YAPMA LAN. ‘’  gibi küfürlerin söylenmesinin de doğru olmadığını  ifade ederek,  bütün bunları neden yaptığınızı sorduktan sonra,   Kalem Çalışanlarına açıklamanız, ‘’ ÇÜNKÜ BU ADAM BANA,  MASAM’DA KARAR VEREBİLMEM İÇİN CANINI VEREBİLECEĞİNİ SÖYLEDİ… VE BEN DE,  …ÖTÜNÜ YİYEYİM AYAKLARI YAPMA LAN DEDİM. ’’ olmuştur.

Bu son derece çirkin söyleminizden sonra ise bütün kalem personelinin önünde   ‘’ne yapmak istiyorsun, kavga mı istiyorsun, hadi gel,  ben boks yaptım, seni döverim, …diyerek aşağılamaya devam ederek tehdit ettiniz.  Ben ise burasının Adliye olduğunu ve sizden de büyük olduğumu,  ayrıca  söylemiş olduğunuz sözlerin yakışmadığını, Hak ve Hukuk mücadelem için çalıştığımı söyleyerek, aslında  ADALET için kendilerinden çok şeyler beklenmesine rağmen, beklentilerimizin boşa çıktığını ve  banka avukatları ile kol kola girerek bütün varlığımızın  banka tarafından GASP edilmesine neden olduğunuzu söyledim.  Bunun üzerine ise,    ‘’…ne demek istiyorsun, ben rüşvet mi yiyorum, para mı alıyorum,  onu mu söylemek istiyorsun…’’ diyerek üzerime yürümeye çalıştınız.  Bunun üzerine de size, bunu bilemeyeceğimi ve böyle bir şey de söylemediğimi ifade ederek, umudumuzun ADALET ve gücümüzün ise HUKUK olduğunu ifade ettikten sonraki cevabınız ise,  olağan üstü iç yaralayıcı, endişe verici ve düşündürücüdür.

 ‘’ANAYASA MAHKEMESİ VAR Dİ Mİ ?’’

 Bunun üzerine ise size, buna gerek olmadığını ve tek Hakimin de sizin olmadığınızı ve Türkiye’de de Hakimlerin ve  YARGITAY’ ın olduğunu söyleyerek, bu çirkin olayın çok daha fazla büyümesine müsaade etmeden, Müdüre hanımın ve  sanırım Katibe hanımın ricası ile kalemden ayrılırken, arkamdan hala bağırıyordunuz.

‘’ BU ADAM,  KENDİSİNE BU ADAM DENMESİNİ  BİLE HAKARET ADDEDİYOR.’’

 

Bütün bu yapmış olduğunuz HAKARET ve TEHDİTLER nedeni ile ADALET BAKANLIĞI ve HSYK başta olmak üzere ilgili bütün makam ve mercilere şikayet dilekçeleri verildikten başka,  şahsınız hakkında  tazminat ve hakaret davası da dahil olmak üzere,  davalar açılarak  haklarımızın  aranmasına devam edilecektir. 

 

NETİCE VE TALEBİMİZ:

Yukarıda açıklamış olduğum ve bütün İstanbul 15.İcra Mahkemesi Kalemi personelinin de şahit olduğu olağan üstü çirkin ve küfürlü hitap, hakaret, tehdit ve  davranışlarınız  nedeni ile sizi protesto ediyor ve  2. Defa olarak  REDDİ HAKİM  talep ediyorum.

Talebimin kabul edilmesini arz ederim.

 

ADİL ALTAY GÜNEY

YÜKSEK MÜHENDİS MİMAR

GOOGLE, ‘’WORDPRESS GÜNEY KONUT’’, ADİL ALTAY GÜNEY’İN HAK VE HUKUK MÜCADELESİ.

altayguney@guneykonut.com.tr

www.guneykonut.com.tr

www.kemerormanevleri.com

CEP      : 0532 212 70 62 – 0533 668 23 73

 

ADRES :  ZUHURAT BABA MUHTAR SOKAK NUMARA 4 – 1/16,                       BAKIRKÖY-İSTANBUL

DİYANET İŞLERİ BAŞKANI PROF.DR. MEHMET GÖRMEZ’E, DEĞERİNİN YARISINA YAPILAN İCRA SATIŞLARININ İSLAM DİNİ’NE UYGUN OLUP OLMADIĞI HAKKINDA SORU DİLEKÇESİ.

DİYANET İŞLERİ BAŞKANI PROF.DR. SAYIN MEHMET GÖRMEZ’ E GÖNDERMEK İÇİN HAZIRLAMIŞ OLDUĞUM VE  MEMLEKETİMİZDE UYGULANMAKTA  OLAN  KANUNLARIMIZA GÖRE,  BORÇLULARIN HAK VE HUKUK’U YOK SAYILARAK,  BİLİRKİŞİLERİN ZATEN EKSİK OLARAK TESPİT ETMİŞ OLDUĞU MADDİ DEĞERİN YARISINA , YANİ % 50’SİNE, YANİ YOK PAHASINA   YAPILAN İCRA SATIŞLARININ,  YÜCE DİNİMİZ İSLAM’ A UYGUN OLUP OLMADIĞI KONUSUNUN İŞLENEREK CEVAPLANDIRILMASINI  İSTEDİĞİM  SORU DİLEKÇESİ,  18.05.2014 TARİHİNDE, DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI’NIN RESMİ İNTERNET SİTESİNE  GÖNDERİLMİŞTİR.

TOPLUMU VE VATANDAŞLARI  DOĞRUDAN İLGİLENDİREN VE BÜYÜK HAKSIZLIK VE YIKIMLARA  NEDEN OLAN BU KONU  İLE HAZIRLAMIŞ OLDUĞUM VE AŞAĞIDA DA YAYINLAMIŞ OLDUĞUM SORU DİLEKÇESİ  DİYANET İŞLERİ BAŞKANI PROF. DR. SAYIN MEHMET GÖRMEZ’ E,  28.05.2014 TARİHİNDE AYRICA POSTA İLE DE GÖNDERİLMİŞTİR. 

 

  HAKSIZLIK ÖNÜNDE EĞİLMEYİNİZ, O ZAMAN HAKKINIZLA BİRLİKTE ŞEREFİNİZİ DE KAYBEDERSİNİZ

 

 

                                                      ‘’İNSANLAR  BİR  ZALİMİ GÖRÜRLER  DE,   ZULMÜNÜ  ENGELLEMEZLERSE,

                                                      ALLAH TEALA HEPSİNE AZAP EDER.’’  

HADİS, NAKLEDEN EBU BEKİR (R.A)

 

 

SAYIN PROF. DR. MEHMET  GÖRMEZ                                                                                            

DİYANET İŞLERİ BAŞKANI                                                                                                                                     20.05.2014

 

Sayın Başkan’ ım,  öncelikle SOMA’da vuku bulan maden faciası ile ilgili üzüntülerimi ve başsağlığı dileklerimi iletmek istiyorum. ALLAH’tan,  hayatını kaybedenle RAHMET, geride kalan acılı ailelere güç ve sabırlar dilerim.

TÜRKİYE’de iş yapan onbinlerce iş adamı gibi ben de, destek olması amacı ile, ve kredinin tahsis edilmesi esnasında, her dürüst iş adamı gibi ve hiç çekinmeden, kullandığım kredinin tam dört katı tutarında değerde gayrimenkul ipoteği vererek, şirketime Turkıshbank A.Ş.’den  kredi kullandırdım. Kullandığım krediye karşılık varlığımı ipotek ederken, kurumsal ve denetlenen  bir banka olduğunu sandığım Turkıshbank A.Ş.’e emanet olarak verdiğim bilinci ve sıkıntı halinde ise sığınabileceğim Devlet kurumlarının o gün için sağlamış olduğuna inandığım emniyet duygusu içinde yaptım.

Halkın her gün karşı karşıya kaldığı günlük alışveriş işlemlerinden, sınırsız kapasiteli imalat ve ticaret ticaret işlemlerine kadar, tarafların anlaşmaları gereği üstlenmiş oldukları sorumluluklarını yerine getirmesi ekonomik hayatın, daha basite indirgenirse ticaretin gereğidir. Ve bu ticaret, tarafların anlaşma ile üstlenmiş oldukları yükümlülüklerini yerine getirebildikleri sure boyunca sorunsuz olarak devam eder ve tarih boyunca da devam etmiştir.

Ekonominin gelişmesi ve insan ihtiyaçları ile birlikte toplumun ve insanların refah seviyelerinin zenginleşerek artabilmesi, çok basit gibi görünen bu döngünün ve daha doğrusu ise alışverişin sağlıklı olarak devam ederek yürütülmesine bağlıdır.

Ekonomik hayatın temelini oluşturan ve insanlar arasındaki karşılıklı emniyet ve güveni oluşturarak Adaleti sağlayan ve bu şekilde de ekonomik ilişkilerin düzenli olarak yürümesi için tedbirler alan, imkanlar sağlayan, bunları düzenleyen ve denetleyen,  gerektiği takdirde  de cezalandıran, tarih boyunca adına her ne derseniz deyin, fakat neticede gücü elinde tutan siyasi otorite olan Devlet olmuştur.

Ekonomik hayatın temelini oluşturan ticari işlemlerin ve çok daha basite indirgersek alış verişin zaman zaman hangi taraftan ve her ne sepep nedeniyle oluşan sorunlar yüzünden  aksaması ile, taraflar arasında ortaya çıkan ihtilaflarda, Devlet  duruma müdahale ederek, çağa ve dönemine göre düzenlenmiş olan kanunlara bağlı olarak, herkes için en uygun olabilecek bir şekilde, her iki tarafın da görebileceği zararları en aza indirmeye çalışarak, taraflar arasındaki sorunların en adil bir şekilde çözülmesi görevini üstlenmiştir.

Ve tarih boyunca da Devlet, alacaklının hakkını borçluya karşı, borçlunun hakkını da alacaklıya karşı korumak görevini üstlenerek, daha geniş bir çerçeveye de oturtulabilecek bir şekilde, kişi ve kurumların birbirlerine karşı oluşmuş olan hak ve alacaklarının korunmasını garanti altına alarak ADALET’e garantör olmuştur. Ve bu garantiyi en adil bir şekilde sağlayabilmek için de, yine çağa ve dönemine göre kanun ve yöntemler geliştirilmiş ve uygulanmıştır.

Devlet’in, fertlerin birbirlerine karşı olan hak ve yükümlülükleri ile ilgili olarak uygulamış olduğu kanunlarda, ‘’DİN ve İNANÇLAR’ en önemli etmenlerden biri olmuştur. Gerektiği zaman kanunların da önüne geçebilen DİNİ KURALLAR, taraflar arasında ADALET’in gerçekleşmesini sağlamıştır.

Bütün Dünya’da ve memleketimizde, Hukuk sistemimizin en önemli bölümlerinden olan yürürlükteki  İcra kanunları ile; yukarıda bahis konusu yapmış olduğumuz ticari ilişkilerdeki yükümlülüklerin aksaması ile ortaya çıkan ekonomik ve ticari sorunların, neticeye tesir eden ve hedef olarak saptanan en önemli kısmı olan alacağın tahsilatı ve ödeme yöntemlerinin çözülmesi planlanmıştır.

Fakat, memleketimizde karşılıklı olması gerekirken karşılıklı olmadığı isminden de anlaşılabilen Borçlar Kanunu’nun sağlamış olduğu hak ve imtiyazlar ile ayrıca güçlendirilmiş olan alacaklıların ve özellikle de alacaklı kurumların, haksız ve ahlak dışı uygulama ve yaptırımları önlenemediği gibi, bu işlemlerin doğurduğu bir İCRA SEKTÖR’ ünün ortaya çıkması da önlenememiştir. Elinde olan veya olmayan çeşitli nedenlerle maddi zorluk ve ödeme sıkıntısına girenlerin mal varlıkları, bu sektörden olağan üstü karlarla beslenen  insanlara av olmuştur. Bankalar, Faktoringler, Finans kuruluşları ve Tefeciler, bu sektörle beslenen ve olağan üstü kara karlar sağlayanların başındadır.

 Ticaretin gereği olarak, muhakkak ki, alacaklının alacağını zamanında alması ve borcun zamanında ödenmesi öncelikli hedef olmalıdır ve bu bir Hak’tır. Fakat bu  Hak,  her ne şekilde olursa olsun alacaklı korunarak ve borçlunun yok edilmesi pahasına olmamalıdır. Neticesinde kar veya zarar olabileceği kural olarak Kabul görmesine rağmen, ticaret bir kumar değildir ve İcra işlemlerinin bir infaz aracı olarak kullanılamasına müsaade edilmemelidir. Karşılıklı anlaşma neticesinde oluşmuş bir ekonomik işlem olan ticaretin, iyi niyetle başlamış olduğu kabul edilmelidir. Bu nedenle, alacaklı olmak bir hak olduğu gibi borçlu olmak da bir hak’tır ve  bunun dışında düşünülmemesi gerekir.

 Karşılıklı olarak bu haklar’ın oluşması ve yaşamasının şartları da yine Devlet tarafından  oluşturulmuş kanun ve kurallarla garanti altına alınmış olması gerekir.

Bu gün memleketimizde uygulanmakta olan İcra Kanunları çerçevesinde  uygulanmakta olan İcra satış işlemlerinin yapılabilmesi için, satılacak mal veya gayrimenkulün piyasa değeri yetkili bilirkişiler tarafından resmi olarak tespit edilerek, olan İcra Satışı için yapılacak ihale ilan edilmektedir. Daha sonra da, satış için ilgili İcra müdürlüğüne müracaat edenler arasında en yüksek bedeli verene satış yapılarak, vergiler düşüldükten sonra elde edilmiş olan gelir, alacaklıya teslim edilmektedir.

Buraya kadar son derece normal gibi gözüken bu işlemler, aslında hiç de normal ve adil değildir.

Çünkü İcra Dairesinde yapılacak olan satış ile ilgili ilanda satış için peşpeşe 2 ayrı gün ilan edilir. İlan edilen ilk günde yapılacak olan satış, ancak bilirkişilerin tespit etmiş olduğu değerin 0.80’ini bulan veya aşan teklifler olduğu zaman yapılabilir. Satış için ilan edilen ilk günde tespit edilen değerin 0.80’ni aşan teklif olmadığı zaman, satış ilan edilmiş olan 2.güne kalır ve bu ikinci satış sırasında teklifler için kabul edilen değer ise 0.80’den 0.50’ye düşer ve satılır.

Yapılacak satış ile ilgili ilanda her iki satış ve Kabul değerleri de belirtildiği için, İcra Dairelerindeki ilk satış günleri genellilkle teklif verilmeden veya 0.80’den daha düşük teklif verilerek geçirilerek ihalenin 2. Satış gününe kalması sağlanır. 2.satış gününde ise satışa esas olan mal veya gayrimenkul tespit edilmiş değerinin 0.50’si fiyatına, yani yarı fiyatına satılır. Yapılan bu satışla borçlunun mal varlığının 0.50’si, yani yarısı Devlet eli ile yok edilir.

İcra müdürlüklerinde yapılan bu icra satışları,  aslında alacaklının malının Devlet eli ile Hukuk adına GASP edilmesidir ve İcra Müdürlükleri yapılan bu haksız işlemlerinin resmi uygulayıcılarıdır.

Devlet tarafından, İcra Satışları ile bilirkişilerin tespit etmiş olduğu maddi değerin 0.50’sine yapılan satışlara müsaade edilmesi,  kanunlar kullanılarak yapılmakta  olan olağan üstü  hak ve hukuk  ihlallerini açık olarak gözler önüne sermektedir.

Devlet, alacaklının faizlerini de üzerine koymuş olduğu alacağının tahsil edilebilmesi için,  borçlunun mal veya gayrimenkulünün değerinin 0.50’sine, yani yarı parasına, yani yok pahasına satılabilmesı için yapılan ahlak dışı  işlem ve davranışları görmezden gelerek ve neticede de yapılmış olan satışa müsaade ederek  sözde Adil davranmış olmaktadır.

İcra satışları ile, borçlunun sahip olduğu değerler yarı fiyatına satılarak yok edilirken, alacaklının alacağı yine Devlet’in koymuş olduğu faizlerle büyümeye devam edebilmektedir.

Ve, bunun adına da ADALET denmektedir.

Hukuk adına İcra Dairelerinde yapılan bütün satışlar Hukuk adına yapılmış olan cinayetlerdir ve sorumlusu da, Devlet’tir. Dünya’nın hiçbir medeni memleketinde, alacaklının alacağının faizle büyütülerek, bu alacağa karşılık borçlunun varlıklarının Hukuk adına yarı fiyatına yani yok pahasına satılarak peşkeş çekilmesi yoktur. Yukarıda da açıklamış olduğumuz gibi, alacaklı olmak gibi, borçlu olmak da bir haktır ve alacaklının yararına, karşı tarafın yok edilmesine müsaade edilmesi bütün insani değerlere aykırıdır.

Bu gün uygulanan budur ve bu uygulamalar sözde kanunlara uygun gibi gözüken fakat toplum tarafından da aslında ahlak dışı olarak nitelendirilen İCRA SATIŞLARI sektörünü oluşturmuştur. Her zaman olduğu gibi, ahlak dışı da olsa, fırsatlardan istifade ederek meşru olmayan kazançların peşinde koşanlar her zaman vardır ve asıl üzüntü verici olan ise Devlet tarafından bu insanlara müsaade edilmesidir. Çünkü yürek sızlatan ilan ve reklamlarla teşvik edilen icra satışları ile elde edilmiş olan mal ve gayrimenkuller, derhal ve rahatlıkla sanki normal bir satış gibi tekrar piyasaya çıkarak satışa sunulabilmektedir.

Bu şekilde, çok kısa sürede elde edilebilen kar ortalama olarak 0.50’den aşağı değildir ve Dünya’nın hiçbir yerinde, belki de aynı gün içinde, sözde kanunlara uygun olarak elde edilebilecek böyle bir kar yoktur.

Fakat bu kar KARA KAR veya KARA PARA’dır.

On binlerce ve yüzbinlerce borçlu’nun,  ailelerinin ve milyonlarca insanın yok oluşu pahasına sözde, ADALET.

Aslında İcra Satışlarının tarihteki karşılığı bir nevi CELLAT PAZARI’dır ve bu Pazar ve işlevi, toplumun hafızalarında çok acı yerler edinmiştir.

Değerli Başkanım, yukarıda kısaca bahis konusu yapmaya çalıştığım İcra Satış işlemleri hakkında, bu işlemlere kadar eleştirilmesi gereken sayısız konular olmakla beraber, asıl  önemli olan bu işlemlerin sonucunu belirleyen ve alacak-borç ilişkisinde alacaklının alacağının Adil bir şekilde almasının ve borçlunun da borcunun ödenmesinin sağladığı düşünülen İcra Satışlarıdır.

Kanunlarımız bellidir ve genel olarak yapılan işlemler yukarıda anlatmış olduğum gibidir.

Fakat, toplumda üstenmiş olduğu Mevki ve bir bilim adamı olarak yüklenmiş olduğunuz görev nedeni ile aşağıdaki sorularımı ALLAH RIZASI için,  cevaplandırmanızı rica ediyorum.

 

  1. İcra Satışları ile, alacaklının üzerine faiz de ilave edilmiş alacağının tahsil edilerek ödenebilmesi için, borçlunun mal varlığının 0.50’sine yani yarısına, yani yok pahasına satılmasına müsaade edilmesi, yüce dinimiz İslam’a uygun mudur?

 

  1. İcra Dairelerinde bu satışların yapılmasına müsaade ederek onbinlerce ailenin göz yaşlarına ve belki de yok oluşlarına neden olanlar,  ALLAH beni affetsin,  ben Müslümanım diyebilir mi?

 

  1. Peygamber efendimiz’ e, bir alacak-borç ihtilafı  baş vurusu olmuş olsa idi, efendimizin çözümü,  malını yarı fiyatına sat ve öde, mi olurdu?

 

Değerli Başkanım,  size hazırlamış olduğum bu soru dilekçesini SOMA’da vuku bulan Maden faciasından once hazırlamış fakat yaşanmakta olan acılar nedeni ile gönderememiştim.

Bu nedenle, size yazmış olduğum mektubu da aslında ilgilendiren bir konuda da fikrimi ifade ederek görüşlerinize katkıda bulunmak isterim. Sizin de dikkatinizi de çekmiş olabileceği gibi, facia’nın ilk günlerinde televizyonlardaki haber bültenlerinde alt yazı olarak, maden faciası nedeni ile  bazı bankaların işçilere ait  banka borçlarının  yıl sonuna kadar ertelendiği konusunda haberler görüldü.

 Değerli başkanım, galiba sorun da tam burada başlıyor.  Adı geçen bu bankalara, evlerinin direkleri yıkılan ve yok olan bu talihsiz ailelerin, geride kalan kundaktaki çocukları da dahil olmak üzere, çocuklarının ve talihsiz dul eşlerinin, varsa ana ve babalarının,  para kazanmaya ve bankaya olan borçlarını ödemeye başlayabilmeleri için ve  varsa okullarını da bırakarak iş bulmaları ve para kazanmaya başlamaları için vermiş oldukları 7 ay sure için, teşekkür etmek  mi gerekiyor!

Değerli Başkanım, bütün acılarda olduğu gibi bu facanın da acısı unutulacaktır. Ateş düştüğü yeri yakar. Neticede başka muhtelif nedenlerle de olabileceği gibi, maden faciası ile evlat, eş ve babalarını kaybeden ailelerin içine düşürülmüş oldukları maddi, manevi yıkım ve imkansızlık nedeni ile büyük bir ihtimal ile, borçlarını ödeyemeyeceklerdir. Ve işte tam burada, yukarıda size ifade etmeye çalıştığım İcra işlemleri devreye girecektir ve borçları katlanarak, yine çok büyük bir ihtimal ile, varsa  başlarını sokabileceği evleri de dahil olmak herşeyleri ellerinden gidecektir. Ana baba ve yakınlarının ki de dahil olmak üzere.

Ve, her şey de Hukuk ve kanunlara uygun olarak.

 BUNA CAN DAYANMAZ BAŞKANIM.

 EN DERİN SEVGİ VE SAYGILARIMLA.

 

ADİL ALTAY GÜNEY

YÜKSEK MÜHENDİS MİMAR

GÜNEY KONUT ORGANİZE YAPILAR VE İNŞ.LTD.ŞTİ.

 

GOOGLE, ‘’WORDPRESS GÜNEY KONUT’’ ADİL ALTAY GÜNEY’İN HAK VE HUKUK MÜCADELESİ

 

www.güneykonut.com.tr

www.kemerormanevleri.com

altaygüney@güneykonut.com.tr

cep telefonu: 0532 212 70 62 – 0533 668 23 73

 

 

ZUHURATBABA MUHTAR SOKAK NUMARA 4-1 / 16,                                    BAKIRKÖY -

BAKIRKÖY 7.AĞIR CEZA MAHKEMESİ’ NİN GEREKÇELİ KARARI.

ABDULRAHMAN AL-BAHAR’IN YÖNETİM KURULU BAŞKANI OLDUĞU NATIONAL BANK OF KUWAIT’ İN BÜYÜK HİSSE SAHİBİ OLDUĞU VE İNGİLTERE (ENGLAND)’ DE DE BANKACILIK ALANINDA FAALİYETLERİ OLAN TURKISHBANK A.Ş.’NİN YÖNETİM KURULU BAŞKANI İBRAHİM HAKAN BÖRTEÇENE,  ESKİ GENEL MÜDÜR YENİ YÖNETİM KURULU ÜYESİ ABDULLAH AKBULAK, ESKİ GENEL MÜDÜR YARDIMCISI TANER BİÇER VE İSTANBUL 8.AĞIR CEZA MAHKEMESİ TARAFINDAN HAPİS İLE CEZALANDIRILMIŞ OLAN ESKİ MERKEZ ŞUBE YENİ LEVENT ŞUBESİ MÜDÜRÜ SEMRA OKTAYOĞLU HAKKINDA YAPMIŞ OLDUĞUMUZ SUÇ DUYURULARI NEDENİ İLE İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI TARAFINDAN YÜRÜTÜLMEKTE OLAN CEZA SORUŞTURMASI İLE İLGİLİ OLARAK CEZA DOSYASI’ NIN BAKIRKÖY 7.AĞIR CEZA MAHKEMESİ’NE GÖNDERİLMESİNDEN SONRA,  EMEKLİ BAŞSAVCI VE AVUKAT REŞAT PETEK TARAFINDAN, BAKIRKÖY 7.AĞIR CEZA MAHKEMESİNE AÇIKLAMA DİLEKÇESİ VERİLEREK, DİLEKÇEDE AYRINTILI OLARAK İFADE EDİLMİŞ OLAN VE AŞAĞIDA 6 MADDE HALİNDE  ÖZETLENEN BELGELERE DAYANAN DELİLLERLE,  ŞÜPHELİLER HAKKINDA CEZA DAVA VE DAVALARININ AÇILMASI TALEP EDİLMİŞTİR..

EMEKLİ BAŞSAVCI VE AVUKAT REŞAT PETEK TARAFINDAN, BAKIRKÖY 7.AĞIR CEZA MAHKEMESİNE VERİLMİŞ OLAN  DİLEKÇE’ NİN ESASINI OLUŞTURAN VE CMK. 173/6 MADDESİ BAĞLAMINDA KAMU DAVASININ AÇILMASINI GEREKTİREN VE SORUŞTURMA DOSYASINDA BULUNAN YENİ  DELİLLER AŞAĞIDADIR.

 

  1. Uzman Bilirkişi Grafoloji ve Sahtecilik Uzmanı İsmail Özkan tarafından hazırlanmış olan 22.01.2013 tarihli, ‘’MÜTALAA BEYANI’’ ile Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı’na verilmiş Sözleşme fotokopileri ile İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesi’ne verilmiş Sözleşme fotokopileri arasında imzalar aynı olmakla beraber, yazıların farklı olması nedeni ile,  Sözleşmelerde tahrifat yapılmış olduğu tespiti yapılmış ve  tahrifatın niteliğinin tespit edilebilmesi için Sözleşme asılları üzerinde Kriminal inceleme yapılmasının gerekli olduğu ve Soruşturmaya esas olan SUÇ SENEDİ’ nin, banka yetkili ve avukatlarının beyanlarının aksine,  silinerek tahrif edilmiş olan Sözleşmeleri hazırlamış olan  Turkıshbank A.Ş. yetkilisi tarafından düzenlenmiş olduğu tespit edilmiştir.
  2. Turkıshbank A.Ş.’nin, krediler döneminde Merkez şube müdürü olan Ali Baba Şanlı’nın, 04.02.2013 tarihinde, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na vermiş olduğu YAZILI BEYAN dilekçesi ile, silinip yeniden yazılarak  sonradan düzenlenenen  Sözleşmedeki kendi imzasının, kendi el ürünü olmadığı,  takliden atılmış olduğu ve kendi dönemine ait tarihi taşıdığı halde, silinerek tahrif edilen ve sonradan yeniden yazılmış olan Sözleşmeler’den haberi olmadığı gibi ilgisinin de olmadığı, ihbar edilmiştir.  
  3. İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarları Müdürlüğü’nün hazırlamış olduğu, 28.05.2013 tarihli, ‘’UZMANLIK RAPORU’’  ile Bütün Sözleşmelerin fiziki olarak silinerek, sonradan yeniden yazılmış olduğu ve SUÇ SENEDİ’nin,  Sözleşmeleri hazırlamış olan Turkıshbank yetkilisi tarafından düzenlenmiş olduğu tespitleri yapılmıştır.
  4.   Uzman Bilirkişi Grafoloji ve Sahtecilik Uzmanı İsmail Özkan tarafından hazırlanmış olan 24.07.2013 tarihli, ‘’MÜTALAA BEYANI’’  ile,  eşim Sevil Güney’in,  asıllarının silinerek sonradan yeniden düzenlenmiş olduğu tespit edilen  4 adet Sözleşmenin,  3’ündeki kefalet imzasının kendi el ürünü olmayıp takliden atılmış olduğu,   ilave olarak ve geçmişe dönük olarak sonradan hazırlanan Sözleşmede, müdür Ali Baba Şanlı adına atılmış olan imzanın kendi el ürünü değil, takliden atılmış olduğu, SUÇ SENEDİ’nin düzenleme tarihinde tahrifat yapılmış olduğu,  senet ve sözleşmelerde yapılmış olan silinme ve tahrifatların KİMYASAL YOLLA yapılmış olabileceği tespitleri yapılmıştır.
  5. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (Kapatılan Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı)’nın 2010/48802 sayılı dosyasında bulunan 16.05.2011 tarihli ‘’MALİ BİLİRKİŞİ RAPORU’’ ile, sayısı 3 adet ve toplamları 3.100.000.00TL olarak tespit edilen Genel Kredi Sözleşmeleri’nin, İstanbul 15.asliye Ticaret Mahkemesinden res’en alınmış olan sözleşmelerde yapılan incelemelerle de sabit olduğu gibi, silinip yeniden yazılırken sayılarının da  arttırılarak 4 adet’e ve toplamlarının 5.200.000.00TL’ sına çıkarılmış olduğu tespit edilmiştir.
  6. KYO kararı verildikten sonra Şüpheli SEMRA OKTAYOĞLU ‘nun, şikayet konusu SUÇ SENEDİ’ni, banka resmi defterlerine kaydını yapmamak suretiyle 5411 sayılı Bankacılık Kanunu 156.maddesine  muhalefet suçundan İstanbul 8.Ağır Ceza Mahkemesinin 30.12.2013 tarih ve 2012/30 E. Sayılı kararı ile neticeten 10 AY HAPİS CEZASINA  mahkum edilmiş olduğu, delil olarak Mahkeme’ye sunulmuştur.

BÜTÜN BU  BELGE VE DELİLLER,  EMEKLİ BAŞSAVCI VE AVUKAT REŞAT PETEK TARAFINDAN, GEREK İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA VE GEREKSE BAKIRKÖY 7. AĞIR CEZA MAHKEMESİ’NE AÇIKLAMALI DİLEKÇELER İLE VERİLMİŞ OLMASINA RAĞMEN;  HİÇBİR CEZA DOSYASINDA BULUNMADIĞINA İNANDIĞIMIZ SAYI VE NİTELİKTEKİ  BELGELERE DAYANAN DELİLLER   GÖZ ARDI EDİLEREK,     İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NIN,  TURKISHBANK A.Ş. YÖNETİM KURULU BAŞKANI İBRAHİM HAKAN BÖRTEÇENE, YÖNETİM KURULU ÜYESİ VE ESKİ GENEL MÜDÜRLERDEN ABDULLAH AKBULAK, ESKİ GENEL MÜDÜR YARDIMCISI TANER BİÇER VE İSTANBUL 8.AĞIR CEZA MAHKEMESİ TARAFINDAN YARGILANARAK HAPİS İLE CEZALANDIRILAN  MERKEZ ŞUBE ESKİ MÜDÜRÜ  LEVENT ŞUBE MÜDÜRÜ SEMRA OKTAYOĞLU HAKKINDA,  İŞLEMİŞ OLDUKLARI SUÇLARLA İLGİLİ OLARAK YARGILANMALARI HAKKINDAKİ,   BAKIRKÖY 7.AĞIR CEZA MAHKEMESİ’NE GÖNDERMİŞ OLDUĞU  TALEP YAZISI İLE İLGİLİ OLARAK  MAHKEME TARAFINDAN,  HAKİM METİN ÖZKAN BAŞKANLIĞINDA  VE HİÇ BİR GEREKÇE GÖSTERİLMEDEN, ”TALEP YERİNDE GÖRÜLMEDİĞİNDEN REDDİNE” KARARI VERİLMİŞTİR.

OLAĞAN DIŞI BİR HUKUK İHLALİ VE HAKSIZLIK OLARAK GÖRDÜĞÜMÜZ VE YİNE BÜYÜK BİR İHTİMAL İLE DOSYANIN GERÇEK İNCELEMESİ YAPILMADAN  VERİLMİŞ OLDUĞUNA İNANMAK İSTEDİĞİMİZ  BU KARAR İLE İLGİLİ İTİRAZ VE ŞİKAYETLERİMİZİ  DEVAM ETTİREREK,  HUKUK SİSTEMİMİZDEKİ  BANKA – MÜŞTERİ İLİŞKİLERİNDEKİ BANKA LEHİNE VE MÜŞTERİ ALEYHİNE OLUŞMUŞ OLAN  ÖN YARGILARI DA KIRMAYA ÇALIŞARAK, HAK VE HUKUK MÜCADELEMİZİ YILMADAN SONUNA KADAR DEVAM ETTİRMEYE ÇALIŞACAĞIZ.

HAK VE HUKUK SÜRECİMİZ İLE İLGİLİ OLARAK BİZE SADECE ZAMAN KAYBETTİRDİĞİNE İNANDIĞIMIZ  BU HATALI KARARIN BOZULARAK,  TURKISHBANK A.Ş.’NİN  YÖNETİM KURULU BAŞKANI DA DAHİL  OLMAK ÜZERE,  EN ÜST YÖNETİCİLERİ OLAN ŞÜPHELİLERİN EN KISA ZAMANDA ADALET ÖNÜNE ÇIKARILACAĞINA İNANIYORUZ. 

HERKESİN BİLDİĞİ VE BİLMESİ GEREKTİĞİ GİBİ,  ”GERÇEKLERİN BİR KÖTÜ TARAFI VARDIR,  O DA,   SONUNDA MUTLAKA ORTAYA ÇIKMASIDIR.

TURKISHBANK A.Ş. İLE 5 SENEDİR YÜRÜTMEYE ÇALIŞTIĞIMIZ HUKUK MÜCADELEMİZLE İLGİLİ VE  İDDİALARIMIZI DOĞRULAYAN  BÜTÜN MADDİ GERÇEKLER KRİMİNAL RAPORLARLA TESPİT EDİLEREK ORTAYA ÇIKARILMIŞ OLMASINA RAĞMEN,  BU GERÇEKLER SORUŞTURMA VE MAHKEME DOSYALARINA YANSITILAMAMIŞTIR.

TÜRKİYE’DE DE HAKİMLER VARDIR.

VE,

ADALET ER VEYA GEÇ TECELLİ EDECEKTİR.

KAMU OYUNA DUYURULUR.

SAYGILARIMIZLA.

ADİL ALTAY GÜNEY,YÜKSEK MÜHENDİS MİMAR 

BAKIRKÖY 7.AĞIR CEZA MAHKEMESİ’ NİN GEREKÇELİ KARARI

 

 

 

05.12.2012 TARİHİNDE, ADALET BAKANI SAYIN SADULLAH ERGİN’E GÖNDERİLMİŞ OLAN ŞİKAYET VE BİLGİ DİLEKÇESİ VE TEŞEKKÜR.

BU GÜN, 05.12.2012 TARİHİNDE ADALET BAKANI SAYIN SADULLAH ERGİN’E GÖNDERMİŞ OLDUĞUM VE AŞAĞIDA YAYINLADIĞIM,  ŞİKAYET VE BİLGİ DİLEKÇESİ İLE İLGİLİ OLARAK, İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NIN, MÜŞTEKİ OLARAK İFADEMİN ALINABİLMESİ İÇİN, İLGİLİ BÜROYA MÜRACAAT ETMEMİN GEREKTİĞİ HAKKINDAKİ DAVETİNİ ALDIM.

SAYIN BAKAN SADULLAH ERGİN VE BÜTÜN ADALET BAKANLIĞI PERSONELİNE,  KENDİLERİNE İLETMEK ZORUNDA KALDIĞIM VE BİR DİĞER SURETİNİ DE SAYIN YARGITAY BAŞKANI ALİ ALKAN’A  GÖNDERMİŞ OLDUĞUM DİLEKÇEME GÖSTERMİŞ OLDUKLARI DUYARLILIK NEDENİ İLE TEŞEKKÜR EDERİM.

HUKUK MÜCADELEMİZİN ÜZÜNTÜ VE SIKINTILARI İÇİNDE BİZLERE İLGİLERİNİZLE GÜÇ VE MORAL VERDİNİZ.

SAĞ OLUN.

İYİ Kİ, VARSINIZ. 

 

T.C. ADALET BAKANI

SAYIN SADULLAH ERGİN                                                           

 

ADALET BAKANLIĞI                                                                                                                                        ANKARA,  05.12.2012

Dosya numaraları                :  Dilekçemizin ekindedir.

Davacı                                           : Adil Altay GÜNEY,

Zuhuratbaba Muhtar sokak no.4-1/16,          Bakırköy-İSTANBUL

Davalılar                                    :1.Turkıshbank A.Ş.

Dolapdere caddesi no.225                            Pangaltı – İSTANBUL

2. Daniel Doğan Dinler ve  Atılım Faktoring A.Ş.

Mecidiyeköy Atakan sokak no.5/3                         Şişli- İSTANBUL

Konu                                            : Son yıllarda karşı karşıya kaldığım hukuk ve kanun dışı uygulamalara karşı vermeye                                                                        çalıştığım Hukuk mücadelesi ile ilgili bilgi arzı.

 

AÇIKLAMALAR

1-SAYIN BAKANIM, son yıllarda karşı karşıya kaldığım hak ve hukuk dışı uygulamalara  karşı, varlık ve  hukuk mücadelesi veriyorum.

ADALET BAKANI olarak sizi, özellikle ADLİ YIL törenlerindeki konuşmalarınızdan, yazılı ve görsel basına yansımış olan demeçlerinizden tanıyor ve izliyorum. Memleketimizin Hukuk düzeni ve ADALET sistemimizdeki aksaklıklarının düzeltilmesi ve bu konudaki yapılanmaların çok daha ileri seviyelere çıkartılabilmesi için yapmakta olduğunuz çalışmalarınızı da takdirle izliyorum. İleri yaşlara adımımı atmış olduğum bu yıllarda ve özellikle içine düşürülmüş olduğum maddi ve manevi sıkıntılardan sonra ise, özellikle izlemeye çalışıyorum.

Ve yine özellikle son birkaç yıldır, karşılaştığım sorunlar ile ilgili çözüm yollarına ulaşabilmek ve avukatlarıma yardımcı olabilmek için HUKUK kitaplarını okuyarak, mesleğimin dışında bir bilim dalında düşünce üretmeye çalışıyorum.

Hukuk kitaplarını okuyup, sorunların içine girdikçe, vatandaş olarak bizlerin, ne kadar savunmasız, özellikle de haklarımızı savunmak ve aramak konusunda ise, ne kadar çaresiz kaldığımızı üzülerek öğreniyorum. Ve şimdi yaşamakta olduğum HAK ve HUKUK mücadelemde karşılaştığım güçlükleri, önümüzdeki aylarda belgesel olarak  yayınlayacağım  bir kitapta toplamak istiyorum ki, BENİM MÜCADELE ETMEK ZORUNDA KALDIĞIM SORUNLAR, BENDEN SONRAKİLER İÇİN BİR TECRÜBE BİRİKİMİ VE BAHT KAYNAĞI OLSUN.

Kurulmuş olan HUKUK düzenimizde, VATANDAŞ olarak herşeyi ve her kanunu bilmek zorunda olduğumuz konusundaki bağlayıcı ve mazeret tanımayan tutumun, aslında ADALET anlayışına verdiği zararı,  bunun izlerini toplumumuzda büyük üzüntü ile izlemek mümkündür.

2- Devlet idaresinin  en temel ilkesi olan, YASAMA, YÜRÜTME  ve YARGI üçlüsünün, YARGI ayağını oluşturan sizlerin; Mahkemelerdeki uygulamaları ve günün şartlarına göre de kanunlardaki ortaya çıkan eksiklikleri,  BAKANLIK OLARAK,  BAŞBAKAN ve HÜKÜMET‘ E bilgi olarak  vermiş olmanız gerektiğini düşünüyorum. Çünkü, günün koşullarına göre, YARGI AĞI İÇİNDE , sorunlarla doğrudan  karşı karşıya  olan sizlerin,  hata, kusur ve eksikliklerin tespit ve çözümlerinde önder ve yol gösterici olmanız üstlenmiş olduğunuz yüce görevin  gereklerinden biridir.

Ayrıca , BU GÜNE KADAR ADALET BAKANLARININ, özellikle yazılı basın ve Medya’ya yansıyan beyan ve görüşlerinde, İnsan Hakları olarak sadece belli konularda görüşler belirtilirken, en önemli İnsan Haklarından olan, YAŞAMA , ÇALIŞMA, TİCARET VE TEŞEBBÜS HÜRRİYETİ VE KARŞILIKLI HAKLAR KONUSU ile ilgili tek bir söz dahi edilmemekte ve sanki bu konularda hiçbir sorun yokmuş gibi sorunlar göz ardı edilebilmektedir. SİZİN DÖNEMİNİZDE, BUGÜNE KADAR OLDUĞU GİBİ, BU GÜNDEN SONRA DA, TESBİTLERİNİZİN DAHA KAPSAYICI OLMASINI TEMENNİ EDİYORUM.

3- Göz ardı edilen en önemli konuların ön sıralarında, BANKALAR KANUNU, İCRA KANUNLARI ve bu kanunların uygulamaları gelmektedir. Mevcut HUKUK düzenimizdeki uygulamalar, alacaklıların her zaman haklı olduğu ve ne şekilde olursa olsun alacağın, temerrüt adı verilen insanlık dışı bir faiz ile birlikte ve borçlunun yok edilmesi  karşılığında da olsa alınması gerektiği kabul edilerek uygulanmaktadır. Ve bunun için de,

ALACAKLININ ALACAĞI FAİZLERLE ARTMASINA RAĞMEN, BORÇLUNUN MAL VARLIĞI, İCRA İŞLEMLERİNE ESAS OLARAK YAPILAN EKSPERTİZ RAPORLARINA RAĞMEN, YOK PAHASINA SATILARAK ALACAKLIYA VERİLEBİLMEKTEDİR.

GAYRİMENKULLER VE MENKULLER;  EKSPERTİZ RAPORU İLE ZATEN GERÇEK PİYASA DEĞERİNDEN DÜŞÜK OLARAK YAPILMIŞ OLAN DEĞER TESPİTLERİNİN YARISI VEYA DAHA DÜŞÜK BEDELLERi İLE SATILARAK, ALACAKLININ ANA PARASI VE FAİZLERİ ÖDENMEKTEDİR.

BORÇLUNUN YOK EDİLMESİ PAHASINA.

BU UYGULAMALAR ADİL DEĞİLDİR. MAHKEMELER’İN GÖREVİ, ALACAKLI VE BORÇLUNUN HAKLARINI KARŞILIKLI OLARAK KORUMAK VE GÖZETMEK OLMALIDIR.

Ayrıca, bu şekilde yapılan icra satışları, son derece karlı (!) bir yatırım aracı olarak,  özellikle fırsatçılar için, açık olarak reklamlarla  da teşvik edilebilen bir SÖZDE YATIRIM SEKTÖRÜ haline gelebilmektedir.

Borçlu tarafın felaketine karşılık,  DEVLET ELİ İLE   tahsilat  ve   sözde  ADALET.

Bütün bu  işlemlerin adil olduğu düşünülebilir mi, hiç sanmıyorum ve sebep olduğu yıkımları ise milyonlarca insan ve ailenin gözyaşlarında gözlemleyebilirsiniz.

BU HAKSIZLIĞA VE YIKIMA ARTIK MÜSAADE ETMEYECEĞİNİZİ VE DUR DİYECEĞİNİZE İNANIYORUM

4- Vatandaş olarak karşı karşıya kalmış olduğumuz ve haklarımızı korumak ve aramak konusunda en fazla aciz kaldığımız konulardan biri de Bankalar ve Bankalarla ilgili işlemlerdir.. Bu durum sanıldığından daha yaygın olarak gündemdedir ve sizlere bu konuda çok sayıda örnek dava ve olaydan söz edebilirim. Bu olaya uluslararası literatürde,‘‘FİNANSAL TETİKÇİLİK‘‘ denmektedir ve bu konuda Türkçeye çevrilmiş eserler de vardır, (BİR EKONOMİK TETİKÇİNİN İTİRAFLARI, John PERKİNS). Yine bu konudaki mağdurların bir çatı altında toplanması ve ortak mücadele edilebilmesi için,‘‘FİNANSAL TETİKÇİLİKLE MÜCADELE DERNEĞİ‘‘ adı altında bir sivil yapılanmaya gitmek için de görüşmelerde bulunuyoruz

Toplum olarak, Ticaret konusundaki eksiklerimize rağmen, millet olarak uzun yıllardır sürdürdüğümüz kalkınma hamlelerinin en önemli unsuru olan Bankaların, yanlış ellerde, yanlış uygulamalarla, Devletimize ve Milletimize vermiş olduğu büyük zararı, geçtiğimiz yıllarda hep birlikte gördük ve yaşadık. Sınırsız ve kontrol edilemeyen yetkilerin, yanlış ellerde ne kadar büyük yolsuzluklara ve acılara neden olabileceğini gördükten sonra, değiştirilen BANKALAR KANUNU ile; muhakkak ki doğru olan bağlayıcı yaptırımların yanında, BANKALAR özellikle alacaklarının tahsilatı konusunda tek taraflı olarak sınırsız güçlendirilmiştir.

5- Bankalar bir kurumdur ve insanlar tarafından yönetilmektedirler. Ve yönetimin niteliği de, yöneticilerin karekter ve özellikleri ile doğru orantılıdır. Bir banka ancak, yönetenlerinin sahip oldukları karakter özellikleri doğrultusunda karar alabilmektedir. Turkıshbank A.Ş. Genel müdür muavini Taner Biçer’in söylediği gibi,‘‘ Bankaları kanunlar değil, insanlar idare etmektedir.‘‘  Sorgulanamayan bu kararlara karşı vatandaş olarak yapılabilecek hiç bir şey yoktur ve vatandaşlar  dava harçlarını dahi genellikle karşılayamadıkları için de, HUKUK yoluna başvuramamaktadırlar. Bu nedenle de, Bankaların toplumdaki  algılanmaları son derece olumsuz ve kötü olduğu gibi, bankalara borçlanmış   ve bir nedenle ödeme sıkıntısına düşmüş olan kimselerin ve ailelerinin durumu ise, genellikle, alacaklı olan bankanın ve avukatlarının insafına kalmıştır.

Bu böyle mi olmalıdır?

Hayır, gelişmiş hiçbir ülkede böyle değildir ve gelişmesini tamamlamaya çalışan ülkelerde de böyle olduğunu zannetmiyorum. Çünkü, ulaşılmak istenen hedef, insanların ADALET önünde eşit olmasının yanında, huzuru ve mutluluğudur.

Yukarıda ifade etmeye çalıştığım sıkıntıların, ADALET BAKANLIĞI olarak, sizler tarafından da bilindiğine inanıyorum. Fakat, son derece yoğun olduğunu bildiğimiz iş akışınız içinde, Hukukun temel prensiplerinden biri olan,‘‘ Haklı olabilirsin fakat bunun için şikayet etmen gerekir‘‘ doğrultusunda, bugünün şartlarında değil sizlere, Mahkemelere dahi ulaşabilen şikayetlerin bulunabilmesi ihtimali çok zordur ve yine bu nedenle de; insanların ve ailelerinin varlıklarını kemiren, yok eden, işyerlerinin kapatılmasına ve yıllarca çalışılarak oluşan maddi ve bilgi birikimlerinin yok olmasına neden olan haksızlıklardan haberdar olmanız mümkün değildir.

5- Yıllardan beri Mahkemelerden, YÜCE YARGITAY’a ulaşan Hukuk sorunları ile ilgili ve YÜCE YARGITAY tarafından verilmiş aynı kanuna bağlı olarak onlarca, toplamda onbinlerce  İÇTİHAT vardır ve aynı konuda da birbiri ile çelişebilen kararlar gözlemlenebilmektedir.

Ben burada bir vatandaş olarak, son derece somut ve açık olarak yıllardır yürütmekte olduğum HUKUK mücadelesinin temelini oluşturan bazı konularda, size bilgi arzetmek, müzaheret talebinde bulunmak ve mümkünse gereği için, zatıalinize bu mektubu göndererek şu soruların cevabını arıyorum:

5.1- Bir Banka, elinde krediye karşılık olarak verilmiş olan ve kullanılan kredinin üç misli tutarında gayrimenkul ipoteği varken, kredi tahsis işlemleri sırasında, aslında kredi borcuna teminat diyerek aylar önce zorla almış olduğu, imzalanmış boş bir senedi, senet sahibine haber vermeden,  tarihini, miktarını  ve diğer bütün boşlukları doldurarak, özellikle de borcun çok üzerinde bir miktar yazarak tahsil edebilir mi?

5.2- Bilirkişi raporları ve BDDK tarafından incelenerek, bankanın ticari defterlerinde bulunmadığı tespit edilen ve bu nedenle de BDDK tarafından cezalandırılarak, 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 156. Maddesi‘ne aykırı işlemler nedeni ile banka müdürünün  İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmasına  neden olan bir senet ile, İCRA İŞLEMLERİ yapılabilir mi?

5.3- Kurum olarak toplumdaki yeri itibarı ile, güven müessesesi olması gereken bir bankanın, yetkili ve avukatları yalan ifade verebilirler mi?

5.4- Bir bankanın yetkilileri, Cumhuriyet Başsavcılığının istemiş olduğu evrakları, aylarca ve yıllarca vermeyebilirler mi ve ADALETİ bu yolla engeleyebilirler mi?

5.5- Bir banka, haklı hiçbir neden bulunmazken ve ödenmemiş hiçbir devre faizi bulunmazken ve gereği olmadığı halde ilave teminat ipoteği de almış iken, ilave teminat ipoteğinden ondört gün sonra, yazılı hiçbir ihtar ve uyarı yapmadan, kredi hesabını kat ederek, aynı gün içinde ihtiyati haciz kararı ve  yine aynı gün içinde bir tek gün dahi süre vermeden,  bütün mal varlığına haciz ve satış işlemi uygulayabilirmi?

5.6- Bir banka, kredi kat işleminden sonraki ilk altı ay içersinde, kredi asıl borcunun yarısını tahsil etmiş olduğu halde, bunu icra müdürlüğüne bildirmeyerek, aynı asıl borç üzerinden, iki ayrı takip daha ve toplam üç İcra takibi yapabilir mi?

5.7- Bir banka, elinde kullandırdığı kredinin üç katı kadar gayrimenkul ipoteği olduğu halde, bilirkişi raporları ile ticari defterlerinde kaydının bulunmadığı tespit edilen  senedi kullanarak yapmış olduğu İcra işlemleri ile satışını istediği ve İcra mahkemeleri tarafından TAŞKIN HACİZ nedeni ile satışının iptal edildiği gayrimenkule, iptal tarihinden 10 gün sonra, diğer bir Mahkeme’yi kullanarak kefalet nedeni ile ihtiyati haciz işlemi yaptırabilir mi?

5.8- Bankaların, BANKALAR KANUNU ile uyması gereken kurallardan olan, ETİK İLKELER nedir ve bu ilkeler, Bankaların sadece kendi aralarındaki ilişki ve kuralları mı, yoksa hizmet etmekle yükümlü oldukları müşterileri ile ilgili ilişki ve kuralları da kapsamaktamıdır?

5.9- Bankalar, kendi Faktoring firmalarını ve tahsil edilmiş çekleri kullanarak, intikam almak amacı ile bedeli ödenmiş aynı çeklerle ceza davası açabilir mi?

5.10- Bir FAKTORİNG firması sahibi, Faktoring firmasını; yapmış olduğu TEFECİLİK faaliyetlerini gizlemek ve sorunlu TEFE alacaklarını faktoring firmasına devrederek, Bankalar kanunun sağlamış olduğu ayrıcalıklar vasıtası ile alacağını tahsil etmek için kullanabilirmi?

5.11- Bir FAKTORİNG firması sahibi, yapı kooperatifi kurarak ve kooperatifin yönetim kurulu dışında ve bu kurulu kullanarak, FİİLİ BAŞKAN sıfatı ile TEFE gelirlerini aklayabilir mi?

5.12- Bir FAKTORİNG firması sahibine, TEFECİLİK SUÇU ile yargılandığı CEZA  DAVASINDA; Mahkemeye sunmuş olduğumuz hiçbir delil araştırılmadan, BDDK‘nın vermiş olduğu ve hatalı olduğunu ispat etmiş olduğumuz ve Savcılık Makamının talebine rağmen Savcılık Makamına da teslim edilmeyen, avukatlarımızın taleplerine rağmen bir sureti verilmeyen ve HAKİM dahil kimsenin görmediği ve hukuk olarak da geçerli olmayan bir rapora dayanarak  3 celse’ de BERAAT kararı verilebilir mi? VE BİR FAKTORİNG SAHİBİNİN, TEFECİLİK SUÇU İLE  YARGILANMAKTA OLDUĞU BİR DAVADAN, HAZİNE AVUKATLARI ÇEKİLEBİLİRMİ?

5.13- Gayrimenkul değerlendirme firmaları tarafından verilen ve mahkemelerce onaylanmış gayrimenkul değerlerine rağmen, sırf alacaklının parasının tahsil edilebilmesi için, tespit edilen değerin 0.40‘ına  yapılan satışlar ADİL ve HUKUK’a uygun mudur?

5.14- BİR  MAHKEMENİN, ALACAKLININ TALEP ETMİŞ OLDUĞU İHTİYATİ HACİZ İŞLEMİNİ  KABUL EDEREK;  BORÇLUNUN BÜTÜN NAKİT VE MAL VARLIĞINI  İCRA İŞLEMLERİ İLE BAĞLAMASINDAN SONRA, MADDİ OLARAK  ÇARESİZ VE DÜŞKÜN  HALE GETİRİLEN  BORÇLUNUN, AÇMAK İSTEDİĞİ VE MAHKEME HARÇLARINI ÖDEYEMEYECEK DURUMA DÜŞÜRÜLDÜĞÜ İÇİN DE, ADLİ MÜZAHARET  TALEBİ İLE AÇMAK İSTEDİĞİ  MENFİ TESPİT DAVASINI, AYNI MAHKEME,  VARLIK NEDENİ İLE RET EDEBİLİRMİ? 

5.15- VE YUKARIDAKİ BÜTÜN SUÇLARA HAİZ BİR SENET İLE YAPILAN İCRA İŞLEMLERİ NETİCESİNDE YAPILMIŞ OLAN SATIŞLARA, BANKANIN EVRAK VERMEYEREK SAĞLAMIŞ OLDUĞU GECİKME  İLE CEZA DAVASININ AÇILAMAMASI NETİCESİNDE VE BÜTÜN BU HAKSIZLIK VE HUKUKSUZLUKLAR, DOSYALARDA DA AÇIK OLARAK GÖRÜLDÜĞÜ HALDE, YAPILAN HUKUK DIŞI SATIŞLAR YARGITAY TARAFINDAN ONAYLANABİLİR Mİ?

5.16-  BANKA TARAFINDAN HAZIRLANMIŞ OLAN SUÇ SENEDİNİN ÜZERİNDEKİ YAZILARIN, GENEL KREDİ SÖZLEŞMELERİNDEKİ YAZILARLA AYNI ELDEN ÇIKMIŞ OLDUĞU, KRİMİNAL RAPORLA TESPİT EDİLDİĞİ HALDE, GENEL KREDİ SÖZLEŞMELERİNİ HAZIRLAYAN BANKA YETKİLİSİNİN TESPİT EDİLMESİ VE YAZI ÖRNEKLERİNİN ALINMASI ENGELLENEBİLİR Mİ?

5.17-    BANKA AVUKATLARI, BANKALARI HAKKINDA DAVA AÇILMASINI SAĞLAYAN VE DAVA AÇAN MÜŞTERİSİNİ ÖLÜMLE TEHDİT EDEBİLİR Mİ?

6- SAYIN BAKANIM, yukarıda sizlere arz etmiş olduğum hususlar, hukuk sistemimizde günümüzde uygulanmakta olan ve doğru olduğuna inanmadığımız halde, değiştirilebilmesi için de, gerekli olan makam ve organlara kolaylıkla ulaşamadığımız GERÇEKLERDİR.  TOPLUMUN çok büyük bir kesiminin ve çok daha önemlisi, çok uzun yıllar sonra tekrar elde etmeye çalıştığımız, küçük,orta ve büyük sermaye ile iş gücünündeki bilgi birikiminin haksız yere yok edilmesine, çalışan ve üreten milyonlarca ailenin varlıklarının yok olmasına ve çok daha önemli olarak da, ulusal varlıklarımızın el değiştirerek yabancı şirketlerin eline geçmesine neden olmaktadır.

Bütün milletler, sahip oldukları ekonomik, teknik ve kültür seviyelerine bağlı olarak, günün koşullarına göre, zaman içinde bazı kanunlarında değişiklik yapılması  ihtiyacını duyabilirler. Fakat aslında, daha da önemli olan, KANUNLARIN UYGULANIŞ biçimleri ve uygulanışlarıdır. ADALET BAKANI   olarak size yardım edin çığlıklarımızı duyurmak istiyorum.

Hukuk herkese lazımdır. Hukuk kuralları ve Mahkemeler çözümsüzlük makamları değildir, olamaz ve  olmamalıdır. ADALET, DEVLET‘İN varlık ve meşruiyet temelidir. Onun içindir ki, ‘‘ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR‘‘ denmiştir.

Finansal anlamda ülkemizde bir ciddi bir sorun yaşanmaktadır. Bundan devlet, ülke ve halk zarar görmektedir. Kurban seçilen müteşebbislerin mal varlıklarına haksız yere el konulmaktadır ve buna bir dur denilmesi gerekmektedir. Yasalar yetersizse yasaların, yönetmeliklerde sorun varsa yönetmeliklerin, denetim eksikliği varsa denetimin, YARGI‘daki uygulamalarda sorun varsa, sorunun kaynağından , nihai noktasına kadar sorgulanması gerekmektedir.

Bu anlamda, yasama, yürütme ve yargı nezdinde girişimlerde bulunurken, ADALET‘ İN ve İCRA‘ nın başındaki kişi olarak zatı alilerinize bu bilgileri arzetmek ve çözümü için müzaheretinizi talep etmekten başka yapacak bir şeyimiz kalmamaktadır. Ülkemizde ANAYASA ve yasalar değişirken,yeni dönemde köklü bir anlayış değişikliğine paralel bu alanda da yeni düzenlemeler yapmak, ya da yeni içitihatlar geliştirmek gerekecektir.

Bir örneğini de, YARGITAY BAŞKANI SAYIN ALİ ALKAN‘ a da göndermiş olduğum dilekçem ile ilgili olarak, kabul buyurursanız size daha kapsamlı dosyalar sunabilir, işaret edeceğiniz kişi ve kuruluşlar nezdinde, avukatlarımla birlikte, sözlü ve yazılı ilave açıklamalarda da bulunabilirim.

GEREĞİ İÇİN BİLGİLERİNİZE ARZEDERİM.

SAYGILARIMLA.

 

 

ADİL ALTAY GÜNEY

YÜKSEK MÜHENDİS MİMAR

GÜNEY KONUT ORGANİZE YAPILAR VE İNŞAATLAR LTD.ŞTİ.

altayguney@guneykonut.com.tr

www.guneykonut.com.tr

www.kemerormanevleri.com

cep telefonu : 0533 668 23 73 – 0532 212 7062

ZUHURATBABA MUHTAR SOKAK NUMARA 4 -1/16                                        BAKIRKÖY – İSTANBUL

HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU GENEL KURULUNA İTİRAZ DİLEKÇESİ.

28.08.2010 TARİHİNDE, ŞİŞLİ CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA VERMİŞ OLDUĞUM ŞİKAYET DİLEKÇESİNE, ŞİŞLİ CUMHURİYET BAŞSAVCIĞI TARAFINDAN VERİLEN HAKSIZ VE HUKUKA AYKIRI TAKİPSİZLİK KARARINDAN SONRA, 07.EKİM.2011 TARİHİNDE HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULUNA GÖNDERMİŞ OLDUĞUM ŞİKAYET DİLEKÇESİNE KARŞILIK, 19 AY SONRA, 22.04.2013 TARİHİNDE, SAYIN TETKİK HAKİMİ NURİ KARAKUŞ İMZALI OLARAK, GÖNDERİLEN ”DİLEKÇE VE EKİ EVRAK KAPSAMINDA, 17.01.2012 TARİHLİ VE 2012/72 SAYILI ŞİKAYETİN İŞLEME KONULMAMASINA DAİR KARARIN KALDIRILMASINI GEREKTİREN HERHANGİ BİR DELİL VE DURUMUN BULUNMADIĞI” VE ”…KANUN HÜKÜMLERİ UYARINCA YAZIMIZIN TEBLİĞ TARİHİNDEN İTİBAREN (10) GÜNLÜK YASAL SÜRE İÇİNDE HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU GENEL KURULUNA İTİRAZ ETME HAKKINIZIN BULUNDUĞU,” KONUSUNDAKİ CEVAP MEKTUBUNA KARŞILIK OLARAK AŞAĞIDA YAYINLAMIŞ OLDUĞUM 15.05.2013 TARİHLİ ”KARARA İTİRAZ MEKTUBU” GÖNDERİLMİŞTİR.

17.06.2011 TARİHİNDE TAKİPSİZLİK KARARI VERİLEN VE YUKARIDA GÖRÜLDÜĞÜ GİBİ HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ TARAFINDAN DA TAKİPSİZLİK KARARI ONAYLANAN SORUŞTURMA,

İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI TARAFINDAN YENİDEN ELE ALINMIŞ,

İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI ÖRGÜTLÜ SUÇLAR BÜROSU, 2012/56863 DOSYA NUMARASI İLE TURKISHBANK A.Ş. VE YÖNETİM KURULU BAŞKANI HAKAN BÖRTEÇENE, ABDULLAH AKBULAK, TANER BİÇER VE SEMRA OKTAYOĞLU HAKKINDA DERİNLEŞTİRİLEN CEZA SORUŞTURMASI KAPSAMINDA ŞİKAYETİMİZE ESAS SUÇ SENEDİ ASLI VE TAHRİFAT YAPILMIŞ GENEL KREDİ SÖZLEŞMELERİNİN ASILLARINI, 21.03.2013 TARİHİNDE İNCELENMEK ÜZERE İSTANBUL EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ KRİMİNAL POLİS LABORATUVARI MÜDÜRLÜĞÜNE GÖNDERİLMİŞTİR.

HAKSIZLIK ÖNÜNDE EĞİLMEYİNİZ, O ZAMAN HAKKINIZLA BİRLİKTE ŞEREFİNİZİ DE KAYBEDERSİNİZ.

HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU
GENEL KURULU 15.05.2013

İlgi : 22.04.2013 tarihli 90836726-101-01-34-4540-2011/9110/17919
sayılı cevap dilekçesi.

Adres: Konya yolu no.70 Beşevler – ANKARA

Kurulunuz genel sekreterliğinden almış olduğum cevap mektubunu son derece üzülerek okudum.

Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu olarak sizlere de bir önceki dilekçemde belirtmiş olduğum hususların tekrarı ile başlayarak ve şikayetimle ilgili yeterli araştırma ve soruşturmanın yapılmadığı konusundan da emin olarak, Tetkik Hakimi Sayın Nuri Karakuş ve dolayısı ile de, Kurulunuzun Genel Sekreterliğinin dikkatlerinden kaçmış olan hususların belgelenerek tarafınıza ifade edilmesi ile, şikayetimle ilgili bütün dosyaların belgeleri ile birlikte incelenerek yeniden gözden geçirilmesinin sağlanabileceğini umudumu sürdürmek istiyorum.

Bireyler ve özellikle meslek insanları ve çok daha önemlisi Adaleti sağlamak ve dağıtmakla yükümlü olan Hakim ve Savcılar, görevlerini yaparlarken son derece dikkatli, hata ve kusurlardan arınmış olmalıdırlar.

Nedeni ise, binlerce yıldır, yine belki de binlerce kitabın sayfalarında yazılmıştır, fakat asıl önemli olanı ise, insanların bilinçlerine işlenmiş olan ADALET ’e sığınma duygusudur.

BUNUN BOZULMASINA MÜSAADE EDİLMEMELİDİR.

KİM OLURSA OLSUN İŞLEMİŞ OLDUĞU MESLEKİ HATA VE SUÇLARINDAN DOLAYI GEREKEN CEZAYI ALMALIDIR VE HİÇ BİR KİMSE BU KONUDA AYRICALIKLI OLMAMALIDIR VE DAHA DA ÖNEMLİSİ OLAMAMALIDIR.

Pencereden baktığınızda, benim arkadaşlarımın, elinizdeki dosyalara baktığınızda ise sizin arkadaşlarınızın eserlerini görebilirsiniz.

Eğer hedefimiz her konuda daha ileri gitmek ise, bir yerlerden yeniden başlamalıyız ve yine eğer istersek bunu da başarabiliriz.

Bu nedenle de, karşı karşıya kaldığım hak ve hukuk dışı davranışların bir örtüsü olabilecek kararlara, bu kararları almış olan ve görevlerini gerektiği şekilde yapmayan veya yapamayan meslek mensuplarınız hakkındaki şikayetlerim için de özellikle ısrar ediyorum.

Yapılacak olan önyargısız ve korkusuz bir soruşturma ve araştırmada haklı olduğum ortaya çıkacaktır.

Bunun için de gerçekten adil olmak ve ADALET’ e inanmak gerekir.

Ama her şeyden önce galiba önce ALLAH’ tan korkmak gerekir.

01.01.2009 tarihinde başlamış olduğum ve 4 yıl 5 ay, toplam 53 ay’dır sürdürmeye çalıştığım HAK ve HUKUK mücadelesinde, öğrendiğim en önemli özellik de budur.

07.Ekim.2011 tarihinde ve 09.Ekim.2011 tarihinde de bir öncekine ek olarak göndermiş olduğum şikayet dilekçesine karşılık, Kurumdan bana gönderilmiş olan ve ‘’Şikayetimde ısrar ediyorsam yeniden Kurumunuzun 3. Dairesine müracaat etmemi…’’ öneren mektuba karşılık olarak göndermiş olduğum, 15.Mart.2012 tarihli şikayet dilekçeme karşılık olarak gönderilen, 22.04.2013 tarihli, ‘’ Dilekçe ve eki kapsamında 17.01.2012 tarihli, ve 2012/72 sayılı şikayetin işleme konulmamasına dair Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Üçüncü Dairesinin 28.02.2013 tarihli ve 2013/222 Y:İ sayılı oy birliği ile verilen kararı ile, yeniden inceleme talebinin reddine karar verildiği,’’ hakkındaki mektuba, Genel Kurul tarafından yeniden incelenmesi için 1. Bölümde genellikle önceki dilekçelerdeki şikayetlerimi kapsayan ve 2. Bölümünde de Soruşturmanın bugün gelmiş olduğu noktayı ve hala soruşturulamayan noktaları ifade etmeye çalışan 2 bölüm olarak cevap ve itiraz ederek, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu nezdinde, şikayetime ısrarla devam etmek istiyorum.

1.
“Söz konusu şikayetlere istinaden yapılan incelemelerde alınan raporlarda, şüphelinin iddialarının haksız ve asılsız olduğu ortaya çıkmıştır. Yakın zamanda her iki dosyadan da takipsizlik kararı verileceği açıktır.”
Turkishbank A.Ş.’nin avukatları olan Günay Yılmaz ve Yalım Şentürk’ün, 07.07.2011 tarihli, Şişli Cumhuriyet Başsavcılığına hakkımda yaptıkları şikayet başvurusunun 4. sayfa, 4. paragrafı.

25/08/2010 tarihinde Şişli Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığım ve 2010/48802 Soruşturma numarası takibi yapılan,Turkishbank A.Ş.’nin kıymetli evrakta sahtecilik yaptığı hakkındaki şikayetim ile ilgili olarak, şikayetimden 10 ay ve 295 gün sonra verilen, 07.06.2011 tarih ve 2011/11829 no’lu ‘KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DAİR KARAR’ ve devamında karara itirazımız doğrultusunda sayın Başsavcılığınıza 11.07.2011 tarihinde yaptığımız müracaat dilekçesi ile Beyoğlu Nöbetçi AĞIR CEZA MAHKEMESİ’ne gönderilen şikayet dosyamıza, BEYOĞLU 4. AĞIR CEZA MAHKEMESİ’nin verdiği, 22.07.2011 tarihli 2011/996 Değişik İş no’lu CMK.nın 173/3 maddesi gereğince verilen, ‘İTİRAZIN REDDİNE’ kararını kabul edebilmemiz mümkün değildir.

Dosya ve delillerin gerektiği gibi araştırılmadan ve elde edilmeye çalışılmadan, elde edilen delillerin de gerektiği gibi değerlendirilmeden verildiğine inandığımız bu karar ve kararların, GERÇEK VE ADİL BİR SORUŞTURMA YAPILARAK DÜZELTİLECEĞİNE İNANIYORUZ.

Şüphelilerden; Abdullah Akbulak, Taner Biçer, Semra Oktayoğlu ve vekilleri Avukat Sümer Altay’ın, Şişli Cumhuriyet Başsavcılığına ve 2010/48802 Soruşturma Dosyasına, 09.05.2011 tarihinde vermiş olduğu dilekçede ifade etmiş olduğu,

‘’ARZ ETTİĞİMİZ BU KURALLARIN, BİLİRKİŞİ İNCELEMELERİ İLE BERTRAF EDİLEREK TERSİNE ÇEVRİLMESİ, MÜVEKKİLLERİMİN VE BANKAMIZIN TELAFİ EDİLEMEYECEK DERECEDE BÜYÜK VE ÇOK AĞIR BİR MAĞDURİYETİNE SEBEBİYET VERECEK VAHAMETTEDİR.

BU NEDENLE, BİLİRKİŞİ İNCELEMESİNE İLİŞKİN HUKUKA AYKIRI KARARLARIN KALDIRILARAK, BİLİRKİŞİLERE VERİLEN GÖREVİN GERİ ALINMASINA, İPTALLERİNE VE NETİCEDEN MÜVEKKİLLERİMİZ HAKKINDA ‘TAKİPSİZLİK KARARI’ VERİLMESİNE KARAR VERİLMESİNİ,’’

Şeklinde, devam eden soruşturmanın, delil ve Bilirkişi Raporlarının engellenmesi, önlenmesi ve maddi ve manevi gerçeklerin ortaya çıkarılmasının önlenmesi ile ilgili ihtara benzeyen talepleri, şikayetimizde haklı olduğumuzun ve Turkishbank A.Ş.’nin suçlu olduğunun bir İKRARIDIR.

Cumhuriyet Savcısı Oğuzhan Atamtürk Uyar’ın, ‘‘BÜTÜN MADDİ DELİLLER LEHİNİZE, BUNLARI RAHATLIKLA HUKUK MAHKEMELERİNDE KULLANABİLİRSİNİZ‘’ dedikten sonra, ‘…KAMU DAVASININ AÇILMASINI GEREKTİRECEK NİTELİKTE DELİL BULUNMADIĞI’ sebebi ile KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DAİR KARAR vermesi ise, Turkishbank A.Ş.’nin delilleri geciktirerek, karartarak ve belki de ortadan kaldırarak ADALET’i geçici de olsa YANILTABİLDİĞİNİN açık bir ifadesidir.

ADALET’İN YANILTILARAK GECİKTİRİLMESİNİN İSE BİZE, AİLEMİZE VE ÇEVREMİZE VERDİĞİ ZARARIN HESABINI İSE YİNE ADALET VE YÜCE MAHKEMELER SORACAKTIR.

BUNA GERÇEKTEN İNANIYORUZ.

1.1- ‘…biz de bu beyan üzerine borcunun temini için senet vermesini talep ettik. Eşi Sevil Güney hem kredi borcuna kefil olduğu için hem de adına kayıtlı gayrimenkulü bu borca teminat olarak ipotek verdiğinden dolayı senedi hem kendisinin hem de eşinin imzalamasını istedik. Kendisi eşi huzurda bulunmadığı için senedi doldurup eşine de imzalatarak getiteceğini söyledi. Dolayısı ile şu anda şikayete esas olan senedi kendisi haricen doldurdu ve bankamıza düzenlenmiş ve imzalanmış olarak getirip teslim etti…’

Bir kısmını aldığımız bu beyan, Turkishbank Merkez Şube müdürü Semra Oktayoğlu’nun bankanın avukatı Yalım Şentürk eşliğinde savcılık makamında verdiği ifade tutanağından alınmıştır. Yani Turkishbank A.Ş.’nin ve Merkez şube müdürünün ifadelerine göre suç senedi benim tarafımdan doldurulmuştur.

‘… c) İnceleme konusu sözleşme fotokopilerindeki el yazıları ile inceleme konusu senetteki el yazıları arasında (‘ADİL ALTAY GÜNEY’ ibareli el yazıları hariç) kaligrafik ve grafolojik benzerlikler bulunduğu müşahade edilmekte…’

29.04.2010 tarih ve BLG-2011/ 4189 numaralı Kriminal Raporun 3. maddesinin c) bendinden aldığımız bu tesbit, İDDİA ETTİĞİMİZ GİBİ, senedin dışarıda bizim tarafımızdan değil,Turkishbank A.Ş.’nin yetkilileri tarafından doldurulduğunu doğrulamaktadır. Bankalar hiçbir zaman, sözleşmeleri doldurulması için ele ve dışarıya vermez. Sözleşmeler ilgili memur tarafından doldurulur. Bu gerçek herkesin bildiği ve kabul ettiği bir UYGULAMADIR. Yani Sözleşmeleri dolduran memur, şikayetimize esas olan suç senedini de doldurmuştur.

Merkez Şube müdürü Semra Oktayoğlu ve Avukat Yalım Şentürk yetkililerden aldıkları talimat doğrultusunda YALAN BEYANDA bulunarak, Savcılık makamını ve ADALET’i yanıltmaya çalışmışlardır. BANKALAR KANUNUNA ve ETİK İLKELERE açık olarak aykırı olan bu durum ayrıca suç duyurusu yapılarak, gerekli ceza işlemleri için, Cumhuriyet Başsavcılığına ve BDDK’ya bildirilmiştir.

Bütün bu gerçeklere rağmen, Savcılık makamına verdiğimiz, 09.03.2011 tarihli dilekçemize bağlı olarak, Cumhuriyet Savcılığının taleplerine rağmen, Turkishbank A.Ş.sözleşme asıllarını Cumhuriyet Başsavcılığına teslim etmemiş, Kriminal incelemeye, sözleşmenin fotokopileri gönderilmek zorunda kalınmıştır. Yine, 22.06.2011 tarihinde, Savcılık makamına verdiğimiz ve sözleşmeleri hazırlayan yetkilinin kim olduğunun tespit edilmesi amacı ile, suç tarihinde görev yapan bütün memurların Savcılık makamına gelerek ifade ve yazı örneklerinin alınmasının istemi ile ilgili verdiğimiz dilekçe ve DELİL TESPİTİ ile ilgili olarak hiçbir işlem yapılmamıştır.

VE DELİL TESPİTİ İLE İLGİLİ HİÇBİR İŞLEM YAPILMADIĞI HALDE, SAVCILIK MAKAMI, KAMU DAVASININ AÇILMASINI GEREKTİRECEK NİTELİKTE DELİL BULUNMADIĞINI GEREKÇE OLARAK GÖSTEREBİLMİŞTİR.

1.2- Mali Bilirkişi Mehmet Nuri Toplu tarafından hazırlanan 16.05.2011 tarihli raporun değerlendirme ve sonuç sayfasındaki (7) numaralı bölümde de ifade edildiği gibi, ‘ŞİKAYET KONUSU 25.12.2008 ÖDEME TARİHLİ SENEDİN MÜŞTEKİ BANKANIN TİCARİ DEFTERLERİNDE MUHASEBE KAYDINA RASTLANILMADIĞI TESPİT EDİLMİŞTİR.’

Yani dilekçemizde de iddia ettiğimiz gibi, resmi olarak böyle bir senet yoktur. Çünkü gerçekten Turkishbank A.Ş. ile karşılıklı olarak anlaşılarak verilmiş bir senet olsaydı, senedin düzenlenmiş bir bordrosu olması ve bu bordro ile senedin en geç 24 saat içinde de resmi defterlere işlenmiş olması gerekirdi. Bu konudaki suç duyurusu da 25.08.2011 tarihinde BDDK’ya yapılmıştır.

VE BU AÇIK VE TESPİT EDİLMİŞ MADDİ DELİL VE GERÇEĞE RAĞMEN, SAVCILIK MAKAMI, KAMU DAVASININ AÇILMASINI GEREKTİRECEK NİTELİKTE DELİL BULUNMADIĞINI GEREKÇE OLARAK GÖSTEREBİLMİŞTİR..

1.3- Mali Bilirkişi raporunda açık olarak ifade edildiği gibi, 31.12.2008 tarihi itibarı ile, Turkishbank A.Ş.’ye olan borcumuz, hesaplara itirazımızın olması kaydı ile 3.264.000. TL’dir. Ödenmemiş tek bir devre faizimiz olmadığı gibi, Turkishbank A.Ş.’nin ödemelerle ilgili tek bir şartlı-şartsız bildirimi yoktur. Ayrıca, 16 Aralık 2008 tarihinde, Turkishbank A.Ş.’ye, Çorlu’da 10 000 metrekarelik bir sanayi arsası da ipotek olarak verilmiştir. Sahte olarak hazırlanan senedin, sözde düzenlenme tarihinden 11 gün sonra.

Tek başına Organize bir DOLANDICILIK SUÇU olan ve T.C.K Madde 158 (1)-f bendine göre cezalandırılması gereken Turkshbank A.Ş.’nin bu suçu ile ilgili hiçbir işlem ve soruşturma yapılmamıştır.

Son derece açık olarak görüldüğü ve tespit edildiği gibi Turkishbank A.Ş. teminat olarak aldığı senedi, kanunlara aykırı bir şekilde, haberimiz ve bilgimiz olmadan alacağından çok daha fazla miktarda doldurarak, tahsil etmek için işlemlere başlamıştır.
BU SUÇTUR VE HELE MUHATAP KURUMSAL KİMLİĞİ OLMASI GEREKEN BİR BANKA İSE DAHA AĞIR BİR SUÇTUR.

Bu suç ile ilgili olarak da 14.06.2011 tarihinde Şişli Cumhuriyet Başsavcılığına ayrıca suç duyurusunda bulunulmuştur.

Soruşturma ile ilgili olarak sahte senedin sözde düzenlenme tarihinden bir hafta sonra, benimle birlikte Turkishbank A.Ş.’ye toplantıya gelen ve ŞAHİT olarak ifade veren emekli bankacı Çetin Çolpan’ın ve şüpheli eski merkez şube müdürü Ali Baba Şanlı’nın ifadeleri değerlendirilmemiş ve İFADELERİNE, KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DAİR kararda hiç yer verilmemiştir.

VE SAVCILIK MAKAMI KAMU DAVASININ AÇILMASINI GEREKTİRECEK NİTELİKTE DELİL BULUNMADIĞINI GEREKÇE OLARAK GÖSTEREBİLMİŞTİR.

1.4- Şikayetimizin önemli maddi tespitlerinden biri olan senet üzerindeki yazı ve imzaların yaşlarının belirlenmesi ile ilgili olarak, Kriminal Polis Laboratuarları Müdürlüğünün hazırladığı ekspertiz raporunun 2. maddesinde ifade edilen imza ve yazıların yaşlarının, memleketimizde teknik olarak tespitinin mümkün olmadığının ifadesi ile ilgili olarak, ilgili müdürlük ile daha sonra yaptığımız yazışmalarda, YAŞ TESPİTİNİN, yurt dışında ve özellikle A.B.D.’de yapılabildiği konusunda bilgilendirmeler yapılmıştır.

Kanunların uygulanabilmesi ve ADALET’in sağlanması için, ADLİ TEKNİK’ in son derece ilerlediği çağımızda, özellikle memleketimizde, bazı araştırma laboratuvarların bulunmadığı nedeninin arkasına sığınarak VAR OLAN DELİLLERİN KARARTILMASI ve bu eksikliğin daha geniş bir soruşturma ağı ile giderilmemesi doğru değildir.

Şişli Cumhuriyet Savcılığına verdiğimiz dilekçemizde de ifade ettiğimiz gibi, suç senedinin, bütün masrafları tarafımızdan karşılanmak üzere, yurt dışına gönderilerek, YAZI VE İMZALARIN YAŞLARININ da tespit edilmesi konusundaki talebimizdeki ısrarımızı sürdürüyoruz.

Bu konu ile ilgili olarak, ADALET BAKANLIĞINA bilgi verilerek, ŞİKAYETLERİMİZ İLE BİRLİKTE, HUKUKİ, İDARİ ve TEKNİK YARDIM talebimiz de ayrıca yapılacaktır.

VE SAVCILIK MAKAMI, KAMU DAVASININ AÇILMASINI GEREKTİRECEK NİTELİKTE DELİL BULUNMADIĞINI GEREKÇE OLARAK GÖSTEREBİLMİŞTİR.

Şikayetimize esas teşkil eden bütün maddi deliller, Ekspertiz ve Mali Bilirkişi raporları ile ortaya çıkarılmış ve doğrulanmış olmasına rağmen, Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı 4 sayfalık incelenen soruşturma evrakı bölümünde, Bilirkişi raporları ile elde edilen ve doğruluğu tespit edilen İDDİA VE DELİLLERE yer vermiyerek, dilekçelerimiz ile talep etmemize rağmen, yeterli ve gerekli araştırma ve soruşturma yapılmadan ve soruşturmayı eksik bırakarak,17.06.2011 tarihinde, 2011 / 11829 karar numarası ile ‘Kovuşturmaya yer olmadığı’ hakkında karar vermiştir.

Talebimiz üzerine KARARA İTİRAZIMIZ nöbetci Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiş ve Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesi’nde, 22.07.2011 tarihinde, 2011 / 996 Değişik İş no’lu karar ile, Hukuk sistemimize örnek teşkil edecek bir hızla, Yargılama dahi yapılmadan dosya üzerinden, ‘İtirazımızın reddine‘ karar ver
2.

İHMALE UĞRAYAN VE HAKSIZ OLARAK GÖRDÜĞÜMÜZ BU KARARLARI KABUL ETMEMİZ MÜMKÜN DEĞİLDİR.

‘’Kurumsal kimliğe sahip olması gereken bir bankanın adaleti yanıltmak ve geciktirmek için işlediği suçlar ve bu suçların işlenmesine bilerek veya bilmeyerek göz yumanlar muhakkak cezalandırılacaktır.’’ feryatlarımıza rağmen verilmiş olan TAKİPSİZLİK KARARLARI VE bu kararların Ağır Ceza Mahkemelerinde onaylanmalarına rağmen, aslında var olan fakat ZAMANINDA yeterince araştırılmayan deliller ile soruşturmanın devamı sağlanmış ve soruşturmanın bugün gelmiş olduğumuz noktasında, şikayetimize neden olan bütün suç unsurları ortaya çıkarılmıştır.

2.1- Şikayetimize esas olan suç senedinin Turkıshbank A.Ş.’nin ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiş ve bu nedenle bankanın Merkez Şubesi’nin müdürü olan Semra Oktayoğlu hakkında, , 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 156/1 ve TCK 53/1 Maddeleri uyarınca İDDİANAME düzenlenerek, İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinde 2012/30 E dosya numarası ile CEZA DAVASI açılmıştır.

Bunun dışında ise, aşağıda Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, 19.10.2010 tarihinden 01.12.2013 tarihine kadar süren toplam 29 ay içinde Turkıshbank A.Ş.’ye gönderilmiş olan mektuplar incelendiği zaman, bankanın yapmış olduğu bütün hukuk ve etik dışı yaptırımları, önceden düşünerek ve planlayarak ( Haziran 2010 toplantı CD’si) uyguladığı açık olarak görülmektedir.

Ve bu planlamanın da; Merkez Şube eski müdürü olan ve Levent şube müdürü olarak atanmış olan Sanık Semra Oktayoğlu tarafından, İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinde devam eden duruşmasında, iddialarımızı ve devam etmekte olan Soruşturmayı doğrulayarak, adlarını hatırlayamadığı (!) üst yönetimden olan kişilerle ki, bu kişiler Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Börteçene, eski Genel Müdür Abdullah Akbulak ve eski Genel Müdür Yardımcısı Taner Biçer’dir, birlikte hazırlandığı ifade ve ikrar edilmiştir.

Ayrıca, BDDK tarafından tayin edilen yeminli murakıplar tarafından hazırlanan rapor dava dosyasında görülemediği için, davamız açısından hayati önemde olan bu rapor da gerektiği gibi incelenememiştir.

Bu rapor incelendiğinde görülecektir ki, kayda alınmayan sadece bono olmayıp, Aralık 2008 tarihinde alınan Çorlu’daki araziye ait ipotek de banka kayıtlarında mevcut değildir.

Bankacılık usulünde, kredi verilmesi işlemleri sırasında şube tarafından müşteriye kredi verilmesi için yapılan talep üzerine, banka kredi komitesi tarafından kredi onaylanmasına ilişkin kredi tebliğ mektubu düzenlenerek kredi veren şubeye gönderilmektedir. Bu mektuplarda müşteri tarafından verilen teminatlar da belirtilmektedir.

Yaptığım şikayet üzerine BDDK yeminli murakıpları tarafından düzenlenen raporda şahsım hakkında düzenlenen 12 adet kredi tebliğ mektubu bulunduğu ve bu mektupların teminat kısmında bononun ve Çorlu’daki arazi üzerinde verdiğim ipoteğin yer almadığı belirtilmektedir.

Bu durum ise, gerek bononun gerek ise ipoteğin kasten kayıtlara yansıtılmadığını açık olarak göstermektedir.

2.2- 25.08.2010 tarihinde Şişli Cumhuriyet Başsavcılığına yapmış olduğumuz şikayet ile başlayan ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunun 2012/56863 numaralı dosyası ile devam etmekte olan Hukuk sürecinin bugün gelmiş olduğumuz noktasında,

Turkıshbank A.Ş. tarafından düzenlenmiş suç senedi ile suç senedini düzenleyen banka yetkilisinin hazırlamış olduğu ve tahrifat yapılarak üretilmiş olan Genel Kredi Sözleşmeleri ile ilgili olarak, Savcılık dosyasına sunmuş olduğumuz Bilirkişi Sayın İsmail Özkan’nın 22.01.2013 tarihli ‘’MÜTALAA BEYANI’’ ile tespit edilmiş olan HUKUK dışı işlemler ve Ulusal Kriminal Büro’nun 28.02.2013 tarihli ‘’ADLİ BELGE UZMAN MÜTALASI’’ doğrultusunda,

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma bürosu, 2012/56863 numaralı dosya ile, Turkıshbank A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Börteçene, eski Genel müdür Abdullah Akbulak, eski Genel müdür yardımcısı Taner Biçer ve sanık Semra Oktayoğlu hakkında; banka tarafından düzenlenmiş suç senedi ile suç senedini düzenleyen banka yetkilisinin hazırlamış olduğu ve tahrifat yapılarak üretilmiş olan Genel Kredi Sözleşmeleri ile ilgili olarak, ‘’5411 sayılı Bankacılık Kanununa aykırılık, bedelsiz kalan senedi kullanma, hizmet nedeni ile görevi kötüye kullanma ve özel belgede sahtecilik’’ suçlarından, 4 ayrı suç isnadı ile soruşturmaya devam etmektedir.

Ve bu Soruşturma çerçevesinde,

2.2.1. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu, 01.02.2013 tarihinde, Turkıshbank A.Ş.’den , Genel Kredi Sözleşmelerinin tanzim ve imzası ile şubenin hangi yetkilisinin ve yetkililerin hazır bulunduğunun, ivedilikle tespit edilerek Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmesini istemiştir. (Ek.1)

2.2.2. Soruşturma dosyasından da açık olarak görüleceği gibi, 25.08.2010 tarihinde Şişli Cumhuriyet Başsavcılığına, Turkıshbank A.Ş. hakkında yapmış olduğumuz, KIYMETLİ EVRAKTA SAHTECİLİK ile ilgili şikayet başvurumuzda ifade ettiğimiz bütün hususlar, maddi olarak bilirkişi raporları ile tespit edilmiş ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu; Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, 16.03.2011 tarihinde istenmiş olmasına rağmen, ancak 18.13.2013 tarihinde, yani ancak 21 ay sonra sonra teslim alınabilmiş olan Genel Kredi Sözleşmelerinin asılları ile suç senedinin aslı, gerekli araştırma ve tespitlerin yapılabilmesi için, 21.03.2013 tarihinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü Kriminal Polis Labaratuvarı Müdürlüğüne göndermiştir. (Ek.2)
2.3. 2011/74404 numara ile devam etmekte olan Savcılık Soruşturmasına neden olan şikayetimi Şişli Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığım 25.08.2010 tarihinden bu güne kadar; 650 gün, 21’inci ay’ın içindeyiz 34 ay veya toplam olarak 2 yıl 10 ay geçmiştir.
Bu süre içinde, şikayetimin esası olan SUÇ SENEDİ, Turkıshbank A.Ş.tarafından Savcılık makamına aylarca teslim edilmemiş, senedin savcılık makamına teslim edilmesi için, Şişli Cumhuriyet Başsavcılığının toplam 5 tekit yazısını kapsayan 7.5 ay veya 224 gün sonra, ancak, Savcılık Makamına ancak teslim edilmiştir.

Buna mukabil, bilirkişi incelemelerinin yapılabilmesi için, Şişli Cumhuriyet Başsavcılığının 16.03.2011 tarihli ve 2010/48802 sayılı, kredi sözleşmelerinin asıllarının da teslim edilmesi ile ilgili yazısına rağmen, üzerinden 22 ay ve yaklaşık olarak 1 tam yıl 8 ay geçmiş olmasına rağmen kredi sözleşmelerinin asılları Cumhuriyet Savcılığına teslim edilmemiş, ekte örneğini sunmuş olduğum ve 15. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne yazmış olduğum dilekçeden sonra, Savcılık Makamı yine aylardır göndermiş olduğu tekitlerden netice alınamayınca, yetkili memur göndererek aldırması ile Ocak 2013 tarihinde, yani yıllar sonra Genel Kredi Sözleşmelerinin asılları ancak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı kasasına alınabilmiştir.

Soruşturmanın, BANKACILIK SUÇLARI kapsamında ise, Cumhuriyet Savcılığının, BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU BAŞKANLIĞINA hitaben yazmış olduğu ‘’…Alınan 16.05.2011 tarihli bilirkişi raporunun değerlendirme ve sonuç kısmının 7. Fıkrasında, şikayet konusu olan 25.12.2008 ödeme tarihli 3.700.000.,bankanın ticari defterlerinde muhasebe kaydının tutulmadığı tespit edilip, bu suç yönünden soruşturma evrakı tefrik edilmiş olmakla, Bilirkişi raporundaki Gerçeğe aykırı muhasebeleştirme ve kayıt dışı işlem tespiti ile ilgili olarak, 5411 sayılı Bankacılık kanununun 156.maddesi gereğince gerekli değerlendirmenin yapılarak, yazılı başvuruda bulunup bulunulmayacağının bildirilmesi rica olunur.’’ yazısına, ancak 3 tekit yazısından sonra, aradan 205 gün ve yaklaşık olarak da 7 ay geçtikten ve aynı günlerde, YARGITAY tarafından suç senedi ile yapılan satışların onaylanmasından sonra ancak cevap gelebilmiş ve Turkısh Bank A.Ş’ nin suçu tespit edilmiştir.

İstanbul Cumhuriyet Savcısı Sayın Fehmi Tosun tarafından, 23.09.2010 tarihinde Turkıshbank A.Ş.yetkili ve görevlilerine gönderilmiş olan, suç senedinin aslının, Savcılık Makamına teslim edilmesi ile ilgili, Şüpheli Çağrı Kağıdı ile, Şişli Cumhuriyet Başsavcısı Sayın Oğuzhan Atamtürk Uyar’ın, 16.03.2011 tarihinde Turkıshbank A.Ş.’ ye göndermiş olduğu Genel Kredi Sözleşmeleri asıllarının, Savcılık Makamına teslim edilmesi ile ilgili mektubundan, bu güne kadar geçen yaklaşık 33 ay içinde Savcılık Makamlarının, Turkıshbank A.Ş.’den bilgi ve belgelerin teslim alınabilmesi için göstermiş olduğu uğraş ve çabalara ait resmi belgelerin tarih sırası ile açıklaması aşağıdadır.

1.İstanbul Cum. Sav. Fehmi Tosun,‘’Adil Altay Güney’in ifade tutanağı’’ 19.10.2010 (Ek.3)
2.İstanbul Cumhuriyet Savcısı Fehmi Tosun, ‘’Şüpheli çağrı kağıdı’’ 23.09.2010 (Ek.4)
3.İstanbul Cumhuriyet Savcısı Fehmi Tosun, ‘’ Şüpheli davetiyesi’’ 23.09.2010 (Ek.5)
4.İstanbul Cumhuriyet Savcısı Fehmi Tosun, ‘’ Senet aslı teslim yazısı’’ 14.10.2010 (Ek.6)
5.İstanbul Cumhuriyet Savcısı Fehmi Tosun, ‘’ Senet aslı teslim için tekit’’14.10.2010 (Ek.7)
6.Şişli Cumhuriyet Savcısı Oğuzhan A.Uyar, ‘’ Senet aslı teslim yazısı’’ 09.12.2010 (Ek.8)
7.Şişli Cumhuriyet Savcısı Oğuzhan A.Uyar, ‘’ Senet aslı teslim yazısı’’ 09.12.2010 (Ek.9)
8.Şişli Cumhuriyet Savcısı Oğuzhan A.Uyar, ‘’ Senet aslı tekit ikrarı’’ 05.01.2011 (Ek.10)
9.Şişli Cumhuriyet Savcısı Oğuzhan A.Uyar, ‘’Em.Müd. senedin temini’’ 06.01.2011 (Ek.11)
10.Şişli Cumhuriyet Savcısı Oğuzhan A.Uyar, ‘’ Senedin alınması’’ 26.01.2011 (Ek.12)
11.Şişli Cumhuriyet Savcısı Oğuzhan A.Uyar, ‘’Semra Oktayoğlu’nun ifadesi.’’ (Ek.13)
12.Şişli İlçe Emniyet Müdürlüğü, Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı’na 23.02.2011 (Ek.14)
13.Gen. Müd.ve Gen.Müd. yrd.’na ulaşılamadığınıntutanağı 23.02.2011 (Ek.15)
14.Senet aslı ile GKS’leri dolduran kişinin aynı kişi olduğu ihbarı 09.03.2011 (Ek.16)
15.Şişli Cum. Savcısı Oğuzhan A.Uyar, ‘’GKS asıllarının teslimi ‘’ 16.03.2011 (Ek.17)
16.Şişli Cum. Savcısı Oğuzhan A.Uyar, ‘’ Kriminal Polis Lab.Md.’ne’’ 07.04.2011 (Ek.18)
17.İstanbul Cum. Savcısı Ercan Devrim, ‘’ GKS asılları teslimi hakkında.’’ 11.12.2012 (Ek.19)
18.İstanbul 15.As.Tic. Mahkemesine,’’GKS asıllarının teslimi hakkında’’ 08.01.2013 (Ek.20)
19.İstanbul Cum. Sav. Ercan Devrim, ‘’GKS asıllarının teslimi için tekit’’ 08.01.2013 (Ek.21)
20.GKS ASILLARININ SAVCILIK MAKAMINA TESLİM EDİLMESİ. 18.01.2013 (Ek.22)
21.İstanbul Cum. Savcısı Ercan Devrim, ‘’Krim. Polis Lab.Müdürlüğüne. 21.03.2013 (Ek.2)

VE TURKISHBANK A.Ş. TARAFINDAN NE ZAMAN CEVAPLANDIRILACAĞI BİLİNMEYEN,

22.SAVCILIK MAKAMININ GKS SORGULAMASI 01.02.2013 (Ek.1)
SORUŞTURMAYI ENGELLEME, UZATMA VE DELİLLERİ KARARTMA AMACI TAŞIYAN BU DAVRANIŞIN KABUL EDİLMESİ MÜMKÜN DEĞİLDİR VE SUÇTUR. (BANKALAR KANUNU MADDE 153, MUSTAFA AKIN, BANKACILIK CEZA HUKUKU )
BU SUÇUN DA, İŞLENMİŞ OLDUĞU AÇIK OLARAK GÖRÜLMÜŞ OLMASINA RAĞMEN, SAVCILIK MAKAMI TARAFINDAN, BU SUÇ İLE İLGİLİ OLARAK DA BİR CEZA DAVASI AÇILAMAMIŞTIR.
2.4. Yukarıda açıkladığımız EKSPERTİZ ve MALİ BİLİRKİŞİ raporundan da açık olarak görüldüğü ve tespit edildiği gibi, şube müdürü Semra Oktayoğlu’nun ,Cumhuriyet Savcılığına bankanın avukatı eşliğinde verdiği ifadenin de planlanarak kurgulanmış YALAN olduğu ortaya çıkmıştır ve bu suçtur. (BANKALAR KANUNU MADDE 155. (MUSTAFA AKIN, BANKACILIK CEZA HUKUKU)
2.5. Savcılık Makamının, Genel Kredi Sözleşmelerini kimin hazırladığı konusundaki sorusunun muhatabı Merkez şube müdürü olan Semra Oktayoğlu’ dur. Genel Kredi Sözleşmelerinin hazırlanması ile suç senedinin hazırlanması ile ilgili görevlendirme, şube müdürü olarak kendisi tarafından yapılmıştır. Bu nedenle de bu konularla ilgili olarak, kendisinin haberi olmadığı hakkındaki beyanları ise gerçek dışıdır ve bu konudaki gerek Savcılık Makamında ve gerekse Mahkemelerdeki ifadeleri ise çok açık olarak, 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 155. Maddesine aykırıdır.

Merkez şube Müdürü Semra Oktayoğlu hakkında, ‘’5411 SAYILI BANKACILIK KANUNU’NUN 155. MADDESİ OLAN, GERÇEĞE AYKIRI BEYANDA BULUNMAK’’ suçu ile de CEZA DAVASI açılması gerekir.

Şikayet konusu suç senedi ile ilgili olarak, Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı 2010/48802 Soruşturma numaralı dosyada Semra Oktayoğlu’ nun ifadesi.

‘’ …senedi hem kendisinin hem de eşinin imzalamasını istedik. Kendisi eşi huzurda bulunmadığı için senedi doldurup eşine de imzalatarak getireceğini söyledi. Dolayısı ile şu anda şikayete konu olan senedi kendisi haricen doldurdu ve bankamıza düzenlenmiş ve imzalanmış olarak getirip teslim etti. Hatta beni telefonla arayarak senedin tanzimi ile ilgili miktarını ne kadar yazacağını sordu. Ben de borcunu ve faizini hesaplayarak yaklaşık olarak 3.700.000.00TL olarak doldurmasını söyledim…

Şikayet konusu suç senedi ile ilgili olarak, Emniyet müdürlüğünce hazırlanmış 29.04.2010 tarih ve BLG-2011/4189 Uzmanlık numaralı EKSPERTİZ RAPORU’nun 2. Sayfasının 3 no’ lu maddesinin © bendi,

‘’İnceleme konusu sözleşme fotokopilerindeki el yazıları ile, inceleme konusu senetteki el yazıları arasında ( Adil Altay Güney ibareli el yazıları hariç ) kaligrafik ve grafolojik özellikler yönünden uygunluk ve benzerlikler bulunduğu müşahede edilmekle,’’

Şikayet konusu suç senedi ile ilgili olarak, BİLİRKİŞİ Grafoloji ve Sahtecilik uzmanı sayın İsmail Özkan tarafından hazırlanmış olan, 22.01.2013 tarihli ‘’MÜTALAA BEYANI’’ nın, 9. Sayfa ve 2.bendi,

‘’İnceleme konusu, alacaklı ‘’TURKISHBANK A.Ş.’’, borçlu ‘’GÜNEY KONUT ORGANİZE YAPILAR VE İNŞAATLAR LTD.ŞTİ’’ ve kefil ‘’ ADİL ALTAY GÜNEY’’ adlarına tanzim edilmiş 04.12.2008 tanzim ve 25.12.2008 ödeme günü, 3.700.000 / Üçmilyon yediyüzbin YTL meblağlı senet fotokopisindeki el yazılarının, kefil satırında yazılı ‘’ADİL ALTAY GÜNEY’’ isim yazıları hariç, İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/604E sayılı dosyasına ‘’TURKISHBANK A.Ş.’’ tarafından sunulan ‘’TURKISHBANK A.Ş.Merkez şubesi’’ ile müşteri ‘’GÜNEY KONUT ORGANİZE YAPILAR VE İNBŞAATLAR LTD.ŞTİ’’, Müşterek müteselsil borçlu ve müteselsil kefil ‘’Adil Altay Güney’’ ve ‘’Sevil Güney’’ adlarına tanzim edilmiş GKS’lerdeki el yazılarını yazan (Teamülde GKS’ler banka görevlileri tarafından düzenlendiklerinden) BANKA GÖREVLİSİNİN ELİ ÜRÜNÜ OLDUĞU KANAATİNE VARILMIŞTIR.’’

Bu nedenle de, Genel Kredi Sözleşmelerinin ve bu sözleşmelerin Mahkemeden almış olduğumuz tasdikli fotokopilerin incelenmesi ile, daha önce Şişli Cumhuriyet Başsavcılığına sunulmuş olan Genel Kredi Sözleşmelerin karşılaştırılması neticesinde tespit etmiş olduğumuz bulgular, Genel Kredi Sözleşmelerinin bugüne kadar neden Turkıshbank A.Ş tarafından, yıllarca süren talep ve tekit yazılarına rağmen, Savcılık Makamına teslim edilmeyerek, sözleşme asıllarının, suç senedinin aslı ile birlikte kriminal incelemeye gönderilmesinin ve kesin rapor alınmasının engellenmiş olduğunun, son derece açık bir göstergesi olmuştur.

SONUÇ.

1.HAKLI OLDUĞUMUZ VE HAKLI OLDUĞUMUZU DA BİLDİĞİMİZ HALDE, UZAYIP GİDEN SORUŞTURMALAR, ÖNYARGILI OLARAK VE GEREKLİ OLAN İNCELEME VE SORUŞTURMALAR YAPILMADAN VERİLMİŞ KARARLAR İLE, AİLE HAYATIMIZ, VARLIĞIMIZ VE HUZURUMUZ YOK OLDUĞU GİBİ, TİCARİ İTİBARIMIZ DA KAYBETTİRİLMEYE ÇALIŞILARAK, PİYASADA İŞ YAPAMAZ HALE GETİRİLMİŞ DURUMDAYIM.
BÜTÜN BUNLARA RAĞMEN, YAPILMIŞ VE YAPILMAKTA OLAN BÜTÜN BU HAKSIZLIKLARA KARŞI, HAK VE HUKUK MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRMEK KONUSUNDA KARARLIYIM VE KAZANACAĞIM KONUSUNDA DA İNANÇLIYIM.
TÜRKİYE’DE DE, HAKİMLER VE SAVCILAR VARDIR.
Turkıshbank A.Ş. bugüne kadar, cevap vermeme, geciktirme ve süreyi olabildiğince uzatma uygulamasını; bugüne kadar devam eden Hukuk süreci içinde planlanmış, Resmi Makamların talep etmiş olduğu evrakları geciktirerek ve vermeyerek 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 153. Maddesini de açık olarak ihlal edilerek, ceza davalarının zamanında açılmasını engellemiş ve kazanmış olduğu 2.5 seneyi aşkın ve bizleri perişan eden zaman dilimi içinde, kendisine iyi niyetle ipotek etmiş olduğumuz ve kredi borcumuzun 4 misli değerindeki gayrimenkullerimizi, kendi düzenlemiş oldukları ve Turkıshbank A.Ş.’nin Ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiş olan şikayetimize esas suç senedinin kullanılmış olduğu icra satışları ile GASP etmiştir.

Turkıshbank A.Ş. ile 52 aydır sürdürmekte olduğumuz Hukuk Mücadelesi yazılı ve görsel basında da yer almaya başlamış; YENİ ŞAFAK Gazetesi 21.Nisan.2013 tarihinde, ‘’TURKISH VURGUN’’ başlığı ile, geniş ve manşetten verilen bir haber yayınladıktan sonra, 22 ve 23 Nisan günlerinde de Turkıshbank A.Ş. ve avukatları hakkındaki yayınlarına devam etmiş, TV NET Televizyonu ise, 23.Nisan.2013 Tarihindeki ‘’Habere Bakış’’ proğramında, dosyalarda gizli kalan Hukuk Mücadelemizin, Topluma mal edilmesini sağlamıştır.

Şikayetimizle de doğrudan ilgili olan bu haberlerin yayınlanmış olduğu 21.Nisan.2013, 22.Nisan.2013, 24.Nisan.2013 tarihli YENİ ŞAFAK gazeteleri dilekçemizin ekinde olup, 23.Nisan.2013 saat 19.50’de TV NET’ de yapılmış olan ‘’Habere bakış’’ program CD’si ise, Turkıshbank A.Ş.ile Hukuk Mücadelemiz konusunda açmış olduğumuz, ‘’GOOGLE, WORDPRESS GÜNEY KONUT’’ haber sitesinden izlenebilir.
HER ŞEYE RAĞMEN, UMUDUMUZU KAYBETMEDEN, BU HAKSIZLIKLARA DUR DİYEBİLECEK VE SUÇLULARI KİM OLURSA OLSUN CEZALANDIRACAK BİR MAHKEMENİN DE OLDUĞUNA İNANIYORUZ.
2.Kurumunuzdan gelen, 22.04.2013 tarihli mektupta ifade edilmiş olan, ‘’…şikayetin işleme konulmamasına dair kararın kaldırılmasını gerektiren herhangi bir delil ve durumun bulunmadığı’’ tespitindeki, Sayın Tetkik Hakimi Nuri Karakuş’un bu tespite esas olan çalışma raporlarında, hangi evraklara müracaat edilip incelendikten sonra bu tespitin yapıldığı konusunun da tarafıma acil olarak bildirilmesini ve bu bildirimden sonra da, eksik olan bilgi ve delillerin, yine acil olarak tarafımdan Kurumunuz Genel Kuruluna ulaştırılacağımı, özellikle ifade etmek isterim.
‘’BİR TEK KİŞİYE YAPILAN HAKSIZLIK, TÜM TOPLULUĞA YÖNELMİŞ BİR TEHDİTDİR’’. MONTESQUİU
YUKARIDA AÇIK OLARAK İFADE ETTİĞİMİZ VE BİLİRKİŞİ RAPORLARI İLE DE DOĞRULANAN, FAKAT BUNA RAĞMEN EKSİK BIRAKILAN SORUŞTURMA, ARAŞTIRMA VE YAPTIĞIMIZ ŞİKAYET İLE İLGİLİ GEREKLİ İŞLEMLERİN YAPILMASINI, EMİR VE MÜSAADELERİNİZE ARZ EDERİZ.
SAYGILARIMIZLA.

ADİL ALTAY GÜNEY
YÜKSEK MÜHENDİS MİMAR
GÜNEY KONUT ORGANİZE YAPILAR VE İNŞAATLAR LTD.ŞTİ.

EKLER:
1. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Bürosu’nun 21.03.2013 tarihli yazısı
2. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Bürosu’nun 01.02.2013 tarihli yazısı
3-22. Resmi yazılar.
4. 21.Nisan.2013 tarihli Yeni Şafak Gazete küpürü.
5. 22.Nisan.2013 tarihli Yeni Şafak Gazete küpürü.
6. 23.Nisan.2013 tarihli Yeni Şafak Gazete küpürü.

altayguney@guneykonut.com.tr
http://www.guneykonut.com.tr
http://www.kemerormanevleri.com
TELEFON : 0532 212 70 62 – 0533 668 23 73

ADRES : ZUHURATBABA MUHTAR SOKAK NUMARA 4-1 /16 BAKIRKÖY – İSTANBUL

T.C. İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA

T.C.

İSTANBUL CUMHURİYET   BAŞSAVCILIĞI’NA                                          31.10.2010

‘Dünya, kötülük yapanlar yüzünden değil, kötülüğe karşı,hiçbir şey yapmadan                 

                                     durup izleyenler yüzünden tehlikeli bir yerdir.’                           Albert Einstein

 

                                    ‘Yaratmak direnmektir, direnmek yaratmaktır.’                       Stephane Hessel

Soruşturma no: 2011 / 74404

 

Zamanında ödenmemiş hiçbir devre faizim olmadığı halde, küresel mali kriz bahane edilerek, kullandığım kredinin; borca karşılık Turkıshbank A.Ş.’nın kendi gayrimenkul değerlendirme raporlarına göre en az 3 katı 1.derece gayrimenkul ipoteği verdiğim halde, kendilerinin düzenlemiş olduğu, uydurma, kambiyo senedi niteliği olmayan ve suç unsurları taşıyan bir senetle baskın şeklinde uyguladıkları ihtiyati haciz ve İcra işlemlerine karşılık 32 aydır HAK, ADALET ve YAŞAM için  HUKUK  mücadelesi yapıyorum.

Bu son derece uzun hukuk mücadelem sürecinde, takibi yapılan suç senedine dayanan İcra ve satışlarla, 11 adet gayrimenkulüm satışa çıkarıldı, 1 adedinin satışı ‘TAŞKIN HACİZ ’ den  durdurularak İcra işlemleri  iptal edildi, 5 adet şahsi gayrimenkulümün satışı yapıldı. 3 adedinin satışına ait itirazım YARGITAY incelemesinde, 2 adedinin satışına ait itirazım ise İCRA MAHKEMESİNDE derdesttir. Güney Konut Organize Yapılar ve İnşaatlar Ltd:şti’ nin sahibi olduğu 5 adet gayrimenkulün satışından ise ise, satış gününden 1 gün önce olan, 11.07.2011 tarihinde, Banka Avukatları tarafından, Eyüp İcra Müdürlüğüne dilekçe verilerek  vaz  geçilmiştir.

Turkıshbank A.Ş. ayrıca, SORUŞTURMASI YAPILMAKTA OLAN SENET İLE YAPILAN İCRA TAKİBİNİN DIŞINDA, aynı borca dayanarak İstanbul 9.İcra müdürlüğünde 2010/8283 ve İstanbul 10.İcra müdürlüğünde de 2011/ 1924 E  sayılı dosyalarla İcra takipleri başlatmıştır.

Turkıshbank A.Ş., CEZA KANUNLARIMIZA GÖRE, MÜKERRER İCRA TAKİBİ YAPARAK  DA SUÇ İŞLEMİŞTİR.

Sayın Savcım, 25.08.2010 tarihinde Şişli Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığım, Turkıshbank A.Ş.’nın kıymetli evrakta sahtecilik yaptıkları hakkındaki şikayetim ile ilgili olarak, 2011/74404 dosya numarası ile devam eden soruşturma kapsamında, 25.08.2011 tarihinde BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETİM KURUMU BAŞKANLIĞINA, 17.09.2011 tarihinde TÜRKİYE BANKALAR BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA, 19.10.2011 tarihinde İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA, vermiş olduğum dilekçelerin suretleri  dilekçemin ekindedir.

Yukarıda ifade etmiş olduğum, HAKSIZ VE HUKUKSUZ, TEFECİ ZİHNİYETİ İLE BANKACILIK MEVZUATI ARKASINA SIĞINARAK HAREKET EDEN TURKISHBANK A.Ş.’NIN, BAĞLI BULUNDUĞU ÜST KURUMLARA DA İLETTİĞİM ŞİKAYET DİLEKÇELERİM HAKKINDA, BU KURUMLARDAN ŞİKAYETİME GELEN CEVAPLARI DA BİLGİNİZE SUNACAĞIM.

.

Bilgilerinize arz ederim.

Saygılarımla.

 

ADİL ALTAY GÜNEY

YÜKSEK MÜHENDİS MİMAR

Güney Konut Organize Yapılar ve İnşaatlar Ltd.Şti

Zuhuratbaba Muhtar Sokak Güney apt. No: 4-1 / 16                                Bakırköy – İSTANBUL

altaygüney@güneykonut.com.tr

www.güneykonut.com.tr

www.kemerormanevleri.com

cep telefonu: 0533 668 23 73

Ekleri:

1.25.08.2011 tarihli BDDK dilekçesi,

2.17.09.2011 tarihli BANKALAR BİRLİĞİ dilekçesi,

3.19.10.2011 tarihli İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI dilekçesi,

4.11.07.2011 tarihli satış iptali dilekçesi.

5.14.10.2011 tarihli YENİ AKİT Gazete haberi.

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 261 takipçiye katılın